Bir Gencin Ata'ya Hitabesi...Mutlaka Okuyun, Tüyleriniz Diken Diken Olucak.

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Pelin tarafından 5 Kasım 2007 başlatılmıştır.

  1. Pelin Super Moderator


    Bir türk gencinin atatürke hitabesi Lütfen Okuyun!!!

    Sevgili Atam!

    Bu hitabeyi gelecek güzel günlerden çoktan umut kesmiş,

    Temel eğitimini tamamlamış ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye başlayan, Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum.

    Seni ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlarım.

    İlkokul birdim. Miniciktim. Elimde beslenme çantam, önlüğümün cebinde annemin sevgisi, sınıfımda bilim öğrenecektim.

    Karatahtanın dört parmak üzerine ortalanmış çerçevenin içinden bana bakıyordun. Bakışların keskindi.

    ABC'den sonra ilk öğrendiğimdin; Gazi Mustafa Kemal'din. Çocuktum...

    Bana, bize, tüm dünya çocuklarına bayram armağan etmiştin.

    Armağanını, uygun adım sol-sağ-sol Sol-sağ-sol Kutladık...

    Kaçımızın ayağı su toplamıştı, kaçımız bayılmıştık... Biz bayramlarda ağlayan çocuklardık..

    (Ne zaman salıncakta sallanan fotoğrafını görsem, geçen 23Nisan'lara
    yanarım.)

    Ortaokul ve lisede hep seni anlattılar bana...

    Dünyaya ancak yüz yılda bir gelen dahiydin...

    Şahin bakışların vardı, hürriyete âşıktın...

    En azılı düşmanlarına karşı bile merhametliydin, Ama savaş meydanlarında
    karşında kimse duramazdı.

    Aslandın, kaplandın, kartaldın, panterdin...

    Özgür geleceklere açılan pencereydin.

    Sözün özü benim sevgili atam;

    Kodumu oturtan milli eğiticiler böyle anlatmışlardı.

    Beni milli bir şekilde eğitenler,

    Failatün, failatün, failatün, failün ölçü sistemini, Niagara Şelalesi'nin
    yükseklik ve debisini,

    Yes, it is a pencil demesini, Deli İbrahim'in küpesini, Bir bir kafama
    yerleştirdiler de;

    Bana senin insan yönünü anlatmadılar.

    Sigara tiryakisi olduğunu, Rakı içtiğini, Âşık olduğunu, Evlendiğini,
    Boşandığını,

    Kim bilir kaç geceler Savaş meydanlarında cesetlere bakıp için için
    ağladığını,

    Özlemlerini, hasretlerini, Geleceği kazanmaya dair fikirlerini,
    Anlatmadılar.

    Bana, bize, tüm dünya gençlerine Bayram armağan etmiştin.

    Armağanını, uygun adım sol-sağ-sol sol-sağ-sol Kutladık...

    Kaçımızın ayağı su toplamıştı.

    Kaçımız kıçına yediği sopa yüzünden altına işemişti. Biz bayramlarda bunalan gençlerdik.

    ( Ne zaman baloda smokinli fotoğrafını görsem, geçen 19 Mayıs'lara yanarım.)



    Bir yandan;

    Heykellerini diktik,

    Dağa-taşa siluetlerini çizdik, Her kitaba, her yazıya Mutlaka senden
    alıntılar yerleştirdik.

    Bir yandan;

    Her işin kolayına kaçtık,

    Ticarette kazık attık,

    Üretim yerine kopyaladık,

    Bilim adamlarını sindirdik,

    Aydınları yargıladık,

    Yoktan yere nice vatan hainleri ürettik, Çoktan yere nice amaçsız gençler yetiştirdik.

    Zeki, çevik ve aynı zamanda düzenciydik.

    Eğitimi siyasete kurban verdik,

    Ekonomiyi siyasete kurban verdik, Aydınlık olması gereken gelecekleri
    Siyasete kurban verdik.

    Varlığımız siyasi emellere armağan oldu...

    Benim biricik Atam;

    Biz Demokles'in kılıcını sapından değil Keskin yanından tutmayı marifet bildik.

    Sözün özü sevgili Atam ;

    Senin ruhunu gıdım gıdım içtik,

    Tükettik... Tükettik... Tükettik...

    Dedemden babama, babamdan bana Politikacı tabiriyle "enkaz devralmış"
    bulunmaktayız.

    Bu gidişle biz, çocuklarımıza devredecek Enkaz bile bulamayacağız...

    Türk'tük, doğruyduk, çalışkanlığımız şüpheli;


    Birinci vazifemiz; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyeti'ni İlelebet muhafaza ve müdafaa etmek,

    Ülkümüz; Yükselmek, ileri gitmekti...

    Uzun bir yoldu...

    Yorucu ve yıpratıcıydı...

    Adidas'larımız eskidi, McDonalds’ta mola verdik.

    Belki de "Bir Türk dünyaya bedeldir" deyişini Biz "Her Türk dünyaya
    bedeldir" anladığımız için emanetini,

    1 milyon beş yüz seksen bin kat küçültmeyi becerdik...

    Verdiğin en önemli görev:

    Bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifem

    Türk istiklalini ve cumhuriyetini İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir,
    bilirim.

    Muhtaç olduğum kudretin,

    Sana güvenimde mevcut olduğunu belirtir, ellerinden hasretle öperim...
    Baştan sonunakadar okuyanlara teşekkürler sizler gerçek bir Atatürkçüsünüz
     



Sayfayı Paylaş