Asya Yolları, Himalayalar ve Ötesi

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 16 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    TurkeyArena

    Nasuh Mahruki, "Asya Yolları, Himalayalar ve Ötesi" adlı kitabında motosikletle İstanbul'dan yola çıkıp Nepal'in başkenti Katmandu'ya gidişini, Tibet'te 28 Eylül 1997 günü 8201 m yüksekliği ile dünyanın altıncı yüksek dağı olan CHO OYU'nun zirvesine gerçekleştirdiği Türkiye'nin en yüksek solo tırmanışını ve Nepal, Sıkkım, Hindistan, Pakistan ve İran'ı geride bırakarak tekrar İstanbul'a dönüş yolculuğunu anlatmaktadır.
    Kitabın ilk bölümünde; Nasuh Mahruki motosikleti ile doğuya doğru yaptığı yolculuğunu şehir şehir, ülke ülke anlatmaktadır. Başlangıçta İstanbul'dan yola çıkışı, Yozgat'ta, Doğu Beyazıt'taki konaklamaları, İran sınırını geçişi, İran'ın Tebriz, Tahran, İsfahan, Yazd, Bam şehirlerinde yaşadıkları ve gezip gördüğü diğer yerleri naklettikten sonra, buradan Pakistan sınırı geçişi, Quetta, Rhakni, Multan, Lahor, Wakha üzerinden Pakistan çöllerindeki uzun ve yorucu yolculukları, bu sırada yaşadıklarını, karşılaştıkları zorlukları anlatmaktadır.
    Mahruki, daha sonra, Pakistan'dan Hindistan'ın Amritsar şehrine ulaşmalarını ve burada Sikhlerin kutsal tapınakları olan ve Müslümanların Kabesine karşılık gelen Altın Tapınak'ta konaklamalarını, buradan Hindistan'ın başkenti Delhi'ye yaptıkları yolculukları, buradan Firuz Abad ve Hindu dinine mensup olan Hintlilerin kutsal şehri Varanasi'ye olan yolculuklarını anlatmaktadır. Yazarı derinden etkileyen, Varanasi'de sabah güneş doğarken Hindularca kutsal kabul edilen Ganj nehri kenarındaki sabah ayinleri ve ritüeller, ayrıca Budizm dininin kurucusu Sidhartha Buda'nın doğduğu köye ziyaretinin uzun uzun anlatılması ile devam eden kitap, bundan sonra Hindistan'dan Nepal'e geçişi, Nepal'in üç önemli kentlerinden biri olan Pokhara'yı, oradan motorsikletle yapılan yolculuğun son noktası olan Nepal'in başkenti Katmandu'ya ulaşmasını anlatmaktadır.
    Kitabın bundan sonraki bölümünde özel bir bölüm yer almakta ve Nasuh Mahruki'ye yolculuğu sırasında arkadaşlık eden bayan arkadaşı Elif'in, yolculukla ilgili gözlemleri ve bu uzun ve zorlu yolculuğun kişisel olarak ona kazandırdıkları kendi ağzından aktarılmaktadır.
    Elif, "... Şimdi düşündüğüm zaman her şey gerçekten bir hayalmiş gibi geliyor. Nasuh'un hep anlattığı, benim de düşlemeye çalıştığım Nepal'e, Katmandu'ya gitmek; üstelik İran'ı, Pakistan'ı, Hindistan'ı görmek, inanılmaz geliyordu. Nasuh beni bu yolculuğa ikna ederken, işlemler tamamlanırken, hazırlıklarımızı yaparken, hatta son gün, ertesi gün yola çıkacak olmamıza rağmen, o bilinmezlik duygusu içimi öylesine kaplamıştı, o yollar, o ülkeler şimdi ayaklarımızla üzerine bastığımız noktadan öylesine uzaktaydı ki, artık hayaller-gerçekler tüm heyecanıyla çarpışmaya, içiçe geçmeye başlamıştı." şeklinde duygularını ifade ediyor ve "...Bu yolculukta, herkesi, her şeyi ne kadar çok sevdiğimi anladım. Her şey için şükran duyuyorum." diyerek sözlerini noktalamaktadır.
    Kitabın beşinci bölümünde; 8201 m yükseklikliğiyle ulaşılması oldukça zor olan Cho Oyu Dağı'na tırmanışın öyküsü, bir günlük tarzında yer almaktadır. Bu öykü, Katmandu'da diğer dağcılarla buluşmayla başlayan, uzun ve zorlu Tibet geçişi ile devam eden, daha sonra zirveye doğru giden yolda tırmanışın tüm lojistik ve dağcılık yanı, karşılaşılan zorluklar ve tırmanışın teknik detayları ayrıntılı bir biçimde anlatılmaktadır.
    Tırmanışın başarıyla tamamlanması ve Katmandu'ya dönüş yolculuğu, tırmanış grubu ile Katmandu'da yapılan kutlama ve vedalaşmadan sonra kitap, Nasuh Mahruki'nin Nepal'e geliş yolculuğunda kullanmış olduğu motosikletiyle tekrar Nepal'in ve Hindistan'ın ücra köşelerinde yaptığı sehayat anıları ve gözlemleri ile devam etmektedir.

    Mahruki, eve dönüş yolculğu sırasında, Katmandu'dan sonra Hetauda, Kakar, Vitta üzerinden Hindistan'da Darjeeling'e ve oradan da ancak özel bir izinle ziyaret edilebilme imkanı olan Sıkkım'daki kasaba ve şehirleri dolaşması, buradaki çeşitli Hindu ve Budist Tapınakları ve Manastırlarını ziyaret edişi, buradaki din adamlarıyla yapmış olduğu sohbetleri ve yine Sıkkım üzerinden Hindistan'ın doğusunda yer alan Kajuraho'ya gidişini, buradaki yaklaşık 1000 yıllık kutsal Hindu tapınaklarını, buradan Agra yakınlarındaki Moğol İmparatorluğunun görkemli döneminde inşa edilmiş ve sonra kuraklık nedeniyle terk edilmiş olan Moğol mimarisinin yaşayan en güzel örneklerini görebileceğimiz Fatehpur Sikri kentine gidişini ve buradaki gözlemlerini, buradan başkent Delhi'ye motosikleti ile ulaşmasını anlatmaktadır.
    Başkent Delhi'den sonra Hindistan'ın en renkli eyaleti olarak kabul edilen Rajastan'a yaptığı yolculuğunu, buradaki birbirinden güzel Ajmer, Puşkar, Manhesar, Paguara, Udaipur kentlerini dolaşmasını ve bu arada Puşkar'da her yıl düzenlenen Deve Festivalindeki gözlemlerini aktarmaktadır.
    Kitabın son bölümünde ise, yazar, Hindistan ve İran üzerinde gerçekleştirdiği dönüş yolculuğunu, Türkiye'ye girişini, Ankara üzerinden İstanbul'a ulaşmasını ve bu uzun yolculuğun kendisine kazandırdığı manevi değerleri, yaşama bakışı ile ilgili kendisindeki değişiklikleri, görüşlerini dile getirmektedir.
     



Sayfayı Paylaş