Bebek Bakımı Hakkında Herşey

Konusu 'Anne-Çocuk' forumundadır ve Pelin tarafından 10 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. Pelin Super Moderator


    Bebeğiniz doğduktan sonraki birinci yıl içinde ne gibi gelişmeler gösterecek?

    1-3 aylıkken:
    Bebeğiniz yeni doğduğunda yandaki gibi dış dünyaya ilgisiz gözükse de kısa zamanda yavaş hareket eden nesnelere, yüzlere ve eşyalara bakmaya ve onları incelemeye başlar.


    6. haftadan itibaren nesneleri kendi arzusuyla tutar. Nesneleri daha dikkatlice incelemeye başlar ve hafızasına aldıklarını sonradan tanır.

    ses duyduğunda sesin geldiği yere yönelir.

    Yenidoğan bebekler çıkardıkları sesleri kontrol edebilme yetisine sahip olmamakla beraber ses çıkarmayı bir iletişim aracı olarak henüz erken dönemlerden itibaren kullanmaya başlarlar. Ses duyduklarında ve tanıdık ya da yeni insanlarla karşılaştıklarında sesler çıkarırlar. Ağladıklarında annelerinin yanlarına geleceğini en kısa zamanda öğrenirler.

    bu dönemde kas tonusu oluşmaya başlar ve bebeğiniz yavaş yavaş başını tutmaya başlar.

    bebeğiniz bu ilk üç aylık dönemde haftada ortalama 170-227 gram kilo alır.

    4-6 ay arası:

    bu dönemde bebeğiniz yuvarlanma hareketi yapmayı öğrenir ve yavaş yavaş oturmayı da öğrenir.

    sık sık el ve ayaklarıyla oynar, nesnelerin çoğunu ağzına alarak niteliklerini bu şekilde çözmeye çalışır.

    parmaklarıyla dokunmayı, nesneleri tutmayı ve incelemeyi öğrenir. Nesneleri tutabilme kabiliyetini geliştirmesine paralel olarak, bu nesneleri önceden uzun uzun inceler.

    sesler artık ona daha anlamlı gelmeye başlar. Annesinin ses tonundan onun duygularını anlayabilme yeteneği geliştirir. Sesleri birbirinden daha rahat ayırdetmeye ve seslerin geldiği yönü daha iyi belirlemeyi öğrenir.

    kendi sesi hoşuna gitmeye başlar. Bazen kendi kendine konuşarak kendi sesini duymaktan aldığı haz onu o kadar meşgul eder ki, annesi ona konuştuğunda bir anne olarak ihmal ediliyor hissine kapılabilir.

    kendini ifade etme yeteneği giderek artar. Çıkardığı seslerle uzun uzun "anlamlı cümleler" kurar, sanki adeta ilgisini çeken nesnelerle konuşuyormuş izlenimi verir. Gülme sesleri çıkarmaya başlar.

    7-9 ay:

    oturmayı ve emeklemeyi bu dönemde öğrenir.

    ev eşyalarının kenarlarına tutunarak ayakta durmayı öğrenir.

    nesneleri bir elinden diğer eline aktarır. Elleri ve gözleriyle nesneleri daha derinlemesine ve daha ayrıntılı olarak incelemeye başlar.

    konuşan kişinin ağzına bakarak dudak hareketlerini inceler.

    bazı heceleri söylendiğinde tekrarlayabilir.

    10-12 ay:

    emekleme giderek daha koordine olur ve hızlanır.

    eşyaların kenarlarına tutunarak daha uzun süre ayakta kalabilir ve bu eşyalara tutunarak hareket edebilir. Elinden tutulduğunda birkaç adım atabilir.

    ufak bazı nesneleri baş ve işaret parmaklarının ucuyla tutabilir.

    eşyaları elinden bırakmayı ve atmayı öğrenir.

    kendi ismini ve iyi tanıdıklarının ismini artık tanımaya başlar.
     



  2. Pelin Super Moderator

    Yeni doğmuş bebek ve bakımı..

    Ağırlığı

    Ortalama bebek ağırlığı 3.4 kg.‘ dır. Erkek bebeklerin ağırlığı kız bebeklere göre daha fazladır.

    4.5 kg. Üzerinde doğum ağırlığı olan bebekler normalden ağır olarak kabul edilirler. Bilinenin tersine bu bebekler ekstra sağlıklı olarak kabul edilmezler. Şeker hastası olan annelerin bebekleri normalden daha ağır olabilirler.

    Eğer bebeğin doğum ağırlığı 2.5 kg dan daha az ise, düşük doğum ağırlıklı bebekler olarak isimlendirilir. Normal bebeklerden tek farkı daha sık beslenmeye ihtiyaç duymalarıdır. Bebeğin ağırlığı 2.3 ile 2.5 kg. arasında ve sağlıklı görünüyor olsa bile önlem olarak özel bakıma alınabilme riski vardır. Bu bebeklerde rastlanan genel problemler- nefes alma, emme problemleri ve vücut sıcaklığı gibi sorunlarıdır.

    Bebekler 2.3 kg. Altında bir doğum ağırlığında ise özel bakıma alınırlar.

    Prematüre bebekler: Gebeliğin 40. Haftasından önce doğan bebekler için düşük doğum ağırlığına sahiptir diyebiliriz.

    Vaktinden önce olan doğumlara bir takım gelişme aşamalarını atlamak anlamına gelir. 36-38 haftalardan sonra olan doğumlarda görülen ekstra sıcaklık, ekstra oksijen ve sık beslenmekle hallolan sorunlar bulunabilir.Fakat vaktinden evvel doğan bebeklerde daha çok yadıma ihtiyaç vardır. Bu şekilde doğan bebeklere burunlarından takılan bir tüple beslemek ve nefes almasına yardımcı olacak bir takım cihazlarla destek olunur.

    Zamanına göre küçük bebeklerde rahim içi gelişme geriliği denen ve beklenenden daha az büyüme anlamına gelen bir ifade kullanılır. Bu bebekler ana rahminde 40 hafta kalmalarına karşın doğumda akranlarına göre küçük olabilirler. Bu bebeklere yapılan uygulamada prematüre bebeklere yapılana benzemektedir. Zamanına göre küçük doğan bebekler rahimde yeterince beslenememiş demektir. Genellikle bebeğin “küçük “ olması gelecekte sorunları olacağı anlamına gelmez. Rahim içi gelişme geriliğinin fetusun kalori ihtiyacını azaltan bir koruma mekanizması olduğu düşünülmektedir.

