Amine'nin Rasulullahı (s.a.v) Doğurduğunda Meydana Gelen Olaylar

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve abdulkadir tarafından 3 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Rasulullah'ın Doğduğu Gece Meydana Gelen Olaylar


    105) Mahzum ibn Hani, yüzelli yaşındaki babasından rivayet et­miştir:
    Rasulullah'ın (s.a.v.) doğduğu gece Kisra'nm sarayı sarsıldı ve on~ dört şerefesi yıkıldı. Save gölünün suyu çekildi. İranlıların bin yıldan beri hiç sönmeden yanan ateşleri söndü.
    İran'ın başkadısı ve din adamı Mubezan, aynı gece, rüyasında bazı serkeş develerin bazı arap atlarını Önlerine katarak Dicle nehrini geç­tiklerini ve Iran topraklarına yayıldıklarını gördü.
    Iran Kisrası sabah olunca, başına gelen hadiseden dolayı çok korktu. Bir süre cesaretli görünmeye çalıştıysa da sonra vezirlerinden ve ileri gelen kişilerden saklamamayı uygun gördü.

    Tacım giydi. Tahtına oturdu. Onları huzuruna, çağırıp topladı. Onlara:
    -Benim size niye haber gönderdiğimi biliyor musunuz? dedi. On­lar:
    - Hayır! Biz, hükümdarın, bu konuda, bize vereceği bilgiden başka bir şey bilmiyoruz, dediler.

    O sırada, iranlıların ateşlerinin söndüğünü bildiren mektup geldi ve bu, Kisra'nm üzüntüsünü tamamen artırdı. Mubezan:
    -Allah, hükümdara iyilikler versin! Ben de bu gece, bir rüya gör­düm diyerek develerin rüyasında yaptıklarını anlattı. Kisra:
    -Mubezan! Acaba bu neye delalettir? dedi. Mubezan:
    -Araplar tarafından önemli bir olay olacağına delalet olabilir, dedi.

    Bunun üzerine Kisra şunları yazdı:
    "Krallar kralı Kisra'dan en-Nu'man ibnu'l-Munzir'e,
    îmdi sen bana bir ilim adamı gönder. Ona, bazı şeyler sormak is­tiyorum."
    En-Nu'man ibnu'l-Munzir, Kisra'ya Abdulmesih ibn Amr ibn Hay-yan ibn Bukayle el-Gassani'yi gönderdi.
    Abdulmesih gelince, Kisra:
    - Senden sormak istediklerim hakkında bilgin var mı? diye sordu. Abdulmesih:

    - Hükümdar, soracaklarım bana bildirsin, eğer o konuda bir bilgim varsa, sorusunu cevaplandırırım. Cevaplandıramazsam, bunu cevapla­yabilecek birisini haber veririm, dedi.
    Kisra, gördüklerini Abdulmesih'e anlatınca, Abdulnıesih:
    - Bunu Meşarif-i Şam'da oturan dayım Satih bilir, dedi. Kisra:
    - Öyleyse hemen ona git, sana sorduklarımı ona sor ve cevabını bana getir, dedi.


    Abdulmesih hayvanına atlayıp ölmek üzere olan Satih'e yetişti. Ona selam verdi. Hal ve hatırını sordu. Satih hiç cevap vermedi.
    Bunun üzerine Abdulmesih şu şiiri söylemeğe başladı:
    "Yemen diyarının ulu kişisi sağır mıdır?
    Yoksa işitiyor da, aldırış mı etmiyor?
    Yoksa ölüp gitti de, bizleri büsbütün ye's içinde mi bıraktı.
    Ey mühim ve müşkil meselelerin çözümleyicisi şeyh!
    Büyük ve sayılır cemaatin şeyhi olan hemşirezaden,
    Iran şahı tarafından gönderilmekle,
    Dağ ve ova, gündüz ve gece demeden ve yollardaki tehlikelere
    Aldırış etmeden son süratle sana geldi.
    Bütün bilginlerin aciz kaldığı büyük işleri,
    Senden sorup öğrenmek ister."
    Satih, Abdulmesih'in şiirini duyunca, başını kaldırdı ve:

    - Abdulmesih, devesine binerek Satih'e geldi. Ama o şimdi, kabre girmek üzeredir. Seni Sasan oğullarının hükümdarı, sarayının sarsıl­ması, ateşlerin sönmesi, Mubezan'ın rüyası sebebiyle gönderdi. Mube-zan rüyasında bazı arap atlarını önüne katan serkeş develerin Dicle nehrini geçip İran topraklarına yayıldıklarını gördü.

    Abdulmesih! Ne zaman (ilahi vahyi) okuma çoğalır, asa sahibi gönderilir, Semave vadisi taşar, Save gölünün suyu çekilir, Farslılarm ateşleri sönerse, artık Şam, Satih'in Şam'ı değildir. Yıkılan şerefeleri sayısınca, onlardan kral ve kraliçe gelir ve artık olacak olur dedi ve ol­duğu yerde öldü.
    Abdulmesih şu şiiri söyleyerek hayvanına atladı:

    "Paçaları sıva! Çünkü sen yapmağa niyet ettiğini yapan tecrübeli birisin. Seni, ne tefrika ne de değişiklik korkutur.
    Sasan oğullarının mülkü (saltanatı) giderse, bu dehir (zaman) de­nen şey halden hale geçer.
    Belki bir gün onlar, aslanların bile saldırılarından korktukları de­recede olabilirler.

    Sarh'ın kardeşi Buhram, onun kardeşleri, Hürmüzan ve Sahurlar onlardandır.
    İnsanlar bir babanın başka annelerden olan çocuklarıdır. Onun, azalttığını anlarlarsa, o hakir görülür ve terkedilir.
    Onlar, aynı annenin oğullarıdır. Eğer bir savaş çıktığını görürler­se, (bilirler ki) o, gaybteki tarafından korunur ve muzaffer kılınır.
    iyilik ve kötülük aynı ipe bağlanmışlardır. Ancak iyiliğe uyulur, kötülükten sakınılır."

    Abdulmesih, Kisra'nın yanına gelince Satih'in söylediklerini ona haber verdi. Kisra:
    -Bizden ondört hükümdar çıkıncaya kadar hakimiyetimiz sürüp gidecek, dedi.

    Onlardan, dört yıl içinde on hükümdar gelip geçmiş,, kalan dördü de Osman ibn Affan'm halifeliğine kadar hüküm sürebilmiştir.
    Satih et yığını halindeydi. Vücudunun kafatası ve elleri hariç hiç­bir yerinde kemik ve sinir yoktu. Elbise gibi, köprücük kemiğinin bu­lunması gereken yerden ayaklarına kadar durulurdu. Onun dilinden başka hiçbir şeyi hareket etmezdi. Bir tahta döşeme üzerinde taşınırdı. [112]
     



Sayfayı Paylaş