Ayrılığı Anlatan Ayrılık Şiirleri

Konusu 'Karışık Şiirler' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 17 Ocak 2016 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    Buna ayrılık derler. Şiir

    ıslak bir sabah dağıttım kendimi.
    gözlerimde yaş,
    dudaklarım yok!
    adım atmak istersin,
    yürüyemezsin ki!
    ellerin donar, yüreğin titrer.
    gözyaşı...
    üşüdüğünü zannedersin,
    ölmektesindir.
    sıkı dur bebeğim,
    buna ayrılık derler!

    Ceyhun Yılmaz


    Şimdi Gitmek Zamanı


    Kal diyen yanım, katilim olursun
    Şimdi gitmek zamanı buralardan,
    Bir bardak suda yarenlik dileyip,
    Ve serinleyip...

    Varsın açmasın bahçemde çicek
    Bir fesleğene anlatırım rüyamı,
    Şimdi gitmek zamanı.

    Farzet ki; gönlüm burda doğmadın
    Bu güneş, bu gökyüzü yabancı,
    Bir kara sevda ile vedalaşırcasına...
    Gitmek zamanı...

    Vakıa bu bahçenin gülüydüm ben,
    Çiçeklerden önce açardım her sabah,
    Bir bakıştı önce...
    Sonra tebessüm...
    Bunca yıl avunduğum...

    Şimdi gitmek zamanı buralardan...
    Yavaştan toplarım hüznümü, heyecanımı,
    Bana ait ne varsa, benden başka...
    Ve incitmeden...

    Ve incinmeden olsun isterdim...
    Şimdi gitmek zamanı...

    Murat BAŞARAN


    Aşk Sevipte Kaybetmek mi? Şiir

    Hiç titremesin ne elin
    Ne de bana verdiğin yüreğin sil gitsin..
    Bana inanmadın güvenmedin ya;
    Hiçbirşeyin önemi kalmadı benim için..
    Buruşturup bir yana atsan
    Belki bu kadar acımazdı kalbim..
    Hiç titremesin elin sil gitsin.
    Ben sensiz kalmam nasıl olsa..
    Dünyanın öbür ucunda da olsan
    Gözümü yumsam yanıbaşımda olacaksın

    Elimi kalbime koyacak olsam
    Usul usul dokunurum sana kaçamazsın..
    Çok yoruldum artık inan..
    Ne anlatmaya halim kaldı
    Ne de anlaman için zaman..
    Vazgeçmeyeceksin inandıklarından..
    İşte o yüzden sevgilim
    Hiç titremesin elin yüreğin..
    Sil gitsin..


    Aşk Sevipte Kaybetmek mi ?..

    Aşk, yaşamayı bilene aşktır..
    Aşk, sevmeyi bilene aşktır..
    Aşk, özlemleri ile aşktır..
    Aşk, hasrettir !
    Aşk nedir biliyormusun ?
    Aşk anlatılamayacak kadar anlamlı
    Anlatılamayacak kadar güzel
    Bir o kadar da yürekliliktir !
    Ben yürekliydim ama şimdi ağlıyorum..


    Gelecek Bahara

    Sen yağmursun,
    Ben, sana aç, sana muhtaç
    çatlamış bir toprak.
    Yine hava karardı.
    Gökyüzü öyle bir gürledi ki
    Üstümde kuruyan çakır dikenleri titredi.
    O ses, aslında senin gelişini haykırıyordu.
    İlkin büyük bir damlan düştü
    çatlağımdan yüreğime dek,
    Ardından öyle bir coştun ki
    Önce ortalık toz duman,
    Ardından yüreğim kan revan.
    Üzüldüğümü sanma sakın
    Sana kavuşmanın gözyaşları bunlar.
    Sen coştun ya bir kere
    Üstüme üstüme yağıyorsun
    Bana tekrar hayat veriyorsun.
    Artık çiçekler bir başka açacak bende
    Börtü böcek bir başka haşır neşir.
    Bak, şu düşen son damlan
    ayrılığın habercisi.
    Sen giderken küçük bir bulut
    fısıldadı kulağıma
    Bir dahaki buluşma gelecek bahara.
    Duyduğuma üzüldüm ilk anda
    Olsun be güzelim
    Ben, sana aç, sana muhtaç
    Seni beklemesini de severim.


