“Allah gökte” demek küfürdür

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 11 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    “Allah gökte” demek küfürdür

    Sual: Hıristiyanlar da Vehhabiler gibi tanrı gökte diyorlar. Bu inanç İncillerde var mıdır?

    CEVAP

    Hz. İsa’nın, göğe çıkıp, Allah’ın sağına oturduğu ve Allahü teâlânın gökte olduğu inancı Hıristiyanlığa sonradan sokulmuştur. Hıristiyan İngilizler tarafından kurulan Vehhabi inanışına göre de tanrı gökte, Hz. Muhammed de sağ tarafında oturmaktadır. Kitabül-Arş isimli Vehhabi kitabında, “Allah Arş’ın üzerinde oturur, yanında Resulullaha da yer bırakır” deniyor. Hıristiyanlıkla Vehhabiliğin bu konuda da birbirine benzemesi tesadüf değildir. Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsi “Allah mekandan münezzeh” buyuruyor.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    Allahü teâlâ, zamanlı, mekanlı, cihetli değildir. Bir yerde, bir tarafta değildir. Zamanları, yerleri, yönleri O yaratmıştır. Cahiller, Onu Arş’ın üstünde veya yukarıda gökte sanır. Arşı da, yukarısını da, aşağısını da O yaratmıştır. Sonradan yaratılan bir şey, kadim [ezeli] olana yer olamaz. Allah, madde, cisim ve hâl değildir. Benzeri, ortağı, zıddı yoktur. Bildiğimiz, düşünebileceğimiz şeyler gibi değildir. Nasıl olduğu anlaşılamaz, düşünülemez. Hatıra gelen her şey yanlıştır. O kâinatın ne içinde, ne de dışındadır. İçinde, dışında olmak, var olan iki şey arasında düşünülür. Halbuki kâinat, hayal mertebesinde yaratılmıştır. Hayal mertebesindeki âlemin devamlı var görünmesi, Allah’ın kudreti ile oluyor.

    Bir filmdeki cansız resimler, aynen canlı gibi hareket etmektedir. Bir kimse hayal kursa, hayalinde çeşitli işler yapsa, (Bu kimse, hayalinin içindedir, dışındadır) denemez. Çünkü hayal gerçek değildir. Rüya da hayale benzer. Rüya gören kimse, rüyasının ne sağındadır, ne solundadır. Rüyasında gözsüz görür, kulaksız işitir, dilsiz konuşur, yer, içer, hatta rüyasında rüya bile görür. Allahü teâlânın kudreti ile hep devam etse, insan rüyayı gerçek bilir, rüyadan başka hayat yok zanneder. Bu dünya hayatı da bir rüyadan ibarettir. Demek ki; kâinat hayal mertebesinde yaratıldığı için bize var gibi görünmektedir. Ezeli ve ebedi var olan yalnız Allahü teâlâdır. O halde, Allah, hayal olan bu kâinatın içinde, dışında denemez.

    Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:

    Allah, yukarıda, aşağıda, yanda değildir. Her varlık, Arş’ın altındadır. Arş ise, Onun kudreti, kuvveti altındadır. O, Arş’ın üstündedir. Fakat bu, Arş Onu taşıyor demek değildir. Arş, Onun lütfu ve kudreti ile vardır. O, ezelde, sonsuz öncelerde nasıl ise, şimdi hep öyledir. Arş’ı yaratmadan önce nasıl idi ise, ebedi sonsuz geleceklerde de, hep öyledir. Onda değişiklik olmaz.

    İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:

    (Allahü teâlâ, mekandan münezzehtir. Ehl-i bâtıl, istiva, vech, yed gibi kelimeleri tevil etmedikleri için sapıtmışlardır. Allah’ın, Arşı istiva etmesi, Arşı hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti” demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Bu sapıklıklarına da “Selefin yolu” diyerek selef-i salihine, [Eshaba ve Tabiine] iftira ediyorlar. Yedullahtaki yed kelimesini el gibi düşünmemeli. Mesela “Falanca şehir, filanca valinin elinde” denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. İstiva, vech gibi kelimeler böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]

    Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri de buyuruyor ki:

    Allahü teâlâ, zamanlı ve mekanlı olmadığı için, hazır ve nazırdır sözü mecazdır. Yani zamansız ve mekansız [hiçbir yerde olmayarak] hazırdır [bulunur] ve nazırdır [görür] demektir. Allahü teâlânın bütün sıfatları zamansız ve mekansız olduğu gibi, hazır ve nazır olması da, zaman ile ve mekan ile değildir.

