Anaksimenes

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 10 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Anaksimenes

    (M.Ö. 550 - 495) M.Ö. 500 yılından biraz önce ölen Anaksimenes, Anaksimandros'un öğrencisidir ve Milet Okulunun sonuncu filozofudur. Ondan sonra İranlılar tarafından alınarak yakılıp yıkılan Milet (M.Ö. 494) ile birlikte Yunan felsefesinin bu en eski düşünüşü sona ermiştir.

    Anaksimenes'in kendisinden sonrakilere ulaşan yapıtı, fizikçilerin geleneğine uygun olarak: "Doğa Üzerine" adını taşır. Aristo'nun aktardığı bilgilere göre, Anaksimenes'in düşünceleri daha çok Thales'e yakındır. Bu durum, Anaksimandros'a göre bir gerileme sayılabilir. Thales'te olduğu gibi, Anaksimenes de dünyanın düz bir tekerlek (kurs) olduğunu varsayar.

    Ancak Anaksimenes'e göre, dünya hiçbir şeye dayanmaksızın havada durmaktadır. Ayrıca Thales'in "su" ana maddesinin yerini Anaksimenes'te "hava" alır. Böylece Anaksimandros'un aksine, ana maddeyi sınırlandırır, yani belirli bir madde ile bir tutar. Anaksimenes'in, Thales'teki su yerine neden havayı koyduğunu anlamak güç değildir.

    Thales'in ana madde olarak suyu alması, suyun yaşam açısından taşıdığı önemden kaynaklanır. Aynı şeyler ve hatta daha da çok, hava için de söylenebilir. Bir kere havanın kapladığı alan sudan daha geniştir. Havanın fırtınaları suyunkinden daha şiddetlidir. Son olarak, yaşayan varlıklar için hava sudan çok daha önemli ve gereklidir.

    Anaksimenes havayı suyun yerine koymakla ana maddeyi yine belirli bir şeye dönüştürmüş oluyor ve Thales'e yaklaşıyor. Bununla birlikte öteki bazı noktalarda Anaksimandros'tan da ileride olduğunu söyleyebiliriz. "Ruh" kavramı ile ilk kez Anaksimenes'te karşılaşıyoruz. "Tüm canlıların ruhu vardır" diyen Anaksimenes, doğada canlı-cansız ayırımını ilk kez yapan düşünürdür.

    Ona göre canlı olanı ayakta tutan ruhtur. Ruh bedenden ayrılınca bedenin çürümesi bunun kanıtıdır. Ruh nedir? Ruh solunan havadır. Son nefes ile birlikte ruh bedenden ayrılır. Bu görüşü ilk kez Anaksimenes bulmadı, çok önceleri biliniyordu. Eski dillerin çoğunda ruh ile soluk aynı anlamdadır. İnsan yaşadığı sürece solunum yapar. Solunum yapıldığı sürece ruh bedende kalır. İnsanın soluk alışı bitince ruh ve yaşam onu terkeder, ondan ayrılır.

    Bunun içindir ki hava yaşatan, yaşamı sağlayan unsurdur. Anaksimandros varlıkların Apeiron'dan çıkışlarını belirsiz bir biçimde açıklamıştı, yalnızca zıt niteliklerin oluşumuna dikkat çekmişti. Oysa Anaksimenes doğanın oluşumuyla ilgili çok daha somut, çok daha açık olan düşünceler üretmiştir. Ona göre herşey havadan oluşur. Hava hem gevşeyen ve hem de sıkışabilen bir şeydir. Hava gevşeyince yukarıya doğru yükselen ateş olur.

    Hava sıkışınca önce buhar ve duman olur. Bu duman ve buhar bulutları daha çok sıkışınca yağmur olur, su olur. Suyun sıkışması sonunda önce çamur, sonra toprak, en sonra da taş olur. O halde ateş-su-toprak öz olarak hava ve onun gevşeyip sıkışmasının dereceleridir.

    Böylece Anaksimenes, Anaksimandros'un doğa oluşumunu belirsiz ve yetersiz açıklayışı yerine somut ve net bir açıklama şekli getirmiştir. Doğanın oluşumunun bir yasaya bağlı olduğu noktasında ise iki düşünür de aynı görüştedir. Anaksimenes'e göre de, tek tek maddelerin ana maddeden oluşması ve belirli bir biçim kazanması olayı bir yasaya uygun olarak tamamlanır.

    Anaksimenes'in düşünceleri İlkçağda çok etkili olmuştur. Onun düşüncelerinin izlerini, kendisinden sonraki pekçok düşünürde görüyoruz Bu düşüncelerin geniş bir alana yayılmasında, Milet'in İranlılarca alınması ve tahrip edilmesi sonucu öğrencilerinin her yöne dağılmaları etkili olmuştur.

    Anaksimenes, aynı Anaksimandros gibi bir fizikçi, bir doğa bilginidir. Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz. O da doğa olaylarını, bir doğa bilimcisi gibi açıklamak istemiştir. Bunun içindir ki, onun açıklamalarında da dinî yorumlara rastlanmaz. O da eserini, ölçülü ve yansız bir anlatımla yazmıştır. Bundan sonra göreceğimiz filozoflar ise özellikle bu açıdan farklıdırlar. Bunları izleyen dönemlerdeki filozofların, özellikle mitolojik ve dini düşüncelere yöneldiğine, dini ve mitolojik düşünceye büyük önem verdiklerine tanık oluyoruz.

    Milet Okulunun üç filozofuna Aristo, haklı olarak, "fizikçiler" adını vermiştir. Çünkü bu üç düşünür de, yalnızca doğa ile ilgili konulara eğilmiştir. Üç düşünür, doğa olaylarını yine doğal nedenlere bağlı kalarak açıklamak istemiştir. Kuşkusuz bunlar zaman zaman Tanrılardan da söz etmişlerdir. Onlar Tanrılar ile doğadaki yaratıcı ve yapıcı gücü anlamıştır.

    Gerçi Anaksimenes ruhtan da söz etmiştir, fakat ondaki ruh, yaşamı ayakta tutan, yaşamı sürdüren "nefes"ten başkası değildir. Bu üç düşünürde din ve ahlâk problemleri önemli yer tutmaz. Nitekim bunların yapıtlarında şiirsel bir anlatım yerine ölçülü bir düzyazı kullanmaları bunu doğrular.
     



Sayfayı Paylaş