     
  3. Pelin Super Moderator

    İlk Muaynesi

    Doğumdan 24 saatlik süreci geçince bebek tıbbi bir kontrolden geçirilir. Bu muayenede sırasıyla bebeğin kilosu, ve vücut ölçümleri (baş çevresi,boyu), kalp ve akciğerleri dinlenmekte, iç organlarının elle muayenesi , Ayakları, bacak boyu, kalça çıkığı muayenesi ayrıca yapılmaktadır. Daha sonra erkek çocuklarda testislerin yerinde olup olmadığı kontrol edilmektedir. En sonda bebeğin omurgası ve makatı kontrol edilmektedir.


    Bebek doğduktan sonraki ilk evrede, deri normal renginden daha morumsu görülebilir. Daha sonra beğinizin cildi yetişkinlere göre daha pembe ve daha hassastır. Doğumdan sonraki ilk günlerde bebeğin cildinde sarı bir alan bulunan kırmızı lekeler olabilir, lekeler yaşamın ilk günlerinde ortaya çıkar ve 15 günde kendiliğinden yok olur,bu lekeler tamamen zararsızdırlar.
    Bebeğinizin görme ve duyma yeteneği...

    Bebekler doğum anlarından itibaren görme, işitme, koku ve tat alma yeteneğine sahiptir ve ilk birkaç gün içinde annesini bu duyuları ile tanımayı öğrenecektir. 15 ila 20 cm’den arası bir şekilde, daha uzaktan ise siluet şeklinde görebilirler. Bebeklerin genelinde ise göz yaşı 2. ayda başlar.

    Bebeğinizin neden ağlıyor...

    Bebekler herzaman kendini ağlayarak ifade eder, doğal ve olmasını beklediğimiz bir davranış şeklidir. Genellikle acıktığında, altı kirlendiğinde ya da gazı olduğunda ağlar, bu ağlamalar anneye haberı niteliği taşır.

    Bazende sadece duygusal nitelikli ağlamalar olabilir. Bunu karşılamak için , sadece kucağınıza alıp, şefkat, sevgi ve o sıcaklığı hissettirerek ,ben yanındayım duygusunu yaşatmak yeterli olur...
    Bebeğinizin yatma şekli nasıl olmalı...

    Dikkat etmeniz gereken bebeğin yatağı ne çok sert nede çok yumuşak olmalıdır. İsterseniz bebğin başını koyacak ince bir yastık kullanabilirsiniz.Besleme sonrası ve özelikle sizin takip edemeyeceğiniz gece uyku saatlerinde sırtını ince bir yastıkla destekleyerek, yan tarafına yatırmanız gerekir. Bebeğiniz yoruldukça sağ-sol yan olarak pozisyonunu değiştirebilirsiniz. Gündüz ve sizin gözle takip edebileceğiniz zamanlarda kısa aralıkla yüz üstü başını yana çevirecek şekilde yatırabilirsiniz.

     
  4. Pelin Super Moderator

    Yeni doğmuş bebeğin hareketleri...

    Çenede titreme, alt dudakda içe dönme, hıçkırık, düzensiz solunum, öksürme, hapşırma, esneme, sesli uyuma, irkilme, ağlarken el ve kollarının titretme, ağladığında ve üşüdüğünde morarma gibi durumlar olabilir bu gibi durumlarda paniğe kapılmanıza gerek yok...
    Bebeğinizin vücut yapısı...

    Genel özellik olarak yenidoğan bebeklerin kafası bedene oranla daha iridir ve normal doğan bebeklerde kafa şekli doğum kanalından geçtiği için bozuk olabilir. Kafasında yumuşak kısımlar yani bıngıldak denilen kısım vardır. Bacaklar içe doğru kıvrık olabilir, çenesinde ve burun çevresinde yağ kabarcıkları yani milia olabilir, kuyruk sokumu bölgesinde morluklar yani mongol lekesi olabilir. bunlar normaldir ve sizi korkutmasın..

    Bebeklerde kilo azalması...

    İlk birinci haftada, doğduğu kilosunun %10’unu geçmeyecek oranda kilo azalmasıi normaldir, daha sonra kilo almaya başlamalar. Doktoru kontrollerinde bunun takibi yapaacaktır.Sizdede Bunla ilgili karnesi olacaktır..

    Bebeklerin ilk idrarı ve gaetası....

    Bebekler günde 6-8 defa idrar ve yapmaları ve kilo alımları da iyi normal ise anne sütünün yaradığının göstergesidir.lk gaetası siyahımsı koyu yeşil ve yapışkandır ve bu gaetaya mekonyum denir. 3-5 gün sonra anne sütü aldıkça gaetası sulu, hardal sarısı rengine almaya başlar.
    Bebeklerin vajinal kanaması, akıntı ve memelerinde şişlik olması....

    Anneden kaynaklanan gebelik hormonu nedeniyle, kız ve erkek bebeklerin göğüslerinden süt gelmesi, şişlik ve sertlik oluşması, bunların ovulmaması, sıkılmaması gerekir. Kız bebeklerde vajinal akıntı hatta kanama bile olabilir, bu durum anneden bebeğe geçen hormonlardan kaynaklanmaktadır ve normaldir. Erkek bebeklerin yumurtalıklarını örten deri şiş görülebilir. 6-12. aylarda bu durum düzelir. Erkek bebeklerin % 3’ünün testisleri henüz inmemiştir. Bu durum doktoru tarafından takip gerektirir.

    Bebek odası ısı ayarı....

    Oda ısısının 21-25 derece arasında olması uygundur.
     
  5. Pelin Super Moderator

    Bebeklerde uyku düzeni.....


    [​IMG]


    Bazı bebeklerde uyku düzeninde herhangi bir sorun yaşanmazken bazı bebeklerde ise bu sorun ailelerin en büyük problemidir. ilk aylarda uykusuzluk sorunu hem aileyi hem bebeği mutsuz eder.Yapılacak şey bebeğin normal koşullara göre uyuyup uyumadığını takibidir.

