Babalar Günü İçin Hikayeler

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 19 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Babalar Günü İçin Yeni Hikayeler

    0 yaşında
    Baba : Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey benim kızım mı? Gözleri de bana ne kadar çok benziyor.
    Kızı : Bu gözlerini benden hiç ayırmayan adam babam olsa gerek.

    5 yaşında
    Baba : Prensesim benim, güzel kızım. Söyle bakalım baban sana ne alsın?
    Kızı : En çok babamı seviyorum. Babam, niye annemle uyuyor? Hep benimle uyusun, başkasını sevmesin.

    10 yaşında
    Baba : Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız?
    Kızı : Ben babama aşığım. Büyüyünce babam gibi erkekle evleneceğim. Babam bu ay harçlığımı arttırır mı?

    15 yaşında
    Baba : Ne kadar da çabuk büyüdü. Eve de gittikçe geç kalmaya başladı, bu gidişle başına kötü bir şey gelecek. Sanırım daha sert konuşmalıyım.
    Kızı : Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim kadar vakit geçiremiyorum. Bana baskı uygulamasından nefret ediyorum. Ne zaman özgür olacağım?

    20 yaşında
    Baba : Artık sözümü dinlemiyor. Benden giderek uzaklaşıyor. Kendi parasını da kazanmaya başladı ya, bana ihtiyacı kalmadı tabii. Uzun zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda zaten. Evi de sürekli erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor.
    Kızı : Her dediğime alınıyor, beni bir türlü anlamıyor. Hele geçen gün giydiğim mini eteğe karışmasına ne demeli? Evden ayrılıp, kendi hayatımı kurmalıyım. Çocuk muamelesi görmekten bıktım artık!

    25 yaşında
    Baba : Bir gün bunun olacağını biliyordum. İşte evleniyor. Zaten aramız eskisi gibi değildi. Şimdi bir de kocası var. Prensesim beni terkediyor.
    Kızı : Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi takınmasının ne lüzumu var ki? Biliyorum, onu bir türlü içine sindiremedi. Bu yüzden yapıyor. Kendi hayalindeki damat değil ya! Sanki birlikte yaşayacak olan o.

    30 yaşında
    Baba : Çok az görüşüyoruz. Daha sık biraraya gelsek ne iyi olur. Hem torunlarımı da özlüyorum. Kendi arkadaş çevrelerinden fırsat bulup da bize gelemiyorlar ki...
    Kızı : Babamları da çok ihmal ediyorum galiba. Yine telefonda çok üzgün geldi sesi. Haftasonu onlara süpriz yapmak en iyisi.

    40 yaşında
    Baba : Kızım, benim entellektüel düzeyimi yeterli bulmuyor. Ona göre çağın gerisinde düşünüyormuşum. Oysa küçükken derslerine hep ben yardım ederdim. Anlayamadığı bütün problemleri bana sorardı. Şimdi beni beğenmiyor. Bir daha onunla asla politik tartışmalara girmeyeceğim.
    Kızı : Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor. Sürekli bir şeylerden yakınıyor. Gerçi son zamanlarda sağlığı da iyi değil ama. Ya ona bir şey olursa? Zaten hiçbir zaman dilediği gibi bir evlat da olamadım.

    45 yaşında
    Baba : Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel. Gözüm arkada gitmeyeceğim. Her şeyi kendi başardı. Onunla gurur duyuyorum.
    Kızı : Babam için çok endişeleniyorum. Onu kaybetmeye hazır değilim. İlaçlarını da hep ihmal ediyor zaten. Allah'ım onu benden alma!

    50 yaşında
    Baba : Dünyada mutlu kal kızım !
    Kızı : Seni çok özleyeceğim ve arayacağım babacığım. Şimdi ben kime danışacağım, kim yardım edecek bana? Ne olur gittiğin yerde çok mutlu ol. Ve hep yanımda olduğunu hissettir, ne bileyim ben, arada sırada işaretler yolla mesela. Ah babacığım! Sensiz nasıl yaşayacağım?

    55 yaşında
    Kadın : gideli, seni daha iyi anlıyorum babacığım. Keşke seni hiç üzmeseydim demeyeceğim, çünkü "keşke"lerin hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini biliyorum. Yine de beni duyuyorsan, lütfen seni üzdüğüm her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil olur mu? Binlerce gözüyle, boşluktaki adam uzanır, düşsel bir incelikten onu kendi gecesine alır...

    Seni çok özlüyorum, dertleşeceğim, danışacağım kimsem kalmadı baba... Seni kaybettikten birkaç ay sonra bir oğlum oldu. Sana olan sevgimi oğluma verdim. Onda seni yaşıyorum, rahat uyu babacığım.

    Kızın
     



  2. CAN Well-Known Member

    Babalar Günü İle İlgili Hikaye

    Annemi ve beni hastaneye güvenli ve hemen hemen sağlam getirdiğin için teşekkürler.

