Bir Garip Deniz Özlemi

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 17 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Deniz özgürlüktür, hırçınlıktır; bazen hüzün, bazen mutluluk... Sonsuz göründüğü gibi çağrışımları da sonsuz sayılır. Denizle doğup büyüyenler onunla yaşayanlar bilirler ki deniz ekmek teknesidir, hayatın tadı, bazen rakı masasının manzarası ,bazen gidenlerin arkalalrında bıraktığı tek şey bazen de bir sevgili, arkadaştır. Sevgili olduğunda öyle bir sevgili olur ki ilk gördüğünüz anda ona bağlanır bir daha ondan kopamazsınız. Onun olmadığı bir yer hasretliktir sizin için, gurbetlik gibi. Orhan Veli de “ Denizi Özliyenler İçin” şiirinde tema olarak denize duyulan hasreti ele almıştır. Bundan Orhan Veli’nin daha önce denizle haşır neşir olduğunu, denizle arasında özel bir bağ kurulduğunu çıkarabiliriz. Şiirde birinci tekil kişinin konuştuğunu daha ilk dizeden “Gemiler geçer rüyalarımda” ya da “ Bakar bakar ağalarım” deyişiyle anlayabiliriz.

    Temanın denizle ilgili olması beraberinde denizle ilgili sözcük seçiminin yoğun olduğu bir şiir getirmiştir ( midye kabuğu, istiridye, gemiler, köpükler...). Temayı aktarırken deniz ile doğrudan ilgili sözcükler kullanmış ve bu kelimelere yoğun duygular yüklemiştir. Bu duygular ilk bölümde biraz hüzünlü bir haya yaratır.

    “Gemiler geçer rüyalarımda,
    Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
    Ben zavallı,
    Ben yıllardır denize hasret,
    “Bakar bakar ağlarım”.”

    Denizin rüyalarına girmesi yaşadığı özlemin yoğun olduğunu gösterir. Rüyalarında ‘allı pullu’ olarak nitelendirdiği gemiler görülür ki çekici gelen denizin ayrılmaz parçası olarak düşünülebilir; fakat kendini zavallı olarak nitelendiren şair hüzünlüdür. Onun için yıllardır süren deniz hasreti şairi ağlatır. Biliriz ki çaresizce öylece bir şeye bakakalıp ağlamak hasretliğin en belirgin işaretidir. Giden sevgilinin ardından ağlamak ile bağdaştırabileceğimiz bir durum oluşur.

    İkinci bölümde ayrıntı sayılabilecek gerçeklerden biri de şudur: Şair denizle doğmuştur. Günlük hayatta da kabul edebiliriz ki denizle yaşayan insanların, deniz ile arasında kopmaz ve sıcak bir bağ oluşur; bir ilişkidir sürer. İnsanoğlu da denizi ilk gördüğü ve fark ettiği günden itibaren onunla yaşar ve onsuz yaşam gurbet gibi gelir.

    Şair de böyle bir hasret yaşamaktadır. Onun bir parçası olan denizden uzaktadır ve rüyasındaki allı pullu gemilere bakarak ağlamaktadır.

    “Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
    Bir midye kabuğunun aralığından:
    Suların yeşili, göklerin mavisi,
    Lâpinaların en hârelisi...
    Hâlâ tuzlu akar kanım
    İstiridyelerin kestiği yerden.”

    Burada denizle bir midye kabuğunun içinde doğuşunu ya da bir anlamda denizi gördüğü ilk andan itibaren onunla yaşadığını bir bağ kurduğunu görebiliriz. Ayrıca bu vakit hissettikleri de şiirle birlikte okuyucuya yansır. “Denizden babam çıksa yerim.” diyenler gibi şair de o kadar içli dışlı olmuştur ki denizle, “Hâlâ tuzlu akar kanım istiridyelerin kestiği yerden.” Dizelerinden bu bağlılık anlaşılabilir. Yani hasretlik söz konusuyken aradaki bağ kopmamıştır.
    Üçüncü bölümde biraz daha coşkulu bir hava beklemektedir bizi. Hasret çekenlerin eski günlerini hatırlayışı gibi bir geriye dönüş ve geçmişi anma vardır. ‘Neydi o deli gibi gidişimiz’ şeklinde başlaması bizi geriye götüreceğinin en belirgin işaretidir. Ardından gelen dizeler de bunu desteklemektedir.