    Ayrılık Saati

    Dinle sevgilim bu ayrılık saatidir...Dünya varolalı beri çirkin ve soğuk..
    Ergeç içeceğimiz bir ilaç gibi...Tadı dudaklarımızda acımsı buruk...
    Bu saatte..gözyaşları,yeminler..Boş bir tesellidir inandığımız...
    Perde kapanıyor ve film bitiyor işte..O hiç bitmeyecek sandığımız...
    Görüyorsun..konuşacak birşey kalmadı...Sadece bakışlarımızda hüzün...
    İşte ayrıldık...bu hiç beklemediğimiz.... O ikiz kardeşi ölümün...
    Anlıyorum bir daha görüşemeyecğiz...Bu son buluşmamız seninle...
    Yeni bir hayata başlıyacaksın onunla...O yeni sevgilinle...
    Anlıyorum artık o ölecek seni...Kulaklarına aşkı o fısıldayacak...
    İçinde pişmanlıktan eser kalmayacak...
    Sigaranı söndür kalkabiliriz...On adım sonra yollarımız ayrılmalı....
    Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana...
    İnsan ayrılırken bile büyük olmalı...


    Aç Kapıyı Yalnızlık

    Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim
    Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil.
    Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği.
    Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan
    Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim...
    Bakma öyle, al elimden valizlerimi
    Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak,
    Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç...

    Soğuk burası, yağmur kokuyor
    Geceleri uyku tutmaz insanı burda
    Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım
    Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın...

    Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun?
    Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu
    Yoksa uğraşma, aç değilim.
    Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak
    Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana...

    Yalnızlık kapat kapıyı!
    Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana.
    Uyumak istiyorum,
    Unutmak istiyorum,
    Unutulmak istiyorum...


    Sensizlik Çok Acı

    Sensizlik öğle acı veriyor ki bana
    Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara
    Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte
    Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma
    Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta
    Mutlu olacağım belki öbür dünyada
    Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı
    Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı
    Bense kıymetini bilemedim belki de
    Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda
    Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana
    Ben bir kere sevdim bunu anlasana
    Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha.
    Onun sadece sende olduğunu anlasana
    Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda
    Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana.
    Bir kez daha benim yanımda olsana.


    GÖZLERİN KAL DİYOR


    Buna nasıl ayrılık bu nasıl veda
    Gözlerin kal diyor dudakların git
    Bakışın anahtar gözlerin kilit
    Ellerin aç diyor dudakların git

    Ayrılık dönüşü olmayan nehir
    Yalnızlık yıkılmış bomboş bir şehir
    Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir
    Gözyaşın kal diyor dudakların git.

    Gidersem bir daha dönmeyeceğim
    Kalırsam kalbime yenileceğim
    Çözemedim seni delireceğim
    Gözlerin kal diyor dudakların git

    Duvardan insin mi resimlerimiz
    Yabancı olsun mu isimlerimiz
    Ya o deli dolu gecelerimiz
    Anılar kal diyor dudakların git

    Bu romanda biter belki birazdan
    Ne aşklar yıkıldı gururdan nazdan
    Ağlıyor besteler yine hicazdan
    Şarkılar kal diyor dudakların git

    AHMET SELÇUK İLKAN


    Ne Zaman Ayrılık Saati Gelse Şiir


    Ne zaman ayrılık saati gelse
    En vazgeçilmez yerinde yaşamın
    Duysak ayak seslerini akşamın
    Ve sokaklardan el ayak çekilse
    Bir ürpertiyle duyarım o zaman
    Seni çağıran sesi uzaklardan

