Bazı sahabelerin Peygaberimiz (s.a.v) ile ilgili hatıraları...

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve abdulkadir tarafından 17 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Peygamber Efendimizin çocuklara rastladığında onların başını okşarmış.Sevgili Peygamberimizin başını okşadığı çocuklar, mis gibi kokarmış… Öyle ki başına sevgili Peygamberimizin elinin değdiği çocuklardan bu koku, başkaları tarafından da rahatlıkla anlaşılırmış…

    Sevgili Peygamberimizin öylesine güzel bir kokusu varmış ki, gülleri hatırlatan o güzelim kokuyu bir defa duyanlar, bir daha unutamazlarmış. Tıpkı Semüre isimli sahabinin oğlu Câbir gibi… Hazreti Câbir’in de çocukluk günlerine ait Peygamberimizle ilgili pek çok hatırası varmış. Ama bunlardan birini hiç unutmazmış…

    Bir gün Câbir, Peygamberimizle birlikte öğlen namazını kılmış. Namazlardan sonra da Peygamberimizin peşine takılmış. Bu sırada karşılarına çocuklar çıkmış. Sevgili Peygamberimiz onların her birinin yanağını ayrı ayrı okşamış. Sıra Câbir’e gelince onun da yanağını okşamış. Câbir şöyle devam ediyor:

    “O zaman Peygamberimizin mübarek ellerinde öylesine güzel bir koku hissettim ki… Sanki elini güzel koku sepetinden henüz çıkarmış gibiydi.”

    Sevgili Peygamberimizin gül kokulu elleri, onu yüzlerine sürenlerin anlattığına göre, yazın aşırı sıcaklarda bile serin olurmuş.

    Peygamberimizi görme şerefine ulaşan sahabi çocuklarından Ebu Cühayfe’nin de konuyla ilgili güzel bir hatırası var.Gelin şimdi de Ebu Cühayfe’yi birlikte dinleyelim:

    “Peygamberimizin Veda Haccı seyahatinde on üç yaşlarında idim. Öğle sıcağı iyice bastırınca, Mina’ya yakın Ebtah denilen yerde konakladık. Peygamberimiz için çadır kurdular. Sıcak şiddetini kaybedinceye kadar Peygamberimiz bu çadırda dinlendi.

    Daha sonra Bilâl-i Habeşi’nin getirdiği sudan abdest aldı. Bilâl artan abdest suyunu dışarı çıkınca, herkes sanki bir ganimet elde edecekmiş gibi koşarak, sevinçle artan suya ellerini batırıp yüzlerine sürmeye başladı.

    Daha sonra Peygamber Efendimiz çadırdan dışarı çıktı. Sahabiler etrafını sarıp, mübarek ellerini tutup yüzlerine sürdüler. O anda ben küçük bir çocuk olduğum için buna cesaret edemedim. İmrenerek bakmakla yetinmek zorunda kaldım. Fakat daha fazla dayanamadım.

    Bir fırsatını bulunca koşup sevgili Peygamberimizin elini tuttum ve yüzüme sürdüm. Bir de ne göreyim. Mübarek eli, o sıcaklığa rağmen soğuk sular gibi serin! Kokusu ise misden daha hoş!”

    “Mutluluk Çağı”nın çocuklarına ait kimbilir daha nice hatıralar vardır… Ama görünen o ki, küçük sahabiler, sevgili Peygamberimizi çok sevmişler ve Onu hiç unutmamışlar, unutamamışlar.

    Onu hep salât ve selâmla, duâ ile ve gözyaşlarının eşlik ettiği hasretle ve özlemle anmışlar… Hele içlerinde biri var ki, Onun Peygamberimize duyduğu sevgiyi, kelimelerle ifade etmek gerçekten zor.. Kim bu sahabi biliyor musunuz? Hazreti Ömer’in oğlu Abdullah…

    Hazreti Abdullah, Peygamberimizin vefatından sonra, Ona olan sevgisinden dolayı, namaz kıldığı yerleri öğrenip oralarda namaz kılarmış… Peygamberimizin yürüdüğü yollarda yürür, gölgelendiği ağaçların altında oturur, kurumasınlar diye onları sularmış… Bu esnada gözleri yaşla dolar, birlikte yaşadıkları o güzel günlere gidermiş…

    Ahirette yeniden kavuşmanın tesellisiyle, bir daha yaşanması imkansız o güzel ve mutlu günlerin hayaliyle avunurmuş…

    Elimizden tut ne olur!

    Eline kurban olduğum.

    İlet bizi Hak yoluna!

    Yoluna kurban olduğum.

    Sensin tutunduğumuz dal,

    Sensin kokladığımız gül,

    Sensin güç aldığımız kol,

    Koluna kurban olduğum.

    “İşte Hak din, işte tek din;

    Müslüman ol, kurtul!” dedin.

    Bize gerçeği söyledin

    Diline kurban olduğum.

    Binlerce salât ve selâm sevgili Peygamberimize, ailesine ve ashabına olsun… Ne mutlu Hazreti Peygamberin sevgisiyle dolu bir kalbe sahip olanlara.

    (alıntı)
     



  2. tatlıprenses97 New Member

    Bilginiz için teşekkür ederim:):)
     

Sayfayı Paylaş