    Doğduğumda heyecandan bayılmadığın için teşekkürler.

    "Doğduğun gün hayatımın en güzel günüydü" dediğin için teşekkürler.

    Küçükken beni kafa üstü düşürmediğin için teşekkürler.

    ilk yılımda hemen hemen yapacak hiçbir şeyim yokken sırtüstü yattığımda, beni eğlendirmek için karyolamın üstüne sallanan oyuncaklar astığın için teşekkürler.

    Bebek arabamla dolaştırdığın için teşekkürler.

    Yetişkin dilini öğrenip çift dil konuşuncaya kadar benimle ilkel dilimi yani bebekçeyi konuştuğun için teşekkürler.

    Ben öğreninceye kadar sonsuz kere "Baba...Baba...Baba..."yi tekrarladığın için teşekkürler.

    Ne kadar şapşal görünürsem görüneyim beni sevdiğin için teşekkürler.

    Arkadaşların E.T.'ye benzediğimi söylediklerinde onlarla aynı fikri paylaşmadığın için teşekkürler.

    Beni beslemeyi hiç unutmadığın için teşekkürler.

    Kaşığımı ve tabağımı her yemek saatinde on iki kez yerlerden topladığın için teşekkürler.

    "Çu-Çu-Çu" trencilik oyunuyla beni eğlendirerek yemek yedirdiğin için teşekkürler.

    "Çu-Çu-Çu" da işe yaramayıp bütün yemekler etrafa saçıldığında yerleri temizlediğin için teşekkürler.

    Sevgili babacığım: Beni sevgiyle yarattığın için teşekkürler.

    Annemin karnındayken, aşermelerimi sabahın l'inde sokaklara fırlayıp ançuez ve turşulu sandviç bularak giderdiğin için teşekkürler.

    Tehlikeli şeyleri ulaşamıyacağım yerlerde sakladığın için teşekkürler.

    Kırmızı Başlıklı Kız'ı arka arkaya ondokuz gece okuduğun için teşekkürler.

    Boyumun uzamasını her çeyrek santimetrede bir duvara işaretlediğin için teşekkürler.

    "Bir varmış bir yokmuş..." masalları anlattığın için teşekkürler.

    Karşıdan karşıya geçerken iki tarafa bakmayı unuttuğum zaman çektiğin o sert nutuklar için teşekkürler.

    Yangın sırasında ellerinin ve dizinin üstünde sürünerek evden nasıl kaçılacağım ö ğrettiğin için teşekkürler.

    Sağımı ve solumu bir türlü öğrenemediğimde sarmısak ve soğan meselesini öğrettiğin için teşekkürler.

    Umumi tuvaletlerde bana refakat ettiğin için teşekkürler.

    Takma adlarım için teşekkürler.

    Bir numarayla iki numaranın farkını açıkladığın için teşekkürler.

    Sabaha karşı ağlamalarıma tam 5,3 saniyede yetiştiğin için teşekkürler.

    ilk adımlarımı attığımda basın konferansı düzenlediğin için teşekkürler.

    "Alfabe Şarkısı"nı defalarca dinlediğin için teşekkürler.

    Espirilerim ne kadar kötü olursa olsun onlara daima güldüğün için teşekkürler.

    Canavarları odamdan uzak tutmak için bütün gece boyunca elektrik harcama pahasına ışığımı açık tuttuğun için teşekkürler.

    Alışveriş merkezinde kaybolduğum zaman beni bulmak için düzenlediğin arama operasyonu için teşekkürler.

    Beni oyuncak bölümünde bulduğun için teşekkürler.

    Beni kaybettiğinden dolayı kendini suçlu hissettiğin ve anneme bunu söylemeyeyim diye bana oyuncak aldığın için teşekkürler.

    Beni alışveriş merkezinde bir kere daha kaybettiğin zaman yine bir arama operasyonu düzenlediğin için teşekkürler.

    Beni şeker bölümünde bulduğun için teşekkürler.

    Bakıcıma yüzündeki noktaları birleştirebilir miyim diye sormadan önce beni durdurduğun için teşekkürler.

    Walt Disney filmlerine götürdüğün için teşekkürler.

    Yabancıların verdiği şekerlemelere, daha sonra da uyuşturuculara doğrudan hayır demeyi öğrettiğin için teşekkürler.

    Beni sandalyenin üstünde düştü düşecek bir vaziyette, elim kurabiye kavanozunun içinde bulduğunda "işte kurabiye böyle ufalanır" diye açıkladığın için teşekkürler.

    Beni sirkteki palyaçoları görmeye götürdüğün için teşekkürler.

    Takipçi değil, lider olmam için cesaretlendirmene teşekkürler.

    Hiçbir zaman "Git dışarıda oyna" demediğin için teşekkürler.

