Apartmanda Avukatlık Bürosu

Konusu 'Hukuk Rehberi' forumundadır ve EmRe tarafından 22 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    apartman dairelerinde avukatlar Büro Açamayacak
    Apartman Dairesinde Avukatlık Bürosu açılabilir mi?
    Apartmanda avukatlık bürosu istemiyoruz
    Avukatlık bürosunun apartmanda istenmemesi

    Apartmanda Avukatlık Bürosu
    Yargıtay apartman dairelerinde avukatların büro açamayacağına hükmetti. Kararda apartmandaki bütün ev sahiplerinin izin vermesi şartı koşuldu.

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, avukatlık bürolarının apartman dairelerinde açılamayacağına hükmetti. Karar ile Türkiye genelinde avukatların yüzde 50’sinin kapı önüne konulma ihtimali ortaya çıktı.

    Avukat Elif Hondu Çil Antalya’da Subaşı apartmanın üçüncü katını kendisine avukatlık bürosu olarak kiraladı. Çil, kiralarken de daireyi avukatlık bürosu olarak kullanacağını belirtti. Ancak bir süre sonra apartman yöneticisi gelen gidenlerin fazlılığından apartman sakinlerinin rahatsız olmasını gerekçe göstererek Çil’in daireyi boşaltmasını istedi.

    Apartman yöneticisi, avukatın daireyi boşlatması için Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde tahliye davası açtı. Avukat Çil, savunmasında Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 24. maddesinde sadece dispanser, klinik, poliklinik niteliğinde olan işyerlerinin apartman dairelerin açılmasına izin vermediğini, bu yasağın avukatlık yazıhanesini kapsamadığını savundu. Yerel Mahkeme, bu savunmayı kabul ederek Avukat Çil’in kiraladığı daireyi avukatlık yazıhanesi olarak kullanabileceğine karar verdi.

    Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin gündemine geldi. Daire, apartman dairesinin mesken olduğuna dikkat çekti ve Avukat Çil’in daireyi tahliye etmesine karar verilmesini istedi. Daire, ‘tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri bir karar bulunmadıkça büro niteliğinde de olsa mesken dışındaki (avukat yazıhanesi) bir amaçla kullanılmayacağını’ belirterek yerel mahkemenin kararını bozdu.

    Yerel mahkeme “Yargıtay’ın daha önce oturmuş uygulamalarına paralel olarak meskende avukatlık bürosu mümkündür” diyerek kararında direndi. Bunun üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun gündemine geldi.

    Yargıtay kapıyı gösterdi
    Kurul, 8 Aralık 2010’daki toplantısında yerel mahkemenin direnme kararını bozdu. Böylece apartman dairelerinde avukatların yazıhane açamayacağına hükmetti. Avukat Çil, Radikal’e şunları söyledi: “Yargıtay yeni bir görüş oluşturdu. Artık avukatlar işyeri ruhsatı olmayan hiçbir apartmanda oturmayacak. Yargıtay, meslektaşlarımıza kapıyı gösterdi” dedi.

    Kaynak: Radikal
     



  2. EmRe Well-Known Member

    YARGITAY
    . HUKUK GENEL KURULU

    Tarih : 08.12.10
    Esas No : 2010/18-617
    Karar No : 2010/637


    634 - KAT MÜLKİYETİ KANUNU 24

    ÖZET : ESKİ HALE İADE VE TAHLİYE DAVASINDA; DAVACI VEKİLİ, DAVA KONUSU TAŞINMAZI MESKEN OLARAK KULLANMASI GEREKİRKEN AVUKATLIK BÜROSU OLARAK KULLANDIĞINI İLERİ SÜREREK TAPU KAYDINDA MESKEN OLARAK GÖSTERİLEN BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN ONAYLI PROJESİNE UYGUN ESKİ HALE GETİRİLMESİNE, DAVALININ HAKİMİN MÜDAHALESİ İLE KİRALANANDAN TAHLİYESİNE KARAR VERİLMESİNİ İSTEMİŞTİR. UYUŞMAZLIK; TAPUDA MESKEN NİTELİĞİ İLE KAYITLI BULUNAN DAVA KONUSU BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN, YÖNETİM PLANI HÜKMÜ KARŞISINDA, AVUKATLIK BÜROSU OLARAK KULLANILIP KULLANILAMAYACAĞI NOKTASINDA TOPLANMAKTADIR. YÖNETİM PLANINDA YER ALAN, BAĞIMSIZ BÖLÜMLERİN MÜNHASIRAN MESKEN OLARAK KULLANILACAĞI HÜKMÜ KARŞISINDA DAVA KONUSU BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN AVUKATLIK BÜROSU OLARAK KULLANILMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. YÖNETİM PLANINDA SADECE DOKTOR MUAYENEHANELERİ İÇİN BU KURALA İSTİSNA GETİRİLMİŞ OLUP; BU İSTİSNA DA YORUM YOLUYLA GENİŞLETİLEMEZ. DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMELİDİR

    DAVA : Taraflar arasındaki "eski hale iade ve tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya 3.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 08.04.2009 gün ve 2007/2521 esas, 2009/359 karar sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 15.12.2009 gün ve 11946-11948 sayılı ilamı ile; davalılardan Ş. K.'ün maliki olup, tapuda mesken niteliğiyle kayıtlı bağımsız bölümünü davalı E. H.'ya kiraladığı ve bu yerin davalı E. tarafından avukatlık bürosu olarak kullanıldığı mahkemece saptanmıştır.

