Balıklar Hakkında Genel Bilgi

Konusu 'Hayvanlar Alemi' forumundadır ve Pelin tarafından 5 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

  1. Pelin Super Moderator


    Balıklar Hakkında Genel Bilgi

    [​IMG]

    Balıklar, dünyamızın sularına hâkimdir. Kısmen veya tamamen suda yaşayan elle tutulabilir herhangi bir canlıdan daha fazla sayıda ve daha çeşitli balık vardır. Bugün yirmi beş binden fazla balık türü ayırt edilebilmektedir. Bu sayı ise bütün memeli, kuş, sürüngen ve amfibyum türlerinin toplamından fazladır,
    Balık nedir? Bu soru hiç de ilk bakışta göründüğü kadar manasız değildir. Bu kadar çeşitli hayvanların meydana getirdiği bir grubu tarif etmek, daha doğrusu, bütün balıkları içine alacak, aynı zamanda da balık olmayan bütün canlıları dışında bırakacak bir tarif bulmak kolay olmasa gerektir. Balıklar gerek vücutlarının tabiatı, gerekse organlarını kullanış tarzları bakımından o kadar çeşitlidirler ki, her genel özelliklerinin istisnaları görülmektedir. Meselâ, bazı balıkların pulu yoktur, daha başka bazı balıklar yüzgeçten yoksundurlar, bazıları ön planda solungaçlarıyle solunmazlar, daha başkaları da suyun içinde olduğu kadar dışında da vakit geçirirler.

    Yalnız balıklara has bazı özellikleri gözden geçirdikten ve bunların bir veya ikisinden yoksun istisnai balıkları da hesaba kattıktan sonra şöyle bir tarif karşımıza çıkar: Balık, solungaçları ve iki odacık bir kalbi olan ve suda yaşayan soğukkanlı bir omurgalı hayvandır.

    Bu tarif biraz izah edilmek ister. Omurgalı bir hayvan, kısaca, bir omurgası olan bir hayvandır ve tek başına bu özellik, balıkları, böcekleri, örümcekleri, her çeşit kabuklu deniz hayvanını, deniz yıldızlan'yla akrabalarını, her türlü solucanı, süngerleri ve gerçek medüzleri içine alan bütün omurgasız hayvanlardan ayırır.

    Balıkların soğukkanlı oluşu, daha doğrusu vücut ısılarının, içerisinde yaşadıkları suyunkine veya havanınkine yakın oluşu da onları kuşlarla memelilerden belirli şekilde ayırır.

    Balıkları, üç veya dört odacıklı bir kalbi olan amfibyumlardan, sürüngenlerden, kuşlardan ye memelilerden ayıran bir başka özellik de iki odacıklı bir kalplerinin oluşudur. Solungaçlar da balıkların önemli özelliklerindendir Bazı balıklar solunmak için solungaçlarına ihtiyaç duymazlarsa da, tek tük gelişmemiş tellerden ibaret de olsalar, bu organlar hepsinde vardır.

    Balıklar istisnasız su hayvanlarıdır. Suyun dışında saatlerce, hatta günlerce kalanlar dahi kurumanın önüne geçmek için belli aralıklarla suya dönmek zorundadırlar. Bâzı balıklar aylarca susuz yaşayabilirler, pek azı hatta yıllarca suyun dışında kalabilir, fakat vbu işi ancak tamamıyle hareketten uzak oldukları zaman yapabilirler. Bütün hareket halindeki balıklar hiç değilse vücutlarım yıkamaya ve solunum organlarını rutubetli tutmaya yetecek kadar suya muhtaçtırlar.

    Balıkları başka su hayvanlarından ayırt etmek aslında güç değildir. Balıklar, balinalarla yunus balıklarından kuyruklun yüzünden ayrılırlar. Balıklarda kuyruk dümen gibi dikeydir, buna karşılık memelilerden olan balinalarla yunus balıklarının kuyruğu yataydır. Bir yılan ile bir yılan balığı bile bir bakışta ayırt edilebilir. Yılanın solungaç delikleri yoktur, fakat yılan balığının vardır.
    Tetari'lerin çift solungaçlarının olmayışı da onları tek tuk birkaç türün dışındaki balıklardan ayırır. Bu tek tük balıklar dahi tetariye o kadar benzemezler ki, yanılmak bahis konusu olamaz. Bundan da anlaşıldığı gibi, balıkları tanımak tatbikatta değil, sadece teoride zordur.

