Atatürk'ün Ölümündeki Sis Perdesi Ve Gerçek Ölüm Sebebi

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Pelin tarafından 26 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. Pelin Super Moderator


    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün ölümdeki Sis Perdesi Ve Gerçek ölüm Sebebi....[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Not: Bu etkilesimde Atatürk'ün ölümüne dair tüm veriler bulunmaktadir. 5N 1K yöntemiyle ve arastirma ilkelerine uygun olarak ele alinmistir! [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Agoni adli kitaptan yararlanilmistir. Ogün Deli'ye saygilarimi sunuyorum![/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün ölümü üzerine hiç bu kadar detayli, bu kadar açik belgeler halka verilmedi.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Açik belgelerle Atatürk'ün ölümünün sir perdesi...[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk sirozdan mi öldü ? Yoksa sanildiginin aksine farkli sebeplerden mi ? Bunu bu yazimizda ögrenecegiz. Üzücü ama gerçek bir yazida...[/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bölüm 1[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk fani hayata veda edip gidiyor, herkes ellerini kavusturmus, büyük bir acz içinde duruyor, kimsenin elinden bir sey gelmiyordu...[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Iste son fotograflarindan birisi sol altta, Ekim 1938 'de Atatürk'ün istegiyle çekilmistir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk artik karacigersiz bir insan gibi büzüsmüs, karni davul büyüklügünde seyir etmisti. Bazi günler Yatina giderdi bir çocuk mutlu olmayi beklercesine oda orada öylece yatar ve içinden '' keske iyilessem '' der gibiydi..Sag altta[/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün yaninda onlarca emir kolu vardi. Atatürk'ün tek dayanaklari onlardi. Kimse yanina koyulmazdi. Doktorlari Atatürk'ü iyilestirmek için ellerinden geleni yapmislardi...[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ü geç teshisten yolcu eden doktorlardan bahsediyoruz...[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Ama onlarinda ellerinden bir sey gelmiyordu. Belki de onu yolcu edenler doktorlar degildi?[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Belki de Atatürk siroz denen o mendebur hastaliktan ölmemisti? Iste olay burada basliyor ya![/FONT]​

    Atatürk'ün Doktorlari...
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürkün tedavisinde sorumlu olan doktorlar müdavi ve müsavir olmak kaydiyla 2 çesite ayriliyordu. Müdavi doktorlari Prof Dr. Neset Ömer Irdelp, Prof Dr. Nigad Resad Belgerdi. Müsavir doktorlarida 5 hekimden olusmaktaydi. Müdavi hekimler Atatürkün saglik durumunu zamani zamanina takip edenlerdi. Müsavirler ise Gerekli zamanlarda tedavi eden hekimlerdi.[/FONT]​

    Atatürk'ün Hastaligi...
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk 1916 yilinda Akciger iltihabiyla yataga düsüyor, 1918'de böbrek rahatsizligiyla hastalaniyor, 1919'da Sislideki evinde kulak ragatsizligi bas gösteriyor. 1921 yilinda Atatürkün sol yanaginda çiban çikiyor. 1921 yilinda Ata binerken 3 kaburgasi kiriliyor. 1923 yilinda bilindigi gibi ufak - tefek kalp rahatsizliklari geçiriyor. 1936 Kasim ayinda üsütme olayi geçiriyor. Asil öldürücü hastalik 1936 Sonunda basliyor...[/FONT]​