    Doğumdan 3.aya kadar bebeklerin günlük uyuma süresi 17-18 saat civarındadır. Ancak bebekler hiç bir zaman derin bir uykuya sahip değillerdir.Belli sıklıkla beslenmesi gerektiği yada altı kirlendiği için uykuları bölünür. Zaten bebekliğin bu döneminde bebeğin, 2-3 saatten fazla kesintisiz uykuda bırakılmaması önemlidir. Fakat 2 haftalıktan itibaren bebeğe gece gündüz kavramını öğretmek gerekir. Gündüz uyku aralarında bebekle konuşabilir, oyun oynayabilirsiniz. Ancak gece uyandığında, loş bir ortamda , sessiz konuşarak ona gece olduğu öğretilir.

    3.ayda itibaren ise bebeğin uykusu günde 15 saatlere düşecektir. Bu uykunun büyük kısmı gece, 4-5 saatlik bölümü ise gündüz olacaktır. Artık ilk aylardaki sıklıkla uyanmayacaktır. Geceleri birkaç kez uyandırılıp beslenmelidir. Ancak bu gece beslenmesi yavaş yavaş azaltılmalıdır. Gündüzleri ise 2-3 kez uyuyarak 5 saati dolduracaktır. Bu ikinci 3 aylık dönemde artık bebeğin uyku düzeni belirmeye başlayabilir. Onu yatırmaya alıştırmak istenen saatten önce (20:00-20:30 uygun olabilir) yapılacak aktiviteleri belirlemek gerekir. Örneğin pijamalarını giydirip, hafif müzik eşliğinde ona hikaye okumak bir yol olabilir. Banyo düzeni de yatmadan önce olarak ayarlanabilir. Böylece bu aktiviteler başladığında bebek uykuya hazırlanacaktır.

    6 ve 9.aylar arasında ise yaklaşık 14 saatlik bir günlük uyku ihtiyacı vardır. Bunun 7 saatinde bebek hiç uyanmayabilir. Bu period başladığında artık gündüz uykuları da düzenlenebilir. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere 2 kez uykuya yatırılması gece uykusu düzenine de uyacaktır. Bu dönemde bebek, alıştığı uyku öncesi aktiviteler varsa onlar başladığında uyuması gerektiğini kabul edecektir.

    9.aydan sonra uyku ihtiyacının büyük kısmı gece karşılanırken gündüz uykuları biraz kısalabilir. Gündüz yarım ile 2 saat arasında 2 kez uyurken , gece 10-12 saatlik uyku zamanı normaldir. Önemli olan uyku öncesi aktivitelerini bozmadan devam ettirmek ve kendi kendine uyumasını sağlamaya çalışmaktır.

    12.aydan sonra artık gündüz uykusu tek sefer olarak öğleden sonra gerçekleşebilir. 18.aya kadar gündüz 2 kez uyku sonrasında da 1 keze çevirmek iyi olacaktır. Bu aylarda artık bebeği kendi kendine uyumaya alıştırmak, süregelen düzensizlikleri varsa bunları ortadan kaldırmaya çalışmak çok önemlidir.

    Bebeklerde görülen huzursuzlukların bir nedeni de uyku problemleridir. Bu nedenle ilk aylardan itibaren uyku düzenini belirlemeye ve bebeği bu düzene uydurmaya çalışmak hem bebek hem de annenin düzeni açısında çok sağlıklı olacaktır.

    Bu düzeni oturtmakta en büyük yardımcı uykuyu bölen sebepleri bulmaktır. İlk aylarda bu sebep gaz sancısı, açlık gibi nedenler olurken ilerleyen aylarda bazı kavramların karşılığı olabilir. Bunun için bebeğe mutlaka yemek ve uyuma zamanının, oyun ve uyuma zamanının, gece ve gündüzün farklı olduğunun hissettirilmesi gerekir. Ayrıca 12. aydan sonra bebekleri yavaş yavaş kendi kendine uyumaya alıştırmak da 2 yaş ve sonrasında yaşanabilecek yalnız uyuyamama problemlerini engeller.
     
  6. Pelin Super Moderator

    Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.


    [​IMG]


    "Sarılığın Sebepleri"
    1. Fizyolojik (normal) sarılık:

    Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.

    2.Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık:

    Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha şiddetlidir.
    3.Anne sütüne bağlı sarılık:

    Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin sütlerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde ( enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ; 3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır.

    4.Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı)

    Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar.

    ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman anenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha ağır seyirlidir.)

    Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur. Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72 saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını engelleyebilmektedir.
     
  7. Pelin Super Moderator

    "Tedavi"

    1.Fizyolojik sarılıkta tedavi:


    Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi deneyin.

    2.Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:

    Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk atılması sağlanır.
    Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak şekerli suyun faydası yoktur.

    3.Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:

    2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir. Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin göğsü sağılmalıdır. Hiçbirzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu kanıtlanmamıştır.

    4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)

    Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür.

    Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür.

    Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma dönüşmezler.
     
  8. Pelin Super Moderator

    İşitme testini ihmal etmeyin

    Bebeğinize, altı aydan önce yaptıracağınız işitme testiyle konuşma özürlü olmasını engelleyebilirsiniz.

    İzmir Dr. Ekrem Hayri Üstündağ Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi İşitme Tarama Ünitesi Sorumlusu Dr. Tülay Düzalan, yapılan araştırmalarda, her bin bebekten 5’inin işitme özürlü doğduğuna dikkati çekerek, “Bebeğinize, altı aydan önce yaptıracağınız işitme testiyle konuşma özürlü olmasını engelleyebilirsiniz” dedi. Düzalan, hastanelerinde doğan her bebeğe bu testi yaptıklarını belirterek, günde ortalama 40 bebeğin kendi hastanelerinde dünyaya geldiğini, yapılan testle bunlardan 8-10 tanesinde işitme özrü tespit ettiklerini söyledi.

    Bu bebeklerin Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiğini ifade eden Düzalan, “Bu hastanede ileri testlerden geçirilen bebeklere cihaz takılıyor. Bu cihaz sayesinde duyabilen bebekler konuşmayı öğreniyor ve konuşma engelli olmuyorlar” diye konuştu.

    SADECE 3 DAKİKA


    Düzalan, özellikle ailesinde işitme engeli bulunanların, bebeklerine ilk altı ayda mutlaka bu testi yaptırması gerektiğini belirterek, sadece 3 dakika süren bu test sayesinde, konuşma özrünün ortadan kaldırılabileceğini kaydetti.

