Altın Nedir, Altın Elementinin Özellikleri

Konusu 'Kimya' forumundadır ve RüzGaR tarafından 24 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Altın Elementinin Özellikleri

    Altın, periyodik çizelgenin II B grubunda yer alır. Büyük bir olasılıkla insanın bildiği ilk saf metaldir.

    Altının, kristal yapısı yüzey merkezli küptür. Brinell sertliği: 18.5, Mohs sertliği: 2,5-3,0. Buharlaşma ya da çöktürme yöntemiyle elde edildiğinde koyu menekşe, mor ya da kırmızı bir toz biçimindedir. Altının 18 tane izotopu bilinmektedir. Kütle numarası 197 olan bir tek doğal izotopu vardır. Kütle numarası 177-179-181, 183, 185-196 ve 198-203 olan yapay izotopları elde edilmiştir. Isı ve elektriği iyi iletir. Çok iyi dövülebilir ve çekilebilir.

    Altının yükseltgenme basamakları +1 ve +3′tür. Kimyasal etkilere karşı aşırı dayanıklılığı nedeniyle metallerin kralı olarak adlandırılmıştır. Oda sıcaklığında oksijenden ve asitlerden etkilenmez. Bir kısım nitrat asidi (HNO) ve üç kısım klorür asidinden (HCl) oluşan asit karışımında çözünür. Bu karışıma metallerin kralını çözmesi nedeniyle kral suyu (aqua regia) adı verilmiştir. Bütün halojenler altına etki ederler. Kuru klor gazı az etkir, buna karşılık hafif nemli ortamda etkisi hızlanır ve klorür asitli ortamda ya da klorürlerin varlığında altını kolaylıkla çözer. Halojenler özellikler yüksekgenlerin varlığında kolaylıkla etkirler. Alkali siyanürler de oldukça kolaylıkla etkirler. Bütün altın bileşikleri ışık etkisiyle bozunarak metalik altın verirler. Altın tuzlarının uygun indirgenlerle indirgenmesi sonucunda kolloidal altın çözeltileri elde edilir. Bu çözeltiler koruyucu kolloit katılarak kararlı duruma getirilebilirler. Mor renkli olan kolloidal altın çözeltilerine Cassius moru adı verilir.

    Sembolü: Au
    Atom Numarası: 79
    Atom Ağırlığı: 196.966569
    Elemet serisi: Geçiş Metali

    Maddenin Hali: Katı
    Görünümü: Parlak sarı

    Altın doğada genellikle elementel biçimde bulunur. Yerkabuğunda bulunma oranı 0,005 ppm’dir. Altın doğada çok ender olarak bileşikleri biçiminde bulunur. Bunlar altının ya da altın ile gümüşün ortak tellürürleridir: Kalavarit (Au, Te2) silvanit [(Ag, Au) Te2], petzit [(Ag, Au)2 Te]. Deniz suyunun tonunda 0.1-2 mg. bulunur. Fakat bugüne kadar bu altının çıkarılması için herhangi bir yöntem bulunamamıştır. Altın birçok kayaç oluşumunda küçük miktarda dağılmış olarak bulunur. Bununla birlikte ekonomik miktarlarda altın, genel olarak kuvars damarlarından ve doğal olaylar sonucu bu damarlardan türemiş yataklardan elde edilir. Altın genel bir kural olarak, küçük miktarlarda gümüşle alaşım biçiminde ve çoğu kez demirli pirit, kalkopirit, galen, stibnit ve arsenopirit gibi sülfürlerle birlikte bulunur. Genellikle elementel durumda bulunmasına karşılık Batı Avustralya’daki Kalgoorlie altın yataklarında tellürid, silvanit (AuAg)Te2 ve kalaverit gibi bazı minerallerine rastlanır. Altının bu filizlerden ayrılması için özel bir bromosiyanür yöntemi uygulanması gerekir, ilk altına hücum olayı 1849′da Kaliforniya’da altın bulunmasıyla ortaya çıktı. Buradan yılda 70-100 ton arasında altın çıkartıldı. 1851-1852′de Avustralya’nın Victoria Bölgesi’nde altın bulunması ikinci bir “altına hücum” olayı ortaya çıktı ve kısa bir sürede önemli oranda nüfus artışına yol açtı. Daha sonraları Alaska’da Klondike yakınında (1896) ve Fairbanks yakınında (1898) altın bulundu. Günümüzdeki en önemli yataklar Güney Afrika’da Johannesburg yakınındaki Witwatersrand’da 1884′te bulundu. Buradaki yataklar ikincil yataklar (birikinti yataklar) olmasına karşın toprağın derinliklerinde bulunurlar. Bu yataklardan 1886-1960 arasında 20 bin ton altın çıkarıldı. Bu miktar toplam dünya üretiminin yaklaşık yarısını oluşturur. Altın üreten öteki Afrika ülkeleri ise Zambiya, Gana ve Kongo’dur. Dünyanın ikinci büyük altın üreticisi Rusya Federasyonu’dur; bir bölümü Lena Irmağı ve Ural Dağlan’ndaki yataklardan elde edilir. Önemli altın yataklarına sahip öteki ülkeler Kanada, ABD, Güney Amerika ve Avustralya’dır.
     



Sayfayı Paylaş