    Son dokuz saat... Koca bir tarih göçüyor bu diyardan...
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]10 Kasim 1938 Persembe saat: 00:05'te sonda ile 140 cc'lik idrar bosaltildi. Saat 02,00'de yarim balon oksijen verildi. Saat 02,45'te 1.cc'lik Huile de Camphree siringa edildi. Saat 3,30'da koltuk altindan atesi alindi(Atesi normaldi) Araliklarla oksijen verimi devam etti. Saat 06,25'te solunum yüzeysellesti ve hirilti azaldi. Saat 07,45'te 37,7 cc, nabiz 124 olarak kaydedildi. Saat 8.00 glikozlu serum verildi. Saat 8.00'i geçerken Atatürk'ün yüzü daha da soldu. Sapsari oldu. Ve birden girtlagindan '' Hi, Hi, Hi...'' diye sesler çikmaya basladi. Bu sirada oradaki doktorlardan Kamil Berk gözleri yasli ve eli karyolaya dayali olarak diger elindeki islatilmis pamukla Atatürkün agzina su verme çabasindaydi. Prof. Dr. Süreyya Hidayet ile Dr. Abravaya Marmarali, tabanla ilgili refleksleri kontrol etmektedit. Saat: 8,05'te 1 cc Huile Camphree ve 500 cc glikozlu serum yapildi. Saat: 08,25'te toplar damar için 1/8mgr ouabaine siringa edildi. Saat 8,30 da 500 cclik glikozlu serum tekrarlandi. Saat 09,00... Nabiz 130... soluk alip verme 34...Atatürkün gözleri kapali gögsü sik sik inip çikmakta. Basta bulundugu oda olmak üzere, bütün dolmabahçe sarayi derin bir sessizlik içinde...[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Saat 09,05, Atatürk birden gözlerini açti, basini sert bir hareketle sag tarafa çevirdikten sonra tekrar önceki durumuna getirdi. Son nöbet defterine su yazildi:[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Saat: 09,05 vefat etmislerdir...[/FONT]​

    Hastaligin teshisi nasil yapildi? Kim yapti?
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürke ilk teshisi koyan Prof. Dr. Nihat Resat Belgerdir. [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]''Atatürk geceyi teram oteldeki apartmaninda geçirdi. Ertesi sabah otelde, kendine mahsus olarak yaptirilan banyo dairesine girdi ve beni çagirdilar. Sikayetlerini bana bildirdi. Kasintiya çare bulmasini istiyordu''[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Doktor Atatürkü teshis eder. Atatürk ''kasiniyi buldunuzmu nedir?'' diye sorar. Doktor, evet efendim. Kasintinizin tek nedeni karaciger rahatsizligidir. Karacigeriniz sertlesmis ve biraz büyümüstür. Atatürk birden saskina döndü..Ama ne çare...Her doktor farkli teshis koyuyordu. Kimine göre ise Karinca isirmasidir...[/FONT]​

    Atatürk, gerçekten alkole bagli sirozdan mi ölmüstür?
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bu konudaki en büyük eksiklik Atatürk otopsisinin yapilmamais olmasidir. Uzun yillar görev yapan doktorlar bile bunun alkoldenmi oldugunu kestiremiyorlardi. turkeyarena.com[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün ölümüne yönelik iftiralar tümüyle deli saçmasidir. Diger iftira, yalan, uydurmalarinda oldugu gibi ciddiye alinacak yani yoktur.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Biz, ana amaç olarak, bu saçmaliklara yanit vermeyi degil, sözü edilen konularda bilgilendirmeyi esas aliyoruz. Kisiler; dogrularla, gerçeklerle donatilsin ki bu saçmalara kapilmasin diyoruz. Atatürk tarafindan bedava kazanç yollari kapatilan din tacirlerinin tabani haline gelinmesin istiyoruz.[/FONT]​
     



  2. Pelin Super Moderator

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bölüm 2[/FONT]

