Ankara neden Başkent oldu

Konusu 'Soru-Cevap' forumundadır ve Misafir tarafından 28 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. Misafir Guest


    Ankara neden başkent olmuştur
    ankara neden başkent seçildi
    ankaranın başkent oluşu


    ankaranın başkent oluş sebebi

    ankara neden başkent oldu vikipedi, ankara net, ankara ne zaman başkent oldu
     



  2. ot-gu Genel Sorumlu

    Ankara Neden Başkent Oldu?
    1. Lozan Antlaşması’ndan sonra başkentin neresi olacağı tartışılmıştır.
    2. Milletvekillerinin bir kısmı İstanbul’un başkent olmasını istemiştir.
    3. İsmet Paşa, Ankara’nın başkent olması için tek maddelik bir kanun teklifi sunmuştur.
    4. Madde kabul edilmiş ve Ankara başkent ilan edilmiştir (13 Ekim 1923).

    Ankara’nın Başkent Olmasında
    1. Ankara’nın Türkiye’nin ortasında; askeri ve siyasi yönden güvenli bir konumda bulunması,
    2. Yurdun her tarafı ile ulaşım ve haberleşmenin kolay olması,
    3. TBMM’nin Ankara’da bulunması ve Kurtuluş Savaşı’nda idari merkez olması etkili olmuştur.

    Ankara'nın Başkent Oluşu
    Mustafa Kemal Paşa, Erzurum, Sivas Kongrelerinden sonra 27 Aralık 1919 günü Temsilciler Kurulu üyeleriyle birlikte Ankara’ya geldi.

    O zamana kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul idi. Osmanlı Mebusan Meclisi son kez 12 Ocak 1919′da İstanbul’da toplandı. 16 Mart 1919 günü İngilizler İstanbul’a girdi. Önce meclisi bastılar. Bu olay üzerine birçok milletvekili Anadolu’ya geçti. Yakalananlardan çoğu tutuklandı. Artık Osmanlı Mebusan Meclisi’nin İstanbul’da toplanma olasılığı kalmamıştı. Milletvekillerinin toplanacağı ve ülkenin yönetileceği bir başkent gerekiyordu.

    Ankara, Anadolu’nun ortasında, savaş cephelerine eşit uzaklıkta bir kentti. Savaşın yönetimi ve haberleşme, Ankara’dan kolaylıkla yürütülürdü. Dağılan Osmanlı Mebusan Meclisi üyeleri ile Sivas ve Erzurum Kongreleri’nde seçilen temsilcilerin bir yerde toplanması gerekiyordu. Bu nedenle 19 Mart 1919 günü Mustafa Kemal Paşa kimi illere ve komutanlıklara bir genelge gönderdi. Bu genelgede özetle; “Osmanlı Devletinin yaşamı ve egemenliğinin sona erdiği” bildiriliyor, “Türk ulusu kendi yaşamını ve bağımsızlığını koruyacaktır.” deniliyordu. Bu genelgeden sonra temsilcilerle Osmanlı Mebusan Meclisi’nden gelen üyeler Ankara’da toplanmaya başladılar. Ankaralılar onları coşkuyla, sevinçle, sevgiyle karşıladı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 günü, Ankara’da açıldı. Meclis, ilk oturumunda Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa bundan sonra ülkeyi kurtarma çalışmalarını Anadolu’nun bu küçük kentinde sürdürdü. Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın planları bu yoksul kentte hazırlandı. Savaşın başarıya ulaşması için düzenli ordular kuruldu. Bu ordular İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da düşmanı bozguna uğrattı. 30 Ağustos 1922′de kazanılan Başkomutanlık Savaşı ile Kurtuluş Savaşı’mız tamamlandı.

    Yurdumuz düşmanlardan kurtulduktan sonra 13 Ekim 1923 günü İsmet Paşa ve dört arkadaşı Ankara’nın başkent olması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa önerisi verdiler. Öneri mecliste oylandı, kabul edildi. Böylece Ankara yeni Türkiye Devleti’nin başkenti oldu.

    Başken, ülkenin yönetim merkezidir. Büyük Millet Meclisi, devlet başkanı, başbakanlık, bakanlıklar, yüksek yargı organları, başkentte bulunur.
    Ankara başkent olduktan sonra gelişti. Modern yapılar, büyük apartmanlar yapıldı. Yüksek okullar, üniversiteler açıldı. Fabrikalar, yeni iş yerleri kuruldu. Kent kısa sürede büyüdü, genişledi.

    Ankara bugün nüfus yoğunluğu bakımından yurdumuzun ikinci büyük kentidir.
     
  3. ot-gu Genel Sorumlu

    Ankara neden Başkent oldu
    Bilindiği gibi Ankara, 13 EKİM 1923'te İsmet Paşa ve 14 aradaşı tarafından verilen bir yasa önerisinin mecliste kabulüyle BAŞKENT ilân edilmiştir. Elbet, bu yasa teklifinin verilmesinde İsmet Paşa'nın, Mustafa Kemal'den "OLUR" almaması düşünülesi şey değildir.

    İsmet Paşa ve arkadaşlarının yasa teklifini verirken "Ankara'ın neden başkent olmasını istediklerinin GEREKÇESİ" daha çok "ASKERİ NEDENLERE" dayanmaktadır. Henüz "boğazlar sorunu" halledilmemişken İstanbul'un başkent kalması stratejik açısından sakıncalıdır onlara göre... Bu anlamda Ankara'nın Anadolu'nun göbeğinde olması savunma strarejisi açısından çok elverişlidir.

