Bütün İstiklal Savaşı Şehit ve Gazilerinin Anısına Yazılmıştır...

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve OrKuN tarafından 8 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. OrKuN Well-Known Member


    SON GAZİ...
    Bütün İstiklal Savaşı Şehit ve Gazilerinin Anısına Yazılmıştır...

    Çocukluğumu bilmedim...Gençliğimi yaşamadım...VATAN toprağı bildiğim ANADOLU bana kucaklarını açtı...Beni besledi...doyurdu...büyüttü..ve yetiştirdi...Güneşin yakıcı sıcağında huzur bulmaya çalışırken,dediler ki "vatan elden gidiyor"...bilemedik...duyamadık...sezemedik...sonradan öğrendik ki bu Osmanlı dedikleri bilerek bize haber etmemiş...göz göre göre VATANI...VATANIMI satmaya kalkışmış...bir şey yapmalıydı ama ne? Ben kendi halinde bir insandım...


    Yedi düvele gücüm yeter miydi hiç? "YETER" dedi sarışın mavi gözlü bir adam...Adını duymaya başlamıştık..ANADOLU yu karış karış gezip VATANI kurtarmak için, yedi düvelin sırtını yere getirmek için, bıkmadan, yorulmadan ve ASLA umutsuzluğa kapılmadan BİZİ çağırıyormuş...Bütün olan biteni anlattı bize...heyecanla...umutla...yanımıza gelirken ne BULGUR vardı elinde ne KÖMÜR...sadece kendisi ve bir iki arkadaşı...Bize yukarıdan bakmadı...hepimizin gözünün içine baktı...ve o ateşi kalbimize bıraktı...Köpüklü bir kahve içti BİZİMLE..."size güveniyorum...sizden başka kimim var ki?" ...ALLAHA emanet olun dedi ve ufukta kayboldu...


    Uzun bir süre köyde ses soluk çıkmadı...Geceleri düşünür olduk...VATAN elden gidiyor ve bir şey yapmalıydık...çoğumuzun yaşı 16-17...daha ÇOCUKDUK..ama bir anda büyümüş koca adam olmuştuk sanki...BİZ olursak başaracağımızı içtenlikle anlatan bir adam sayesinde bir anda koca adamlar olmuştuk...Yıllar sonra öğrendik...Kimisi ona komünist demiş...kimisi başbuğ...bazısı daha ileri gidip din düşmanı hatta dinsiz demiş...ama biz ona ATATÜRK dedik...


    Aylar sonra haberler gelmeye başladı...Gavurlar ANADOLUNUN her yerini istila etmeye başlamış...ve gittikleri her yeri yıkıp yakmışlar...kadın ve kızlarımıza yaptıklarını ise tahmin bile edemezsiniz...Bir gece hiç uyuyamadım...saatler geçti ama nafile...en sonunda KARARIMI VERDİM..sabah namazını kıldım...eski silahımı hazırladım...bir iki eşya ve biraz azık alıp gün doğarken yola koyuldum...çok geçmeden gördüm ki benim gibi ON BİNLERCE vatan evladı da o gece uyumamış...selamlaştık...sarıldık...arkamıza baktık...geri döneceğimize söz verip vedalaştık...kol kola şarkılar söyleye söyleye VATANI KURTARMAK için yola çıktık...


    Ben-Hayta Kazım-Ferit-Mustafa-Sarı Hamdi ve daha niceleri...biz cepheye giderken arkamızda kalanlar oldu...kara çarşafa bürünüp kadın kılığında saklananlar...topal numarası yapanlar...dağlarda gizlenenler...Yıllar sonra duyduk ki onlarada TÜRK MİLLETİ deniyormuş...savaşta aldığımız yaralar bize koymadı ama bu bize çok koydu...VATAN için...anam için...babam için..yavuklum için...çocuğum hatta torunum için...SENİN için yola koyulduk...Kimse bizi zorlamadı...kimse bize para ya da altın vaat etmedi...kimse bizi BULGUR ve KÖMÜRLE satın almadı...alamazdı zaten...çünkü biz helal süt emmiş, namuslu, imanlı, inançlı ve vefalı TÜRK MİLLETİ idik...