    Ne zaman ayrılık saati gelse
    Bir gariplik çöker içime birden
    Kalan tek anı gibi bir devirden
    Durmadan çalınır o gamlı beste
    Sanki bilirde hazin öykümüzü
    Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü

    Ne zaman ayrılık saati gelse
    Bir çaresizliği anlatır gibi
    Birden değişir gözlerinin rengi
    Mavi solar, koyulaşır yeşilse
    Sarınca ruhunu eski bir hüzün
    Uçar gider pembeliği yüzünün

    Ne zaman ayrılık saati gelse
    Uzatsan özlemle dudaklarını
    Tüm ağaçlar döker yapraklarını
    Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
    Sadece uğultusu o rüzgarın
    Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın

    Ümit Yaşar Oğuzcan
     



  2. EjjeNNa Administrator

    Ayrılık Şiiri

    Gidiyor musun diye sorma bana.
    Gönderen sensin.
    Ne terk etmeyi istedim seni,
    Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
    Senin kadar öfkeliyim ben de.
    Senin kadar endişeli...

    Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
    Ama inandıramadım seni.
    Sen, sorgularken beni kafanda
    Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
    Bir tek sözün bağlardı beni sana,
    Oysa sen hep susmanın koynunda.

    Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
    Teslim alır bedenleri de.
    Sütten çıkmış ak kaşık değildim
    Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
    O dünya ki bazen minicik bir odada
    Bazen kentin ortasında şekillendi.
    Nasıl da güzeldi...
    Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
    Sen buna inanmadın. Ah bu sorular...

    Yaşamak varken sevdayı delice,
    Niye boğarız sorularla?
    Nasıl ikna edebilirdim seni?
    Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
    Ben, seninleyim dedikçe
    Sen, hayır dedin.

    Zaten az konuşan sen
    Olumsuz ne kadar sözcük varsa
    Bulup çıkardın ortaya.
    Bense hiç bir şey diyemedim.

    Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
    Nasıl değiştirmişim seni.
    Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
    Kimseye zarar vermek istemem ben.
    Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
    Ama öyle oldu işte.
    Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.

    Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı.
    Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
    Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
    Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı.
    Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.

    Biliyor musun bir tanem!
    Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
    Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
    Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
    yalancı yüzlerde ararım.
    Seni de götürürüm yüreğimde.
    Her zaman yokluğunu taşırım.

    Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
    Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını.
    Ne yazık ki, kalamadın bana.
    Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
    Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

    Mehmet Coşkundeniz


    Ayrılık Hediyesi Şiir


    şimdi saat sensizliğin ertesi
    yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
    avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    bir ben kaldım tenhasında gecenin
    avutulmamış bir ben...

    şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    ki bu yaşlar
    utangaç boynunun kolyesi olsun
    bu da benden sana
    ayrılığın hediyesi olsun

    soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    ekmek çalmadan doyurabilmek
    ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
    şimdi iyi niyetlerimi
    bir bir yargılayıp asıyorum
    bu son olsun be..bu son olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken mazeretim olsun!

    şimdi saat yokluğunun belası
    sensiz gelen sabaha günaydın!
    işi-gücü olanlar çoktan gitti
    bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    hiç uyumamış bir ben...

    şimdi dişlerimi sıkıp
    dudaklarıma kanamayı öğrettim
    ki bu kızıl damlalar
    körpe yanağında bir veda busesi olsun
    bu da benden sana
    heba edilmiş bir aşkın
    son nefesi olsun...

    kafamı duvara vurmadan
    tanıyabilmek seni
    beyninin içindekileri anlayabilmek
    ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
    bütün saatleri öylece durdurabilmek için
    çıldırasıya paraladım kendimi
    lanet olsun!
    artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    olsun be! ne olacaksa olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken şikayetim olsun

    gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun)

    Yusuf Hayaloğlu
     

Sayfayı Paylaş