Atatürk Şiirleri Ve Yazarları

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve oguzturk tarafından 9 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. oguzturk Administrator Staff Member


    Mustafa Kemal'i Düşünüyorum

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyorlar cihanın görmediği
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor
    Her askeri Mustafa Kemal'i gibi

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyor zaferden zafere...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Ölmemiş bir kasım sabahı
    Yine bizimle beraber her yerde
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın,
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda;
    Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum.
    Uykularıma giriyor her gece.
    Ellerinden öpüyorum.

    Ümit Yaşar Oğuzcan


    Mustafa Kemaller Tükenmez

    Tükenir elbet
    Gökte yıldızlar denizde kum tükenir
    Bu vatan bu topraklar cömert
    Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

    Ben de etten kemiktendim elbet
    Ben de bir gün göçecektim elbet
    İki Mustafa Kemal var iyi bilin
    Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
    Ruh gibi bir şey görünmez
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

    Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
    Bilimin yapıcılığın aydınlığında
    Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
    Evrensel yepyeni buluşlarda
    Geriliği kovmuşum ben dönmez
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

    Başın mı dertte beni hatırla
    Duy beni en sıkıldığın an
    Baştan sona her şeyiyle bu vatan
    Sakın ağlamasın kasımlarda
    Fatihler, Kanuniler ölmez
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

    Halim Yağcıoğlu


    Mustafa Kemal

    - Dağ başını efkâr almış
    Gümüş dere durmaz ağlar -
    Gözyaşından kana kesmiş gözlerim;
    Ben ağlarım. Çayır ağlar, çimen ağlar.
    Ağlar-ağlar: Cihan ağlar
    Mızıkalar iniler: Irlam-ırlam dövülür
    Altmış üç ilimiz: Altmış üç yetim
    Yıllar gelir-geçer: Kuşlar gelir-geçer
    Her geçen seni bizden parça-parça götürür
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Diz dövdüm:
    Gözlerimin şavkı gitti Sakarya'nın suyuna.
    Sakarya'nın suları namım söyleşir.
    Hemşehrim Sakarya! Öksüz Sakarya!
    Ankara'dan uçan kuşlar -
    "Kemal'im" der, günler-günü çağrışır.
    Kahrolur. Bulutlara karışır.
    Gök bulut, yaşmak bulut.
    Uca dağlar, dev-boyunlu morca dağlar
    Divan durmuş bekleşir
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Nasıl böyle varıp geldin? Hoş geldin!
    Çıngı kaymış, yalazlanmış gözlerin
    Şol yüzünde güneş-südü sıcaklık.
    Ellerinden öperim Mustafa Kemal.
    Senin dalın yağrağın, biz senin fidanların.
    Biz, bunları yapmadık.
    Sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal:
    Elsiz-ayaksız bir yeşil yılan.

    Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal!
    Hani bir vakitler Kubilay'ı kestiler.
    Çün buyurdun! Kesenleri astılar
    Sen uyudun. Asılanlar dirildi.
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Karalar kuşanmış Karadeniz akmam diyor.
    Dokunmayın! Ağlamaktan bıkmam diyor.
    Bu gece kıyamet gecesi.
    Bu vapur Bandırma vapuru.
    Yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal
    Ben ölümden korkmam diyor
    Korkmam diyen dilleri: Toz oldu-toprak oldu.
    Değirmen döndü dolandı: On yıl oldu.
    Bir kusur işledik, bağışlar mı kimbilir;
    O bize öğretmedi kazan kaldırmasını.
    Günahı-vebali öğretenin boynuna
    Erdirip-olduran'a ana-avrat sövmesini.
    Yüreğim kırıldı, kanım kurudu.
    Var git Karadeniz! Var git başımdan.
    Mızıka çalındı: Düğün mü sandın
    Bir yol koyup gideni gelir mi sandın?
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Ankara'nın taşına bak!
    Tut ki baktım: Uzar gider efkârım:
    Çayır ağlar, çimen ağlar, ben ağlarım.