    Düşmana bakıldığında sayımız o kadar azdı ki...Hatta çoğumuz asker bile değildik...Dedim ya daha ÇOCUKTUK...Bizden 3-5 yaş büyük abilerimiz vardı. Bir iki cephede savaşmışlar...Yıllarca sefalet içinde savaştıktan sonra tam dinlenmeleri gereken bu adamlar o yorgun hallerine aldırmadan bizim önümüzde yürüyüp yol gösterdiler..Bazıları 4 yıldır cephedeymiş...Yüzüne baksan 30-35 yaşında dersin ama daha 23 ünde...bazısı tek kollu...bazısı topal...Geride kalıp KAÇAN-SAKLANAN insan müsveddelerini gördükçe hepsi ile gurur duyduk....


    Talimgaha geldiğimizde bir baktık ki bizim gibi VATANIN NAMUSU için toplanmış binlercesi daha vardı...İZMİRLİ...UŞAKLI...ANKARALI...SİVASLI...MARDİNLİ...Önce takım takım manga manga ayrıldık...Ben DELİ Çavuşun mangasındaydım...Önceleri biraz ürktük çünkü çavuş gayet normal aklı başında ve askeri yetenekleri mükemmel birisiydi...İnsancıl ve sevecendi...Az konuşurdu ama öz konuşurdu...Neden" DELİ çavuş" dediklerini SAKARYA CEPHESİNDE öğrenecektik...Aylarca eğitim gördük...Bizden önce gelenler eğitimi bitirdikten sonra hemen cepheye gidiyorlardı...Hayta Kazımla,Sarı Hamdide benim mangaya düştü..çok sevindik...Eğitimler çok büyük bir disiplin içinde ve ciddiyetle geçiyordu...Ancak şartlarımız çok kötüydü...yemekler hep aynı idi..içtiğimiz su biraz pisti ama tadı güzeldi...Allahtan ekmeğimiz ve lor peynirimiz hergün düzenli gelirdi...çayla ne güzel olurdu...Komutanlarımız anlatmıştı....Talimgahın çevresindeki köylerdeki TÜRK KADINLARI hiç bir bedel istemeden bu ekmeği ve lor peynirini hergün yapıp bize gönderirlermiş...hergün binlerce ekmek...arada kendi ördükleri çoraplar..fanila...içlik...


    Birgün erzak konvoyunda bende vardım...köye girdiğimizde çok şaşırdık..sanki bir fabrika...ordan oraya koşuşturan kızlar, bacılar hatta yaşlı teyzeler...Kimisi çobanlık yapıyor...kimisi çorap örüyor...bazısı hamur açıyor..bir tek oturan kadın bile yok..Ekmekler arabaya yüklenirken 70 lerini çoktan geçmiş bir teyze elinde su testisi ile yanımıza geldi.."al oğul susamışsındır"..su çok soğuk ve güzeldi...içtikten sonra sordum: "bir isteğin bir emrin varmı teyze" dedim..."Var oğul dedi"..."Bak, bu bacılarının yüzlerine, gözlerine bir bak...hiç gülümseyen hatta gülen birisi var mı? Yüzlerinde ya da gözlerinde neşe kırıntısı var mı?...Hiç dikkat etmemiştim gerçekten köydeki kadınların hepsi çok sessiz ve donuk bakıyorladı...Tek dikkat çeken şey işlerini yaparken gösterdikleri hamaratlık ve seri hareketlerdi...Yaşlı teyze devam etti: "Bizim köy gibi onlarca köy var böyle...kocaları-yavukluları cephede şehit olmuş..Düşman askeri tarafından tecavüze uğramış, işkence görmüş binlerce kadın, kız..hatta çocuk!...Ben bile şu yaşımda yaşadıklarıma inanamıyorum...bu gözlerimin gördüğü iğrençlikleri hayal bile edemezsin oğul...geceleri bu köyden sadece HIÇKIRIK ve GÖZYAŞI duyulur...Bizim içimizdeki İNTİKAM ATEŞİ o tahmin ettiğin NAMUS anlayışı değil....Önemli olan VATANIN NAMUSU...Köydeki son buğday tanesi bitene, sen keçi ölene dek BİZ buradayız...Onlar bittiğinde bütün köy MERMİ TAŞIMAK üzere "zafer yoluna" katılacağız...MERMİMİZ bittiğinde alıcaz elimize taş-sopa-odun bütün gücümüzle gavurun üzerine doğru koşacağız...Şehit olan oğlum için..topal kalan kocam için...NAMUSUM için..."