    Atatürk'ün Ölümü Alkolden mi? (Bu bölüm digerlerine oranla daha detaylidir. Lütfen sikilmadan okuyunuz)​
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk düsmanlari, Atatürk'ün ölümünü alkole baglarlar, içki içtigi için siroz hastaligina tutuldugunu ve içkiden öldügünü islerler. Amaçlari; Islam dinine göre içilmemesi gereken alkollü içkiyi Atatürk'ün içtigini, dolayisiyla iyi insan olmadigina ve sonucunda da bunun karsiligini ölümle bulunduguna inandirmak, böylece Atatürk düsmanligi yaratabilmektir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Dinden geçinenler Atatürk düsmanligi yaratmak için, O'nun ölümünü bu sekilde islerlerken, diger yurttaslar da bilgi eksikliginden ve bu konunun yeterince islenmemesinden dolayi, genelde bu sekilde; Atatürk alkolden ölmüstür seklinde; bilirler. Bu nedenle, konunun ayrintili ele alinmasi ihtiyaci vardir.[/FONT]
    Atatürk'ün ölüm sebebi, otopsi yapilmasina gerek olmadigina yönelik düzenlenen raporda söyle belirtilir:
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]"... Atatürk'ün vefatina sebep olan müzmin karaciger hastaligi 'cirrhose ascitogene' tabii seyrinde devam ederek karaciger büyük kifayetsizligine bagli derin koma ile husule geldigi ittifakla tesbit edilmis(tir)..."[/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif](karin içinde sivi, asit toplanmasi)[/FONT]
    Ölüm raporunda ise hastaligin teshisi söyledir:
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]"... hastaligin bir 'hepatite sclerocongestive ethylique' oldugu tesbit edilmistir..."[/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif](alkolle iliskili karaciger iltihabi) [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Birinci raporda ölümün "cirrhose ascitogene" (karin içinde sivi, asit toplanmasi)'ndan meydana geldigi; ikinci raporda da hastaligin "hepatite sclerocongestive ethylique" (alkolle iliskili karaciger iltihabi) oldugu belirtilmektedir. Ikinci raporda siroz hastaligi alkolle iliskilendirilmektedir. Ölüm raporunda böyle denilince, ölümün alkolle iliskilendirilmesi yaygin kani haline gelmistir. Oysa bugün, tibbin ulastigi düzey içinde, konunun uzmanlari, biobsi yapilmadan, bazi tibbi tahliller yapilmadan böyle bir kaniya varilamayacagi görüsündedirler. Ayrica siroz, alkolden de olmus olabilir, sirozu meydana getiren diger nedenlerle de olmus olabilir; bugün bu konuda kesin bir yargiya varmak mümkün degildir; bir karar spekülasyon olur; kanisindadirlar.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'e biopsi yapilmamis, otopsi de yapilmamistir. Sirozun nedenini belirlemek için bugün gerekli görülen tahliller o günlerde bilinmemektedir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]O halde sirozu alkole baglama, tamamen, siroz konusundaki genel bilgiden ve Atatürk'ün alkol almasindan yola çikilarak yapilan varsayimdan kaynaklanmaktadir. Yani tibbi bir sonuç degildir, sadece gerekli tibbi tahliller yapilmadan varilan bir sanidir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bunun bir sani oldugunu, karar olmadigini, bu konuda ölümünden önce de degisik görüslerin ortaya çikmis oldugunu, 3 Agustos 1938 tarihli bir konsültasyon raporunda görüyoruz. Raporun konuyla ilgili maddeleri:[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]"1. Atatürk'te bir siroz vardir. Asit yapmis, biraz süb-ikter (gözde sarilik) meydana getirmistir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]2. Bunun esasli nedeni alkoldür.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]3. Evvelden Atatürk'ün çektigi malaryanin (sitma, ki Atatürk 2 kez sitma geçirir) bir tesiri olmadigini katiyetle (kesinlikle) söylemek mümkün degildir...[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]6... Eppinger'in (yabanci doktor), hepatit sirozu cay-i sualdir (tartismaya degerdir)" [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Görüldügü gibi sadece bir raporda sirozun nedeni üzerine 3 ayri görüs var. Birinci görüs alkolden, ikinci görüs sitmadan, üçüncü görüs hepatit virüslerinden.