    Sokakta yiyebileceğim yumruklara karşı koymayı ve karşılık vermeyi öğrettiğin için teşekkürler.

    Jetonlu telefonu kullanmayı öğrettiğin için teşekkürler.

    Zar zor kazandığım harçlığımı çizgi romanların arkalarında reklamları çıkan su maymunlarına, x-ışını gözlüklere ya da herhangi abuk subuk bir oyuncağa harcamamı engellediğin için teşekkürler.

    "Hey"in atları çağırmakta kullanıldığını hatırlattığın için teşekkürler.

    Donmuş metal buz kabına yapışmış dilimi kurtardığın için teşekkürler.

    Donmuş metal buz kabına yapışmış dilimi bir kere daha kurtardığın için teşekkürler.

    Bütün arkadaşlarına yaşıma göre olağanüstü yetenekli ve zeki bir çocuk olduğumu söylediğin için teşekkürler.

    Annemle kavganıza kulak misafiri olduğumda inandırıcı özürler bulduğun için teşekkürler.

    Anneler gününde ve doğumgünlerinde beni alışverişe götürdüğün için teşekkürler.

    Hediye ettiğim kravatları beğenmiş gibi davrandığın ve ancak "çok özel günlerde" taktığın için teşekkürler.

    Yazın hafta sonlarını iki odalı bir ağaç evi yaparak geçirdiğin için teşekkürler.

    Beni voleybol maçına götürüp iki sosisli sandviç, bir paket fıstık, iki kutu patlamış mısır, üç dondurma ve bir kola aldığın için teşekkürler.

    Bana tam istediğim gibi süslü püslü bir bisiklet aldığın için teşekkürler.

    Büyükbabamın her zaman oturduğu koltuğunda para bulduğumda "bulan kapar kaybeden ağlar" dediğin için teşekkürler.

    Sıcak yaz günlerinde sürahiler dolusu soğuk limonata yaptığın için teşekkürler.

    Beni kamp yapmaya ve balığa götürdüğün için teşekkürler.

    Jo'nun Barbie'nin yatağında niçin yatamayacağmı açıkladığın için teşekkürler.

    Hangi madeni paraların 1 liraya eşit olduğunu öğrettiğin için teşkkürler.

    Kahve içerek büyümemi yavaşlatmama engel olduğun için teşekkürler.

    Okulun yakınında oturduğumuz için teşekkürler. Böylece, küçükken senin mecbur olduğun gibi, sınıfın sıcaklığını öğlene kadar donma derecesinin biraz üstüne çıkarabilmek için, 12 millik tepeyi 40 deniz mili şiddetinde esen rüzgârı yiyerek tırmanıp arta kalan enerjimle de okulun fırınına kömür küremek zorunda kalmadım.

    İstiklâl Marşı"nı ve "Dağ Başını Duman Almış"ı birlikte ezberlediğimiz için teşekkürler.

    Gözlüklerimi kaybettiğimde yenilerini aldığın için teşekkürler.

    Yenilerini de kaybettiğimde bir çift daha aldığın için teşekkürler.

    Zekâ testinin sonucunda süper zekâ olmadığımı öğrenip üzülünce beni aksine ikna ettiğin için teşekkürler.

    Yazım kurallarını zorla öğrettiğin için teşekkürler.

    Veli toplantılarına katıldığın ve öğretmenlerimin hakkımda söylediği bütün iyi şeyleri bana aktardığın için teşekkürler.

    Bisikletimin arka yedek tekerleklerini çıkarttığın gün, selesinden tutarak bisikletimin yanında altı blok koştuğun için teşekkürler.

    Yaralı dizimi dezenfekte ettiğin ve yaramı öpüp acımı hafiflettiğin için teşekkürler.

    Tahterevallinin öbür ucundan aniden atlamadığın için teşekkürler.

    Şükran Günü hindisini kesip servis yapma görevini bana verdiğin için teşekkürler.

    Yam'ın ne olduğunu açıkladığın için teşekkürler.

    Kartopu savaşını başlatan ilk topu fırlattığın için teşekkürler.

    Yani baba her şey için teşekkürler...
     
  3. CAN Well-Known Member

    Babalar Günüyle İlgili Hikaye

    Ortaokulda okuyan ve kısa bir süre önce annesini kaybeden genç, babasıyla birlikte yaşıyordu. Babasıyla aralarında çok güzel bir dostluk vardı. Genç, okulun futbol takımındaydı. Takımdaydı ama, ufak-tefek yapısı ve tecrübesizliği nedeniyle hocası ona bir türlü maçlarda görev vermiyordu. Bu yüzden, her maçta yedek kulübesinde oturuyordu. Buna rağmen, babası hiçbir maçı kaçırmaz ve hep ayağa kalkıp tezahürat yapardı.