    ...Söyleyecek tek kelime bulamadım..boğazım düğümlendi...anamın elini öptüm...Talimgaha geri döndüm...Akşam mangadaki arkadaşlara olanları anlattım...Bir süre hiç konuşmadık..birer cigara yaktık...sonra Sarı Hamdi sessizliği bozan bir laf etti; "Gardaşlar, bundan yıllar sonra tüm bu fedakarlık, acı ve yokluğu UNUTUP bizim bıraktığımız vatana İHANET eden olursa ne yapacağız? öyle bir şey olacaksa BİZ neden topal kalıyoruz? Benim bacıma neden tecavüz ediliyor? Biz neden ŞEHİT oluyoruz?"....Sarı Hamdinin niye böyle bir konuşma yaptığını anlamıştım...Biz köyden yola çıktığımzda bizimle gelmeyen, kaçan, korkan MOLLALAR aklına gelmişti...Her an ülkesini, karısını, kızını hatta kendisini SATABİLECEK olan MOLLALAR....Bizim kadar namaz kılmaz, kuran okumazlardı ama nedense iki lafın birinde hep DİN-ALLAH kelimelerini kullanırlardı...Hep bir şeyler için para toplar sürekli tespih çekerlerdi...Mustafa Kemal Paşanın köye geldiği gün bir hareketlenme oldu bunlarda...Paşa gittikten sonra arkasından çok kötü sözler ettiler...


    biz VATAN ELDEN GİDİYOR derken bu MOLLALAR "din elden gidiyor..Osmanlı elden gidiyor" diye bir şeyler gevelediler ama fazla taraftar bulamadılar...o gece uyumadan önce tüm manganın aklında şu soru vardı: "Yıllar sonra koca bir milletin içinden çıkan bir takım insanlar en üst makamlara geldikten sonra ÜLKESİNİ SATABİLİRLERMİYDİ?"...o gün o kadar saftık ki hepimizin cevabı "hayır" olmuştu...Ama çok uzun süren hayatımız; tüm bu korkularımızın GERÇEK olması ile geçecekti...Sabah talimgaha kötü haber geldi...ilk giden guruptan yüzlerce arkadaşımız şehit olmuş bir o kadarıda gazi...Gariptir,çocuk denecek yaşta olmamıza rağmen hiç birimiz korkumuyorduk...Komutanlarımız bir hafta içinde cepheye gideceğimizi söylediğinde çok sevindik..."Mustafa Kemal Paşa talimgaha gelecek" dediler...Bizim mangadaki bir çok kişi onu görmemişti..ama ismini duymuşlardı...Güneşin tepemizden hiç eksilmediği çok sıcak bir nisan sabahı paşa geldi...bizim köye geldiğinde normal giyimli idi..şimde ise üniformalıydı...Sabah bütün talimgah takım takım manga manga dizildik...artık cepheye gitmek için hazırdık...Paşa ,çok kısa ama etkili bir konuşma yaptı...Öğlen yemeğinde bizimle bağdaş kurup ekmeğimizi paylaştı...SON YEMEĞİMİZ çok güzel ve boldu: Patates-taze ekmek-soğan ve kuru fasulye...hem de ETLİ...yemekten sonra birer cigara yakacaktık ki "namaz vakti" dediler..Unutmuştuk bu gün CUMA idi...Abdest aldık...ve binlerce kişi hep birlikte namaz kılmak için saf tuttuk...


