Boris Nikolayeviç Yeltsin (1931 - 2007)

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 25 Ocak 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Boris Nikolayeviç Yeltsin (1931 - 2007)

    Rus kökenli bir çiftçinin oğludur. İnşaat mühendisliği öğrenimi gördükten sonra, bir inşaat işletmesinde idareci olarak vazife alır. 1961'de Sovyetler Birliği Komünist Partisi'ne girer. Parti içinde hızla yükselerek Sverdlovsk bölgesi parti birinci sekreterliğine getirilir. Mihail Gorbaçov'un Sovyetler Birliği devlet başkanı oluşundan hemen sonra Moskova'ya çağrılır. Nisan 1985'te Komünist Partisi Merkez Komitesine seçilir. Aynı zamanda Politbüro'ya da girer. Yegor Ligaçev ile anlaşmazlığa düşer ve 1987'de Gorbaçov tarafından görevden uzaklaştırılır. Şubat 1988'de partiyle ilgili bütün yetkileri elinden alınır. İnşaat bakan yardımcılığına tayin edilir.

    Daha sonra Moskova'da halkın isteklerini dile getiren bir siyasetçi olarak sivrilir. Mart 1989'da Moskova'da % 89,6 oranında oy alarak SSCB Halk Temsilcileri Kongresine seçilir. Siyasi ve ekonomik sahada çoğulculuğu savunur ve Mayıs 1990'da Gorbaçov'un isteğine aykırı olarak Rusya Federasyonu Komünist Partisi başkanlığına getirilir. Haziran 1991'de Rusya Federasyonu başkanlığına seçilir. 19 Ağustos 1991'de SSCB başkanı Gorbaçov'a karşı sertlik yanlıları tarafından düzenlenen darbeyi şiddetle protesto eder. Darbecilere karşı halkı direnişe çağırır. Moskova'da Beyaz Saray denen Rusya parlamento binasına ulaşmayı başarır. Darbecileri suçlu ve hain ilan ederek, ordu ve KGB içinde darbeye karşı çıkanların da yardımıyla Beyaz Saray'ı direnişin merkezine dönüştürür. Siyasi ustalığını göstererek Gorbaçov'un devlet başkanı olarak yeniden göreve dönmesini sağlar.

    Darbenin başarısızlığa uğratılmasında ve Gorbaçov'un yeniden göreve dönmesinde en önemli rolü oynar. Darbecilere karşı gösterdiği kararlı tutumuyla büyük bir prestij kazanır. Gorbaçov'un bazı başarısızlıkları Yeltsin'i daha güçlü hale getirir. Gorbaçov'un göreve dönmesinden sonra Liderin kendisi olduğunu ortaya koyar. Anayasaya aykırı kararnameler çıkarır ve Gorbaçov'dan bağımsız uygulamalara girişir. Komünist partiyi yasaklar ve bütün parti mallarına el koyar.

    Siyasi reformların yanısıra, ekonomik konularda da reformlar getiren Yeltsin, 2 Ocak 1992'de yürürlüğe girecek olan yüksek oranlı fiyat artışları hususunda halktan ve parlamentodan destek ister ve Rusya parlamentosundan olağanüstü yetkiler alır.

    8 Aralık 1991'de Yeltsin ile Ukrayna ve Beyaz Rusya cumhuriyetlerinin devlet başkanları Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) kuruluşunu ilan ettiler. 21 Aralıkta geri kalan 12 Cumhuriyetin 11'i de BDT'ye katılır. Yeltsin, Gorbaçov'la birlikte BDT'nin yıl sonunda Sovyetler Birliğinin yerini alacağını açıklar. Ancak Gorbaçov 25 Aralık 1991'de devlet başkanlığı vazifesinden istifa eder. Çok çabuk davranan Yeltsin, Gorbaçov'un Kremlin'deki ofisine taşınır. Ordunun komutasını eline alır. Birleşmiş Milletlere Sovyetler Birliği'nin Güvenlik Konseyindeki yerini Rusya Federasyonunun alacağını bildirir. Nükleer füzelerle ilgili fırlatma şifrelerine el koyar. İdarede ABD'yi örnek alan Yeltsin başkanlık vazifesini de kendinde toplar. 1993 yılında reform önerilerini ve yönetim değişikliklerini engellemeye çalışan Parlamentoyu asker kullanarak dağıtır.Parlamento binasını tanklarla bombalatmaktan bile çekinmez.Ardından Parlamento seçimleri yapılır.Seçimleri Yeltsin yanlısı adaylar kazanır. Böylece Yeltsin Parlamento da yandaş sayısını arttırarak konumunu daha da güçlendirir.

    Rusya'nın 1990lı yıllarda hızlı özelleştirilme sürecinde ülkeyi yöneten Yeltsin, 1994 yılında Çeçenistan'da büyük çaplı bir askeri müdahele düzenler ve Çeçenistan'ı işgal eder. Ardından Çeçenistan'ın özerkliğini sınırlandırarak Rus egemenliğini sağlamlaştırmaya çalışır.Ancak Çeçen direnişinin artarak devam etmeyi ve Rus kayıplarının artması sonucu iç politikada onu zor duruma düşürür.

    1999 yılında da Yeltsin'in kızının ve damadının adının bir yolsuzluk skandalına bulaşması ile Rus basını Yeltsin'in Başkanlığını iyice sorgulamaya başlar.Yeltsin ise bu baskılara iç ve dış politikada sertlik yanlısı düşünceleri ile tanınan eski KGB ajanı olan Vladimir Putin'i başbakanlığa getirerek karşılık verir.Ancak aynı yılın sonuna doğru muhalefetten ve halktan gelen baskılara karşı koymakta zorlanan Yeltin 31 Aralık 1999 akşamı televizyonda yaptığı konuşmada istifa ettiğini ve yerine anayasa gereği Başbakan Putin'in geçeceğini açıklar.

    2000 yılında, emekliliğe ayrıldıktan sonra bir Rus televizyon kanalında yaptığı röportajında, geçmişte katlanmak zorunda kaldığı en büyük sorumluluğunun, Çeçenistan'da yaşamını yitiren insanlar olduğunu belirtir.[1]

    Yeltsin, 23 Nisan 2007 tarihinde kalp yetmezliği sebebiyle öldü.[2]

    Yeltsin'in cenaze töreni yapılacağı 24 nisan 2007 günü ülke çapında ulusal yas ilan edildi.
     



Sayfayı Paylaş