    Balıklar nerede yaşar
    DÜNYANIN yüzeyinin onda yedisinden fazlası suyla kaplıdır, bu geniş yüzeyin hemen tamamı ise binbir çeşit balıklarla kaynaşır.turkeyarena.com
    Gerek tür sayısı, gerek kalabalık bakımından en fazla balık oranı okyanus sularındadır. Balıklar, sığlıklardan okyanusların en derin köşelerine varıncaya kadar denizlerin hemen her yerinde bulunurlar. Yalnız Karadeniz'in tamamıyle oksijenden yoksun alt kuşaklarında balık yoktur. Bazı balıklar «mavi su yerlileridir». Böyîeleri hayatları süresince okyanusların ortasında bulunur ve karalara yaklaşmazlar. Başka balık türleri kıyılara yakın sularda, mercan kayalarının etrafında ve nehirlerin ağızlarında yaşarlar. Daha başkaları ister kayalık, ister çamur olsun dipte hayat geçirirler..

    Tatlı su balıklan yaşadıklan sularda daha zıt tesirlerin etkisi altındadırlar. Dünyanın akarsuları, kaynaklarından ağızlarına kadar bir sürü balık türünü barındırırlar. Sel gibi akan ırmaklarında, tembel nehirlerde, buz gibi soğuk göllerde, volkanik asıllı sıcak su kaynaklarında, pis bataklıklarda, nehirlerin berrak durgun köşelerinde, acı göllerde, güneşte fırın gibi ısınan küçük göllerde ve loş mağaralarda balık vardır. Bazı balıklar hatta, yalnız geçici olarak suyu olan gölcüklerde bile barınır, bunlar kuruyunca da ya kara üzerinde yolculuk ederek kendilerine başka yerde su bulurlar, ya da yağmur mevsimi başlayana kadar çamurların içine gömülürler. Bunlardan tabu ölenler de olur, fakat onlar bile kuraklığa dayanıklı yumurtalarını arkalarında bırakarak döllerini devam ettirirler.

    Bu sulardan pek azı öbürleriyle bağlantısızdır. Esasen çeşitli sulardaki hayata ayak uydurabilen balıklar vardır. Meselâ, bazı balıklar hem tatlı, hem de tuzlu sularda, hem sıcak, hem de soğuk yerlerde barınabilmektedir.
    Bu derece çeşitli şartlara tabi balıkların, yapı ve davranış bakımından birbirlerinden bu kadar farklı olmalarına şaşmamak gerekir. Fakat bannaklarının çeşitliliği, balıklardaki ayrılıklan izah etmeye yeterli değildir. Zira, meselâ bir mercan kayasının etrafında iki yüze yakın türe rastlanabilir. Bu da balıkların evriminde daha başka faktörlerin de rol oynadığına delildir. Renkleri bulundukları yerin rengine uyduğu için, balıklar böylece hem düşmanlarından gizlenmiş, hem de ürkütüp kaçırmadan avına iyice yaklaşmış olur.

    Suda, ister bitki, ister hayvan olsun, şu veya bu balık tarafından yenilmeyen yaratık yoktur. Balıklar birbirlerini de avlarlar. Balıkların dünyasında büsbütün garip ilişkiler de göze çarpar: Bazı balıklar canlı süngerlerin, sümüklü böceklerin kabuklarının, deniz - yıldızlarının, deniz - hıyarlarının içinde barınır, karideslerle solucanların inlerini paylaşırlar, ya da gerçek-medüzlerle deniz -şakayıklarının zehirli dokunaçlarının arasında hiçbir zarar görmeden yaşarlar.

    Balığın vücudu
    ÇİZGİLİ levrek gibi tipik bir balığın, iki ucunda incelen ,aşağı yukarı iğ biçiminde bir vücudu vardır. Aerodinamik biçimli, kaslı vücudu, suyun nispeten yoğun ortamında çabuk hareket etmesine elverişlidir. Kuyruk yüzgeci dahil, vücudun arka kısmı balığın sudaki başlıca hareket aracıdır: Bir yandan bir yana hareketi, balığın ileriye doğru yol almasını mümkün kılar. Kuyruk yüzgeci bu eylemde ikinci derecede bir rol oynarsa da daha keskin bir hareket sağlar. Sırt yüzeyinin orta hattı üzerindeki sırt yüzgeçleri ve karın yüzeyinin orta hattı üzerinde, anüs'ün arkasına düşen anüs yüzgeci dengeleyici vazifesi görür.turkeyarena.com Çift olan göğüs ile karın yüzgeçleri (başka omurgalı hayvanların omuz ve kalça eklemlerine bağlı kol ve bacaklarının karşılığıdırlar) durmak, dönmek ve başka manevralarda işe yararlar.