    Mustafa Kemal Paşa en önde bizimle birlikte namaz kılarken artık HAZIR olduğumuzu anlamıştık...Namazdan sonra Sarı Hamdi yanıma geldi ve sordu: "DİN-ALLAH diye ortalıkta dolaşan MOLLALAR nerede?"......Sabah ilk ışıklarla birlikte yola koyulduk..DELİ çavuşun önderliğinde olan mangamız Yüzbaşı Hikmetin komutasında idi...Bizim gibi iki manga daha vardı ve bize "baba" diye bir lakap takmışlardı...Sebebi son ana kadar geride beklemek ve ZAMANI gelince HER ŞEYİ yapmak...Hepimizi özel olarak seçmişlerdi...İlk mola yerinde bir süre dinlendik...Cepheye çok yaklaştığımızı duyduğumuz top seslerinden anlayabiliyorduk...Yaşlı anamın sırtına alıp 1 günde götürdüğü topun sesi 10 saniyede kulağımıza geliyordu...Silahlarımızı son kez kontrol ettik...biraz ekmek ve soğan yedik...ve tekrar yola koyulduk...Gece karanlığında görev yerimize geldik...


    AMAN ALLAHIM! hiç bitmeyen kurşun sesleri...top sesleri...bağırtılar...iniltiler...cehennem bu olmalıydı...Yüzbaşımız komutan çadırına gidip geldiğimizi bildirdi...yaklaşık 1 saat sonra bütün o top ve kurşun sesleri bir anda kesildi...Daha önce gelen arkadaşlar anlattı; gece belli bir saatten sonra böyle oluyormuş ve sabahın ilk ışıklarına sürüyormuş..buna "ölüm sesizliği" diyorlarmış....Düşman hattına gidip bilgi toplayan manga geri döndüğünde anlattıkları bizi biraz ürküttü...Makinalı Tüfek denen bir silahtan bahsediyorlardı hep..Dakikada binlerce mermi atıyormuş....En çok şehit ve gaziye o silah sebep oluyormuş...Gavurun elinde bu silahtan yüzlerce varmış...bizde ise bir kaç tane....Cephenin her yanı insan dışkısı kokuyordu...birde temmuzun sıcağı eklendiğinde koku dayanılmaz oluyordu...Şehit olan kahramanlarımızı gömmeye bile vakit olmadığı için her yer dayanılmaz bir insan dışkısı ve ceset kokuyordu...ilk bir kaç gün bu koku yüzünden ne uyuduk ne de yemek yiyebildik...çünkü sürekli kusuyorduk...Daha önce bir çok cephede savaşmış olan abilerimiz bu kokuya alışmışlardı...Deli çavuş akşam yemeği sırasında yanımıza geldi..."bugün biraz daha iyisiniz değil mi? Aman dedi sakın kendinizi bırakmayın....biliyorum şu çocuk halinizle bile gördükleriniz tek kelime ile DEHŞET ama güzel günleri hayal edin..yavuklunuzu hayal edin..çünkü koca bir milletin KADERİ SİZLERİN ELİNİZDEKİ O ESKİ SİLAHTA HATTA BEDENİNİZDE!....


    "BEDENİNİZDE" ile neyi kast ettiğini daha sonra çok acı öğrenecektik...Neden Deli çavuş dediklerinide öğrenmiştik...Çanakkale savaşında düşman Deli çavuşun köyünü basmış...bizim çavuş hemen öne çıkıp direnmiş...Ve düşman komutanı öldürmekten daha beter eden şeyler yapmış bizim çavuşa...daha sonra o da yetmemiş çavuşu bir ağaca bağlamışlar...ve insanın nasıl HAYVANLAŞTIĞININ ispatı olan şeyleri gözleri önünde yapmışlar...babası, anası, karısı ve hatta küçük kızına yaptıklarını burada yazmak bile çok iğrenç..ve tüm bu iğrençliklerden sonra tek kurşun ile hepsini öldürmüşler...ve tüm bunları gören çavuşun ne durumda olduğu bir yana hala yaşıyor olması bile bir mucize sanırım...Mustafa Kemalin ordusuna katılmak isteyenlerin isim listesi yapılırken çavuşun yaşadıklarını duyan Teğmen sormuş: İntikam için mi katılacaksın yoksa VATAN için mi?


