Atatürk'ün edebiyatla ilgili görüşleri

Konusu 'İle İlgili Sözler' forumundadır ve hakan788 tarafından 9 Eylül 2015 başlatılmıştır.

  1. hakan788 Well-Known Member


    Atatürk’ün Edebiyat Üzerine Görüşleri

    Atatürk’ün her alanda yaptığı yeniliklerin en önemlilerinden birisi de edebiyat alanında yaptığı yeniliktir. Bu yenilikDil Devrimiile başlamış ve ilerlemiştir. Bu yenilikleri normalde 10 yılda yapmayı hedefleyenAtatürk3 yıla sığdırarak devrimin etkilerini azaltmaya çalışmıştır.

    Üç bölüme ayrılan bu yenilik önce Harf Devrimi ile başlamış ve Türkçe’nin kendi zenginliğine ulaşması ile devam etmiştir. Son olarak ise dil felsefesi ile ilerlemektedir.

    Atatürk’ün edebiyat ile bu kadar ilgilenmesinin, eğitim programlarına ekletmesinin ve edebiyatın yayılmasını istemesinin tek nedeni yaptığı yeniliklerin edebiyat sayesinde daha kolay yayılacağına inanmasıydı. Devrimlerin kökleşmesini ve yaygınlaşmasını bu yeniliğin gelişmesi ile doğru orantılı olduğuna inanırdı.

    Edebiyat ile birlikte dilin gelişmesi için de çok çalışmalar yapan Atatürk özellikle Türkçe’nin kendi içinde yenilenen ve değişen bir dil olmasını istiyordu. Kendi öz kaynaklarından beslenen uluslararası bir dil olabileceğine inancı her zaman güçlüydü.

    Mustafa Kemal Atatürk'ün her türüyle üzerinde durduğu bir sanat dalı da edebiyattır. Edebiyatın tanımını yapan Atatürk diyor ki;

    Edebiyat denildiği zaman şu anlaşılır: Söz ve manayı yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı.Bugün içindir ki edebiyat ister nesir halinde olsun ister nazım şeklinde olsun tıpkı resim gibi heykeltıraşlık gibi bilhassa musiki gibi güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

    Bu tanımdan sonra edebiyatın amaç ve hedefini çizmiş.

    beşeriyette en müspet ilim ve en ince teknik esaslarına dayanan hayatla ve kanla karşılaşmak kendileri için alında yazılı olan askerlik gibi yüksek bir idealist meslek dahi kendini içinde bulunduğu topluma anlatabilmek ve bu büyük insanlık ve kahramanlık yolculuğuna hazırlayabilmek için uyandırıcı hedefleyici yürütücü ve nihayet fedakar ve kahraman yapıcı vasıtayı edebiyatta bulur.

    Bu cümlede üzerinde kısaca da olsa durulması gereken bazı önemli konulara yer verilmiştir. Bir kere Atatürk için edebiyat geçirilmesi güç zamanlarda uyandırıcı hedeflendirici ve yürütücü bir vasıtadır. Ancak dikkat olunacak husus bu vasıtanın yıkıcı değil fedakar kahraman ve yapıcı bir vasıf taşımasıdır. Sonra Atatürk'ün milli daha dorusu hamasi bir edebiyat zevk ve anlayışı olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Yine bu cümlenin devamında Atatürk'ün edebiyatı cemiyetin hal ve istikbalini koruyan ve daima koruyacak olan bir terbiye ve eğitim aracı saydığı da ortaya çıkmaktadır.

    Şair Halit Fahri Ozansoy'a 29 Ağustos 1928 akşamı Dolma bahçe Sarayı'nda Türk inkılabı şairinin nasıl olması gerektiğini şu şekilde açıklamıştır.

    Mutlak dahil olduğun parlak Türk devrinde şair olduğunu ispat edeceksin. Şiirlerin şen şatır fakat Türk milletinin sürur şetaret faaliyet his ve hareketlerini terennüm edecektir. Buna mevcudiyetini hasredeceksin.
     



Sayfayı Paylaş