    6 AYDAN SONRA KONUŞAMIYORLAR


    Kısa süren bu testin, maliyetinin de az olduğunu ifade eden Düzalan, şunları söyledi:
    “Yeni doğan her bebeğe işitme testi yapılması gerekiyor. Bütün ailelerin bu konuda duyarlı olması gerekiyor. İlk altı ay içinde cihaz takılırsa çocuklar konuşabiliyor. Altı aydan sonra takılan cihazla çocuklar, biraz duyabilir ama konuşamaz. Özellikle ailede konuşma, işitme özürlü kişiler bulunuyorsa bu testi mutlaka yapın.”
     
  9. Pelin Super Moderator

    Bebeğinizi Ağlarken Sakinleştirmenin Püf Noktaları[​IMG][​IMG]



    [​IMG]


    Eğer bebeğinizin ağlama nedenini bulamıyorsanız, aklınızda kendinize bir kontrol listesi hazırlayın. Önce en son ne zaman karnını doyurduğunuzu düşünün, üç saat kadar önce doyurdunuzsa yemek yedirmeyi deneyin. Eğer daha yeni yediyse, bezini kontrol edin. Bezi temizse o an içinde bulunduğu ortamdan uzaklaştırmayı deneyin. Bu şekilde ağlama nedenlerini eleyerek neden ağladığını bulabilirsiniz.

    Bebeğinizi Sakinleştirmenin Püf Noktaları: Ona emmesi için bir şey verin! Bebeğinizi emzirebilirsiniz, biberon, emzik ya da diş kaşıyıcı verebilirsiniz.

    Bebeğinizi hareket ettirin! Bebeğinizi sallamak, onu rahatlatacaktır. Kucağınızda sallayabilir, sallanan koltuğa oturarak birlikte sallanabilirsiniz. Bebek arabasıyla ya da otomobille yolculuk da ona iyi gelebilir. Bebeğinizle birlikte dansetmeyi de deneyebilirsiniz.

    Bebeğinize masaj yapın! Bebeğinizin karnını ovabilir ya da karnını üzerine yatırarak sırtını sıvazlayabilirsiniz. Eğer gaz sancısı varsa bu masaj onu rahatlatacaktır.

    Bebeğinize yakın olun! Bazı durumlarda ona sarılmanız, tek ihtiyacı olan şeydir. Kanguruyla bebeğinizi kendinize yakın tutmak, iyi bir çözüm olabilir. Bebeğiniz çok ağladığı zaman, ona sarılarak karanlık bir odaya gidip ona masal anlatarak ya da bir ninni söyleyerek onu sakinleştirebilirsiniz. Kalp atışlarınızı duymak, yeni doğanlar için oldukça sakinleştiricidir.

    Bebeğinizi yalnız bırakmayı deneyin! Eğer yukarıdaki çözümler işe yaramamışsa, bebeğiniz içinde bulunduğu ortamı çok gürültülü, çok kalabalık ya da çok ışıklı bulmuş olabilir. Bu durumda onu karyolasına ya da portbebesine yatırıp ışığı kapatarak başında bekleyebilir ve sakinleşip uyumasına tanık olabilirsiniz.

     
  10. Pelin Super Moderator

    Kendine Güvenen Çocuklar Yetiştirin


    [​IMG]



    Çocukların hayatında aileler çok önemli bir role sahip. Bu nedenle aileler çocuklarının her türlü gereksinimini en iyi şekilde karşılamalıdırlar. Ancak bahsettiğim bu gereksinimler çocuğunuza sağlayacağınız maddi imkanlarla sınırlandırılamaz, çocuğunuzun en önemli gereksinimi duygusal alanda sağlayacağınız destektir. Sağlayacağınız duygusal destek hem çocuğunuzun duygusal zekasını olumlu yönde etkileyecek hem de çocuğunuzla aranızdaki ilişkinin pekişmesini sağlayacaktır.

    Eğer çocuğunuz yeni bir okula gitmeye ya da hiç tanımadığı bir ortamda yaşamaya başlamışsa sizin desteğinize her şeyden çok ihtiyaç duyacaktır. Çünkü bu tip dönemlerde çocuklar kendilerini yalnız hissetme eğilimi içine girerler ve kendilerine olan güvenleri oldukça azalır. Yaşadığı bu problemleri en az etkileneceği şekilde atlatabilmesi için her zaman onların yanında olduğunuz hissini çocuğunuza verin ve yanında olun!!!

    “Ben zaten onun yanındayım, ama bu durum ne kadar sürebilir ki?” diyenleriniz aranızda mutlaka ki vardır. Kesinlikle sizlere hak veriyorum. Bu durumda yapmanız gereken tek şey var, o da çocuğunuza bir an önce özgüven kazandırmak.

    Nedir özgüven dediğimiz şey?

    Uzmanlara göre özgüven insanın kendi için hissettiği bütün iyi duygulardır, bir kişi kendi hakkında ne kadar iyi duyguya sahipse ve kendinde var olan potansiyelin ne kadar farkında ise o kadar özgüvene sahiptir.

    Neden özgüvene sahip olmak çok önemli?

    Çünkü özgüven sayesinde insanlar kendilerini ve yapabileceklerini tanıma fırsatı bulurlar, sadece başka insanların bir şeyler yapabileceği düşüncesinden sıyrılır ve kendi kararlarını uygulamak için çabalarlar. Aksi takdirde kendi görüşlerini ifade edemeden , başka insanların boyundurlukları altında ömürlerini geçirirler ve hiç bir zaman kendilerini tanıma fırsatını elde edemezler.

    Neler Yapabilirsiniz?

    ● Çocuğunuzun özgüven problemini tetikleyecek en önemli unsur çocuğunuzu bir başkasıyla kıyaslamaktır. Asla çocuğunuzu bir başkasıyla özellikle de kardeşiyle kıyaslamayın.

    ● Çocuğunuzun kapasitesini anlamaya çalışın ve onu yapamayacağı şeyler için zorlamaya çalışmayın.

    ● Çocuğunuzun yaptığı şeyleri takdir edin ve onu ödüllendirin.

    ● Çocuğunuzla iyi bir iletişim kurmaya çalışın ve özgüven problemi yaşadığını hissettiğiniz anlarda ona destek olun.

