Allah Rızası ile ilgili Hikaye

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve CAN tarafından 7 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Allah Rızası ile ilgili Dini Hikayeler Kıssalar

    Allah rızası için yapılan iyilik

    Bir gün Abdullah bin Mübarek’in evine on kişi kadar alim, misafir olarak gelir. Elinde, üzerine bindiği atından başka bir dünyalık yoktur. O atı kesip misafirlerine ikram eder. (At eti yemek haram değildir. Tenzihen yani helale yakın mekruhtur)
    Bu meseleden dolayı karısıyla aralarında anlaşmazlık çıkar. Karısı:
    • Senin bundan başka bir şeyin yoktu. Niçin kestin de yedirdin? diye münakaşa başlatır. Münakaşa büyür ve Abdullah bin Mübarek, çaresiz kalır ve misafir sevmeyen bu kadını boşar.
    Aradan birkaç gün geçer. Abdullah Hazretlerine bir zengin gelerek:
    • Ey imam, benim bir kızım var. Annesi öldü. Üzüntüsünden elbiselerini yırtıyor. Ne yaptıksa teselli edemedik. Belki sizin sözlerinizden teselli bulur, der.
    Kız getirilir, Abdullah bin Mübarek’in va’zını dinlemeye başlar. Abdullah Hazretleri kürsüde kızın teselli olacağı kelimeler konuşur. Kızın durumu değişir ve:
    • Bundan sonra annem için ağlamayacağım, der. Gerçekten de ağlamaz. Babasına da:
    • Babacığım benim senden bir isteğim var, der. Babası:
    • Buyur kızım ne istiyorsun? Sen ne istersen yapmaya hazırım, der.
    Kız konuşur:
    • Ben bu Mübarek zatla evlenmek istiyorum. Şimdiye kadar beni çok kimseler istedi, fakat hiç biriyle evlenmeyi düşünmedim. Bundan başka kimseyle de evlenmem, der.
    Neticede bu evlilik tahakkuk eder. Kızın babası zengin olduğu için çok çeyiz ve mal verir. Bu arada da Allah için cihad etmesi için damadına 10 tane at verir. Abdullah bin Mübarek’in rüyasında denilir ki:
    "Sen bizim rızamız için o yaşlı kadını boşadın. Bizde sana daha genç bir kız verdik. Bizim için misafirlerine bir tane at ikram ettin. Biz de sana 10 tane at verdik. Allah bire on olarak mükafat verir. Allah kimsenin yaptığını boşa çevirmez."

    Değerli okuyucular; Dünyada yapılan iyiliklerin sadece dünyadaki karşılığı bire ondur ve bu en az olanıdır. Rabbimiz bire yüz, ikiyüz, yediyüz, yedibin mükafat da vermektedir. Ahirette verilecek bu kat kat mükafata göre, dünyada verilenler kıyas bile edilemeyecek kadar değersizdir.
     



  2. CAN Well-Known Member

    Allah Rızası

    Cüneyd-i Bağdadı, birisi ona gelir sorar:

    • İhlâsı kimden öğrendiniz?
    • Mekke-i Mükerreme'de harçlıksız kalmıştım. Basra'dan para bekliyordum ama gelmemişti. Saçım sakalım çok uzamıştı. Bir berbere girdim.

    • Peşin peşin söyliyeyim param yok, dedim,

    • Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin? Berber o anda mevki sahibi birini traş etmekteydi. Onu bırakıp bana başladı. Adam itiraz etti Berber:

    • Kusura bakmayınız efendim. Sizi ücreti mukabilinde traş ediyorum. Ama bu genç Allah rızası için istedi, dedi. Berber dahasını da yaptı, bana harçlık verdi. Aradan birkaç gün geçti, beklediğim para geldi. Ona bir kese altın götürdüm.

    • Asla alamam İnan Allah'ın rızası daha değerli, dedi.
     
  3. CAN Well-Known Member

    Allah Rızası

    Vakti zamanında odunculukla geçinen, çalış kan, dürüst, dindar bir adam vardı. O zamanda yaşayan bazı insanlar, yakın bir çevrede bulunan ve nadir yetişen bir ağaca kutsallık izafe etmişlerdi. Adaklarını, dileklerini o ağaç aracılığıyla yapıyorlardı. Bu oduncu, anılan ağacı şirk (Allah’a ortak koşma) sebebi olarak görüyordu ve bunun için kesmeye karar verdi. O zamana kadar kimse buna cesaret edememişti. Oduncu bir gün baltasını aldı ve verdiği kararı uygulamak üzere yola koyuldu. Yolda karşısına acayip görünüşlü, insana güven vermeyen biri çıktı. Oduncu “sen kimsin?” diye sordu, o da “Ben şeytanım” diye cevap verdi. Oduncu “Vay alçak vay hain demek insanları yoldan çıkaran sensin, şimdi seni geberteyim” diye söylenip üstüne çullandı. Bir anda şeytanı altına alıp boğazına abandı “Demek ki insanları kandırıp o ağacı kutsallaştıran da sensin alçak herif” dedi. Şeytan, “Boşuna uğraşma, çabalama, beni öldüremezsin, çünkü Allah tarafından kıyamete kadar insanları saptırmak için bana mühlet verildi. Sen o ağacı kesmekten vazgeç sana bir öneride bulunacağım” diye karşılık verdi. Oduncu “Kabule şayan ne önerin olabilir muzır herif?” diye çıkıştı. Şeytan şu öneride bulundu:

    • Sen o ağacı kesmekten vazgeçersen sana her sabah bir altın getirir yastığının altına koyarım. Böylece seni geçindirmeye bile yetmeyen odunculuktan kurtulmuş olursun.

