Bingöl Türküleri, Bingöl Yöresi Türküleri

Konusu 'Doğu Anadolu Bölgesi' forumundadır ve hakan788 tarafından 31 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. hakan788 Well-Known Member


    Bingöl Türküleri, Bingöl Yöresi Türküleri
    Bingöl Dört Dağ İçinde
    Yanarım yağ içinde
    Kim Bingöl'ü sorarsa
    Bir yarim var içinde

    Deliley deliley destane
    Deliley deliley heyrane

    Bu dere buz bağlamış
    Dibi nergiz bağlamış
    Baba beni evlendir loy
    Bingölde kız kalmamış

    Deliley deliley destane
    Deliley deliley heyrane

    Bu derenin uzunu
    Kıramadım buzunu
    Aldım çaçan kızını
    Çekemedim nazını

    Deliley deliley destane
    Deliley deliley heyrane


    Bingöl Bugün Dumandır
    (Oğul) Bingöl bugün dumandır
    (Yavru yavru) Fırtınası yamandır
    Evin yıkılsın felek
    Bu ne kötü zamandır

    (Oğul) Hınıs Kalesi metin
    (Yavru yavru) Kaleye çıkmak çetin
    Evin yıkılsın felek
    Küçükten kaldım yetim
    (Anadan kaldım yetim)


    Keke (Bingöl Dağlarında)
    Bingöl dağlarında kahveci keke
    Sırtında bir çuval çeker çay keke
    Uçurumlar seni çeker vay keke

    Sırtın yere gelmesin tez dön keke
    Demli çayın canım çeke dön keke

    Keke şeref keke namus
    Keke babam keke paşam
    Keke sesini duymuşam
    Yoksa keke sen mi geldin
    Tez mi geldin sen mi geldin
    Vay keke

    Yollarına kurtlar çıksa dert değil
    Üzerine çığlar düşse dert değil
    Yüreğine hasret düşse vay keke

    Sırtın yere gelmez sen tez dön keke
    Demli çayın canım çeke dön keke

    Keke şeref keke namus
    Keke babam keke paşam
    Keke sesini duymuşam
    Yoksa keke sen mi geldin
    Tez mi geldin sen mi geldin
    Vay keke


    Bingöl Çobanları
    Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum
    Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum
    Bekçileri gibiyiz ebenced buraların
    Bu tenha derelerin,Bu vahşi kayaların
    Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi
    Her gün aynı pınardan doldurur destimizi
    Kırlara açılırız çıngıraklarımızla

    Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski yeni
    Kuzular bize söyler yılların geçtiğini
    Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek
    Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek
    Dolaştırıp dururuz daüssılayı
    Her adım uyandırır ayrı bir hatırayı

    Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda
    Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam
    Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda
    Sunamın başka köye gelin gittiği akşam
    Gün biter, sürü yatar sararan bir ayla
    Çoban hicranlarını basar bağrına yayla
    Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al
    Diye hıçkırır kaval

    Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun
    Daima eğeceksin başkalarına boyun
    Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı
    Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
    Uçan kuşları düşün geçen kervanları an
    Mademki kara bahtın adını koydu çoban

    Nasıl yaşadığımdan ne içip yediğimden
    Çıngırak seslerinin dağlara değdiğinden

    Anlattı uzun uzun
    Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
    Nadir duyabildiği taze bir heyecanla
    Karıştım ogün bugün, bu zavallı çobanla
    Gönlümü yayla yaptım Bingöl Çobanlarına
     



Sayfayı Paylaş