Ayrılıklara Bağışıklık Kazandım Şiir

Konusu 'Karışık Şiirler' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 5 Ocak 2016 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    Ben doğarken ayrılıklara bağışıklık kazandım...

    Henüz hıçkırığım kopmuştu boğazımdan,
    ayrılığın kucağına atıldım...
    Ağladım yırtılasıya göbek bağımdan ayrılışıma...
    En çok seven annemdi güya!..
    Önce göbek bağımdan,sonra göğsünden,
    sonra okulun ilk günü elinden ayırdı beni...
    Gözünden sakınan annemdi güya!..
    İlk beni o terketti yalnızlıklara ve ayrılıklara...

    Sonrasında iyiden iyiye bağışıklık kazandı ruhum...
    Bir üst sınıfa çıktıkça eskiyen kitaplarımdan ayrıldım...
    Kırmızı başlıklı kız,Hansel ile Gratel ve daha
    nice masallardan ayrıldım...
    Şeker kız Candy,Şirinler,Tweety ve açgözlü kedi Silvester...
    Temel Reis ve annemizin bize ıspanak yedirme çabaları...
    Sonra erkekler gibi kaslarımızı şişirme uğraşları...
    Varyemez Amca,Clementine ve daha nice
    çizgi filmden ayrıldım...
    Büyüdükçe dünyanın pembe olduğuna dair
    inançlarımdan ayrıldım...
    Başka renkler de vardı dünyada ama bir renk kartelası gibi
    hala güzeldi dünya...

    Tanıştığım her duygu da renkleri de
    yerlerine oturtmayı başardım...
    Bakkaldan aldığımız şekerler,
    saati öğrenme çabalarım pembeydi...
    Utanmayı bilmek beyazdı...
    Arada bir gittiğimiz çocuk parkının rengini tarif
    etmekse mümkün değildi...
    Sahi sevinçten çıldırmak diye bir renk var mıydı dünya da?..
    Aşı günleri acı rengi,okulca gidilen piknikler yeşildi...
    Hastanede yattığım zamanlar
    solgunluk ve şımarıklık rengiydi...
    Yeni doğan kardeşim renksiz ve sevimsizdi gözümde...
    Kıskançlık da olsa olsa griydi zaten...
    Ayrılıklarsa hep ağır ve simsiyahtı...
    Koşarcasına geçen yıllarda dünya tek renk oldu...
    Ve büyüdükçe yaşama sevincim uzağıma düştü...

    Hayat ayrılıkları bana yaklaştırmak için çabalıyordu adeta!..
    Öğretmenimden,sıra arkadaşımdan ayrıldım...
    Kimi zaman bir uçak aldı gitti sevdiklerimi...
    Kimi zaman kara toprak...
    Şehirler gezdim,köyler,kasabalar...
    İçten içe imrendim hepsine de!..
    Kimine deniz sarılmıştı doyasıya,kimine yığınla insan...
    Bense hep yalnızdım...
    Annem memleket gibi kızsın derdi hep!..
    Gördüm ki bir şehir kadar bile olamamışım...

    Herkes beni bir şeylerden ayırmak istiyordu...
    Yağmur güneşten,kış bahardan...
    Ekmek parasıydı beni ilk kez babamdan ayıran...
    Bir çöp arabası kırmızı ayakkabılarımdan ayıran...
    Ve kara toprak zeytin gözlümden ayıran...
    Devasa hayat küçücük,mutlu dünyamdan ayıran...
    Lanet olası sigara dedemden ayıran...
    Bıraktığın izleri takip ediyorum Çavuş...
    Senin kadar tiryakiyim ayrılıklara...
    Ve en az senin kadar nikotin kokuyorum
    yalnızlıklardan yana...

    En son da yar terketti beni yalnızlıklara...
    Bir güneş,ki alışık olduğum yağmurlardan ayıran...

    Ve ey Tanrı'm şimdi en az senin kadar yalnızım...
    Ya bu yalnızlığı al benden senin yalnızlığına
    hayran kalayım...
    Ya iyice sevdir bana gözüm kimseyi görmez olayım...
    Ortasına yokum bilesin...
    Adına hayat denilse de!..
    Adına bir ömür denilse de!..
    Pazarlık yapmıyorum hayır!..
    Nereye ait olduğumu hissediyorsan oraya bırak beni...
    Nereye ait olmayı hakediyorsam oraya!..
    İster dağ gibi bir yalnızlığın koynuna...
    İster aşk denen büyünün hayat damarlarına...
    Kararı sana bırakıyorum...
     



Sayfayı Paylaş