    Bir balık suda yukarıya aşağıya, aym zamanda da bir yandan bir yana ve öne ve arkaya hareket etmek zorundadır. Kuşlarla yarasaların dışında kalan pek az omurgalı hayvan böyle bir problemle karşılaşır. Balıklar bu işte yüzgeçleriyle oynak vücutlarının ortak çalışmasından yararlanırlar. Solungaçlardan atılan su, balığı öne sürdüğüne göre, solunumun bile tamamlayıcı bir tesiri vardır.

    Balıkların pulları ve renkleri
    BALIKLARIN pulları sürüngenlerînkiyle hiç de aynı yapıda ve nitelikte değildir. Sürüngenlerin pullarının boynuz maddesinden yüzeysel ve devamlı bir urba olmasına karşılık, balıklarınkinin her birine, çetrefil yapılı ve bağımsız bir küçük organ gözüyle bakılabilir. Bundan dolayı da, bir balığın pulları kazınabildiği halde, bir sürüngenin pulları kazımlamaz. Sürüngenlerin pullan, asılları bakımından dış deri ile alâkalıdır, balıklarınkiler ise hem dış-deri, hem de iç-deri ile alâkalıdır.

    Çeşitli balık gruplarının pullan başka başkadır. Köpek balıklarıyla özkedibalıkgillerin pulları deriden yapılı gerçek dişlerdir. Ortada fildişi ile çevrili bir öz bulunur. Yüzey ise mine ile kaplıdır.
    Mersin balıklarının, çok saçaklı balıkların ve başka bazı balıkların da mineyle örtülü pulları vardır Bu pullar aynca iri ve eşkenar dörtgen biçimlidir Bütünü ile balığa bir nevi koruyucu zırh vazifesi görürler.
    Kemikli balıkların çoğunluğunun, pürtüksüz veya dikenli olabilen ince pullan vardır. Ele pürüzsüz gelen bir sazan balığı ile pürtüklü bir tatlı su levreğinin arasındaki başlıca aynlık budur.

    Birçok balıkların ise pulları yoktur. O zaman, çıplak derileri, onları koruyan yoğun ve yapışkan bir mukus'la kaplıdır. Horozbinalar, yılan balıklan ve daha bir sürü tür böyledir. Fakat yılan balığında pullar, ilk bakışta göründüğü gibi tamamen yok olmayıp sadece küçüktürler ve iç-deride gizlidirler Derinin yüzeyindeki mukus ise ek bir koruma aracıdır ve çok büyük bir rol oynar. Normal bir yılan balığı tatlı sudan deniz suyuna veya deniz suyundan tatlı suya geçişten hiç zarar görmez. Fakat mukusu silinerek çıkanlacak olsa, dış ortamın tuzluluk derecesindeki değişme etkisiyle ölür.

    Pulu olmayan balıklardan başka, birbirinden ayrı kemiksel levhaları bulunan balıklar (dikenli balıkgiller ve kırlangıçbalığıgiller gibi) ve tüm bir zırh şeklinde birleşmiş kemiksel levhalan olan balıklar (deniz atı gibi) vardır.
    Bir balığın normal pullan, bir damdaki kiremitler gibi önden arkaya doğru dizilmiştir. Böylece balığın vücudunun üzerinden suyun akımı kolaylaşmaktadır.

    Balıkların rengi kimyasal veya fiziksel asıllı olabilir. Balıktaki başlıca boyalar turuncu - kırmızı, siyah veya gümüşsel beyazdır.turkeyarena.com
    Bu boyalar iç-derideki kromatofor denilen dallı gözelerin içinde bulunur ve bu gözelerin içinde yayılabilir veya geri çekilebilirler. Renk değişmeleri hayvanın o andaki duygularına veya bulunduğu dibe uygundur. Eh güzel renklere sıcak deniz balıklarında ve özellikle mercan kayalarının balıklarında rastlanılır.

    Balıklar suyun içinde nasıl dururlar
    DEVAMLI yüzmeden, dibe batmadan veya yüzeye yükselmeden suyun içinde olduğu yerde kalabilmek için, birçok balıkların vücutlarının yoğunluğu etrafındaki suyla eştir. Et ve kemik şüphesiz sudan ağır olduğundan, çizgili levrek dahil, birçok balıkların bir hava kesesi vardır. Bu, mide ile omurga arasında içi gazla dolu uzun bir torbadır. Bu kese bazı balıklarda yutağa açılır, çizgili levrek gibi başkalarında ise tamamıyle kapalıdır. Her iki durumda da, kesenin içindeki gazın hacmi çeşitli şartlara uymak üzere değiştirilebilir. Hava keseleri bazen solunum organı, işitmeye ve ses çıkarmaya yardımcı olarak da işe yararlar. Başta dipte yaşayan türler olmak üzere birçok balıklar hava kesesiz de mükemmel hayat sürerler, fakat bazı köpek balıklarının ve Atlantik uskumrusu gibi denizin orta derinlerinde yaşayan bazı balıkların da hava kesesi yoktur.