    ‘Neydi o deli gibi gidişimiz,
    Bembeyaz köpüklerle, açıklara!
    Köpükler ki fena kalpli değil,
    Köpükler ki dudaklara benzer;
    Köpükler ki insanlarla
    Zinaları ayıp değil.’

    Özellikle ‘Köpükler ki’ kelimeleriyle başlayan üç dize coşkunun en yoğun hissedildiği yerlerdir. Ayrıca burada gözümüze alışılmamış bir bağdaştırma ve benzetme çarpıyor. Köpükler gerçek anlamda denizin bir paçası ve beyaz olan kabarcıklar topluluğudur; fakat burada köpükler dudaklara benzetilerek alışık olmadığımız bir durum yaratılmıştır. Denizde hırçınlığı ya da özgürlüğü temsil eden köpükler bu dizelerde daha ihtiraslı bir anlam kazanmıştır. Bizde yarattı duygudan hareketle söyleyebiliriz ki dudakların ihtiraslı, çekici ve ıslak duru burada köpüklere yansıtılmış ve bir benzetme kurulmuş. Sonraki dizelerin de desteklediği bu anlatım insanda coşkuyu arttırır. Fena kalpli olmama özelliği de insana ait olan bir özelliktir ve köpüklere yüklenerek ad aktarması yapılmıştır. Daha sonra dudaklara benzetilen köpükler ile insanlar arasında ‘zina’ kelimesi kullanılarak bir ilişki kurulur. Öyle ki doğaya ait bir varlıkla insanın bu tür bir ilişkiye girmesi mümkün değildir; fakat burada seçilen ‘zina’ kelimesi halk diline daha yakın olan bir kelimedir ve ilişkinin kurulmasını tamamlayan unsur olmuştur. Son iki dizede ‘Köpükler ki insanlarla \Zinaları ayıp değil.’ Diyerek bu ilişkinin yanlış olamadığını vurgulamıştır. Bunu yine halk diline yakın olan ‘ayıp’ sözcüğünü kullanarak yapmıştır.

    Son bölümde ilk bölümün ilk üç dizenin aynısını görürüz. Bir filmin dikkat çekici final sahnesi gibi vurucu ama ani olmayan bir bitiş görürüz. Aynı zamanda tekrarın etkisi olarak görebileceğimiz son üç dize bir önceki dizedeki coşkuyu ağır ağır düşürerek okuyucuya sindirerek bitirme olanağı sunar.

    Şiiri biçimsel olarak incelersek düzenli bir uyak örgüsüne veya düzenli bir ölçüye rastlayamayız. Son dizelerde gördüğümüz gibi belli bir ölçü ve uyak düzeni yoktur. Yani serbest şiirdir.

    “Gemiler geçer rüyalarımda,
    Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
    Ben zavallı,
    Ben yıllardır denize hasret,
    “Bakar bakar ağlarım”.”

    İçinde bulunduğu akımı ve Orhan Veli’nin genel şiir anlayışını düşünürsek, dil ve anlatım oldukça sadedir. Kelime seçimlerinde de gözümüze çarpan şu ki günlük konuşma dilinde yazılmıştır. Ayrıca başlıkta kullanılan “özliyenler” kelimesinde ‘e’ yerine kullanılan ‘i’ bunun en belirgin örneğidir. Bir harfin yaptığı bu değişiklik aynı zamanda Orhan Veli’nin konuşma diline verdiği önemi açıklar. Benzetmeler de yapılırken günlük dile sadık kalınmıştır. Şiirinin başlıkla olan ilişkisi açıktır. Şiir, deniz özlemi içinde olan şair tarafından yazılabileceği gibi denizi özleyen bütün insanların hissettiklerini aktarmak için de yazılmış olabilir.

    Şunu da ekleyebiliriz ki şiiri okurken zihnimizde bir deniz, gemiler ve köpükler canlanmaması güç. Yazıyla resim deyimini kullanabileceğimiz bir şiir diyebiliriz.
     



Sayfayı Paylaş