    Bizim çavuş hiç tereddüt etmeden cevap vermiş: VATAN İÇİN !.....Dün gece bütün moralimizi bozan bir şey oldu...Bizim manga geceleri İlk yardım çadırının yanındaki mevzilerde kalıyordu...ve yoğun çatışmadan sonra gece bir sürü yaralı getirdiler...AMAN ALLAHIM!...kolu bacağı hatta bacakları olmayan bir sürü yiğit getirdiler...Ameliyat yapılırken duyduğumuz bağırtılar yerleri, gökleri sanki yırtacak...Yokluğun son aşamasındaydık...ve yaraya naftalin basıldığını duymuştuk..ilaç yerine...Saatlerce süren bu çığlıklar birer birer kesildiğinde öğrendik ki kimisi kan kaybından ölmüş...kimisi ise acıdan dolayı bayılmış...Tüm bunların içinde daha fazla dayanamıyanlarımız oldu ve ağlamaya başladı..hem de hıçkıra hıçkıra...dakikalarca ağladılar...onları teselli etmeye çalışan bizlerde aynı durumda idik...bir bahane olsa ya da dokunsalar bizde ağlayacaktık...


    Hepimiz çocuktuk....anlıyormusunuz...ÇOCUK!...Yüzbaşı ve Deli çavuş ustalıkla ortalığı yatıştırdı..ve bir iki saat uyumak üzere tekrar yerlerimize döndük...Tüm olanlardan sonra Sarı Hamdi tekrar sordu:"DİN-ALLAH diye ortalıkta dolaşan MOLLALAR nerede?"...bilmiyorum dedim...artık onları düşünmek bile istemiyorum...Ağustosun yakıcı sıcağında artık yemek sıkıntısıda çekmeye başlamıştık...günde yarım ekmek ve bir patates ile düşmana saldırıyorduk...göğüs göğüse çarpışıyorduk...Bizim takımdan onlarca yiğit şehit oldu...Yüzbaşımız kolundan yara aldı ama hala görevinin başında...Savaş çok yakında bitecek diyorlar...savaş bitmese bile bu kadar az yemek ve su ile daha ne kadar yaşayabiliriz bilmiyorum...Çok zayıfladık...hepimiz 10-15 kilo verdik..İzmirli Ayı Rıza geldiğinde 100 kilo falandı..zaten o yüzden AYI lakabını takmıştık...o şimdilerde 65 kilolarda...tanımakta bile zorlanıyoruz...


    Düşman artık her yerde...uçakları...makinalı tüfekleri..topları hiç susmuyor...Daha haberini yeni aldık..Mustafa Kemal Paşa haftalardır cephedeymiş...Bir anda büyük bir moral bulduk...iki üç gündür cephede tek bir kurşun sesi bile yok...Komutanların dediğine göre SONA YAKLAŞIYORMUŞUZ...Ağustos ayının son günleri idi...bütün takımlar, mangalar bir araya geldi...Komutanlarımız VEDA niteliğinde bir konuşma yaptı...Tüm gücümüzle BİR KERE daha saldıracağız dediler...Sonrası...meçhul...Tüm erzak bir araya getirildi...ve kazanlarda karıştırılıp garip bir lapa yapıldı...SON YEMEĞİMİZDİ...biliyorduk...ve yavaş yavaş yemeye başladık...yemek sonrası içtiğimiz su dışında son suyumuz mataramızdaki sulardı...Mangadaki tüm arkadaşlar birbiri ile vedalaşmak istiyordu ama kimse ilk adımı atmaya cesaret edemedi...o son geceden sonraki 4 gün hiç uyumadık...Sabah saat 5 civarı topçularımız son mermilerini hedefe göndermeye başlamıştı....