    Davaya konu kat mülkiyetli taşınmaza ait yönetim planının 5. maddesinde kat maliklerinin dükkanlar dışındaki bağımsız bölümlerini münhasıran mesken olarak kullanacakları kararlaştırılmıştır. Yönetim planı tüm kat maliklerini bağlayan sözleşme niteliğindedir. Bu durumda mesken niteliğindeki dava konusu bağımsız bölüm, yönetim planına göre, tüm kat maliklerinin oybirliğiyle verecekleri bir karar bulunmadıkça büro niteliğinde de olsa mesken dışındaki bir amaçla ( avukat yazıhanesi olarak ) kullanılamayacağından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı olduğu şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir,gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

    KARAR : Davacı vekili, dava konusu taşınmazı mesken olarak kullanması gerekirken avukatlık bürosu olarak kullandığını ileri sürerek tapu kaydında mesken olarak gösterilen bağımsız bölümün onaylı projesine uygun eski hale getirilmesine, davalının hakimin müdahalesi ile kiralanandan tahliyesine karar verilmesini istemiştir.

    Davalılar vekilleri, yönetim planında kiralananın avukat yazıhanesi olarak kullanımını yasaklayar bir hükmün bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

    Yerel Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş; Yerel Mahkeme,

    "... Apartman yönetimince 5.madde 1. fıkrada getirilen kural, aynı madde ikinci fıkra ile geçersiz hale getirilmiş ve kat mülkiyeti kanunu madde 24'e dönülmüştür..."

    Gerekçesi ile kararında direnmiş ve bağımsız bölümün avukat yazıhanesi olarak kullanılabileceğinden davanın reddine karar vermiştir.

    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; tapuda mesken niteliği ile kayıtl bulunan dava konusu bağımsız bolümün, Yönetim Planının 5. maddesi hükmü karşısında, avukatlık bürosu olarak kullanılıp kullanılamayacağı noktasında toplanmaktadır.

    Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle, kat mülkiyetli bir yapıda Yönetim Planının hukuksal niteliği üzerinde durmak gerekir,

    634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ( KMK )'nun 28. maddesinin birinci fıkrasında; "Yönetim plan yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait diğer hususları düzenler.Yönetim planı, bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmündedir." denildikten sonra, İkinci fıkrasında; "Yönetim planında hüküm bulunmayan hallerde, ana gayrimenkulün yönetiminden doğacak anlaşmazlıklar bu kanuna ve genel hükümlere göre karara bağlanır." hükmü öngörülmüştür.

    Bu hüküm karşısında; kat mülkiyetli yapının yönetiminin, sözleşme hükmünde olan Yönetim Planı gereğince yapılacağı; çıkan anlaşmazlıklarda Yönetim Planında hüküm bulunduğu takdirde, öncelikle Yönetim Planında yer alan hükümlerin, aksi takdirde Kat Mülkiyeti Kanunu ve gene hükümlerin uygulanması gerektiği kuşkusuzdur,

    Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında; avukatlık bürolarının 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ( KMK )'nun 24/1 maddesinde düzenlenen yasak işler kaps***** girmediği benimsenmiştir.

    Ne var ki, 634 sayılı KMK.nun 28. maddesi karşısında ana gayrimenkulun yönetim tarzı, kullanma maksat ve şekline ilişkin anlaşmazlıkların çözümünde KMK'nun 24.maddesinden önce, yönetim planı hükümlerinin uygulanması gerekir.

    Somut olayda Yönetim Planında yer alan, bağımsız bölümlerin münhasıran mesken olarak kullanılacağı hükmü karşısında dava konusu bağımsız bölümün avukatlık bürosu olarak kullanılması mümkün değildir. Yönetim planında sadece doktor muayenehaneleri için bu kurala istisna getirilmiş olup; bu istisna da yorum yoluyla genişletilemez.

    O halde Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

    Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır

    SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 08.12.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
     
  3. EmRe Well-Known Member

    Kanunda değişiklik
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı sonrasın da; Avukatların telafisi mümkün olmayan zararlara uğrama ve yargılama faaliyetlerinin aksamaya uğraması ihtimaline binaen "Avukatlık büroları herhangi bir izne ihiyaç duymadan faaliyetlerine devam eder" şeklinde Kat Mülkiyeti Kanunu 24.Maddeye ek yapılmıştır. İlgili tasarı TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşmıştır.
     

Sayfayı Paylaş