Çanakkale Savaşı İle İlgili Öyküler

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 29 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Çanakkale Savaşı Öyküleri

    Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı, Kimi Bosnalı, Kimi Azerbaycanlı, Kimi Adıyamanlı, Kimi Gürünlü, Kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor…

    Bunlardan biri Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır.
    Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için
    komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama
    tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.

    ‘Ölme ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım… Arkadaşıma ulaştırın…’
    Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: ‘Ben…Ben köylüm Lapseki’li
    İbrahim Onbaşından 1 Mecidiye borç aldıydım… Kendisini göremedim. Belki
    ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin’

    ‘Sen merak etme evladım’ der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını
    eliyle okşar. Az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de
    ’söyleyin hakkını helal etsin’ olur…

    Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor.
    Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden
    çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor.

    İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye
    daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere
    yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine ne de göz yaşlarına engel olamaz…

    PUSULADAKİ NOT:

    ‘Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni
    göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma
    söyleyin ben hakkımı helal ettim.’ Siz bu olayın neresindesiniz?


    KINALI HASAN

    Yüzbaşi Sirri Bey, ikindi vakti yeni gelen erati teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçinin bir tarafi kinalanmiş oldugunu görür ve takilir: “Hiç erkek kinalanir mi? Mehmetçik: Buraya gelmeden evvel, anam kinalamişti komutanim” der ve sebebini bilmedigini ilave eder.Komutanin istegi üzerine anasina haber salar, “Niye benim saçimi kinaladin?” Gelen cevabi mektupta şunlar yazar:

    “Ey gözümün nuru Hasan’ım,

    Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor.Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın... Ben, senin anan isem.Beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü.Allah, bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor...

    Sen bu ailenin seçilmiş kurbanisin...

    Hasan’ım, söyle zabit efendiye... Bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır... Ben de seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım.Onun için saçını kınalamıştım...

    El-hükmü billah. Allah, seni İsmail Peygamber’in yolundan ayırmasın.

    Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktir. Gözlerinden öperim...

    Anan - Hatice”
     



  2. CAN Well-Known Member

    EĞER BABAN GELİRSE ANNEM SENİ HEP BEKLEDİ DE...

    “Balıkesir'de Ali Suriri İlkokulu karşısındaki boşlukta ...

    Eski ayakkabı tamircisi... Kır pala bıyıklı bir ihtiyar.. Cevdet dede vardı..

    Bir akşam üstü, yanı başında sohbet ederken... Konu Çanakkale'ye geldi...

    Ağlamaya başladı ve devam etti... "Rahmetli babam Hafız Ali... Çanakkale'de kaldığında ..

    Anamın karnında yedi aylıkmışım. Onu hiç tanımadım... Bir fotoğrafı bile yoktu..

    O günler.. Çok zor günlerdi. Seferberliğin sıkıntısı, Kuvvayı Milliye zamanı, işgal yılları...

    Kurtuluş, yokluk, sıkıntı..

    Çocukluğumuz hep ekmek peşinde sıkıntı ile geçti ama anam, benim çocukluğumdan itibaren her sokağa çıkışta, her nereye giderse; yanıma gelir ve..
    -Oğlum ben pazara gidiyorum,baban gelirse beni hemen çağır ha!..
    -Ben teyzenlere gidiyorum.Baban gelirse beni hemen çağır ha!..
    -Ben komşulara gidiyorum.Baban gelirse beni hemen çağır ha..! Derdi.

    Anam babamı bekledi durdu...Büyüdüm,dükkan açtım.. Annem yine her bir yere gidişte...

    Dükkana gelir,gideceği yeri söyler ve “Baban gelirse beni çağır ha!..” derdi.

    Aradan yıllar geçti,anacığım ihtiyarladı..

    Gene hep değneğini kaparak bana gelir

    Ve..

    "Baban gelirse beni çağır ha!.."

    Diye tembihlerdi...

    Günü geldi ağırlaştı.. Ölüm döşeğinde bizimle helalleşti..

    "Bana iyi baktınız,hakkınızı helal edin" dedi. Bana döndü yavaşça;

    "Baban gelirse, O'na annem hep seni bekledi de" dedi.

    Birden irkilerek doğruldu, kapıya doğru gülümseyerek:

    “Hoş geldin Bey, hoş geldin.....”

    Diyerek ruhunu teslim etti.
     

Sayfayı Paylaş