Bazı sahabelerin rüyaları....

Konusu 'Sahabeler' forumundadır ve abdulkadir tarafından 3 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Halid İbn Said İbn Elasın Gördüğü Rüya Rasulullah'a Delalet Eder


    76) Halid ibn Said şöyle anlatmıştır: Rasulullah (s.a.v.) peygamber olarak gönderilmeden Önce bir gece uykumda şu rüyayı gördüm: Mek­ke'yi bir karanlık kaplamış ve kimse gözünün önünü göremiyordu. Bu haldeyken, (zemzemden) bir ışık çıktı ve göğe yükseldi. Beyti aydınlattı. Sonra bütün Mekke aydınlandı. Oradan Yesrib'in hurmalarına kadar gitti ve orayı da aydınlattı. Öyleki ben hurmaların koruk-larmı bile gö­rebilecek durumdaydım. Uyanınca rüyamı kardeşim Amr ibn Said'e an­lattım. Görüşleri isabetli birisiydi.
    Bana: Kardeşim! Bu iş, Abdul-muttalib oğulları içinde olacak. Onun, babalarının kabrinden çıktığını görmüyor musun? dedi.
    Allah beni (onun vasıtasıyla) islam'a hidayet edince, Halid'in an­nesi (Ummu Halid): İslam'a ilk giren oğlumdur. Çünkü o, rüyasını Ra-sulullah'a (s.a.v.) anlattı. Rasulullah da:

    - "Halid! Vallahi, o nur benim. Ben Allah'ın elçisiyim" dedi.
    Rasulullah (s.a.v.), Allah'ın kendisiyle gönderdiği şeyi (dini) Ha-lid'e anlattı. Bunun üzerine Halid nıüslüman oldu. Ondan sonra da Amr müslüman oldu. [85]

    Amr İbn Murre'nin Gördüğü Rüyaallahın Rasultrne Delalet Eder


    77) Amr ibn Murre el-Cuheni anlatır: Cahiliye devrinde kavmim­den bazılarıyla, birlikte hacca gittim. Bir gün Mekke'de uyurken rü­yamda, Ka'be'den çıkarak yayılan bir ışık gördüm. Öyle ki bu ışık bana Ka'be'den, ta Yesrib'in dağına ve Cuheynelilerin tırnak altındaki etine varıncaya kadar aydınlattı. Işığın içinde bir ses duydum: Karanlıklar dağılıp ışık yayıldı. Peygamberlerin sonuncusu gönderildi.

    Daha sonra başka bir aydınlık meydana geldi. Öyle ki Hîre'nin sa­raylarını ve Medainlilerin tırnak diplerini bile gördüm, ışığın içinde hî^ ses duydum. Şöyle diyordu: îslam ortaya çıktı. Putlar kırıldı ve akraba­lar haklarını gözettiler.
    Korku ve dehşet içinde uyandım. Kavmime:

    - Vallahi, Kureyş'in bu kabilesi içinde bir olay olacak, dedim ve gördüğüm rüyayı onlara anlattım.
    Memleketimize varınca, bize Ahmed adında birisinin peygamber olarak gönderildiği haberi geldi. Çıkıp yanına geldim. Gördüğüm rüyayı ona da anlattım. Bana şöyle dedi:

    - "Amr ibn Murre! Ben, Allah'ın bütün kullarına gönderilmiş bir peygamberim. Onları islam'a davet ediyorum. Onlara kan dökmemele­rini, sıla-i rahmi ve Allah'a ibadeti, putları reddetmeyi, Beyt'i haccet­meyi, Ramazan'da oruç tutmayı emrediyorum -ramazan on iki aydan birisidir,- Kim icabet ederse, cennete girer. Kim isyan ederse, ona ce­hennem vardır. Amr ibn Murre! Allah'a iman et ki Allah seni cehennem korkusundan emin kılsın." [86]
    Ben de şöyle dedim:

    - Ya Rasulallah! Her ne kadar birçok kimsenin hoşuna gitmese de senin getirdiğin bütün helal ve haramlara iman ettim.
    Sonra, adını duyduğumda söylediğim beyitleri okudum. Bizim bir putumuz vardı. Babam, o putun reisiydi. Kalkıp onun yanma gittim ve onu kırdım. Sonra da peygamber'e (s.a.v.) geldim.

    - Ben Allah'ın hak olduğuna ve kendimin, taştan ilahları ilk ter-keden olduğuma şehadet ettim.
    Kendisi ve babası insanların en hayırlısı, yıldızların üstünde, in­sanların hükümdarı olan Rasulle birlikte olmak için, engebeli yerlerden sonraki düz yerleri katetmek ve sana hicret etmek üzere paçaları sıva­dım.
    Peygamber (s.a.v.):

    - "Hoş geldin, Amr ibn Murre!" dedi. Ben de:
    - "Ey Allah'ın Rasulü! Anam, babam sana feda olsun! Beni kavmi­me gönder. Belki Aziz ve Celil olan Allah, senin vasıtanla bana iyilikte bulunduğu gibi, benim vasıtamla onlara iyilikte bulunur," dedim.
    Peygamber beni onlara gönderip:

    - "Yumuşak ve doğru sözlü olman gerekir. Kaba, kibirli ve kıskanç olma," dedi. Kavmime geldim ve şöyle dedim:

