Bebekte Yemek Mekanları, İstanbul Bebekte Yemek

Konusu 'İstanbul' forumundadır ve GamZe tarafından 24 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. GamZe Moderator


    Bebekte Yemek Mekanları, İstanbul Bebekte Yemek
    KALDIRIM KAFELERİ
    Ünlü kafe zinciri The House Cafe’nin Bebek şubesi ve La Favorita, Paris’teki bistroları anımsatıyor. La Favorita’da kuşkonmazlı enginarlı somon balığından risottoya kadar pek çok yemek seçeneği var. Ama buradaki ev yapımı lazanyayı ve kızarmış mozzarellayı bir deneyin derim. Özellikle limonatalı votkasıyla yaza damgasını vuran The House Cafe de büyük ilgi görüyor. Burada soğuk havaya rağmen, şala sarılıp pizza-şarap keyfi yapanlara rastlamak mümkün. Bu iki restoranın kimileri tarafından tercih edilmesini sağlayan, ‘kaldırımda olmaları’ yine de bazı kişilerin hoşuna gitmiyor. “Otomobil gürültüsü ve egzoz dumanında yemek bana göre değil,” diyenler, hemen yolun karşısındaki il Porto’yu tercih ediyor. Poseidon’un üst katında yer alan mekanda yemekler oldukça başarılı. Jumbo karides, levrek ızgara gibi deniz ürünlerinin dışında et ve makarna çeşitleri de var. Tabii, buranın yaş ortalamasını Poseidon ile karşılaştırmak imkânsız. Oldukça düşük bir yaş ortalaması var. Fonda ise Demet Akalın’dan Serdar Ortaç’a seçmeler…

    KAHVEYİ NEREDE ALIRSINIZ?
    Bebek’teki değişimin bir başka ispatı da hiç kuşkusuz semte giren yabancı kafe zincirleri. Bir zamanlar Bebek’te kahve içmek için herkes Bebek Kahve’ye giderdi. Tahta sandalyeli, oldukça salaş görünümlü bu kahveden kimler geçmedi ki! Cem Yılmaz, Ayşe Arman, İsmet Berkan, Elif Şafak, Aslı Altan… Hepsi yıllardır sabah kahvaltısından tutun da akşamüzeri çayına kadar buldukları her fırsatta, soluğu burada alıyorlar. Ama daha rahat koltuklar, cappuccino, macchiato gibi aromalı tatlar arayanlar için de alternatifler var. Gloria Jeans, Sturbucks ve Cafe Nero’nun da Bebek’te şubeleri var. Üstelik buradaki şubeleri, diğerlerinden oldukça farklı. Hepsi çok katlı, hepsi deniz manzaralı ve hepsinin müdavimleri var. Özellikle gece çıkmadan önce, bu kafelerden birine gidip laflamak, ufak sandviçler atıştırmak oldukça moda. Cafe Nero, kahve çeşitleri kadar sandviçleri, tatlıları ve salatalarıyla da dikkat çekiyor. Panini, focaccio ve wrap çeşitleri bulunan mekânda ev yapımı sebze ve domates çorbası da var. Bizzat denedik, tatları gerçekten de hiç fena değil. Pestolu, fıstıklı makarna salatası da hem doyurucu, hem de lezzetli. “Amerikan usulü beni açmaz, özümüze dönelim,” diyorsanız da Bebek Ottoman Nargile’ye gidebilirsiniz. Yemek servisi yok ancak buradaki nargilenin tadı da başka yerde yok.

    Poseidon sadece balıklarıyla değil, mezeleri ve gelen müşteri kitlesiyle de dikkat çekiyor.
    RAKI-BALIK KEYFİ
    İskele üzerindeki Poseidon, sadece Bebek’in değil, İstanbul’un en popüler balıkçısı. Ali Koç’tan Ferit Şahenk’e kimi arasanız burada rastlayabilirsiniz. Bir zamanlar daha çok işadamları giderdi Poseidon’a. Oysa bugünlerde gençler de mekâna merak salmış durumda. Hafta içi öğlen yemeklerinde her ne kadar takım elbiseli konuklar ağırlıkta olsa da, pazarları spor kıyafetli gençler de dikkat çekiyor. Üstelik sadece balıkları değil, kabak çiçeği dolması, ahtapot ızgarası, börülce salatası gibi mezeleriyle de iddialı. ‘Ağır Abi’ler, sınıf atlamışlar ve sınıf atlamak isteyenler ise balık yemek için daha çok Bebek Balıkçısı’nı tercih ediyor. Yalçın Doğan’la Ahmet Hakan’ın ünlü ‘masa muhabbeti’ hikâyesinin gerçekleştiği yer de burası. Kısacası burada her an herkesle karşılaşma ihtimaliniz olduğunu unutmamakta yarar var. Buranın spesiyalleri arasında balık kavurması ve ızgara kalamar mezeler arasında öne çıkanlar. Ayrıca mekân tuzda lagos balığı ile de ünlü. Bu balığın porsiyonu 40 YTL. Mezelerin fiyatları ise 5-20 YTL arasında değişiyor.

