Büyü Nasıl Bozulur

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve OrKuN tarafından 11 Ekim 2010 başlatılmıştır.

  1. OrKuN Well-Known Member


    Büyü Nasıl Bozulur
    Sihir ve büyü vardır ve gerçektir. Kur'ân'ın ifadesiyle eski bir medeniyet merkezi olan Bâbil halkından bazı insanlar ilham yoluyla Hârut ve Mârut isimli iki melekten birtakım gizli bilgiler ve olağandışı şeyler öğrendiler Bu melekler, insanları uyarıyorlar ve "Biz ancak sizi denemek için gönderildik. Sakın sihir yapıp da kâfir olmayın" demeden kimseye bir şey öğretmiyorlardı.

    Fakat bu uyarılara rağmen insanlar meleklerden aldıkları bu bilgileri sihir yolunda kullandılar. Zaman içinde başkalarına da öğreterek sihir ve büyüyü yaygın hale getirdiler. Hamdi Yazır'ın tespitine göre, ilimler iyiye kullanılırsa zehirden ilâç yapılır, kötüye kullanıldığında da ilâçtan zehir elde edilir.

    Ancak insanlar elde ettikleri bilgileri sihir ve büyü gibi yollarda kullansalar da Kur'ân'a göre, "O sihri yapanlar, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar verebilecek durumda değillerdi. Onlar böylece kendilerine fayda veren şeyleri değil de, zarar verecek şeyleri öğrendiler."1

    Bu âyetin açıklamasında dile getirildiği gibi, "Sihir yaparak karı-kocanın arasını ayıranlar, bu kadar kuvvetli bir sevgi bağını kıranlar bir topluma daha neler yapmazlar ki? "Sihrin en büyük etkisi ruh üzerindedir. Fikirleri bozar, kalpleri çeler, ahlâkı perişan eder, toplumun altını üstüne getirir. "Bunun için sihirbazlardan ve büyücülerden uzak durmalı, hiçbir şekilde onlarla bir araya gelmemeli.

    "Fakat bunlar ne kadar zararlı şeyler yapsalar da, Allah'ın izni olmadıkça kimseye bir zarar veremezler. Çünkü gerçek tesir, ne sihirde, ne sihirbazda, ne tabiatta, ne ruhta, ne yerde, ne gökte, ne şeytanda, ne de melektedir. "Asıl tesir gücü Allah'a aittir. Fayda ve zarar denilen şey de ancak O'nun izniyle meydana gelir. "O halde, her şeyden önce Allah'a sığınmalı ve bunlara karşı koymak için de Allah'ın kitabına sarılmalıdır."

    Bir yerde muska ve benzeri büyü malzemeleri bulunsa ve görülse yahut birisinin bize büyü yaptığından şüphe etsek bile, her şeyden önce bir endişeye düşmemeli, moralimizi bozmamalı ve ümitsizlik içine girmemelidir. Özellikle her şeyi büyüden bilme gibi bir yanlışa da düşmemelidir. Çünkü her olayın dizgini ve idaresi Allah'ın elindedir. Bunun için doğrudan doğruya Allah'a sığınmalı ve Ona yönelmelidir, Ondan yardım istemelidir.

    "Büyücü Hocalar"a gidip de onlardan bir şey beklemek, bir çareden öte çaresizliktir, dermandan ziyade derdine dert katmaktır. Çünkü işin istismarcısı ve "tüccarı" olan bu kişiler, insanın moralini bozmaktan başka bir şey yapmazlar. Varsa bir rahatsızlık veya psikiyatrik bir hal, doktora başvurmalı, tedaviyi ihmal etmemeli; elimizi de sürekli duaya açık tutmalıdır.

    Ve Peygamberimizin (a.s.m.) uyguladığı ve tavsiye ettiği gibi, Felak ve Nâs Sureleriyle birlikte, Âyetü'l-Kürsî gibi duaları manevi bir siper ve koruyucu olarak görmelidir. Bütün bunlarla birlikte Allah'a tevekkül edip Necip Fazıl'ın şu beytini söylemelidir. "Güzel Allah'ım, Senden ne gelecekse gelsin. "Sen ki, rahmetinle de, kahrınla da güzelsin." 1 Bakara Sûresi, 102.
     



Sayfayı Paylaş