Aslında Özgürsün

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 16 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    TurkeyArena

    Duygu Asena'nın bir internet sitesinde yazılan bu kitabı, yazarın belirttiğine göre okuyuculardan gelen tepkilerle şekillenmiş ve sonuçlanmıştır. Kitap, çocukluklarından beri arkadaş olan Berna ve Belgin adlı iki bayanın hayatlarındaki bir yıllık bir süreyi ele almakta ve bu zaman içerisinde yaşadıklarının da etkisiyle beklentilerinde olan değişiklikleri anlatmaktadır. Bu iki arkadaş fikirlerini birbirlerine bazen bir lokantada, bazen bir sinema çıkışında, bazen telefonda ve bazen de mektupla anlattıkları için kitap kolay takip edilmekte ve zevkle okunmaktadır.
    Üniversitede oldukça başarılı ve aktif bir öğrenci olan Berna şu anda ki eşi Erkan'la tanışır ve maddi durumlarının iyi olacağı ve bu nedenle çalışmaya gerek duymayacağı düşüncesiyle eğitimini yarıda bırakarak evlenip bir çocuk sahibi olur. Fakat zaman geçtikçe, üniversitede spor yapan çeşitli sosyal etkinliklerde faal bir şekilde görev alan Berna, ev hanımı olarak içinde bulunduğu hayattan memnun olmadığı gibi iş adamı olan kocasının gittikçe artan ilgisizliğinden de şikayetçi olmaya başlar.
    Öte yandan Belgin eğitimini tamamlayıp bir özel şirkette çalışmaya başlamış ve çalışkanlığı sayesinde kısa zamanda mesleğinde yükselmiştir. Bütün bu koşturma esnasında evlenip bir aile kurmaya zaman bulamayan Belgin, hayatta yalnız olduğunu düşünüp çeşitli arayışlara girmiştir. Belgin karakteri ile, çalışan bir bayanın iş yerinde ne gibi zorluk ve kısıtlamalarla karşılaştığını görme imkanına sahip olmaktayız.
    Kitap, Belgin ve Berna'nın kısmen tanıtıldığı telefon konuşmaları ile başlar. Erkek arkadaşından ayrılan Berna dertleşmek için Belgin'i arar. Burada kitabın temelde dayandığı "herkes kendi yaşamını sevsin, ondan mutlu olsun" kavramı Berna tarafında dile getirilir.
    Pasif ev kadınlığından sıkılan Belgin, arkadaşının teşvikiyle çevreci bir dernekte gönüllü olarak çalışmaya başlar. Zaten çalışkan bir kişiliğe sahip olan Belgin kısa zamanda çevre konusunda kendini yetiştirerek dernekte aktif olarak görev alır. Daha geniş bir sosyal çevrenin içine giren Belgin artık kendine daha fazla zaman ayırmaya, daha bakımlı olmaya ve kısır bir döngünün içinden kurtulmaya başlamıştır. Bunun sonucunda ise eşinin ve çocuğunun kendisine karşı olan tavırları değişmiştir.
    Bu arada Berna da kendine başka arkadaşlar bulmaya, yeni ilişkiler yaşamaya başlamıştır. Yaşadığı çeşitli ilişkilerde de aradığını bulamayan Berna artık iyice yıprandığını hissetmekte ama bir türlü bu döngüden kendini kurtaramamaktadır.
    Kitabın ilerleyen bölümlerinde Belgin'in babası ölür ve bu güne kadar hep eşinin gölgesinde yaşamış olan annesi yeni duruma alışmakta çok zorlanır. Belgin bu durumu arkadaşına şöyle anlatır: "-Annemin halini görmüyor musun Berna? Babama birşey olursa oda yaşayamaz. Kırkyıl dile kolay. Tam kırk yıldır birlikteler. Her zaman her yerde. Birbirlerinin birer organı birer parçası gibiler. Annem o olmadan, ona sormadan, bir şey yapamaz. Yapamaz da zaten. Nerdeyse sokakta yürüyemez bile."
    Ama beklenen olmaz. Belgin'in annesi kısa zamanda toparlanıp yeni bir yaşama başlar ve doğal olarak bu Belgin'i çok etkiler. Başarıları gittikçe artan Belgin bir televizyon programı yapmaya başlar. Bu başarıları sayesinde evliliği de kurtulmuştur.
    Bu arada Berna bir reklam ajansı açar ve kendi işini yürütmeye başlar. Bir açılış nedeniyle Şanlıurfa'ya gider. Orada kaldığı kısa zaman bile hayat görüşünün değişimesine neden olur. Artık ordan oraya savrulan amaçsız bir insan değildir. Şanlıurfa'dan arkadaşına yazdığı mektupta o bölgede yaşayan insanların "aslında televizyondan herşeyi öğrenmiş" olduklarını belirtip, " ama o gördükleri, kendi yaşamlarından öylesine uzak ki, düş bile kuramıyorlar. Belgin, bir Güneydoğu turundan söz etmiştin. Mutlaka ona katılalım, mutlaka İnsanın yalnızca kendi yakın çevresini tanıması ne korkunç şey." diye yazar.
    Kitap Berna'nın Belgin'e yazdığı bir mektupla son bulur. Bu mektubun son cümlesi sanki, iki arkadaşın bu zaman dilimi içerisinde geçirdikleri değişimin bir özeti gibidir:
    " Beğenmediğim yönlerim hala çok onları yok edeceğim.Aynaya baktığım zaman kendimi kıyasıya sevmek istiyorum çünkü. Ben, kendi sevgimi de hak etmek istiyorum."
     



Sayfayı Paylaş