    İşte Kadriye ananın omzunda taşıdığı mermi...işte Fatma ablamın belindeki mermi..dahası var...Nazif amcanın yaşlı elleri ile atölyede döktüğü mermi...hepsi yağmur gibi yağmaya başladı...Sıra bize gelmişti...2. süvari birliği ilk öne atılan guruptu...Şimdi cehennem bizdik...ve geleceğe,güzel günlere, umuda doğru koşuyorduk...Emir geldi ,bizim manga bir tepeyi saatlerdir işgal etmiş olan ve onlarca yiğidin canına mal olan bir MAKİNALI TÜFEĞİN icabına bakacaktı...Tepeye o kadar iyi gizlenmiş ki vurmayı bırakın görmek bile mümkün değil...yaklaşık yarım saat uğraştık ama nafile...bulunduğumuz yerden onlarca yiğidin şehit olduğunu gördük.."Artık zamanı geldi" dedi DELİ çavuş..."Tek bir şansımız var çocuklar tüm manga hiç tereddüt etmeden makinalının üzerine doğru koşacağız...birimiz,bir kaçımız hatta hepimiz öleceğiz ama başka şansımız yok...o makinalıyı durdurmamız gerek...


    Koca bir milletin KADERİ SİZLERİN ELİNİZDEKİ O ESKİ SİLAHTA HATTA BEDENİNİZDE! dediğinde ne demek istediğini şimdi anlamıştık...Son kez birbirimize baktık...mataramızdaki son suları içtik...ve geleceğe, umuda, güzel günlere, ÖZGÜRLÜĞE doğru koştuk...DELİ çavuş...ah deli çavuş..en önde öyle hızlı koşuyordu ki yetişmek ne mümkün...makinalının hain kurşunları ilk ona isabet etti...ama hala ayakta idi...ikinci kurşun...hatta üçüncü..tam o düşerken arkasından ayı Rıza... "deyyuslar" diye sesini duduk bir an iki kurşundan sonra o da şehit oldu..ama o yiğitlerin sayesinde makinalıya o kadar çok yaklaşmıştık ki...Sarı Hamdi kolundan yaralandığında son hamle ile süngüyü gavurun beynine saplamıştım...Hayatımda ilk defa sevinç ve acıyı aynı derecede yaşıyacaktım...aynı duyguyu o gün diğer tepelerde de yaşayan bir çok Mehmetçik vardı...İki gün sonra savaş bitti dediler...İlk başlarda hiç bir şey hissedemedik..Sarı Hamdinin bir kolunu kestiler...ben hiç yara almadım...ve köye geri döndük...Tüm acılarımızı unutmaya çalıştık ama asla unutamadık...Ne DELİ Çavuşu ne Ayı Rızayı..açlığı....yokluğu...fedakarlığı...acıyı...vefayı..hiç birini ASLA unutmadık...


    Ama SİZ UNUTTUNUZ...Çok fazla da bekleyemediniz...10 Kasım 1938 saat 9 :06 dan itibaren Hainliğe...vatanı satmaya...bölmeye...yok etmeye son hızla devam ettiniz...TEK SİLAHINIZ vardı...İSLAM DİNİ..."din elden gidiyor" diye halkı DEVLETE karşı kışkırtınız...ayaklandırdınız...Menemende KUBİLAYIN başını kesenin torununu meclis başkanı yaptınız...Kalpazanlıktan suçu olanı 2. adam, trilyondan şaibesi olanı 1. adam yaptınız...Halkı için savaştan sonra bile çırpınan ve günde iki saat uykular ile ülkeyi baştan yaratan ve bu sağlıksız koşullardan sonra 56 yaşında ölen ATATÜRK ü bile unutturmak için elinizden geleni yaptınız...Bilinçli olarak ona iğrenç yakıştırmalar yapıp bir sürü çamur attınız...Mezarında bile olmasından rahatsız oldunuz...."10 kasımda kazık gibi dikiliyoruz" diyecek kadar basitleştiniz...İslam dininin en güzel yaşandığı ülkede utanmadan "din elden gidiyor" dediniz...Bu ülkede ne zaman ezan sustu? Kimin namaz kılmasına karışıldı? Utanmdan ALLAHIN adını ağzınıza alıp siyaset yaptınız...Taraftar toplamak için CİNSELLİK ve PARAYI kullanan sapık tarikat lideri ve cemaatlerin esiri ve oyuncağı oldunuz...