    KAHVALTI VAKTİ!
    Yer Boğaz’ın en güzel semti olunca, kahvaltı keyfi de bir başka oluyor. 12 yıldır hizmet veren Koru Cafe’nin kahvaltıları zaten ünlüdür. Sanat ve futbol camiasının da yoğun ilgi gösterdiği mekânda, hafta sonları açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Üstelik büfede yok yok. Kiş çeşitlerinden börek çeşitlerine, kreplerden tatlılara kadar ne arasanız var. Portakal sularının, sınırsız çay ve kahvenin de dahil olduğu brunch’ın fiyatı 50 YTL. Mekânın sahibi Macit Bey, “Rekabet yüzünden fiyatları düşük tuttuk, ama kalite aynı,” diyor. Kahvaltıda Amerikan usulü sevenler ise Happily Ever After’ı deneyebilirler. Beyaz ahşap masaları, beyaz parkeleri, tezgah üzerinde duran muffinleri ve kurabiyeleriyle burası, önünden geçerken sizi zaten cezbediyor. Üç kız kardeşin işlettiği mekânda, çikolatalı pancake’ten muffin çeşitlerine kadar pek çok seçenek var. Yumurtanın da envai çeşidi yapılıyor. Üstelik burada kahvaltı gün boyu devam ediyor. Ama mekân saat 19.00 olunca kepenkleri kapatıyor. Zorlu merdivenleri aştıktan sonra varılan Mangerie de kahvaltısıyla ön plana çıkıyor. Fakat özellikle pazar kahvaltılarında burada yer bulmak oldukça güç. Bill Gates’in de burada yemek yediği söylentisinden midir bilinmez, servis pek yavaş ve elemanlar umursamaz. “Yemeğim nerede kaldı?” sorusu pek de hoş karşılanmıyor. Divan Pastanesi&Brassarie’nin alt katı da pazar kahvaltıları için iyi bir seçim olabilir. Hafta sonları burada da açık büfe brunch var.

    DONDURMA VE WAFFLE KUYRUĞU
    Abbas Waffle da Bebek’in bir simgesi haline geldi. Poseidon’un hemen arkasında kalan dükkânı iki hafta önce 100 metre ileride daha küçük bir yere taşınmış. Mekân küçük olunca, kapıdaki kuyruk da bir o kadar uzun oluyor. Ama bu kuyruk gözünüzü korkutmasın, çünkü çarçabuk ilerliyor. Beyaz çikolata, çilekli çikolata, reçel çeşitleri, meyveler… Neli waffle isterseniz var. Fiyatı da 7 YTL. Üstelik yakında evlere paket servis de başlayacakmış. Mini Dondurma da Bebek’te, minnacık dükkânında hizmet veren bir diğer yer. Dükkân minik, ama buranın namı büyük. Sezen Aksu’dan Hidayet Türkoğlu’na, İbrahim Kutluay’dan Ebru Şallı’ya kadar birçok ismi burada dondurma kuyruğunda görebilirsiniz. Güneş Dondurma&Waffle da Bebek’in bir diğer popüler yeri.

    TAPS AÇILDI, KIRINTI YOLDA
    Kendi biralarını yapan Taps, Nişantaşı’nın en dikkat çeken mekânlarından biridir. Burada çikolatalı bira bile bulunur. Ve şimdi Taps Bebek’te, eskiden Pearl’ün olduğu yere bir şube açtı. Henüz resmi açılış gerçekleşmedi. 4 Kasım Amerikan başkanlık seçimlerini bekliyorlarmış. Çeşit çeşit bira var. Özellikle çikolatalı birası denemeye değer… İlk şubesini Mado’da açtıktan sonra bir marka haline gelen Kırıntı henüz açılmadı. Ama buranın açılmasına da az kalmış. Yakında Lucca’nın satsumalı votkasına, erikli bir rakip geliyor kısacası. Söz içkiden ve kokteyllerden açılmışken Milagro’yu atlamak olmaz. Ufacık bir balkonu ve kaldırımda da masaları bulunan Milagro’nun, özellikle elma caipirosca’sı oldukça revaçta. Elma suyu, elmalı votka, limon suyu ve şekerle hazırlanan içki, oldukça ferahlatıcı, içinizi baymıyor. Bu yüzden de özellikle genç kızlar tarafından oldukça ilgi görüyor. Bu yıl ilk kez açılan bir diğer mekân ise Vertu. Mekân, üst katta kaldığı için, hemen dikkat çekmiyor. Bu durumu da Lucca’nın karşısında, yolun ortasına kocaman bir mönü tabelası dikerek çözmüşler ya da çözmeye çalışmışlar.
     



Sayfayı Paylaş