Arthur Schopenhauer Aforizmalar

Konusu 'En Güzel Sözler' forumundadır ve Aylinn tarafından 28 Ağustos 2015 başlatılmıştır.

  1. Aylinn Well-Known Member


    Arthur Schopenhauer'un Aforizmaları

    * Üç türlü aristokrasi vardır; birincisi yaş ve kıdem; ikincisi servet; üçüncüsü akıl ve bilgidir. En şereflisi sonuncusudur.
    * Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiç bir şeyi olmayandır.
    * Birbirlerini en çok teshir edenler, birbirlerini en çok itmam edenlerdir.
    * Tüm istekler ihtiyaçtan, dolayısıyla yoksunluktan, dolayısıyla ıstıraptan doğar.
    Orijinali: Alles Wollen entspringt aus Bedürfnis, also aus Mangel, also aus Leiden.* Gelişimimiz için bir aynaya ihtiyacımız vardır.
    Orijinali: Zu unserer Besserung bedürfen wir eines Spiegels.

    * Her çocuk bir bakıma bir dahi ve her dahi bir bakıma bir çocuktur.
    Orijinali: Jedes Kind ist gewissermaßen ein Genie; und jedes Genie ist gewissermassen ein Kind.

    * Tüm sınırlamalar kişiyi mutlu kılar. Görme, etki ve temas alanımız ne denli dar ise o denli mutlu oluruz; ne denli geniş ise o denli sıklıkta kendimizi azap içinde ya da ürkütülmüş duyumsarız. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, istekler, ürkünç şeyler de çoğalır ve büyür…
    * İnsanın hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, var olmaya çalışmak için harcanmış bir çabadır.
    * Dünyanın özü kötüdür. Yapılması gereken en iyi şey yaşam istencini reddetmektir.
    * Yıkmak düzeltmekten, yalan söylemek ispatlamaktan daha kolaydır.
    * Herkes kendinde eksik olanı sever.
    * Beraberinde getirdikleri umutlar ve korkularla akın akın gelen arzulara teslim olduğumuz sürece… kalıcı mutluluğa ya da huzura hiçbir zaman kavuşamayız.
    * Acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır.
    * Şu dünyayı Tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar.Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: “bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?”
    * Doğa, insan türünü ikiye bölerken çizgiyi ortadan çekmemiştir.
    * Kim ne derse desin, mutlu insanın en mutlu anı, uykuya daldığı andır ve mutsuz bir insanın en mutsuz anı, uykudan uyandığı andır. İnsan hayatı, bir tür hata olmalı.
    * Para deniz suyuna benzer, ne kadar çok içersen o kadar çok ona susarsın.
    Orijinali; das Geld gleicht dem Seewasser. Je mehr davon getrunken wird, desto durstiger wird man.

    * Merhamet ahlakın temelidir.
    Orijinali; das Mitleid ist die Grundlage der Moral.

    * Yazgı kartları karıştırır, biz de oynarız.
    Orijinali; das Schicksal mischt die Karten, und wir spielen.

    * Kütüphaneler insanlığın tek güvenilir ve kalıcı olan belleğidir.
    Orijinali:Bibliotheken sind allein das sichere und bleibende Gedächtnis des menschlichen Geschlechts.

    * Kendi çıkarımız hükmü tamamıyla yanlış kılar.
    Orijinali; der eigene Vorteil verfälscht das Urteil vollständig.

    * İnsan tabii ki istediğini yapabilir, ama istediğini isteyemez.
    Orijinali; der Mensch kann wohl tun was er will, aber er kann nicht wollen was er will.

    * İyimserlik dinlerde olduğu gibi felsefede de gerçeklerin yerini almış temel bir yanılgıdır.
    Orijinali:Aber Optimismus ist, in den Religionen, wie in der Philosophie, ein Grundirrtum, der aller Wahrheit den Weg vertritt.

    * Kalbin gerçek, derin barışı ve tüm ruhun huzuru sadece yalnızlıkta bulunur.
    Orijinali; der wahre, tiefe Friede des Herzens und die vollkommene Gemütsruhe sind allein in der Einsamkeit zu finden.

    * Kendi tecrübenin avantajı büsbütün kesinliğe sahip olmandır.
    Orijinali; die eigene Erfahrung hat den Vorteil völliger Gewissheit.

    * Hayatın ilk elli yılı metin, geri kalanı yorumdur.
    Orijinali; die ersten fünfzig Jahre des Lebens sind Text, der Rest ist Kommentar.

    * Zeki bir insan yalnızlıkta, düşünceleri ve hayal gücüyle mükemmel bir eğlenceye sahiptir.
    Orijinali:Ein geistreicher Mensch hat in gänzlicher Einsamkeit an seinen eigenen Gedanken und Phantasien vortreffliche Unterhaltung.

    * Yanlış bir görüşü geri almak onu savunmaktan daha çok kişilik gerektirir.
    Orijinali:Eine falsche Ansicht zu widerrufen erfordert mehr Charakter, als sie zu verteidigen.

