Anılarım

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 16 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    TurkeyArena

    Prof. Dr. Ernst E. Hirsch, 1933-1950 yılları arasında Türkiye'de görev yapmış Yahudi-Alman bilim adamlarından biridir. Ülkesinin başı Hitler belasına bulaşınca, bir dizi serüvenden sonra pek çok soydaş ve meslektaşı gibi kendini Türkiye'de bulmuştur. Prof. Hirsch, bir Hukuk profesörü olarak hem kanunların hazırlanmasına, hem eğitim reformunun şekillenmesine, hem de öğrencilerin yetişmesine katkıda bulunacaktır. Ancak Türk Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir şartı vardır. En kısa zamanda Türkçe öğrenecek ve derslerini de Türkçe verecektir. Çaresiz, o da işe, Türkçe*Almanca sözlük alarak başlar, ama ü ve i harflerini öğreninceye kadar epey bir çaba sarfetmesi gerekir.
    TÜBİTAK tarafından yayınlanan bu eser, oldukça detaylı ve düzenli hazırlanmış bir otobiyografidir. Prof. Dr. Hirsch'in yaşamı ülkemizdeki birçok kişi tarafından ve yine birden çok nedenle dikkate değer bulunmaktadır. 20 Ocak 1902 - 29 Mart 1985 yılları arasında yaşamış olan Profesör'ün otobiyografisinin orjinali, 1982 yılında Münih'te Almanca yayımlanmıştır.

    Hayatının ilk yıllarından itibaren hem çalışıp hem okumuş olan Hirsch, bu durumu anlatırken, "çıraklık ve stajyerlik yaptığım dönemlerde hayat okulunun resmi okullardan daha zor olduğunu kavramıştım" ifadesiyle, zorlu yaşam öyküsünden anlamlı bir kesit vermektedir. Bu eserde Profesör Hirsch'in yaşamının ilk yıllarına ait bilgilerin yanı sıra; akademik yaşama geçişi, Türkiye'ye gelişi, İstanbul Üniversitesi'nin ilk yılları ve burada Hirsch'in hangi görevleri aldığı, öğretim üyeliği sırasında Türkçe kitap yokluğu nedeniyle çektiği sıkıntıları, öğrencilerdeki sınav korkusunu giderebilmek için neler yaptığı gibi pekçok ilginç bilgiye ulaşmak mümkündür. Eser bunlardan başka Türkiye'nin ilk yıllarını bir yabancı gözüyle görmek fırsatı da yaratmaktadır.
    Prof. Hirsch 1933 yılında Almanya'dan ayrılarak 1933-1943 yıllarında İstanbul Hukuk Fakültesi'nde, 1943-1952 yıllarında da Ankara Hukuk Fakültesi'nde davetli öğretim üyesi olarak çalışmıştır. Eserin doyurucu kapsamı içerisinde Profesör'ün İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde aldığı görevler ve Ankara'da Türk uyruğuna geçişi ile ilgili bilgiler de yer almaktadır.

    Anılarım, Profesör'ün kütüphaneciliğe duyduğu ilgi nedeniyle de bazı okuyucuların dikkatini çekecektir. Prof. Dr. Hirsch, İstanbul Üniversitesi bünyesinde öğretim üyeliğinin dışında "kütüphaneci" olarak da hizmet vermiştir. Hirsch'in bu konudaki görüşleri son derece ilgi çekicidir ve Profesör, kütüphaneci olarak gördüğü durumu ve yaptıklarını yine akıcı bir dille sunmaktadır. "Kitaplığı olmayan bir üniversite, cephaneliği olmayan bir kışlaya benzer" ifadesiyle başlayan bölümde, Hirsch'in kütüphaneye verdiği önem ve o yıllarda Türk kütüphaneciliğinin içinde bulunduğu durum ortaya konmaktadır. Profesör, yine aynı bölümde "demek ki, yapılacak ilk iş, Türk kanunlarının hazırlanmasında örnek alınmış Avrupa ülkelerinin hukukları ile ilgili kanun ve dergi koleksiyonlarından oluşacak bir kitaplık kurmaktı" dedikten sonra; "ilk başta Türk meslektaşlara bu sorunun önemini, özellikle kapsamını da kavratmakta güçlük çektim. Türk meslektaşlar, bilimsel bakımdan iyi-kötü doyurucu bir kitaplık kurmanın, bunu düzenli olarak yenileştirmenin ve sürdürmenin ne muazzam bir iş olduğunu zihinlerinde canlandıramıyorlardı" şeklinde hayretini ifade etmiştir.

    Değişik bakanlıklara danışmanlık yapan Hirsch bugün hepsi birer ünlü hukukçu olan pek çok öğrencinin yetişmesi için emek sarfetmiştir. Türkiye'yi ve Türk insanını çok sevmiş ve fırsat buldukça Anadolu'yu gezip Türk insanını yakından tanımak istemiştir. Hukukla ilgilenen herkesin yakından tanıdığı Prof. Hirsch Türk Hukuk Lügati, Üniversiteler Kanunu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Marka, Patent, Sınai ve Faydalı Modeller Kanununun taslaklarını da hazırlamıştır.

    Profesör Hirsch, ülkemizde bu kadar emek sarf ettikten sonra kendini bizden biri olarak görmektedir. 1958 Aralık ayında "Vatan" gazetesinde onun hakkında şunlar yazılmıştır: 'Profesör Hirsch, Türkiye'de geçirmiş olduğu yirmi yıldan sonra tamamen bizden biri olmuştur. Herhalde iyi bir Alman'dır, ama hiç şüphesiz, aynı derecede de iyi bir Türk'tür." Prof. Hirsch, anılarının bir yerinde kendisinin de çağrıldığı "29 Ekim Cumhuriyet Bayramı" davetinden şu sözlerle bahseder: "Ve işte ben, kendi Alman vatanında Yahudi olduğu için hor görülen, (aşağılık) ırka mensup olduğu için işgal ettiği mevkiilerden kovulan, evini yurdunu terkedip, yabancı ülkelere kaçmak zorunda bırakılan ben, dünyanın bir ucundaki Türkiye'de, nice billurlarla, mermerleri, somaki taşı, paha biçilmez kakma işlerinin ihtişamıyla parıldıyan, nice değerli mobilyayla, resimle süslü, bir zamanların taht salonu olan bu mekanda, ülkenin bin seçkininden sayılan, saygıdeğer bir Alman profesörü sıfatıyla bulunmaktaydım."

    Anılarım adlı eserde yer alan Weimar Cumhuriyeti'nin çöküş yılları, Hitler'in iktidara gelişi ve hukukçuların tutumu, Atatürk Türkiyesi'nin ilk 30 yılı ile ilgili görüşler ve gözlemler, hukukçu olsun olmasın yakın tarihle, toplum ve siyaset hayatı ile ilgilenen okuyucuların ilgisini çekecektir. Bu kitabın bir başka özelliği de üniversite özerkliği ve üniversite hayatımızın nereden nereye geldiğini öğrenmek isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı olmasıdır.
     



Sayfayı Paylaş