Çankırı Şiirleri

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve oguzturk tarafından 4 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. oguzturk Administrator Staff Member


    Çankırı Şiiri

    Sıra sıra ak boyalı ,
    Çıkması bol konaklar .
    Pencerelerinde yer etmiş ,
    Ay yıldızlı Bayraklar .

    Bu beyaz badanalı evler ,
    Bilir misiniz bana ne dedi ?
    " Uzak çağların Yakın Kenti
    Çankırı ;
    Sizi bağrına basmak için,
    benden yardım istedi .

    Bir koşu . . . Atıldım kollarına ,
    Bir çiçek de ben kondurdum ,
    Hititler ' den gelen ,
    Cumhuriyet ' i kuran ;
    Acılar dolu bağrına .

    O anlattı ben dinledim ;
    Taş Mekteb… Taş Mescid . . .
    Karataş Hamamı ,
    Ve Kent ' in ;
    Geleneksel evlerinin ,
    Öyküsüyle inledim .

    Bazan Yemen ' e uzandım ,
    Ağıt yaktım Ata ' ma .
    Mağara ' da tuz bastım ,
    Şu asırlık yarama .

    Bazan Balkanlar ' dan ,
    Bazan Çanakkale ' den ;
    Dönecek mi diye Dedem ,
    Dilek Taşı ' na yöneldim .

    Beni bulduklarında
    Çankırı ' da ;
    Ben ; ben değildim . . .

    Nevzat Bilgiç
    Sıla Benim Gurbet Benim – Memleketime Şiirler isimli kitabından..


    Çankırı şiiri

    Serin yaz akşamlarında Sarıbaba'ya, mezarlığa,
    Uğrar biraz gezinirdim kimi zaman.
    Derin uğultusu var gibiydi orada ölülerin.
    Tatlıçay büyük vadiden aşağı,
    Bükülür giderdi benim gibi kederli, bezgin.

    Kimi zaman bir kaç delikanlı sohbeti,
    Bir koyu, bir tatlı geçer giderdiki zaman.
    Ne yapsam aynı sıkıntıydı
    Bittiği yerden başlayan.

    Minicik bir şehirdi her yeri,
    Bir avuçiçi gibi.
    Ne çabuk biterdi yürüyüşler.
    Çayboyu'ndan, Beşkavağa,
    Feslikan'a sapardı soluğumuz
    Ne yöne gidersek gidelim
    Hep İmaretten geçerdi yolumuz

    Yine de övünürdük hep şehrimizle
    Başkaydı canım, çankırı'lı olmak
    Hoş yoktu başka bir eğlencemiz, belki de ondan.
    Üçbeş arkadaş, ahmet, mehmet, metin,
    Sadık softa, mahbub, ali osman
    Hergün aynı yüzler, eskimeyen dostluk

    Karatekin hep izler gibiydi bizi Kale'den
    Sarıbaba kollar gibiydi, bekler gibiydi İkiçam
    Deve Yolu, Kızlar Değirmeni
    Görmezsek biz onları duramazdık,
    Onlarsa hep çağırırdı bizi sanki

    Çok zor geçerdi Çankırı'da zaman.
    Ne çok üzülürdüm Çankırılı kızlara
    Biz yine üçbeş erkek çıkardık çarşıya
    İstersek vururduk kendimizi kırlara,
    Kimi zaman Taşmescit sırtlarına.
    Serde gençlik... şairlik... ne varsa...

    Oysa Çankırılı kızlar, kör bir zamanın,
    Helezonik ortamında sıkıntıdan
    Kıvrılır, kıvranır durur gibiydiler.
    Bazıları geçmemizi beklerdi sokaklarından.

    Ve belki biraz da biz bu yüzden, serserice
    Habire akardık damarlarına şehrin.
    Hangi şaşkın geçerdi ki başka, defalarca,
    Altından, gizli bakışlarla dolu pencerelerin

    Herşey bir hayal güzelliğinde hafsalamda,
    Ne hoş geliyor o günler bakınca bugünden.
    Kurtuldum sayılmaz uzağında yaşasamda,
    Çankırı'nın o anlaşılmaz, tuhaf büyüsünden

    ilhami atmaca
     



Sayfayı Paylaş