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün hastaligini konu alan kaynaklarin incelenmesinden, Türk doktorlarinin sirozu alkole bagladiklari, yabanci doktorlarin ise konuya farkli yaklastiklari görülmektedir. Yabanci doktorlarin iki ayri yaklasimini 3 Agustos 1938 tarihli konsültasyon raporunda gördük. Simdi bir baskasini verelim.[/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün muayene ve tedavisi için dört kez getirilen Fransiz Prof. Dr. Fissenger ise söyle diyor:[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]"Bu hastaligin sirf içkiden geldigi yolundaki düsünce dogru degildir. Benim, Fas, Tunus ve Cezayir'den gelen birçok müslüman hastalarim var ki, ömürlerinde agizlarina herhangi ispirtolu bir içki koymamislardir Dolayisiyla hastaligin daha baska ve önemli sebepleri oldugunu kabul etmek lazimdir. Bence bunlar arasinda özellikle dengesiz beslenme tarzi ve devamli kabizlik gibi sebepler basli basina yer tutmaktadirlar"[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bu açiklamadan sonra daha önce üç olan siroz nedeni ayni hasta için 4'e çikiyor; alkol, sitma, hepatit virüslerinin yanina bir de dengesiz beslenme ekleniyor.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hastalik nedeni bunlardan hangisi veya hangileridir? Bu konuda zamaninda bir tibbi inceleme yapilmadigi için bugün söylenecek her sey havada kalacaktir. Tibbi bir dayanagi olmayacaktir. Bu nedenle ölüm raporunda,sirozun alkolle iliskilendirilmesini bir varsayim olarak görmüstük.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Klinik tani alanindaki bu belirsizlikler nedeniyle Atatürk gibi bir kisiye, ölümünden sonra otopsi yapilarak kesin bir teshis konmamasi, bugün bir eksiklik olarak karsimiza çikmaktadir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Günümüzdeki tip, karaciger sirozunun pek çok nedeninin yaninda baslica sebebinin dengesiz beslenme oldugunu ve alkollü içkilerin, o da bazi hastalarda, sadece hastaligi hizlandirdigini ortaya koymustur.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bu bilgiler dogrultusunda konuyu irdeleyelim. Atatürk'ün siroz hastaligina sebep olarak gösterilen dört ayri nedenin dördü de Atatürk'te vardir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Sitma: Iki kez sitmaya tutulur. Biri çocuklugunda, biri Mayis 1919'da Samsun'da.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hepatit virüsleri: Daha çok dis tedavisi sirasinda kapildigi bilinir. Atatürk; birçok dis tedavisi yaptirmis, dis çektirmis, üç altin dis taktirmis ve sonunda üst damak proaaai yaptirmis, bir kisidir. Bunlarin birisinde hepatit virüsü kapma olasiligi, o günkü kosullari düsündügümüzde çok yüksektir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Dengesiz beslenme: Atatürk, askeri yasaminda özellikle 12 yillik savas ortamindaki yasaminda buldugunu yemis ve buldukça yemistir. Cumhurbaskanligi döneminde de disiplinli yemek düzeni yoktur. Sabah kahvaltisi yapmaz, yalniz bir kahve ile sigara içer. Ögleyin çogu kez yemek yerine sadece bir dilim ekmekle ayran veya limonata içer. Aksam yemegini düzenli yer. Ancak dengeli beslenmis oldugunu söylemek zordur.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Alkollü içki: Içki içer. Gündüz içmez, aksam sofralarinda küçük rakinin (35 cl.) yarisini içer, sürekli içici degildir, ciddi konularin görüsülecegi sofralarda ve önemli devlet islerinin yürütüldügü günlerde içmez.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bu durumda siroz nedeni bunlardan hangisidir? Sitma mi, hepatit virüsleri mi, dengesiz beslenme mi, alkol mü? Yoksa dördü de birden mi? Bugün için sirozun gerçek nedenine ulasmak pek mümkün görülmüyor.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Dolayisiyla Atatürk'ün ölümü alkolden olmustur demek dogru degildir, gerçekçi degildir. Atatürk'ün ölümü sirozdandir ama siroz nedeni alkol degildir. Nedenini bir tip adaminin görüsü ile açiklamayalim.