    ● Çocuğunuza çeşitli görevler verin ama bu görevlerin onun kapasitesini zorlamadığından emin olun. Örneğin beraber araba yıkamak, yemek masasını hazırlamak çocuğunuz için özgüvenini pekiştireceği aktiviteler olabilir. Ancak bu aktivitelerden sonra onu takdir eden sözler söylemeyi unutmayın!

    ● Çocuğunuzla beraber yapacağınız bir aktivite için ona danışmayı unutmayın. Ona fikrini sorduğunuzda çocuğunuz hem kendisine verdiğiniz önemi anlayacak hem de kendini ifade edebilmeyi öğrenecektir.

    ● Çocuğunuzun yanlışları ya da eksikleri hakkında, kimsenin özellikle de arkadaşlarının yanında konuşmayın. Bu davranışınızla çocuğunuzu rencide etmekle kalmayacak ayrıca onun size olan güvenini de kaybetmiş olacaksınız.
     
  11. Pelin Super Moderator

    Dikkat Bebekler herşeyi anlıyorlar !!!

    Almanya’daki Heinrich Heine Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikosomatik ve Psikoterapi Kürsüsü ile halen çalıştığı Düsseldorf Psikanaliz Enstitüsü kurucularından Doç. Dr. Celal Odağ, İzmir’de kurduğu Halime Odağ Psikanaliz ve Psikoterapi Vakfı’nda, bebeklik çağına ilişkin araştırmalar hakkında bilgi verdi.

    Bu dönemin, 30 yıl öncesine kadar “duymaz, duyumsamaz, anlamaz” şeklinde düşünüldüğünü belirten Dr. Odağ, 1970’li yıllardan bugüne yapılan araştırmaların, bebeklerin birçok mesajı son derece iyi şekilde duyumsadığını, çok duyarlı olduklarını, duygular arasındaki farklılıkları ayrımsadıklarını ortaya koyduğunu kaydetti.
    Bebekler verilen ve verilmeyen, sömüren ve sömürmeyen, özerklik tanıyan ve tanımayan sevgi arasındaki farklılığı algılayabiliyor.

    Bebeklerin, verilen ve verilmeyen sevgi arasındaki farklılığı algılayabildiklerini belirten Dr. Odağ, “Sömürenle sömürmeyen, özerkliği tanıyanla tanımayan sevgiler arasındaki farkları tanıyabiliyorlar. Yalnız bu farkları tanımakla kalmayıp, bunun sınırlarını da tanıyorlar” dedi.

    Son 30 yıldaki araştırmalara göre, bebeklerin en azından anne kadar etkin canlı varlık olduklarının belirlendiğini ifade eden Dr. Odağ, anne ve bebeğin sürekli etkileşim içinde bulunduklarını, bebeğin hiç bir zaman edilgen, pasif varlık şeklinde görülemeyeceğini vurguladı. Dr. Odağ, anne bebek ilişkisinde, bebeğin de etkin olduğunu belirtti.

    Dr. Celal Odağ, “Bebeklerin de dürtüleri ve sevilme, korunma, beslenme, sıcaklık alma gibi gereksinimleri var. Bütün bu gereksinimlerindeki her türlü dengesizlik, bebek tarafından engellenme olarak anlaşılır ve bu aynı zamanda şiddetin de kaynağıdır” dedi.

    Dr. Odağ, bu dönemin özelliklerinin çok iyi bilinmesi gerektiğini, bebek ve çocukların haklarına dikkat edilmediği yerlerde oyun oynamasını, içinde bulundukları dönemi öğrenememelerinin, en önemli şiddet nedenleri arasında sayılabileceğini kaydetti.

     
  12. Pelin Super Moderator

    Bebek koltuğu arka ortada olmalı


    Almanya’da Berlin Teknik Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, arabalardaki bebek koltuğunun yaygın düşüncenin aksine arka koltuğun sağına ya da soluna değil, tam ortaya konulmasının daha güvenli olduğu sonucunu ortaya koydu. Araştırma, 4 yıl boyunca yaklaşık 100 çarpışmanın test edilmesiyle gerçekleştirildi.

    Araştırmaya göre, arka koltuğun orta kısmı camlara ve kenarlara uzak olduğu için bebeğin kazayı, hasarsız ya da az hasarla atlatması mümkün. Ağır kazalarda dahi bebeklerin en az zarar gördükleri yer arka koltuğun tam ortası.
    Berlinli araştırmacıların tezini Türk uzmanlara sorduk. Doğuş Otomotiv Eğitim Şefi Engin Bekem bebek koltuklarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

    Arka koltuğun ortası neden güvenli?


    Çünkü bu bölge tehlikelerden uzak bir bölge. Ortada oturan bebeğin çarpma anında camdan fırlayacağı yönünde yanlış bir kanı vardır. Eğer bebek koltuğu arka ortaya doğru bir teknikle monte edilir, emniyet kemeriyle doğru sabitlenirse çocuğun kaza esnasında ön camdan fırlaması söz konusu olmaz. Bu açıdan bebek koltuğunun ortada olması daha güvenlidir. Ancak koltuğun çok iyi monte edilmesi ve emniyet kemerinini doğru bağlanması gerekir. Çünkü arka ortada ISOFIX yani sabitleme kancası yoktur, bebek emniyet kemeriyle sabitlenir. Ancak iki çocuk varsa o zaman ISOFIX kancası ile sabitlenebilir. Çünkü bebek koltuğunu bu kancalara çok iyi oturtalabiliyorsunuz.

    Türkiye’de bebek koltuklarına yeterince önem veriliyor mu?
    Hayır, bebek koltuğu satanlar bile bilinçsiz. Zaten ülkemizde çocuk koltuğu kullanımı da yeterli değil. Örneğin, Amerika’da doğum yaptığınız hastaneden çıkarken aracınızda ana kucağı yoksa sizi taburcu etmiyorlar, Türkiye’de ise böyle bir şey sözkonusu bile değil.
    Türkiye’de bu konuda bilincin ne düzeyde olduğunu anlamak için seyir halindeki araçlara bakmak yeterli oluyor. Bir bakıyorsunuz bir adam kucağına çocuğunu almış, ona araba kullandırıyor. Geçtiğimiz günlerde böyle bir kaza yaşandı ve çocuk hayatını kaybetti. Çocuğunu kucağına oturtarak araba kullandıran baba, bu davranışının bedelini çocuğunun canıyla ödedi.