    "halk isterse ŞERİAT bile gelir" diyenler darağacında sallandı ama hala akıllanmadınız...Hayvanlar gibi çoğalmak için "en az 3 çocuk" masalını haince-sapıkça ve şerefsizce 2008 yılında bile anlattınız...Milli benliği yok etmek için İSTİKLAL savaşı kahramanlarının adları yerine sokak ve caddelere şeyhlerin-şıhların-hocaların iğrenç isimlerini koydunuz...Masum minik yavrularımın beynini küçük yaşta yıkayıp LAİK TÜRKİYE düşmanı milyonlar yarattınız...En iğrenç emellerinizi gerçekleştirmek için ülkenin tüm kurumlarına sızdınız...Benim kanım ve terimle yoktan yapılmış olan devlet kurumlarını birer birer ve yok pahasına sattınız...


    Deli çavuşun kanının aktığı yerleri araplara-ingilizlere satmak için birbiriniz ile yarıştınız...Herşeyi kullanmaktan utanmadınız...Çanakkale savaşında 200 küsür kiloluk mermiyi kaldıran Seyit onbaşının bu işi Adreanalin hormonu ile yaptığını bildiğiniz halde İMAN dediniz...Ülkeyi satan Osmanlıyı hala yaşatmak için elinizden geleni yapıyorsunuz...oy uğruna TÜRK MİLLETİ kelimesini ağzınıza bile almaktan çekiniyorsunuz...Namus ve islam dinini kafanıza geçirdiğiniz bir BEZ PARÇASI ile temsil etmeye çalışırken nasıl iğrenç bir halde olduğunuzu bile göremiyorsunuz...ATATÜRK e...Cumhuriyete....Laikliğe...Türk ordusuna..Yargıya... dil uzatanlara OY VERMEYE...DESTEKLEMEYE...ALKIŞLAMAYA...devam ediyorsunuz...Ülkenin nereye gittiğini hala görmek istemeyenler milli mücadelenin başladığı SİVAS ve ERZURUM illerini göremiyorlar mı?


    O ruhun başladığı iller MOLLA YUVASI olmuşsa vay benim ülkeme...Günde 5 vakit ATATÜRK e dil uzatan hainlerin resimleri toplantılarda ATATÜRK posterinin yanına asılır olmuş...İslam dininin kutsal kitabı kuranı kerimden aldıkları ayetler ile devletin kurumlarına laf atanlar en üst makamlara gelmiş...Sürekli ORDUYU ve YARGIYI hedef gösteren deyyuslar her yere hakim olmuş...Vatanı bölmek için dağa çıkan BÖLÜCÜYE saygı sözcüğü olan SAYIN ı diyene OY vermişsiniz...Kutsallığı tartışılmaz ŞEHİDİME "KELLE" diyeni BAŞtacı yapmışsınız...Mermi taşıyıp, ekmeğimi veren ANAMA laf atan hainin altına makam arabası ve uçak vermişsiniz....İSLAM DİNİ ile BÖLÜCÜLÜK yapanları destekleyen yüzlerce gazete,dergi ve radyo açıp,okullar yapmışsınız...Bu bölücülerin sahibi olduğu marketlerden alış-veriş yapmak için sabahın köründe kuyruklara girer olmuşsunuz...Yaptığınız SUÇUN cezasını verecek olan kurumların başındaki adamlara cenazelerde ÖLÜM TEHDİTLERİ savurur olmuşsunuz..Sürekli sizlere YALAN söyleyenlerin yollarına güller dökmüşsünüz...VATANI SATMAK için yola çıkanları bağrınıza basmışsınız...Bizim yani İSTİKLAL savaşı gazilerinin varlığı sizler için hiçbir şey ifade etmemiş...Bizlerin yaşadıklarını anlatan binlerce kitap yazıldı ama hiç işe yaramamış...Arkadaşlarım için yapılan büyük ve görkemli şehitliklerin ne anlattığını bile anlayamamışsınız ya da anlamak istememişsiniz...Bizi bile kullandınız...bayramlarda yanımıza gelip resim çektirdiniz...o resimleri bile bir yerlerde kullandınız...upuzun ömrüm tüm bunları görmekle geçti...cephede yaşadığımız acıların yanında bu yaşadıklarımız çok daha kötüydü...çünkü tüm bunları yapanları gördükleri ve bildikleri halde DESTEKLEYECEK olanların sayısının ON MİLYONLARCA olacağını kim bile bilirdi ki ? Sorarım size; ATATÜRK niye öldü...Deli çavuş neden mermilerin üzerine kendini attı...Sarı Hamdi neden bir kolunu kaybetti? Küçücük yavrular neden tecavüze uğradı? Analar niye oğulsuz, bacılar yavuklusuz kaldı? Daha kötüsü ben niye bu kadar çok yaşadım? Tüm bunları görmek için mi? Tüm bunları yapanların "yeni temsilcisi" seçim öncesi UTANMADAN almış yanına bir sıkmabaşlıyı ELİMİ ÖPEMYE GELDİ...Yanında bin tane kamera ile...Ben yüz yaşımı geçmişim...ne geleni bilirim..ne gideni...SENİN KİM OLDUĞUNU BİLSEYDİM ÖPTÜRÜRMÜYDÜM ELİMİ?...Beni bile kullandın...Öldüğümde ne yaptığınızıda öğrendim...Çok sönük bir cenaze töreni yapmışsınız...Benim için değil tüm arkadaşlarımın ruhu için,İSTİKLAL SAVAŞI ruhu için...umutları canlı tutmak için büyük ve görkemli bir tören yapmanız gerekirdi...Kurtuluş savaşı bilincini canlı tutmak için bu gerekli idi....Ama korktunuz....cesedimin bile işe yaramasından korktunuz...Ölümüm ile birilerinin UYANMASINDAN korktunuz...Artık BİZ yokuz...Ben ATATÜRK üme ,Deli Çavuşa,Ayı Rızaya,Uğur Mumcuya,A.Taner KIŞLALIYA,Sarı Hamdiye,bana su veren yaşlı teyzeme kavuştum....Bakalım bundan sonra siz nerelere kavuşacaksınız...SİZLERE HAKKIMIZI HELAL EDİYOR MUYUZ? ETMİYOR MUYUZ?...Bunun cevabını SİZLER biliyorsunuz... BİZ at pisliği içindeki ARPAYI yiyerek bu vatanı kurtardık...SİZLER BULGUR ve KÖMÜRE bu vatanı sattınız....cennete vardığımda Sarı Hamdi hemen yanıma geldi ve sordu MOLLALAR NEREDE? her yerde Hamdi dedim HER YERDE!...Haydi, yolunuz açık olsun....en büyük sır...
     