[/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Prof. Dr. Utkan Kocatürk'ün Görüsü:[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Prof. Dr. Kocatürk, Kaynakçali Atatürk Günlügü'nün son baskisinda, konumuzla ilgili bilinmeyen bir raporu ortaya çikarir ve orijinalini de verir. Rapor 08 Eylül 1938 tarihli; Dr. Nihat Resat Belger, Prof. Dr. Neset Ömer Irdelp ve Prof. Dr. Fiessinger tarafindan düzenlenmistir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Prof. Dr. Kocatürk, raporda iki cümleye dikkat çeker ve bir tip adami olarak bunlarin yorumunu yapar. [/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Raporda ön plana çikarilan cümleler:[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]"... Bu vakada 'Laennec' tipinde bir skleröz hepatit söz konusu olamaz. Fakat söz konusu olan 'Hanot ve Gilbert' tipinde bir hipertrofi seklidir."[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]"Prof. Dr. Fiessinger söz konusu rapora ayrica su notu koymustur:[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]'Teshis, Mart ayinda formüle edilen teshistir: Hepatite Sclereuse hypertrophique, type Hanot et Gilbert'."[/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Prof. Dr. Kocatürk'ün yorumu:[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]"Bugüne kadar bilinmeyen bu rapor, Atatürk'e 07 Eylül 1938'de yapilan karin ponksiyonundan (su alinmasi) bir gün sonraki muayene bulgularina dayanilarak düzenlenmisti. Karacigerin küçülmeyip, yine Mart ayindaki muayenede belirlenen büyüklügü korumasi ve üzerinin pürtüksüz olusu, Prof. Dr. Neset Ömer (Irdelp) ile Dr. Nihat Resat Belger'i de alkole bagli atrofik siroz tanisindan bir ölçüde uzaklastirip Prof. Dr. Fiessinger'in ileri sürdügü hipertrofik siroz tanisini kabule yönelttigi anlasiliyor. Tip dilinde 'Laennec tipi skleröz hepatit' alkole bagli siroz demektir; 'Hanot ve Gilbert tipi skleröz hipertrofik hepatit' ise safra yollarindaki kronik tikanma sonucu gelisen siroz (biliyer siroz) anlamini tasir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Prof. Dr. Fiessinger, söz konusu rapora özel olarak kaydettigi notta 'Teshis, Mart ayinda formüle edilen teshistir: Hanot ve Gilbert tipi skleröz hipertrofik hepatit' ifadesine yer verdigine göre, Mart ayindaki ilk teshisinde de Atatürk'teki siroz seklinin alkole bagli olmadigini düsündügünü göstermektedir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Prof. Dr. Fiessinger'in gerek Mart ayindaki muayenesinde, gerekse 08 Eylül 1938 tarihli raporda yer alan bu tanisina ragmen, sürekli ve danisman hekimler tarafindan 10 Kasim 1938 tarihinde düzenlenen 'Atatürk'ün Ölüm Raporu'nda, mevcut sirozun alkole bagli bulundugunu ve Prof. Dr. Fiessinger'in de bu görüste oldugunu(!) belirtmek üzere '... Mart baslarinda Paris'ten çagrilan Prof. Dr. Fiessinger ile Prof. Dr. Neset Ömer Irdelp arasinda Ankara'da bir tibbi danisma daha yapilarak büyük bir karaciger ve büyükçe bir dalak bir kere daha müsahade edilmis ve ayni teshis konularak, hastaligin bir 'hepatite sclerocongestive ethylique' oldugu cümlesine yer verilmistir."[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Prof. Dr. Kocatürk bu yorumunda, Türk hekimlerince düzenlenen 10 Kasim 1938 tarihli "Ölüm Raporu"nda, sirozun alkole bagli oldugu tanisina Prof. Dr. Fiessinger'in de ortak edilmesini nazik sekilde hakli olarak elestiriyor. Ortaya koydugu rapor ve yaptigi yorum ile sirozun alkole dayali olmadigini açikliga kavusturuyor.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Kendileri ile yaptigim görüsmede edindigim bir bilgi ile konuyu sonuçlandiralim. "Alkole bagli sirozda karaciger küçülür, diger nedenlere bagli sirozda karaciger büyür ve büyüklügünü korur." Atatürk'ün ilk muayene raporlarinda cigerin büyüdügü, son raporlarda, 08 Eylül tarihli raporda oldugu gibi, cigerin büyüklügünü sürdürdügü, küçülmedigi belirtilmektedir.[/FONT]

