Bakın ilahiyatçılar ne yapmakta!!Lütfen sonuna kadar okuyun!!!

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve abdulkadir tarafından 21 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Zındıklar Ne Yapmak İstiyor?

    SAYILARI az, zarar ve tahribatı çok olan bazı ilâhiyat profesörleri Peygamberi, onun kurtarıcı Sünnetini, hadîs-i şerifleri, icmâ-i ümmeti dışlamak için yıllardan beri hummalı bir propaganda faaliyeti içindeler. Bu adamlar niçin dinimizin ana kaynaklarına saldırıyor, gayeleri nedir acaba?




    Efendim, bu adamlar vazifelidir, misyonları vardır; bir tür misyonerdir onlar. Gayeleri fıkıhsız, ahkâm-ı şer'iyesiz yeni bir İslâm hümanizması türetmek ve bunu asıl İslâm'ın yerine koymaktır.




    Meselâ bu kişiler İslâm'ın tesettür (kadınların örtünmesi) farzının kalkmasını istiyorlar. Halbuki bu konuda onbeş asırlık bir icmâ vardır. Bu konuda hadîsler vardır, fıkıh ve Şeriat hükümleri vardır. O halde bu engeller ortadan kalkmalıdır. Böylece, Kur'ân'daki tesettür âyetini kendi heva, heves, kötü niyet ve re'yleriyle yorumlayacaklar ve tesettür bütün Müslüman kadınlar için değil, sadece Peygamber zevceleri için diyebileceklerdir.


    İslâm'ın riba yasağı da onları rahatsız etmektedir. Bu konudaki Sünnet, icmâ, hadîsler kaldırılınca Kur'ân âyetlerine de bir kılıf uyduracaklar ve ribayı mübah kılacaklardır.


    Kur'ân-ı Kerîm birçok konuları mücmel (kısa, özet, prensip olarak) anlatmıştır. Açıklayıcı bilgiler Sünnettedir, Peygamber Efendimizin (Salât ve Selâm olsun O'na) hadîslerindedir. Meselâ Kur'ân'da günlük namazlar için beş kelimesi geçmemektedir. "Salâvatı (namazları) ve orta namazını muhafaza ediniz (kılınız)" buyurulmaktadır. Arapça'da tesniye (ikilik, sadece iki için çoğul hali) vardır. Salâvat, tesniye değildir. En az üç namazı ifade eder. Üçün ortası olmadığına göre, dört vakit namaz anlaşılır, onun ortasına "orta namazı" konulunca günlük farz namazların adedi beşe çıkar. Günde beş vakit namaz olduğu Sünnetle, hadîslerle, icmâ-i ümmetle sabittir, bilinmektedir. Şimdi bizim bazı misyoner, vazifeli, kafa karıştırıcı ilâhiyatçılarımız, "Namaz beş vakit değil, üç vakittir" diye bir tez ortaya atmışlardır. Bu iddialarını kabul ettirebilmeleri için de Sünnet'in, icmanın kalkması, dinî hükümlerin kaynaklarının sadece Kitabullah'a inhisar ettirilmesi gerekir. Günlük farz namazların üç olduğunu Kur'ân ile de isbat edemezler ama Sünneti ve icmayı kaldırınca, Kur'ân'ı yanlış yorumlamaları kolaylaşacaktır.



    Peki bazı ilâhiyatçılar niçin böyle yanlış bir yola girmişlerdir? Bunun çeşitli sebepleri vardır:



    1. Amerika'da Dr. Moon adında bir Koreli vardır. Bu adam etrafına yüzbinlerce saf ve cahil adamı toplamış, milyarlarca dolar servet edinmiş bâtıl dininin propagandasını yapmak için üniversiteler bile kurmuştur. Bizdeki bazı reformcuların bu Dr. Moon ile ilişkileri olduğuna dair rivayetler duymuş bulunuyorum. Adamda para ve imkân bol...



    2. Yine Amerika'da, aslen Mısırlı bir kimyager olan ve kendisini peygamber sanan Reşad Halife adında biri yeni bir din türetmek istemişti. Bu adam Tucson şehrindeki camiinde öldürülmüştür. Bu sahte peygamber bugünkü İslâm dininin muharref (bozulmuş, aslından uzaklaşmış) olduğunu iddia ediyor, bütün İslâm âlimlerine meydan okuyor, yazdığı kitaplarda "Namazda Muhammed'e salât ü selâm getiren kimse müşrik (Allah'a ortak koşan) olmuş olur" diye hezeyanlar savuruyordu. Bizdeki bazı zındık ve reformcu ilâhiyatçıların bu herif ile de ilişkileri olmuştur.



