Atatürk'ün Kendi Şiirleri

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve oguzturk tarafından 7 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. oguzturk Administrator Staff Member


    BİR ASKERİN MEZARINA Şiir

    Şurada, kabrin üzerinde konulmuş bir,
    Beyaz taş var, onun altında bayraklar
    Temevvüç ederken, kelleler uçuşurken...
    Celâdeti tâbân olurken aldığı cerîhai mevt
    İle bu âlemi hîçîye vedâ etmiş bir
    Asker yatıyor...
    Onun hâbı istirahate çekildiği şu
    Makberin üzerine rüfekası eşki teessür döktüler.
    Kadınlar dümü rizi mâtem oldular. İhtiyarlar
    Nâle eylediler, çocuklar ağladılar.
    Şu söğüt ağacının nim setreylediği senin
    Mezarın üzerine bir zırh başlık ile kılıç hak,
    Olunmuştur. İşte orası o kahramanı muhteremin
    Câyi istirahatidir. Ne mutlu ki, hâki pâye vatan
    Ona nâilini intizar olmuş!...

    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


    BEŞİKE HÂDİSESİ İÇİN

    Çıkıyor gönüllere istimdadı
    Sâmiamda vatanın feryâdı
    Çıkıyor gönüllere istimdadı
    Yaralı bir ananın evlâdı
    Etmesin mi anaya imdadı?

    Rumeli can veriyor yok mu ilaç.
    Edelim sıhhatini istimzaç;
    Etmeyelim kimseyi izaç?

    Zırhlılar her yeri tehidt ediyor,
    Makedonya bunu tes'it ediyor.
    İnkırazı bize teyit ediyor.

    Yemenin purişi malumu cihan
    Ne için eyledi millet isyân?
    Zulme ister mi bu yoldan burhan
    Turuşkalar bile aldı meydan

    Hani kânun-u adaâlet nerede?
    Mülk-ü millette himâye saadet nerede?
    Haricen mülk-ü himaye nerede?
    Bizde evvelki şecaat nerede?

    Gelse Ertuğrul şöhret-i pervas
    Eder elbette tahayyür ibraz
    Vatanın feyzine kâdir olamaz
    Yeniden fethine verseydi cevâz...

    Yıldırım görse şu ahvâlimizi
    Ateş kahrı yakar hâlimizi,
    Af eder mi bizim efâlimizi,
    Mahveder cumle-i emsâlimizi,

    Ey büyük Fâtih'i İstanbul'un...
    Bu revş olmadı mı makbulün
    Sây ile toplanılan mahsulün
    Berhava oldu fakat meçhulün...

    Yazık oldu Vatana âh yazık...
    Her ağızdan çıkıyor: Eyvâh yazık!..
    Acısın bizlere, âh yazık!

    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


    KASİDEİ İSTİBDAT YAHUT KIRMIZI İZLER

    Bir köhne kadit parçası, bir çehrei menhus,
    Zulmetler içinde mütereddit, mütelâşi,
    Daim mütefekkir görünen, kendine mahsus
    Efkârı sakimane ile âleme karşı
    Ateş saçarak etmede her gün bizi tehdit,
    Âmali harisanesini eyledi tezyit...
    Gördükçe bu mazlumlarını, sinesi mağrur,
    Tırnaklarını aileler kalbine saplar;
    Mağdurlarının her biri bir kûşede ağlar,
    Katlandı vatan görmeğe evlâdını makhur...
    Birçoklarımız mahpes-ü menfada süründük.
    Ey gazii mecruhu vega dideye döndük.
    Ey kanlı eliyle vatan âmaline hail,
    Ey enmilei sürbu cinayata delâil
    Teşkil eden ey köhne kadit, katili efkâr,
    Ey katili şübbanı vatan, katili ahrar,
    Ey varlığı bir millet için bâdii zillet.
    Ey çehresi ifrite veren dehşeti vahşet,
    Zindanları, menfaları, mahpesleri doldur,
    Ziniciri esaretle bütün hisleri dondur.
    Tesmimi nefes, nefyi ebet, sonra denizler..
    Her girdiğin evlerde durur kırmızı izler...
    Kâbusi hiyanetle vatan can çekişirken
    Âtimizi dendanı harisin kemirirken
    Bir gün Rumeli dağları envara boyandı;
    Hürriyetin enfası ile herkes uyandı.

    Tuna
    Gafil hangi üç asır, hangi on asır
    Tuna ezelden Türk diyarıdır.
    Bilinen tarihler söylememiş bunu,
    Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak
    Dinleyin sesini doğan tarihin
    Aydınlıkta karaltılı şafak
    Yalan tarihi gömüp doğru tarihe gidin!
    Nehirlerdir Türkün şaşmaz yol mühendisleri
    Her nehir Türk'ü bilir her nehri
    Tuna'nın da kıyısından gitti eski türk
    Geçti eski Türk Tunayı da yararak
    Kaç defa, hangi defa? Sormayınız nafile.
    Bilmez tarih bile.
    Tarih çocuk güdük tarih güdük
    Sökün büyük, pek büyük.
    Sayılmaz, sayılmaz bu sökün
    O kadar çok Tunadan geçtiği günler Türkün.
    Tunanın yalnız üst ve alt illeri değil,
    Tunanın üstü de altı da yer.
    Dipdiri ve ölmez bir Türk vatanıdır.
    Tunanın üstünü yaptı vatan Türk
    Bakarak, akarak, yararak geçti
    Tunanın altını kabristan yaptı.
    Tunayla ruh oldu dipte yatan Türk.
    Tunanın sisden ve güneşten yorganı.
    Topraktan ve çakıldan yatağı ile
    Akıyor "Türk'e vatanım" diye.
    Derindir görünmez Tunanın dibi
    Türk coşkun Tuna gibi, Tuna coşkun Türk gibi.
    Tuna yalnız vatan değil, yeni ufuklara
    Türk'ü götüren eski bir Tuna
    Adam da ilk adamdır.
    Adam ile yaratıcı
    "Yaradan" dediğimiz yaratan adamdı.
    İnsanlar tazelenir, mekanlar ihtiyarlar.
    Nesiller kaynaşıyor, coğrafya küçülüyor
    Bırakılan yer göçtü.
    Bırakana göç düştü.
    Adamlar: "Haydin" dedi.
    Alpler "Hoş geldin" dedi.

    İnsan
    Gelenler adamdı, buldukları insandı
    İnsan yalnız Tanrının yarattığı mâhluk
    İnsan mâhluktan, adam insandan çıktı.
    Tanrının insanı yer ve içer.
    İnsanın adamı düşünür ve yaratır.

    Oğuz Oğulları
    Asyanın ortasında Oğuz oğulları
    Avrupanın Alplerinde Oğuz torunları
    Doğudan çıkan biz, batıda yine biz
    Nerede olsa, ne olsa kendimizi biliriz.
    Hep insanlar kendilerini bilseler,
    Bilinir o zaman ki hep biziz.
    Türk sadece bir milletin adı değil,
    Türk bütün adamların birliğidir.
    Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
    Ey yığın yığın insan gafletleri
    Yırtılmış gözlerdeki gafletten perde,
    Dünya o zaman görecek hakikat nerede?
    Hakikat nerede?
     



Sayfayı Paylaş