    Dolayisiyla Atatürk'ün sirozu, alkole bagli bir siroz degildir. Çünkü karacigeri büyümüstür. Ölümü sirozdandir ama sirozu alkolden degildir. Ölümü alkolden olmamistir.
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bu bölüme kadar Atatürk'ün ölümü üzerine konustuk, neden öldü, neydi hastaligi, detaylariyla verdik. Peki Atatürk ya öldürülmek istendiyse... Kesinlesen tek sey Atatürkün alkolden ölmedigidir![/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Sir perdesini simdi araliyoruz...[/FONT]
     
  3. Pelin Super Moderator

    Bölüm 3

    Atatürk'ün Ölümündeki Sir Perdesi
    Atatürk acaba Masonlarca mi öldürüldü?
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk bilindigi gibi Ittihat ve Terakki partisinde bulunuyordu. Bu dönemler içerisinde dönmeler ve masonlarla sik sik karsilasmistir. Atatürk'e Anadolu'da ki bazi kimseler ciddi bir tavirla ''mason'' ünavini koyuyorlardi. Atatürk masonlukla ilgili hiç konusmazdi. Atatürk 1935'lerde telgraf üstüne telgraflar aliyordu. Masonlar Atatürk'e hosgörülerini sunuyorlardi. Atatürk daha sonra bu masonlarin taksimat ve ahvaline iliskin bilgileri halk partisine vererek kapanmasina dalalet etmesini istiyordu. Atatürk 2 seyi sevmezdi bu konuda... Biri masonlar, digeri dönmelerdi... Çünkü masonluk Yahudi tarikatindan baska sey degildi. Memleketimizde de olmamali , ne gerek var? sözleri ülkede yanki buluyordu! Ve Atatürk'te sevmiyor ve saymiyordu! Daha sonraki günlerde meclise gelen Recep Peker ''Arkadaslar masonluk kalmamistir, localar kapatilmistir'' diyerek sözü noktaliyor ve salon alkisa boguluyordu. Artik Atatürk'ün, milletin ve Atatürk'ün yakin arkadaslarinin istekleri de yerine basariyla gelmis oluyordu. Anadolu ajansi 10 Ekim 1935'te gazetelerin merkezlerine '' Masonlarin mallarinin, mülklerini her seylerinin sosyal kurumlara gönderildigini de beyan etti'' Ama gelin görün ki Inönü'nün emriyle 1948 yilinda masonlar tekrar devreye giriyorlar... [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bu olay yurtdisinda da yanki buldu. Istiklal Savasi gazetesinde yayinlandi. Ardindan yunan gazetelerine de siçradi. Bu olayi ögrenen yurtdisinda ki masonlar Atatürkü ortadan kaldirmak amaciyla girisimlere basladilar. 33 dereceli farmason Bulgar yahudi kidemli komünist mübessiri varnali Avram Benaroyas yazisinda '' Mefkuremizi (Masonluguma anlaminda) imha edici darbe vuranlarin akibeti , feci sartlar altinda ölümdür... ... Nihayet bir gün Kremlin kati kararini verdi. Onun ölümü esrarengiz olacak ve kendine göre esrar arz edecekti. '' Iste Atatürk'e saldiri baslamis oldu.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Doktorlar Atatürk'ün ani ölümünü asla kabul etmezler çünkü ülkede büyük bir tehlike yaratir ve suikast sonucu gittigi anlasilir diyerekten Ismini açiklamak istemedigi doktor Atatürk'e ilk vurucu darbeyi sinir organlarina yapti. Ve maalesef basarili olundu. Atatürk'ün sinir organlari felce ugradi. Ve Atatürk'te zaman zaman burun kanamalari, bas dönmeleri, istifralar, karsisindakini tanimama gibi sorunlar bas gösterdi. [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Evet, Atatürk Masonlari sevmezdi. Ve zararli olduklari için kapattirdi. Ardindan masonlar Atatürk'ü yok etmek için girisimlere basladilar. Bu masonlar içinde Türk 2. Mason lideri Mustafa Hakki Nalçaçi da vardi. [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Simdi elimizdekilere bir bakalim... Masonlar öldürdü meselesi : Masonlarin öldürdügü kesin degildir. Çünkü masonlar öldürseydi, Atatürk hiçbir hastaliktan ölmemis olacakti. Bilindigi gibi Atatürke 4-5 adet hastalik teshisi koyuldu. Ve bu belirtiler Atatürk'te olustu. Yani Eger masonlar öldürseydi. Atatürk bu hastaliklari sag geçirmis olacakti. Oysaki Atatürk onlarca hastalik atlatti. Ama yenildi...Atatürk masonlarca öldürüldü iddaasi net olmamakla birlikte, doktorlarcada açik ve delilli bir sekilde söylenmektedir. [/FONT]
     