    3. Hiçbir ilâhiyatçının maaşlarıyla, kitaplarından temin ettiği telif ücretleriyle dolar milyoneri olması mümkün değildir. Bazı ilâhiyatçılar dolar milyoneri olmuşlardır.



    Türkiye'de kendilerini devletin, hukukun, millî iradenin, millî kimliğin; ülkenin, halkın, devletin âli (yüce) menfaatlerinin; aklın, mantığın, sağduyunun üzerinde gören zorlayıcı, bastırıcı, aman vermez, dediğim dedik bir irade geleneksel sünnî Müslümanlıktan dolayı çok tedirgin ve rahatsızdır. Müslümanlığın ve Müslümanların kökünü kazıyamayacaklarını bildiklerinden, adı İslâm olan, fakat tahrif edilmiş, ucuzlatılmış, kuşa çevrilmiş, beşerî bir ideoloji ve hümanizma haline getirilmiş yeni bir din türetmek hevesine kapılmıştır. Böyle bir şeyi becerebilirler, başarabilirler mi? Asla! Çünkü İslâm dini, Kıyamet'e kadar Allah'ın koruması altındadır. Birtakım sapık fırka ve hizipler çıkacaktır ama İslâm, Kur'ân, Sünnet, Şeriat bozulmadan, değişmeden aynen kalacaktır.



    Müslümanlar arasında bazı yanlış fikirler, bid'atler, hurafeler yok mu? Elbette vardır ve her zaman da maalesef olacaktır. Ancak bunlar dine ait şeyler değildir ve ehl-i sünnet uleması tarafından da tenkit edilmekte ve izaleleri için çalışılmaktadır.

    En büyük sapıklıkları nelerdir?


    A. Peygamber'in Sünnetini ve sahih hadîslerini din kaynağı olarak kabul etmemektir. Kur'ân Müslümanları Peygambere itaate, O'nu taklide, O ne getirmişse almaya teşvik ediyor. Reformcu zındık ilâhiyatçılar ise "Peygamber bir postacı idi, ölmüştür ve işi bitmiştir" diyorlar. Bu iddia Kur'ân'a tamamen zıttır.


    B. İslâm dini, rehberlik ve eğitim yoluyla ehliyetli hocalar ve âlimler tarafından anlatılan ve öğretilen bir dindir. Her devirde yaşayan hakikî ve ehliyetli âlimler ve şeyhler Peygamber'in vârisleri, vekilleri, halifeleridir. Onları kaldırıp, "Herkes eline Türkçe bir Kur'ân tercümesi alsın ve dinini kendisi öğrensin" demek çok büyük bir sapıklıktır.


    C. Dinî konularda esas olan vahiydir. Asıl vahiy Kur'ân'dır. Peygamber, Allah'ın Resûlü ve habercisi olarak dinî konularda kendi hevası ile konuşmadığı için O'nun Sünneti ve hadîsleri de bir nev'i vahiydir. Nitekim, Kur'ân'da Hak Teâlâ Hazretleri, "Biz bal arısına vahyettik" buyurmaktadır. Peygamber'i devre dışı bırakmak, O'nun mukaddes Sünnetini ve hadîslerini yalanlamak İslâm dininin belini kırmayı istemek demektir.


    Ç. Her konuda ihtisaslaşma, ihtisas (uzmanlık, uzman) vardır. Dişi ağrıyan kendisi çekmez, nalbanta da gitmez, dişçiye gider. Ameliyat olması gereken bir kimse ehliyetli ve hâzık bir operatör arar. Mahkemede işi olan vatandaş iyi bir avukat bulmaya çalışır. Bahçesinde ağaçların bakımını, budamalarını yaptırmak için inşaat mühendisini değil, bir ziraat uzmanına başvururuz. Din işleri de böyledir. İslâm bütün Müslümanların dinidir ama her Müslüman din hakkında görüş beyan edemez, hüküm veremez, ulu orta konuşamaz. Bu, gerçek ve ehliyetli din âlimlerinin işidir, uzmanlık sahasıdır. Zındık ve reformcu ilâhiyatçılar kötü niyetli, misyonlu, vazifeli oldukları için onlara asla itibar etmeyiz. Onların peşlerinden giden Mevlâsını değil, belâsını bulur.

    İslâm ilâhî ve mükemmel bir dindir. O'nun duvarından, temelinden bir çakıl taşı bile çıkartılamaz.
     



Sayfayı Paylaş