    Bebek koltuğu arka ortaya nasıl bağlanır?


    Tekniğine uygun bağlamak gerek, aksi halde bu durum, çok daha büyük tehlike yaratır. Çünkü doğru bağlanmayan arka orta koltuk, çocuğun ön cama doğru fırlamasına neden olur. Ailelere bebek koltuğu satanlar tarafından eğitim verilmeli. Bu eğitimlerde çocuğun kaç yaşına kadar ön koltuğa oturtmaması gerektiği de anlatılmalı. Ailelere uygulamalı olarak nasıl bağlayacakları ve nelere dikkat etmeleri gerektiği öğretilmeli.

     
  13. Pelin Super Moderator

    Bebek Yada Çocuklarda Ateşlenme
    Bebeğin Yahutta Çocuğun Rahatsızlanması Durumunda Yapılması Gerekenler

    Bebeklik ve çocukluk çağında anne ve babaları en çok endişelendiren durumların başında ateş geliyor.

    Acıbadem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kandemir "Ateş, vücudun farklı virüs, bakteri ve diğer mikroorganizmaları tanımlama ve onlarla savaşın nedeni ile ortaya çıkar" diyor. Ateşin en sık görülen sebebi enfeksiyonlardır.

    Ateşten şüphelenildiğinde, çocuğun mutlaka vücut ısısı ölçülmelidir. Alnına dokunularak hissedilen vücut ısısı güvenilir değildir, bu yüzden termometre kullanmak gerekir.

    Dr. Kandemir "Eğer çocuğunuzun vücut ısısı makattan 38 C üzerinde, kulaktan 37.8 C, koltuk altından 37.2 C üzerinde ise, ateşli kabul edilebilir" diyerek aileleri uyarıyor.

    Ne yapabilirsiniz?

    - Susuzluğu engellemek için, vücut sıvısını eksik bırakmamak gerekir. Su, çorba, meyve suları verilebilecek iyi seçeneklerdir.

    - Okula giden çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir.

    - Alın, şakaklar, koltuk altı, kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanması, ateşi düşürmede oldukça etkili bir yöntemdir. Soğuk su ve alkol, ateşte daha fazla yükselmeye sebep olabilecek titreme yaratacağından, kullanılmamalıdır. Uygulanan kompresler sık sık deşiştirilmelidir.

    - Aşırı kıyafet giydirme, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden, çocukları çok az giydirmeli, uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır.

    - Reye sendromu olarak bilinen ani karaciğer ve beyin hasarı ile seyreden hastalığa neden olduğu için, 12 yaş ve altındaki çocuklarda aspirin, ateş düşürücü olarak önerilmemektedir.

    - Doktora danışmadan ilaç verilmemelidir.

     
  14. Pelin Super Moderator

    Bebekte otistik Bozukluk

    Otistik bozukluğun genel anlamda belirgin belirtileri olmasına karşın, bazı durumlarda anne babalar tarafından geç farkedilebilmektedir. Otistik bozukluk, ilk 36 ayda bazı belirtiler vererek yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Normalde bebeklerin gelişim dönemleri içerisinde bebeklerin anne veya diğer insanlar ile iletişim ve etkileşim şekli önemlidir. Bebek ilk doğduğu andan itibaren etrafı ile iletişim ve etkileşime girmek ister . Bu iletişim ve etkileşim; göz ile nesneleri ve insanları takip ederek, agulama ile sinyal vererek, karşısındakine gülümsemede bulunarak, göz kontağı kurarak olabilir. Otistik bozukluğun başlangıcının, ilk 36 aydaki belli bir normal gelişim döneminden sonra görülebileceği gibi, doğumdan itibaren bazı belirtiler ile birlikte de görülebilir.
    Otistik bozukluğu olan çocuklarda üç temel belirti vardır. Bunlardan birincisi iletişim alanındadır. Yani konuşma, jest ve mimikler vb, araçlar ve etraf ile iletişimin olmaması veya çok kısıtlı ve sınırlı olmasıdır. Aileler çoğunlukla çocuklarını ''konuşmuyor'' diye kulak-burun-boğaz hekimine veya çocuk hastalıkları hekimine götürürler. Daha sonra da, yapılan tetkiklerin normal çıkması ile çocuk psikiyatristlerine giderler. İkinci bozulan alan ise çevre ve diğer insanlar ile etkileşim alanıdır. Yani çocuk başkaları ile duygularını, başarılarını, sevinçlerini paylaşmaz ve etrafındaki insanlar ile karşılıklı etkileşime girmek istemez. Zaten otizmin kelime anlamına uygun olarak '' kendi halinde, kendi kabuğunda” davranır. İnsanların duygusal değişiklikleri ve sinyalleri onları etkilemez veya çok sınırlı olarak etkileşim görülür. Yaşıtlarının yanına gitmez, onlar ile ilgilenmezler. Üçüncü temel bozulma alanı ise ısrarla tekrarlayan davranışlar ( dönme, sallanma, zıplama vb.) ve çok sınırlı olan ilgi alanıdır. Bu durumdaki bir çocuk çamaşır makinasının dönen merdanesi karşısında saatlerce oturup bakabilir veya bir arabanın tekerleğini saatlerce çevirebilir veya bir eşyanın parçası ile saatlerce oturup uğraşabilir.
    Ek olarak ayak ucunda yürüme, yandan bakış, ağrıya dayanıklılık, yemek konusunda gıda seçimi vb belirtiler ile otistik çocuk diğer çocuklardan kolaylıkla ayırt edilir. Otizmin temel tedavisi eğitim olmakla birlikte erken tanı ve hastalığa başka sorunların eşlik edip etmediği önemlidir.

    Önemli olan anne babaların bu konuda uyanık olarak erken tanı ve tedavi açısından bilgili olmalarıdır.
     