    Meclise sunulan yasa teklifinde sunulan gerekçe budur da kafalarında "CUMHURİYET İLANI" bulunan Mustafa Kemal ve İsmet İnönü'nün (zaten Ankara'nın başkent olmasından iki hafta sonra da ilan edeceklerdir) Ankara başkent olunca "HİLAFET" in İstanbul' da kalacağı, en azından şimdiden hilafetle meclisi ayıracakları düşüncesi de bulunmaktadır... Ki bana göre bu ikincisi başkentin Ankara olmasında daha etkin bir gerekçedir...

    Başkentin Ankara olmasına başta İngiltere olma üzere emperyalist devletler karşı çıkmış, özellikle İngiltere elçisini Ankara'ya uzun süre taşımamıştır. İngiltere, "küçük bir Türk devletinin pek ciddiye alınması" diye bakmaktadır Ankara'nın başkent olmasına. Ama Ankara'nın direnişi karşısında çaresiz kabul edecektir Ankara'nın başkent olmasını...

    Resmi kayıtlarda açıklamalar bunlardır da bence Ankara'nın başkent yapılmasında daha çok "DUYGUSAL TAVIR" önemlidir. Mustafa Kemal ve arkadaşları bütün bir "Kurtuluş Savaşı" sırasında çok çekmişlerdir İSTANBUL'dan. Mustafa Kemal'i "hain", "bolşevik" ilan eden ve Kazım Karabekir'e "Yakala ve içeri at" emri veren, Mustafa Kemal'in "ordudan istifa etmesine neden olan" hep İSTANBUL'dur... (Düşünsenize Kazım karabekir bağlı olduğu İstanbul'un emirlerini dinlese ve kendisine altın kasede sunulan "Mustafa Kemal'i yakala ve içeri at, tüm yetkilerini sen devral." emrini yerine getirse neler olabileceğini... ) (Tarihin garip cilvesi, yıllar sonra Kazım Karabekir Paşa "İzmir suikastı" nedeniyle yargılanacak, hapse atılacak, İsmet Paşa olmasa belki Mustafa Kemal tarafından idam edilecekti... Sonradan meclis başkanı bile oldu... ) (Neden bunların filmini yapmayız, pek özendiğimiz ABD sineması "başkanları osursa film yapıyor ya" Fark özgürlük mü? ne dersiniz?)

    Bir de Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçmeden yaşadığı bir 6 aylık istanbul yaşamı vardır. (13 Kasım 1918 / 19 Mayıs 1919 ) Samsun'a çıkış emri alması dışında tamamen "hayal kırıklıkları" ile dolu bir 6 ay. Genelkurmay Başkanı olup hükümete girmek istemiş, başaramamış; saraya damat olmak istemiş reddedilmiş bir Mustafa Kemal'dir bu 6 aylık yaşamında... (Karabekir Paşa, yazılarında bu konuda Mustafa Kemal'e çok saldırır... "Ben Anadolu'da Kurtuluş Savaşı nüvesi oluşturmaya çalışırken, o (Mustafa Kemal) saraya damat olmaya çalıyordu." diyecek kadar eleştirir Mustafa Kemal'i... Bu Mustafa Kemal'i elbet çok kızdırır... Ulus gazetesinde (CHP resmi yayın organı o zamanlar) "MİLLİCİ" mahlası ile (MİLLİCİ tam çevirirseniz "ULUSALCI" olur... Bazılarının kulakları çınlasın...) Karabekir Paşa'ya "Yalancı ve iftiracı" diyecek düzeyde bir kızgınlıktır bu...

    Bildiğim kadarıyla anlattığım Mustafa Kemal'in İstanbul'daki bu 6 aylık yaşamı Mustafa Kemal için İstanbul'dan (belki varsa kendi davranışlarından da) nefret etmesine o dönemde yeter artar bile... Ankara'nın başkent yapılmasında bence Mustafa Kemal'in o dönemdeki bu İstanbul nefreti tüm gerekçelerden daha önemlidir...

    Sözün özü, bu açıdan bakıldığında Ankara'nın başkent olması o dönem için "DUYGUSAL BİR KARAR" dı... Düşünsenize, kendisine İDAM FERMANI çıkaran İSTANBUL karşısında, kendisini "UĞRUNA ÖLÜRÜZ" diyen ANKARA ile karşılaştı Mustafa Kemal... Ve bir "VEFA" örneği olarak ANKARA'yı BAŞKENT yaptı...

    Daha düzgün bir noktada toplarsam, "duygusal bir tavır" biraz da "siyasi tavırla" örtüştü...

    Peki Cumhuriyet'te Ankara "resmi başkent" olsa da İstanbul hep "GİZLİ BAŞKENT" olarak yaşamadı mı?

    Kanımca YAŞADI...

    Hatta gelecek yıl "KÜLTÜR BAŞKENTİ" bile olacak...

    Peki, bunca zaman sonra (86 yıl) İstanbul resmi başkent olur mu?

    "Onca kötü anıya rağmen, BERLİN tekrar Almanya'nın başkenti olmuşsa İstanbul neden Türkiye'nin başkenti olmasın?" diyenler çok...

    Ben mi? Ne yalan söyleyim, önceleri pek "karşı" çıkmama rağmen, şimdilerde bakış açım biraz yumuşadı... Artık ortada hilafet ve "İstanbul hilafetin başkentidir, Ankara başkent olamaz" diyen Refet Paşa'lar da kalmadığına göre !...

    Ola ki olur, gibime geliyor!

    Yaşarsak göreceğiz...

    19.09.2009

    UFUK KESİCİ
    Alıntı: Milliyet
     

Sayfayı Paylaş