    Balıklar nasıl solunurlar
    ÇIZGILI LEVREK ağzına su alıp bunu solungaçlarının arasından geçirmek, sonra da solungaç kapaklarının altında dışarı atmak suretiyle solunur. Solungaçlar, suyun içinde erimiş durumdaki oksijeni çekecek ve karbon dioksiti bu suya karıştıracak yapıdadırlar. Bazı balık gruplarının da, su yüzeyinin yukarısındaki havayı solunmalarını mümkün kılan yardımcı solunum organları vardır. Bu türler çok kere, erimiş oksijen seviyesi düşük, boğucu karbon dioksit oranı ise yüksek olan batak ve ılık sularda yaşarlar. Bu balıkların arasında, tamamıyle yardımcı solunum organlarına bağlanan ve suyun altında uzun süre tutulmaları halinde boğulacak olan bazıları da vardır.

    Bütün balıklar yemek zorundadırlar, ama su da içerler mi acaba? Bu sorunun cevabı, okyanusta yaşayan kemikli balıklar için kesin bir «evet» tir. Yakın tarihlerde yapılan incelemeler, tatlı su balıklarından bazılarının da, beslenirken tesadüfen yuttukları sudan başka, düzgün aralıklarla su içtiklerini göstermiştir.

    Balığın duyguları
    BAZI BALIKLAR, etraflarındaki dünya ile duygu ilişkileri kurmak için daha çok gözlerine bel bağlarlar. Çizgili levrek ile turna balığı böyledir. Mersin balığıgiller gibi başka balıklar daha çok koku alma duygularına güvenirler. Bu tip balıkların, çevrelerini araştırmak için çok kere «duyargaları» vardır. Suyun içinde cisimlere bakmak, havada rastlanmayan güçlükler çıkarır. Buna rağmen birçok balıkların görüşü gerçekten keskindir. Alabalık ile levreğin gelip balıkçının yemini büyük bir isabetle çar pişini göz önüne getirin. Balıkların renk de gördükleri tesbit edilmistir.

    Balıkların, kafalarının içinde gizli olmakla beraber, kulakları da vardır. Onlar da, öbür omurgalı hayvanlar gibi, kulaklarından, denge sağlamakta ve ses dalgalarını zaptetmekte yararlanırlar. Balıklarda ayrıca, derinin altında bulunan ve bir seri gözenek aracıyle dışarıyla bağlantı kuran bir küçük kanal sistemi vardır. Bir kısmı, çizgili levrekte olduğu gibi, dıştan görünen bu çetrefil organ, suyun ilettiği sayısız titreşimleri «hisseder.»

    Bir avuç kadar türün dışında kalan balıklarda burun ağızla bağlantılı değildir Balıklar burunlarından sadece koku almakta yararlanırlar, solunmakta değil. Kurbağagiller ile çok yakın akrabaları ve belki de bazı yılan balıkları bu bakımdan öbür balıklardan ayrılırlar. Suyun içinde koku ile tadı ayırt etmek çok güçtür, fakat balıkların kimyasal maddelere hassas olduklarını gösterir deliller çoktur. Birçoklarında vücutlarının büyük bir kısmına dağılmış tad alma cisimleri vardır, böylelikle de bunlar yiyeceğin varlığını kuyruklarıyle dahi farkederler. Dokunaçlar ve başka duygu organları genellikle tad alma cisimcikleriyle silâhlıdır.

    Balıklarda doğum ve yavruların bakımı
    BALIKLARIN çoğunluğu suya yumurtlanan ve orada döllenen yumurtalar aracıyle ürerler. Balıkların yumurtaları genellikle küre şeklinde ve yaklaşık olarak 3 milimetre çapındadır. Kimi yüzer, kimi dibe çöker. Birkaç çeşit balık canlı yavrular doğurur, bundan da az sayıda tür ise dişinin içindeyken döllenmiş yumurtalar yumurtlar. Balıkların çoğunluğu yumurtalarına ilgi göstermezlerse de, onlar için yuva yapanları, başlarında nöbet tutanları ve yavrular çıkana kadar onlarla ilgilenenleri de vardır. Bu balıklardan bazıları yumurtadan çıktıktan sonra dahi yavrularına göz kulak olurlar. Tek tük istisnalar hesaba katılmazsa, yuvayı yapan ve dadılık görevini yerine ketiren daima erkek balıktır. Bazı türlerde erkekle dişi bu bakımdan işbirliği ederler, daha başka türlerde ise yalnız dişi yumurtalarla yavrulara bakar.

