Allah'a Borç Vermek

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve CAN tarafından 2 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Allah'a borç vermek ne demek

    Allah'a borç verilir mi? İlk bakışta ters bir söz gibi görülüyor. Verilir. Çünkü, bu ifade Kur'an'da geçiyor. Tam açılımı ile şöyle:

    "ALLAH'A GÜZEL BİR BORÇ VERENLER"

    İşte Hadid suresi ve 11. ayeti: "Allah'a kim güzel bir borç verecek ki, O, onun verdiğini kat kat arttırsın. Böyle birisi için onur verici bir ödül de vardır."

    Ayet Allah yolunda mal ve para harcamanın, Allah'a ödünç vermek gibi olduğunu ve Allah'ın, bunun karşılığını katkat vereceğini bildirerek müminleri yani inananları Allah yolunda harcamaya teşvik etmektedir.

    Bu ayette geçen "güzel bir borç" terimi arapça "faizsiz borç" anlamında kullnılmaktadır, ve Kur'an'da yedi yerde geçmektedir. Bu ayetteki anlamı "yalnızca Allah rızası gözetilerek yapılan yardım, hayır ve sadaka" şeklindedir.

    Bu ayetin ne gibi bir mana ve hükme işaret ettiği hakkında Hz. Ömer'e sorulduğunda: "Bu Allah yolunda infaktır (muhtaç olana yapılan yardım)" demiştir.

    Allah'ın kendisine verdiği malı; Samimi niyetle, Kişinin bu dünya ile ilgili hiç bir çıkar beklemeden, Gösteriş ve şöhret niyeti olmaksızın, O'nun yolunda sarfetmesini güzel bir borç olarak nitelemesi, O'nun insanoğluna bir lütfudur. Üstelik ve verildikten sonra teşekkür beklenilmemeli ve sadece Allah rızası gözetilmelidir.

    Bu tür davranışa Allah'ın iki tür ödül vaadi söz konusudur: 1. Kat kat karşılığını vermek, 2. Kendi lütfu ile ayrıca ödüllendirmek.

    Burada önce, "Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah’ındır" buyrularak maddi unsurların gözleri kör etmemesi gerektiğinin altı çiziliyor. Evet, göklerin ve yerin mirası hiç şüphesiz Allah’ındır ve insan, Yunus Emre’nin; "Mal sahibi, mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi / Mal da yalan mülk de yalan/ Var biraz da sen oyalan!" ifadelerinde anlamını bulan geçici sahiplikte ısrarcı olduğu oranda hüsrana düşmektedir. İnfak, yani sahip olunan varlıktan ihtiyaç sahiplerine dağıtmak, elbette ki, hayatın tamamina yaygın bir ibadet şuuruyla yapılabilmeli. Elbette ki, zaman denen izafi mefhum, geçen her günde, ömür duvarımızdan bir tuğla daha çekip almakta ve bizleri kabre bir adım daha yaklaştırmaktadır. Ve elbette ki, bu hakikati müdrik kimseden daha akıllısı olamaz!

    Öyleyse henüz yaşıyorken ve hayat nimeti elimizden gitmemişken bu kârlı alışverişe teşebbüste en küçük bir tereddüt dahi göstermeksizin acele etmeli. Zira Allah’a borç veren, asla zarar etmeyecektir! "Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki?"
     



Sayfayı Paylaş