  15. Pelin Super Moderator

    Milyonlarca bebekte 'ciddi' doğum kusuru

    Doğum kusurunda, annenin bebeğin sağlığıyla yeterince ilgilenmemesi de rol oynuyor.
    Dünyada her yıl yaklaşık 8 milyon bebeğin doğum kusurlarıyla dünyaya geldiği belirtilinmekte.Doğumunda kusur görülen bebeklerin birçoğu ölüyor ya da sakat kalıyor.
    Doğumdan gelen kusurların yüzde 70'inin önlenebilir, tedavi edilebilir ya da düzeltilebilir olduğu beliliniyor.
    Yılda 7.9 milyon bebek, kısmen genetik nedenler, gebelik sırasında annenin geçirdiği rahatsızlıklar ve alkol kullanımı gibi faktörler nedeniyle kusurlu doğuyor.5 yıl süren araştırmalarda, her yıl beş yaş altında 3.3 milyon çocuğun doğum kusuru nedeniyle öldüğü, 3.2 milyonunun da zihinsel veya bedensel engelli kaldığı ortaya çıktı.
    Doğum kusurunda, annenin bebeğin sağlığıyla yeterince ilgilenmemesi, yaşı büyük anneler ve akraba evliliği gibi faktörlerin önemli rol oynadığı bilinmekte.
    Afrika, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, Akdeniz anemisi ve Glikoz 6 Fosfat Dehidrogenaz Eksikliği (G6PD) gibi ortak miras olan hastalıklar nedeniyle daha fazla risk altında oldukları, ciddi bir doğum kusuruna sahip bebek dünyaya getirme oranının her anne adayı için yaklaşık yüzde 5 olduğu da bilinmektedir....

     
  16. Pelin Super Moderator

    Çocuğunuzun Omurga Gelişimine Dikkat Ediyormusunuz?


    SKOLYOZ : Omurga 3 boyutlu eğimidir.Normal omurga önden veya arkadan bakıldığında düzdür. Yine normal olarak yanlardan bakıldığında omurga göğüs bölgesinde, arkaya “kifoz” bel bölgesinde öne “lordoz” doğru eğimlidir. Skolyozda yukarıdan aşağıya bakıldığında tüm vertebralar sırt veya bel bölgesinde bir yöne doğru eğilmişlerdir. Omurganın merkezinden üstten aşağıya bakıldığında omurgaların bir kısmı bükülmüşlerdir. Bu da “genelde sağ” kaburgaların çıkınıtılı olması sonucunu doğurur. Skolyoz ailenin birden fazla üyesinde aynı veya farklı kuşaklarda ortaya çıkabilir. “skolyoz, çocuğun veya ailesinin yaptığı veya yapamadığı bir şey nedeni ile gelişemez” Kötü vücut postürü veya ağır çanta taşımak Skolyoza neden olmaz. Skolyoz genelde buluğ çağında ortaya çıkan bir omurga deformitesidir. Nasıl Fark Edilir?Skolyozun en çok görülen bulgularından birisi sağ tarafta belirginleşen kürek kemiği çıkıntısıdır. Bir omuz diğerinden daha yüksek olabilir ve çocuk bir tarafa eğilmeye eğilimlidir. Kalça kemikleri simetrik olmayabilir ve biri diğerinden daha yüksekmiş gibi görünür. Skolyozu bozuk duruş ile karıştırmamak gerekir. Sıklıkla skolyozun ilk belirtilerinden biri daha önce giyilebilen giysilerin vücuda tam oturmamasıdır. Bu kızlarda eteğin veya giysinin çizgilerinin asimetrik olması ile belirginleşir. En çarpıcı bulgulardan birisi skolyozlu bir çocuğun öne eğilmesi ile ortaya çıkan kaburga çıkıntısının ortaya çıkmasıdır.
     
  17. Pelin Super Moderator

    Skolyoz Tedavi Edilebilir mi?

    Şu anda ne skolyoz başlangıcını önleyecek ne de skolyozu cerrahi olmayan yöntemlerle tedavi edilebilecek bir yöntem mevcut değil. Skolyoz tespit edildiğinde doktor hastayı değerlendirme ve tedavi için ortopedik spinal cerrah göndermelidir. Böylelikle hasta ayakta çekilen omurga röntgeni ve periodik kontrol muayeneleri şeklinde takibe alınır. Eğer skolyoz erken teşhis edilirse büyük eğilimler bile Breyslerle önlenebilir. Ciddi eğimler cerrahi gerektirebilir.
    Skolyozun Değişik Tipleri Var mıdır?
    Skolyozun pek çok nedeni vardır. Hastaların %80-85’inde idiopatik tip skolyoz mevcuttur. İdiopatik kelimesinin anlamı belirli bilinen bir nedeni olmayışıdır. İdiopatik skolyoz sıklıkla aileseldir. Ve genetik (kalıtsal) faktörlere bağlı gibi gözükmektedir. Asıl anlamadığımız, eğimin gelişmesini tetikleyen faktörlerdir. Diğer bir deyişle neden bazı eğimler hızla ilerler de bazıları yavaş ilerler. Skolyoz tam anlamıyla sağlıklı çocuklarda gelişebileceği gibi, beyin felçli (serebral palsi) kas hastalıklı, çocuk felçli, çocuklarda oluşabilir. Doğumsal omurga anormallikleri ve bağ dokusu hastalıkları da sebebler arasındadır. Mongolizm (Down) sendromu da sebebler arasındadır. Skolyozun nedenini erken teşhis, uygun tedaviye yardımcı olabilir.
    Buluğ çağında skolyoz ağrı yapmaz ve tespit edilmesi zordur ve skolyozun fark edilmesinden birkaç yıl önce başlamış olabilir. Skolyozun tespitindeki en kolay yollardan biri öne eğilme muayenesidir. Çocuğun omurgasını büyüme tamamlanıncaya kadar düzenli olarak kontrol etmelidir. Çünkü skolyoz buluğ çağ içindeki herhangi bir zaman diliminde ortaya çıkabilir.