    - "Ey Rifaa oğulları! Hayır, ey Cuheyne topluluğu! Ben Rasulul-lah'm size gönderdiği elçiyim. Sizi cennete davet ediyorum ve sizi ce­hennemden sakındırıyorum. Size kan dökmemeyi, akrabaya ilgi gös­termeyi, Allah'a ibadeti, putlara tapmamayı, Beyti haccetmeyi, on iki aydan birisi olan
    Ramazan'da oruç tutmayı emrediyorum. Kim icabet ederse ona cennet vardır. îsyan edene de cehennem vardır. Ey Cüheyne topluluğu! Allah sizi -hamd onadır- içinde bulunduğunuz kimselerin en seçkinlerinden kıldı. Cahiliye devrinde, diğer Araplara sevdirdiği şeyleri size sevdirmedi. Onlar iki kız kardeşi bir erkeğe nikahlıyorlardı. Erkek, babası öldükten sonra hanımını alabiliyordu (babasının, başka hanımı­nı).
    Haram ayda savaşıyorlardı. Lueyy ibn Galib oğullarından olan bu peygambere icabet edin ki, dünya ve ahiret şerefini elde edesiniz. Bu konuda acele edin ki Aziz ve Celil olan Allah'ın yanında sizin bir üstün­lüğünüz olsun."
    Bir kişi hariç onlar bu davete icebet ettiler. Kabul etmeyen o kişi, kalkıp şöyle dedi:


    - "Amr ibn Murre! Allah senin hayatını zehir etti! Bize, ilahlarımızı terkedip topluluğumuzu dağıtmamızı, Tihame halkından olan, ataları­mızın dinine karşı çıkıp bu Kureyşlinin davasını kabul etmeyi mi emre­diyorsun?! Bunu kabul edemem."

    Sonra pis herif şu şiiri söylemeğe başladı:
    Bu tbn Murre, Öyle bir söz getirdi ki, bu söz salâh (iyilik) isteyen kimsenin sözü değildir.
    Ben onun sözünün ve hareketlerinin, uzun zaman geçse de birgün rüzgar (gibi gelip geçici) olacağını zannediyorum.
    Geçmişdeki büyükleri ve liderleri akılsız mı sayalım? Kim bunu isterse, felaha eremez. Ben de:

    - "Hangimiz yalan söylüyorsa Allah onun hayatını zehir etsin. Dil­siz hale getirsin ve gözünü kör etsin" dedim.
    Bu konuşmayı yapanın önce ağzı yerinden oynamıştı. Yediği ye­meğin tadını anlayamazdı. Gözleri de kör olmuş ve konuşamaz hale gelmişti.
    Amr ibn Murre'yle kavminden müslüman olanlar Rasulullah'a geldiler. Rasulullah (s.a.v.) onlara hoş geldin deyip hal hatırlarını sordu. Onlara, içinde şunların yazılı olduğu belgeyi verdi:
    "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle.

    Bu, Allah Teala'dan doğru bir hak ve konuşan bir kitabla gelen Rasulünün diliyle Cuheyne ibn Zeyd'e ait Amr ibn Murre'nin yanında bir eman belgesidir: Humusu (beşte bir vergiyi) kabul etmek ve beş vakti kılmak üzere yerin içindekiler ve üzerindekiler, vadilerin yamaçların-dakiler ve üstündekiler size aittir. O, vadilerin bitkilerini (hayvanları­nıza) otlatırsınız ve sularını içersiniz. Eğer bir arada bulunursa kırk koyun ve otuzdan az devede iki koyun (zekat) vardır. Eğer ayrı ayrı o-lurlarsa, birer koyun vardır. Erzak sahibine sadaka (zekat) yoktur. A-ramızda yaptığımız (şu anlaşmaya) Allah ve hazır olan müslümanlar şahittir."
    Bu olay, Amr ibn Murre'nin şu şiiri söylediği sırada olmuştur.
    Görmedin mi? Allah, dinini üstün getirdi ve Amir'e Kur'an'ın deli­lini açıkladı.

    O, Rahman'dan gelen bir kitaptır. Hepimize ve bütün bedevi ve şehirli nesillerimize bir nurdur.
    O (kitap), dünyanın çok karışık ve karanlık olduğu bir sırada, bü­tün yeryüzünde yürüyenlerin en hayırlısına ve en üstününe gelmiştir.
    Düşmanların karınları ve böğürleri kılıç ve mızraklarla delik deşik olduğunda, biz Rasulullah'a itaat ettik.

    Biz, savaşta, büyüklerin başları çekilip götürülürken, etrafımızda şerefin yükseldiği bir topluluğuz.

    Biz savaşçı kimseleriz. Savaşı, cesur kimsenin avuçlarında parla­yan uzun ve beyaz şeylerle (kılıçlarla) karşılarız.
    Etrafındaki Ensar'ın, onun göğsünü çeşitli mızraklarla koruduk­larını görürsün.


    Harp başladığında o, her türlü tehlikenin içindedir. Aslanlarla birlikte savaşa devam ederken onun rengi açılır ve aslanlar arasındaki dolunayın ışığı gibi, yüzünün parlaklığı artar.
    78) Yasir ibn Suveydi'den rivayet edildi: Rasulullah (s.a.v.) Yasir'i bir süvari birliği veya seriyye içinde yola çıkarmıştı. O sırada hanımı hamileydi. Onun bir çocuğu doğdu. Annesi çocuğu Rasulullah'a (s.a.v.) götürdü ve:


    - Ya Rasulallah! Bu çocuğu, babası süvariler arasındayken doğur­dum, dedi.
    Peygamber (s.a.v.) elini çocuğun üzerinde gezdirdikten sonra şöyle buyurdu:


    - "Allah'ım! Onların erkeklerini çoğalt! Kadınlarını azalt. Onları muhtaç ve yoksul yapma! Onların gençlerine fakirlik gösterme." Daha sonra şunu ilave etti: "Ona "Müsri=çabuk ve hızlı davranan" adını koy. Çünkü bu, islam'da çabuk ve hızlılıktır." [87]
     



Sayfayı Paylaş