    Eski çağların balıkları ve günümüzdeki torunları
    BALIKLAR en eski omurgalı hayvanlar grubunu meydana getirirler: Daha doğrusu, yeryüzünde gelişen ilk omurgalı hayvanlar onlardır. En eski balık fosilleri dört yüz milyon yıl öncesine aittir.turkeyarena.com
    «Ostrakoderm» (yani kabukderili) denilen balıklar zırhla örtülüydü ve çeneleri yoktu. Kafaları ve vücutlarının ön kısmı, kemiksel bir dış örtünün içinde hapsolmuştu. Türlerin çoğu ufak ve ağır hareketliydi. Anlaşıldığına göre, denizin dibinde yiyecek bulmak için ölü organik maddeleri emerler ve korunmak için zırhlarına bel bağlarlardı. Bu eski balıkların hiç biri bugün yoktur: 280 milyon yıldır soyları tükenmiştir. Günümüzdeki en yakın akrabaları yuvarlak ağızlılar sınıfından (Cyclostomi) çenesiz balıklardır. Meselâ taş emengiller.

    Bundan sonra gelen milyonlarca yıl boyunca başka zırhlı balık grupları ortaya çıkmış ve kaybolmuştur. Köpek balıkları üç yüz milyon yıldan az eski jeolojik tortularda insanların karşısına çıkmaktadır. Bunların soyundan gelenler, iskeletlerinde sahici kemik yerine kıkırdak olan «kıkırdaklı balıklar» sınıfını (Chondrichthyes), meydana getirmişlerdir.

    Yaklaşık olarak aynı zamanda «kemikli balıklar» (Osteictıthyes) de yeryüzünde belirmiştir. Bugünkü balıkların çoğunluğunu içine alan bu grup, iskeletinin hiç değilse bir kısmında sahici kemiğin bulunmasıyle öbürlerinden ayrılır.Fakat çeşitlilikleri sebebiyle, bütün türlerde ortak özellikler bulmak güçtür. Hepsinin çeneleri ve en aşağı bir çift burun deliği vardır, fakat bazıları yüzgeçten ve puldan yoksundur. Sözün kısası, balıklara öz her özellik şu veya bu türde ya yoktur, ya da hemen hemen tanınmayacak kadar değişmeye uğramıştır.

    Kemikli balıklar'ın çuk eski bir grubu: «saçak yüzgeçliler», şu bakımdan ilginçtir: İlk omurgalı kara hayvanları olan amfibyum'lar onların kökünden gelmiştir. Saçak yüzgeçliler bir zamanlar tatlı sulardaki başlıca avcı hayvanlar iken, bugün onlardan kala kala sadece iki tuzlu su türü kalmıştır. Bu «yaşayan fosiller» iki koelakant türüdür. Saçak yüzgeçliler yakın akrabaları akciğerli balıklar'la birlikte, kemikli balıkların başlıca bölümlerinden «burun deliği balıkları» nı (Choanichthyes) meydana getirirler. Bu alt takımın garip adı, kendiliklerinin veya atalarının ağzıyla bağlantılı bir burnu olmasından ileri gelir.

    Beş akciğerli balık ve iki saçak yüzgeçli'nin dışındaki bütün kemikli balıklar, «tükel ağızlılar» (Teleostomi) alt-takımına girerler. Bunlar dikenli yüzgeçli balıklardır. Bilimsel adları, çenelerinin ve kafataslarının yapısında sahici kemiğin varlığına işaret eder. Dikenli yüzgeçliler'den bazılarının, saçak yüzgeçliler'deki gibi etli kaideli yüzgeçleri varsa da bunların içindeki kemiklerin tertibi bambaşkadır.

    Balıkların evrimiyle ilgili bir noktanın belirtilmesi gerekir. Omurgalı hayvanların en eski grubundan olmalarına ve bugün var olan bazılarının, eski tiplerle olan benzerliklerinden dolayı «yaşayan fosil» adına lâyık bulunmasına rağmen, günümüzdeki türlerin çoğunluğu, jeolojik ve evrimsel yönden herhangi bir kuş veya memeli kadar moderndir.
     



Sayfayı Paylaş