     
  18. Pelin Super Moderator

    Televizyon, anne karnındaki bebeği etkiliyor

    Annenin televizyonda izlediklerinin, karnındaki bebeğin ruh halini de etkilediği bildirildi. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Avcı, çocuğun, çevresinden daha anne karnında etkilenmeye başladığını bildirdi. Prof. Dr. Avcı, şunları söyledi:

    ''Diyelim ki anne gebelikte bir korku filmi seyrediyor, bu bile fetusun korku ile ilgili hormon sistemini uyaracaktır. Bu nedenle her yaşta çocuk, çevrenin olumsuzluğundan etkilenir. Bu yalnızca şiddet içeren çizgi filmlerle de olmayabilir. Çok masum sanılan klip kanallarının da 12 aydan sonra uzun süre izlendiğinde çocuğun ruhsal ve akıl gelişimini etkilediğini (otistik) dediğimiz durumlara yol açtığını görüyoruz.'' Şiddet içeren çizgi filmlerin farklı yapıdaki çocukları farklı etkilediğinin düşünüldüğünü belirten Prof. Dr. Avcı, şöyle konuştu:

    ''Çünkü çocuklar boş beyaz defterler gibi doğmuyorlar ki üzerine aile ve çevre istediği gibi bir şeyler yazsın. Genetik olarak getirdikleri ve değiştirilmesi pek de olası olmayan yapısal özellikleri var. Diyelim ki ailede şiddet öğeleri var, büyüdüğü çevrede de şiddet öğeleri var, yapısal olarak da buna eğilimli ise bu tür çizgi filmleri izlemeye daha fazla yönelebiliyor. Burada binlerce değişken de işin içine giriyor. Eğer çocuk kreşe gidiyorsa buradaki ortamdan etkileniyor. Ailenin boş zamanlarını değerlendirmekteki yaratıcılığı, ya da bakıcıların çocukla yalnız kaldıklarında yaratıcı ve oyuna yönelik tutumları çocukta etki yaratıyor. Şunu da biliyoruz ki küçük yaştan bu yana televizyonda hiç ayırımsız o anda var olanı seyreden ve televizyonlarını sürekli açık tutan ailelerde tüm bireyler televizyonun olumsuz yanlarını daha fazla alıyorlar.''

    'Alışkanlıklarınızı değiştirin'

    Prof. Dr. Ayşe Avcı, anne babaların da çocukları için kendi televizyon seyretme alışkanlıklarını değiştirmeleri gerektiğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    ''Bir belgeseli çocuğunuzla konuşarak küçük yaştan bu yana birlikte izliyorsanız olumlu alışkanlıklar kazanılabilir. Ama anneler dizileri babalar da maç veya diğer filmleri seyretmekten kaçınmıyorlarsa televizyon ailenin ortak kullanabildiği bir alan olamıyor, herkes bireysel davranıyorsa sonuçta anne mutfakta, baba salonda, çocuk da odasında televizyon ile kalacaktır. Ekonomik düzey düşükse tüm aile birden televizyon kirliliğinden tek kutudan pay alacaktır.''

     
  19. Pelin Super Moderator

    bebeğin anne karnındaki gelişimi ve ultrason görüntüleri


    İlk canlı taslağı ana rahmine düştükten sonra yaklaşık 40 hafta boyunca burada barınacak,beslenecek ve korunacaktır.Bu uzun süre boyunca gelişimini tamamlayarak, yeni dünyaya uyum sağlayabilecek hale gelecektir.Kırk hafta içinde neler olduğunu merak mı ediyorsunuz..? Bu kısa yazı ile size bu konuda genel bir bilgi verirken ultrasonografi görüntüleri ile de bu bilgileri desteklemeyi amaçladık
    Bilindiği gibi gebelik süresi ortalama 40 haftadır.Bebeğin gelişimi ve gebliğin fizyolojisi bakımından bu süreyi 3 bölümde incelemek alışa gelmiştir.Bu bölümlerin her biri 3 er aylık dönemlerdir ve sırasıyla 1. 2. ve 3. trimestri diye adlandırılır.

    1.trimestri ( ilk 3 aylık dönem ) :

    Döllenmeden yaklaşık 1 ay sonra embryo içinde basit bir kan deveran sistemi çalışmaya başlar.Spinal kord (omuriliğin ilk taslağı) kapalı ve embriyo yaklaşık 4 mm uzunluğundadır. 2.ayın sonunda kalbin kapakçıkları ve dört odacığı oluşur ve çalışır hale gelir.Doppler ultrasonografi ile kalp sesleri duyulmaya başlar.Bu sırada sinir sistemi de gelişmeye başladığından motor aktivite de başlar.3 ayda fetus hareket edebilir hale gelir.Minicik bacaklarını ve kollarını oynatmaya başlar.3.ayın sonunda yaklaşık 21 gr.kadar, yani bir mektup zarfı ağırlığındadır.
    [​IMG]



    Uterus içinde gestasyonel sac ve 9 mm boyundaki 6 w lık normal seyirli gebelik ;

    [​IMG]



    8 haftalık gebelikte yolk sac,kol ve bacak taslakları rahatlıkla görülebiliyor ;

    [​IMG]


    Fetal kalp sesi gelişen teknoloji ile birlikte 6-7. haftalardan itibaren duyulmaktadır.Daha büyüdüğünde ultrasonografide kalp hareketleri de gözle görülür hale gelir ;
     
  20. Pelin Super Moderator

    2.trimestri ( ikinci 3 aylık dönem ) :
    4. ayın ortalarına doğru fetüs yaklaşık 15 cm uzunluğuna ulaşır.Kollar ve bacaklar,tırnaklarıyla birlikte,artık tamamen şekillenmiştir.Saçları çıkmaya başlar.5.ay başladığında sese karşı reaksiyon gösterir.Saçı renklenir.6.ay içinde boyu 30 cm ye kadar ulaşır.İç kulak yapısal olarak çalışmaya uygun hale gelmiştir.Başparmak yakalayama kabiliyetini kazanmıştır.

    [​IMG]

    12.haftalık fetus,yüz yavaş yavaş şekillenmiş,özellikle alın,göz çukurluğu ve burun fark ediliyor.dikkat edildiğinde sol elini ağzına götürmüş olduğu fark edilebilir ;

    [​IMG]

    16. haftadaki fetüsün yüzü yaklaşık olarak 4 cm kadar olmuştur.Ve yüz net olarak görülebilmektedir ;

    [​IMG]

    ikinci trimestri de fetal ön kolda, ulnar ve radial arterlerdeki kan akımının renkli doppler ultrasonografide görünümü ;

    [​IMG]

    Sıvı hareketini algılayabilen ileri teknoloji ultrasonlarla fetusun idrar yapışı ( miksiyon ) yakalanabilir ;

    [​IMG]

    20 haftalık fetus. Fetal kardiak sistem,akciğerler,karaciğer,böbrekler,sindirim sistemi ve genital organlar gibi tüm sistemler büyük oranda değerlendirilebilmektedir ;​
     

Sayfayı Paylaş