Asitler Hangi Metallerle Tepkimeye Girer

Konusu 'Kimya' forumundadır ve RüzGaR tarafından 16 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Asitler Metallerle Tepkimeye Girer mi

    Metallerin asitlerle reaksiyonundan tuz oluşur,hidrojen gazı açığa çıkar. Mesela , Al metalinin HCI ile reaksiyonundan AICI3 tuzu oluşurken , hidrojen gazı açığa çıkar. Metal + Asit à Tuz + Hidrojen gazı Al(k) + 3HCI (suda)à AICI3(suda)+ 3/2H2(g) Soy metallerin dışında ki metaller hidrojenden daha aktiftir.Bu yüzden burada Al metali Al+3c Yükseltilirken bileşik haline geçerken asit katyonu olan H+ iyonu H2’ye indirgenmektedir. Metallerin asitlerle reaksiyonlarına aşağıdaki örnekler verilebilir. Zn(k) + 2HCI(suda) à ZnCI2 (suda) + H2(g) 2Na(k) + 2HCI(suda)à 2NACI (suda) + H2(g) Mg(k) + H2SO4(suda)à MgSO4(k) + H2(g) Fe(k) + 2HNO3(suda)àFe(NO3)2(suda)+H2(g) Soy ve yarı soy metallere (Cu- Hg- Ag- Pt- Au) oksijensiz asitler etki etmezler. Cu+HCIà Reaksiyon vermez Ag+HCIà Reaksiyon vermez 3)Yarı soy metallere (Cu-Hg-Ag) yükseltgen özellik gösteren asitler etki ederler.H2SO4 ve HNO3 yükseltgen özellik gösteren iki önemli asittir.Bunların yarı soy metallere etkisinden tuz,oksit ve su oluşur. Yarı soy metal + Yükseltgen asit àTuz + oksit + su Asit olarak derişik HNO3 asidi kullanıldığında NO2 gazı açığa çıkar , tuz ve su oluşur. HNO3 deki azot indirgenirken, metal yükseltgenir. Ag(k)2HNO3(suda) Derişik AgNo3(Suda) No2(g) + H2O(s) Cu(k)+ 4HNO3(SUDA) Derişik Cu(NO3)2(suda)+ 2NO2(g) + 2H2O(s) Seyreltik HNO3 asidi kullanıldığında ise NO gazı açığa çıkar.Gümüş ve bakırın seyreltik nitrik asitle reaksiyonları aşağıda verilmiştir. Ag(k)+4hno3(suda)à 3 AgNO3+ NO (g) 2H2O(s) 3cu(k)+HNO3(suda)à 3 Cu (NO3)2 + 2NO(g) + 4h2O(s) 4)Altın (Au) be platin (Pt) tam soy metaldir.Bunlar asitlerle hidrojen çıkışı ile reaksiyona girmediği gibi yükseltgen özellik gösteren asitler de reaksiyon vermez. Altına yalnızca kral suyu denilen (3HCI+HNO2) karışımı etki eder. Au(k)+HCI(suda)+HNO3 à AuCI3 + NO(g)+ 2HO(s) BAZLAR Baz kavramı, her zaman, asit kavrmına bağlı kalmıştır. Baz, asidin karşıtıdır; ama baz olmadan hiçbir asit tepkimesi gerçekleşemez. Bazların asitlerle tepkimeye girmesiyle, gene önemli bir bileşik sınıfı olan tuzlar ve su oluşur. Bu bir nötrleşme (yansızlaşma) tepkimesidir; çünkü tepkime ürünü olan tuz artık ne asit, ne de baz özelliği taşıyan nötr ya da yansız bir bileşiktir. 1887’de Svante Arrhenius, sulu bir çözeltide iyonun var olduğu kuramını açıklarken, asit çözeltilerinin H+ iyonları, baz çözeltilerinin de OH- iyonları içerdiğini belirtmişti.1923’te Brönsted ve Lowry birbirlerinden bağımsız olarak, ama, aynı zamanda, daha genel bir tanım önerdiler: Asit, kimyasal tepkime sırasında, her zaman, bir proton vermeye elverişliyse, baz da bu protonun alıcısıdır. Bir maddenin baz olabilmesi için protonu “bağlayacak”, her hangi bir kimyasal bağda kullanılmamış bir elektron çifti taşıması gerekmektedir. Ama, yitirilecek protonu olduğu sürece asit olan madde, bu protonu yitirdiği an baza dönüşür. Gerçekten, protonunu yitiren asitte bir elektron çifti kalır. Asit – baz tepkimesi kavrmına, “asit- baz çifti” ya da “aside eşlenik baz kavramı” eklenir. Böylece asetik asit (CH3 – COOH), asetat iyonunu (CH3 – COO) ya da eşlenik bazlarını karşılar. Amonyak (NH3) da, NH4+ asidinin karşıladığı bazdır. NH3 + H2O D NH4+ + OH- Baz bir molekül (CH3 – NH2 ya da metilamin ), ya da OH- , CH3 – COO- gibi bir anyon olabilir. Bu asit- baz tepkimeleri, proton aktarımlarına dönüşürler. 1938’te, Lewis bu kuramı, asidin, bazın verdiği elektron çiftinin alıcısı olduğunu belirterek genelleştirmiştir. Bu durumda bir kovalans bağ oluşur. Ama bu sonuncu tanım, Brönsted’in baz tanımına yeni bir şey eklemez.
     



Sayfayı Paylaş