  4. Pelin Super Moderator

    Bölüm 4

    Atatürk'ün Iste Asil Ölüm Nedeni?
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Elimizdeki her seyi bir kenara koyuyoruz ve iste asil nedenini topladigim farkli metinlerle size ispat ediyorum...[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün ölüm nedeni Alkole bagli Siroz degildir. Siroz'dan ölseydi Karacigeri sismis olmazdi. Farkli çesit bir sirozdan ölseydi de böyle farkli teshisler koyulmazdi. Sitmadan öldü diyebiliriz.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]"Atatürk'ümüz milletini kurtarmak ve çagdas uygarliga götürmek için cepheden cepheye kosarken iki defa yakalandigi sitma hastaligindan ve tedavisi için kullanilan ilaçlarin bir komplikasyonu olan Banti Sendromu’ndan ölmüstür. Yoksa bazi doktorlar tarafindan uydurulan alkolik sirozdan ölmemistir." [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]"Alkol içmeye bagli siroz olmasi riski en az 10 - 15 yil günde raki biriminde 3 bardak ve her gün içilmesi kosuluyla olabilir. Oysa Atatürk bu siklikla ve sürede içmiyordu. Ülkemizde çok daha fazla alkol tüketilmekle birlikte alkole bagli siroz hemen hemen sifira yakindir." [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk’e konulan alkole bagli karaciger sirozu teshisinin, o dönem elde bakteriyolojik veriler olmadan konuldugunu, sirozda sitmanin da etkili oldugunu söyledi. (Milliyet)[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bir deniz tabip albayin bu konuda yaptigi doktora aaai vardir. Orada Atatürk’e yanlis tedavi uygulandigi anlatilmaktadir. Atatürk sanildigi gibi siroz hastasi degildi. Atatürk’e sitma tedavisi yapilmis, asiri “kinin” yüklenmis ve karacigeri bu yüzden iflas etmis, siroza dönüsmüstü. Tedaviyi yapan doktor mason locasi üstadi azamlarindan doktor Mim Kemal’dir.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Durumu iyice fenalastiktan sonra Celâl Bayar’in israri ile disaridan bir doktor getirilir. Yanlis tedavi yapildigini, karacigerinin bu yüzden iflas ettigini rapor eden bu yabanci doktordur.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Istirahat için 2 ay kadar kaldigi Savarona’da nemli sicaktan durumu daha da kötülesmis, son günlerinde Dolmabahçe Sarayi’na götürülmüstü.[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Peki, nasil oldu da sirozdan öldügü açiklandi ve bütün yazili kaynaklara da böyle girdi?[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Büyük Millet Meclisinde ölüm raporu gündeme getirildi. Mason localari 1935’de kapatilmasina ragmen Mecliste hala mason milletvekilleri vardi. “Efendim, gençlerimize terbiye olur, onun alkol ve sigaradan öldügünü duyuralim…” denir ve kabul edilir. Arkasindan Yesilay icad edilir, tarih kitaplarina da böyle girer…[/FONT]
     
  5. Pelin Super Moderator

    Bölüm 5

    Sansasyon yaratan uydurmalar...

    • Ölümü çok içki içmesindenmiş (!)​
    • Ölürken iman etme teşebbüsü de pek işe yaramamış ebediyen cehennemlik olmuş (!)​
    • Ölüm saati olan 09.05 tamamen uydurmaymış (!)​
    • Öldükten sonra Hristiyanlık dini gereği elbiseler giydirilerek tabuta konmuş (!)​
    • Ölürken cenaze namazı kılınmasını istememiş (!) ve cenaze namazı kılınmamış (!)​
    • Katafalkın önünden geçen bazı vatandaşların belgesellerde fotoğraflarda görülen ağlamaları üzüntüden değil zorla getirilmeleri sırasında Jandarmanın vurduğu dipçik acısındanmış (!)​
    • Gömülürken toprak bile kabul etmemiş (!)​
    Gerçekler


    - Atatürk'ün Ölümü Alkolden Değildir!
    - Saat 09.05'te Vefat Etmiştir!
    - Cenaze Namazı Kılınmıştır!
    - Kefen İle Tabuta Konmuştur!​
     

Sayfayı Paylaş