    Oduncu biraz yumuşar gibi oldu ve sordu:

    • Peki vadettiğin bir altını getirmezsen ne olacak?

    • O zaman bana dilediğini yap.

    Oduncu öneriyi, kabul etti, ağacı kesmeden geri döndü. O gece yattı. Sabah olunca yastığının altına baktı ve gerçekten bir altın konmuştu. Buna çok memnun oldu. Merakla ertesi günü bekledi. Ertesi gün oldu ama yastığının altına para konmamıştı. Belki başka bir yere koymuştur diye her yanı alt üst etti yine altın çıkmadı. Buna çok içerleyen oduncu hemen bıçağını baltasını alıp şeytanı bulup öldürmek üzere yollandı. Aynı yerde şeytanla yine karşılaştılar. Oduncu şeytanı görür görmez hemen üzerine atıldı. Ama önceki nin tersine şeytan kendisini bir un çuvalı gibi savurdu. Adam kalktı, şeytanın üzerine yeni bir hamle yaptı. Ama elini bile süremedi. Artık insiyatif şeytana geçmişti. Şöyle dedi:

    • Boşuna uğraşma arkadaş, sen geçen sefer beni neredeyse haklıyordun, çünkü o zaman Allah rızası için yola çıkmıştın. Şimdi ise bana kızgınlığın kendi nefsin için. Bundan dolayı artık bana gücünü geçiremezsin, aksine sen mağlup olursun.
     
  4. CAN Well-Known Member

    Allah Rızası için yapılan iş

    İbn Ömer Radıyallahu Anh'ın anlattığına göre; Vaktiyle üç arkadaş yolcuğa çıkmışlardı. Yolda giderken yağmura tutulunca, dağın bir mağarasına sığındılar. Onlar içerideyken dağdan yuvarlanıp inen bir kaya o mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine birbirleriyle şöyle konuştular:
    • Dışarıdaki ayak izlerimiz silindi ve dünya ile bağlantımız kesildi. Tek dayanağımız daha önce işlediğimiz iyi amellerimiz kaldı. Allah için yaptığımız amellerimizle Allah'a dua edelim de, belki bizi bu belâdan kurtarır. Bunun üzerine içlerinden biri:
    • Ey Rabbim! Benim çok yaşlı annem, babam ve bir de küçücük çocuklarım vardı. Onlara ben bakardım. Otlaktan koyunlarımla döndüğümde, koyunları sağar ve çocuklarımdan önce anne ve babama süt içirir, onları beslerdim. Bir gün geç kaldım, karanlık bastıktan sonra ancak gelebildim. Annem ve babamı uyumuş olarak buldum. Yine her zamanki gibi, koyunlarımı sağdım ve çocuklarım açlıktan bağrıştıkları hâlde ebeveynimden önce onlara süt içirmeyi münasip bulmadım. Anne ve babamı da uyandırmaya kıyamadığım için, sabaha kadar başları ucunda, hazır vaziyette ayakta bekledim. Eğer bu amelim senin indinde kabul olunup rızanı kazanmışsa, göğü görecek kadar olsun önümüzü açıver yâ Rabbi!" dedi. Allahu Teâlâ da kayayı biraz kaldırmak sûretiyle bir miktar açtı ve gökyüzünü gördüler.

    İkincisi:
    • Ey Allah'ım! Senin de bildiğin gibi amcamın bir kızı vardı. Onu, bir erkek kadını nasıl severse öyle aşırı bir sevgi ile seviyordum. Fakat o başkası ile evlendi ve çocukları oldu. Daha sonra geçim sıkıntısı çekmeye başladı. Çocuklarını geçindiremediği için bana başvurup kendisine yardım etmemi istedi. Ben de kendisini bana teslim etmedikçe ona yardım etmeyeceğimi söyledim. Ardından bir daha, bir daha kapıma gelip yalvardı. Ben yine kendisiyle yatağa girmedikçe yardım etmeyeceğimi söyledim. Nihayet o buna mecbur kaldı ve teklifimi kabul ettiğini söyledi. Bunun üzerine onunla yatağa girip gayrimeşru münasebette bulunmak üzere idim ki, bana:
    • Ey Allah'ın kulu! Bu iş ancak nikâhlı eşler arasında helâl olur. Allah'tan kork ve bu işten vazgeç! dedi. O bu sözleri söyleyince derhal kendimi toparlayıp bu işten vazgeçtim. Ardından onların ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayacak şekilde yardım edip gönderdim. Allah'ım! Eğer bunu senin rızan için yaptıysam, şu mağaranın ağzını biraz daha aç, dedi. Adamın bu duası üzerine Allahu Teâlâ da kapıyı biraz daha açtı. Üçüncüsü ise şöyle dedi:
    • Ey Rabbim, ben iki ölçek buğday gündelikle işçi çalıştırıyordum. Bir gün öğle vakti bir işçi geldi ve akşama kadar diğer işçilerin gün boyunca yaptıkları kadar iş yaptı. Ben de ona tam gün yevmiye vermek istedim. Bu durum karşısında diğer işçiler itiraz ettiler. O işçi de kızıp ücretini almadan çekip gitti. Ben de o adamın hakkı olan iki ölçek buğdayı toprağa ekmeye devam ettim ve çobanları ile birlikte bir inek sürüsü temin edinceye kadar işlettim. Bir gün o adam gelip benden kalan ücretini istedi. Ben kendisine:
    • Çobanları ile birlikte şu sürü senin, dedim. Ey Allah'ım! Eğer bunu senin rızan için yaptıysam, kalan kısmı da aç! diye dua etti. Dua biter bitmez mağaranın ağzını kapatan kaya tamamen açıldı. Adamlar çıktılar ve yollarına devam ettiler.
     

Sayfayı Paylaş