    * Sayfaların arasında gözyaşları, ağlama, dişlerin birbirine çarpması ve karşılıklı katletmenin korkunç gümbürtüsü olmayan felsefe, felsefe değildir.
    Orijinali:Eine Philosophie, in der man zwischen den Seiten nicht die Tränen, das Heulen und Zähneklappern und das furchtbare Getöse des gegenseitigen allgemeinen Mordens hört, ist keine Philosophie.

    * Tarih hep aynıdır, yalnız hep farklı.
    Orijinali:Geschichte ist immer dasselbe, nur immer anders.

    * Dili bir kelime daha fakir kılmak, bir ulusun düşüncesini bir kavramdan yoksun kılmak demektir.
    Orijinali:Aber die Sprache um ein Wort ärmer machen heißt das Denken der Nation um einen Begriff ärmer machen.
    Kaynak; die Welt als Wille und Vorstellung, Zweiter Band, Zum ersten Buch, zweite Hälfte, Kapitel 12

    * Sağlık her şey değildir, ama sağlık olmadan her şey bir hiç.
    Orijinali:Gesundheit ist nicht alles, aber ohne Gesundheit ist alles nichts.

    * Evlenmek, haklarını ikiye bölmek ve görevlerini ikiye katlamak demektir.
    Orijinali:Heiraten heißt seine Rechte halbieren und seine Pflichten verdoppeln.

    * Vefat etme ihtimali için burada itiraf ediyorum ki, Alman ulusunu taşkın aptallığı yüzünden küçümsüyorum ve ona ait olmaktan utanıyorum.
    Orijinali:Ich lege hier für den Fall meines Todes das Bekenntnis ab, dass ich die deutsche Nation wegen ihrer überschwänglichen Dummheit verachte und mich schäme, ihr anzugehören.

    * Bilincimiz ruhun sadece yüzeyi, ki yerkürenin sadece yüzeyini bildiğimiz gibi onun da içini değil, sadece kabuğunu biliyoruz.
    Orijinali; das Bewußtseyn ist die bloße Oberfläche unseres Geistes, von welchem, wie vom Erdkörper, wir nicht das Innere, sondern nur die Schaale kennen.

    * Her mesele kabul edilene kadar üç aşamadan geçer: İlkinde gülünç duruma düşürülür. İkincisinde ona karşı mücadele edilir. Üçüncüsünde tabii sayılır.
    Orijinali:Jedes Problem durchläuft bis zu seiner Anerkennung drei Stufen: In der ersten wird es lächerlich gemacht. In der zweiten bekämpft, in der dritten gilt es als selbstverständlich.

    * Her halk diğer halkları kötüler ve hepsi de haklı.
    Orijinali:Jedes Volk verhöhnt andere Volker, und jedes hat Recht.

    * Her aptal çocuk bir böceği ezebilir. Ama dünyanın bütün profesörleri bir böcek yaratamaz.
    Orijinali:Jeder dumme Junge kann einen Käfer zertreten. Aber alle Professoren der Welt können keinen herstellen.

    * Şöhret edinilmeli, fakat onurun sadece kaybolmamasına dikkat etmek yetecektir.
    * İnsanları tanıdığımdan beri hayvanları severim.
    Orijinali:Seit ich die Menschen kenne, liebe ich die Tiere.

    * Başkalarının fikirlerine aşırı derecede önem vermek, herkeste var olan bir manyaklık.
    Orijinali:Viel zuviel Wert auf die Meinung anderer zu legen ist ein allgemein herrschender Irrwahn.

    * Çok insan kafaları olmadığı için kafayı bozmuyor.
    Orijinali:Viele verlieren den Verstand deshalb nicht, weil sie keinen haben.

    * İnsanların kader dedikleri çoğu zaman sadece kendi kendilerine yaptıkları aptal oyunlar.
    Orijinali:Was die Leute gemeiniglich als Schicksal nennen, sind meistens nur ihre eigenen dummen Streiche.

    * Hakikat, onu arzu etmeyenin boğazına sarılan bir fahişe değildir. Hatta o kadar çekingen bir güzeldir ki, onun için herşeyini feda etmiş olan bile onun lütufundan emin olamaz.
    Orijinali; die Wahrheit ist keine Hure, die sich Denen an den Hals wirft, welche ihrer nicht begehren: vielmehr ist sie eine so spröde Schöne, daß selbst wer ihr Alles opfert noch nicht ihrer Gunst gewiß seyn darf.

    * Tek tanrılı toplumlarda ateizm ya da allahsızlık, ahlak yoksunlugu ile eş anlamlı olmuştur.
    Orijinali; dies geht soweit, daß bei monotheistischen Völkern Atheismus, oder Gottlosigkeit, das Synomym von Abwesenheit aller Moralität geworden ist.

    * Doğuştan gelen tek bir yanılgı vardır. O da mutlu olmak için burada olduğumuzu sandığımızdır.
    Orijinali: Es gibt nur einen angeborenen Irrthum, und das ist der, daß wir dasind, um glücklich zu seyn.
     



Sayfayı Paylaş