    Gözlerimin yaşına bak!
    Ankara Kalesi'nde, Rasat-Tepe'de
    Bir akça-şahan, gezer dolanır:
    Yaşın-yaşın mezarını aranır
    Şu dünyanın işine bak! -
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Attila İlhan


    Mustafa Kemal'in Kağnısı

    Yediyordu Elif kağnısını
    Kara geceden geceden.
    Sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu
    Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
    İnliyordu dağın ardı, yasla
    Her bir heceden.

    Mustafa Kemal'in kağnısı derdi kağnısına
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik
    Nam salmıştı asker içinde.
    Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü
    Doğrulmuştu yola önceden önceden.

    Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif
    Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar.
    Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı
    Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra
    Gecenin ulu ağırlığına karşı
    Hafiftiler, inceden inceden.

    iriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında.
    Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
    Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim;
    Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
    Alın yeşilini kapmıştı, geçirmişti
    Niceden niceden.

    Durdu birdenbire, Kocabaş, ova bayır durdu
    Nazar mı değdi göklerden, ne?
    Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez
    Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur
    Nasıl durur Mustafa Kemal'in kağnısı.
    Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden

    Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş
    Süs beni, öldür beni, koma yollarda beni.
    Geçer, götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin
    Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
    Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
    Düşerim gerilere iyceden iyceden.

    Kocabaş yığıldı çamura
    Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
    Örtüldü gözleri örtüldü hep.
    Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı bacım
    Kocabaş'ın yerine koştu kendini Elifçik
    Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden

    Fazıl Hüsnü Dağlarca


    10 KASIM TÜRKÜSÜ

    Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler
    Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya
    Ulusun egemen olduğunu
    Özgür olduğunu
    Haykıracağım haykıracağım işte
    Senin sustuğunca!

    Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
    Ana baba oğul kız
    Dere tepe bucak köy
    Yeryüzü yaşamalarımla değil
    Oralarda, senin gittiğince!

    Atatürk, taşıyacağım
    Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al
    Senin taşıdıgını;
    Yurdun gök ülküsü
    Dalgalanırken
    Senin bayrağını yücelteceğim.
    Senin çıktıgınca.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca


    KALPAKLI SÜVARİ

    Gecenin arkasında bir yerde,
    Ufaldıkça gaz lambaları,
    Nehrin omuzlarına yaslanıp
    yaşlı ve dindar
    Yalnızlıktan soğumuş dağlar,
    Kalpaklı bir süvari dolaşırmış gizlilerde,
    Köylüler böyle diyorlar,
    Yatsıları..

    Nal sesleri duyulur mu yağmur olursa
    Ne mümkün
    En usul havalarda duyulacak
    Erzurum'a doğru şah damarın oynar gibi,
    Gören eden yok, her nasılsa
    Kalpaklı olduğunu biliyorlar.

    Bir elinde kılıç, bir elinde sancak,
    Kemah köylüğünde,
    Fakir fukaraya azık dağıtasıymış,
    Üçer arşın kefenlik,
    İçlik ve mintan,
    Birer kese sarı lira cep harçlığı,
    Olur mu olmaz mı
    Orası bilinmiyor..

    Tılhas’ta bir kağnıya dokunmasıyla
    bir ne halsa,
    Araba traktöre tebdil olmuş
    Allah tarafından.
    Tercan toprağındaki kerametini
    Anlata anlata bitiremiyorlar.
    Köylüler böyle diyorlar..

    Gecenin arkasında bir yerde,
    Ufaldıkça gaz lambaları,
    Nehrin omuzlarına yaslanıp
    yaşlı ve dindar,
    Yalnızlıktan soğumuş dağlar,
    Kalpaklı bir süvari dolaşırmış
    gizlilerde,
    Köylüler böyle diyorlar
    yatsıları..
    Kemal Paşa'dır diyorlar...

    Attila İLHAN
     



Sayfayı Paylaş