    Liseye girdiğinde sınıfının en sıska öğrencisiydi gencimiz. Fakat babası onu hep futbol oynamaya teşvik etti; bununla birlikte, istemezse oynamayabileceğini de belirtti. Delikanlı futbolu seviyordu ve takımda kalmaya karar verdi. Her idmanda elinden geleni yapıyor ve takımın as oyuncularından bir olmaya çalışıyordu. Bütün lise hayatı boyunca hiçbir idmanı veya maçı kaçırmadı. Ama sürekli yedek kulübesinde oturmaktan kurtulamadı. İnançlı babası her zaman ki gibi tribünlerde yerini alıyor ve oğlunu destekleyici tezahüratlarda bulunmaya devam ediyordu.

    Genç, üniversiteye başladığında futbol onun için önemini kaybetmeye yüz tuttu, ama yine de elinden geleni yaptı. Herkes onun okul takımına giremeyeceğinden emin olsa da, bunu başardı. Takımın antrenörü onu listeye dahil ettiğini, çünkü her idmanda yüreğini koyduğunu ve takımın diğer üyelerini de şevke getirdiğini itiraf etti. Takıma girebildiği haberi onu o denli heyecanlandırdı ve sevindirdi ki, soluğu en yakın telefon kulübesinde aldı ve babasına müjdeyi verdi. Onun bu mutluluğunu paylaşan babası, kendisine maçların sezonluk biletlerini göndermesini istedi.

    Üniversitedeki dört yıl boyunca hiçbir idmanı kaçırmayan genç, ne yazık ki hiçbir maçta oynayamadı. Futbol sezonunun sonlarına doğru, büyük bir eleme maçının idmanı için sahaya çıkmaya hazırlanan gencin yanına, elinde bir telgrafla antrenörü geldi. Delikanlı telgrafı okuyunca ölüm sessizliğine büründü. Güçlükle yutkunarak hocasına şunları söyleyebildi: "Bu sabah babam ölmüş. İzninizle bugünkü idmana gelmesem?" Hocası kolunu şefkatle omzuna doladı ve "Bu hafta dinlen evlat" dedi, "cumartesi günkü maça gelmeyi de aklından geçirme."

    Cumartesi geldi çattı, ama okul takımının durumu hiç de iyi değildi. Maçın sonlarına doğru, bir kişi soyunma odasına sessizce girdi, formasını ve futbol ayakkabılarını giyip saha sahanın kenarına çıktı. Babası ölen ufaklıktı bu! Antrenör ve oyuncular azimli arkadaşlarını bu kadar kısa sürede tekrar aralarında görmekten dolayı son derece şaşırmışlardı.

    Hocasının yanına giden genç "Lütfen izin verin oynayayım" dedi. "Bugün oynamak zorundayım. " Hocası önce onu duymamış gibi davrandı. Böylesine zor bir eleme maçında takımın en kötü oyuncusunu sahaya çıkarmasına imkan olmadığını düşünüyordu. Ama genç o kadar ısrar etti ki, sonunda ona acıyan hocası razı oldu: "Pekala oyuna girebilirsin."

    Gencin oyuna girmesinin üstünden çok geçmemişti ki, hem hoca, hem oyuncular, hem de maçı izleyenler gördüklerine inanamadılar. Daha önce hiç oynamamış olan bu meçhul ufaklığın her hareketi harika, attığı her pas isabetliydi. Karşı takım oyuncuları onu durduramıyordu. Koşuyor, pas veriyor, savunmaya yardım ediyor ve maçın yıldızı olarak parlıyordu. Sonunda, gencin takımı aradaki farkı kapattı, nihayet atılan bir golle de beraberliği yakaladı. Ve son saniyelerde ufaklık topu tek başına sürükleyip herkesi geçti ve galibiyet golünü attı. Maç bitmişti. Okulunun taraftarları sevinç çığlıkları atıyor, arkadaşları onu omuzlarında taşıyordu.

    Seyirciler tribünü terk ettikten, oyuncular duşlarını alıp soyunma odasını boşalttıktan sonra, takımın hocası gencin köşede tek başına sessizce oturduğun fark etti. Yanına gidip inanamıyorum. Bugün bir harikaydın" dedi. "Sana ne oldu, bunu nasıl yaptın, anlat bana!".

    Genç hocasına baktı, gözlerine yaşlar doldu ve şöyle dedi:

    "Babamın öldüğünü biliyorsunuz. Peki onun gözlerinin görmediğini biliyor muydunuz?". Delikanlı zorlukla yutkundu, gülümsemeye çalıştı: Babam bütün maçlarıma geldi, çünkü görmediği halde beni desteklemek istiyordu. Ve ilk defa bugün beni oynarken görebilirdi. Ben de bu fırsatı kullanmak ve oynayabildiğimi ona göstermek istedim.
     

Sayfayı Paylaş