    1 kişi bunu beğendi.



  2. EmRe Well-Known Member

    eline sağlık çok güzel bir paylaşım herkesin okumasını tavsiye ederim
     
  3. yagmur Well-Known Member

    Serkan harika bi yazı biraz uzun ama okumaya başlayınca bırakamıyorsun +++rep
     
  4. abdulkadir Well-Known Member

    Güzel yazı kardeş sağolasın herşeyi anlatıyor.....
     
  5. yagmur Well-Known Member

    ŞEHİT bu yazıyı okumanı tavsiye ederim kafandaki yanlış düşüncelerden kurtulmana yardımcı olur
     
  6. OrKuN Well-Known Member

    yok yağmur boşa zorlatma sol barış ın dediği gibi tek hücreli olduğunu düşünüyorum, bu yazyı okusa cevabını tahmin edebiliyorum,

    akp ülkeye refah geirdi, ekonomi iyi zenginleştik kalıplaşmış kelimelerle lafı değiştirmek tüm akp limillet vekllerinin yaptığı gibi laugh cem yılmazı geçtiler tebrik etmek lazım laugh03
     
  7. Sol_Barış Well-Known Member

    güsel bir yazı güsel gerçekleri alatan ama hangi beyine sokcaz ki bunları şu yazıyı okuyan 10 kişi çıkarmı acaba bence çıkmas çünkü sorumsuz insanlarla dolu sorumsuzluklar yüzünden bu hallerdeyiz umarım bigün insanlar sorumluluk sahibi olurlar....düşümeyi öğrenebilirler...
     
  8. BaRıŞ Well-Known Member

    gerçekler bunlar işte, kara çarşafa bürünüp cepheden kaçan yobazların torunları bugün meclisdeler :(
     
  9. serseri_aşık Well-Known Member

    ellerine sağlık
     

Sayfayı Paylaş