    Müteşabih âyet ve hadisler

    Kur’an-ı kerimde manası açık olan âyetlere Muhkem âyetler, manası açık olmayan, tefsire, izaha muhtaç olanlara Müteşabih âyetler adı verilir. Müteşabih olanlara açık manalarını vermek akla ve dine uygun olmazsa, uygun mana vermek, yani tevil etmek gerekir. Açık manalarını vermek günah olur. Âyetler gibi hadis-i şerifler de, muhkem ve müteşabih diye ikiye ayrılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

    (Kur’anda yedi şey bildirilir: Yasak, emir, helal, haram, muhkem, müteşabih ve misaller. Helali helal, haramı haram bilin, emredilenleri yapın! Yasak edilenlerden sakının! Misal ve hikaye olanlardan ibret alın! Muhkem olanlara uyun! Müteşabih olanlara inanın!) [Hakim]

    (Gece seher vakti, Allahü teâlâ dünya semasına iner), (Resulullah, Allah gökte diyen cariyeyi tasdik etmiştir) hadis-i şerifleri müteşabihtir. Mücessime ve Müşebbih fırkaları, (Allah cisim gibidir. Arş üzerinde oturur, iner, yürür) gibi şeylere inandıkları için kâfirdir. (Tatarhaniye, Milel ve Nihal)

    [Mısır, Şam, Kudüs kadılıkları da yapmış olan Şafii fıkıh ve hadis âlimlerinden Muhammed ibni Cemaanin (Erreddü-alel-müşebbihi fi-kavlihi teâlâ Errahmanü alel Arş-isteva) kitabı bu konuda çok güzeldir.]

    Mevlana Halid Bağdadi hazretleri buyuruyor ki:

    Allahü teâlânın yönü, karşıda bulunması yoktur, madde, cisim değildir. Sayılı değildir. Ölçülmez. Onda değişiklik olmaz. Mekanlı değildir. Bir yerde değildir. Zamanlı değildir. Öncesi, sonrası, önü arkası, altı üstü, sağı solu yoktur. Bunun için, insan düşüncesi, insan bilgisi, insan aklı, Onun hiçbir şeyini anlayamaz. Onun nasıl görüleceğini de kavrayamaz. El, ayak, yön, yer ve bunlar gibi, Allah için caiz olmayan kelimelerin, âyet ve hadislerde bulunması, bizim anladığımız ve bildiğimiz, bugün kullanılan manalarda değildir. Böyle âyet ve hadislere Müteşabihat denir. Bunlar, kısa veya uzun olarak, tevil olunur. Yani, Allah’a yakışacak başka mana verilir. Mesela, (Allah’ın eli, onların ellerinin üstündedir) ve (Arş’ın üzerine istiva eden Allah, nerede olursanız olun, sizinle beraberdir) mealindeki âyetler için, burada ne murat edilmişse, öylece inandım demeli. Allah’ın ilmi, bizim ilmimize, benzemez. Onun eli de, elimiz gibi değildir, istivası da bizim istivamıza benzemez, beraber olması bizim beraber olmamıza benzemez demelidir. (İtikadname)

    Selefiyeciler, bu âyetin beraber olma kısmını tevil ediyorlar da, istiva kısmını tevil etmiyorlar. Tevil etmeyince ikincisindeki tuhaflığı görüyorlar da, birincisindekini göremiyorlar. Birçok âyette, (Onlar kördür) buyuruluyor. Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler Kureyş lügatı ve lehçesi iledir. Kelimelere, 1400 yıl önce, Hicaz’da kullanılan manaları vermek gerekir. Zamanla değişip, bugün kullanılan manaları vermek yanlış olur.

    Zıllullah için, Allah’ın gölgesi diyorlar. Âlimler, zıl [gölge] kelimesine himaye, koruma gibi manalar vermiştir. Mesela, (Ali, Veli’nin gölgesinde geçiniyor) denince, Ali’nin Veli’nin himayesinde olduğu anlaşılır.

    (Allah, gölgesinden [himayesinden] başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamette, yedi sınıf insanı kendi gölgesinde gölgelendirir.) [Buhari]

    (Sultan, yeryüzünde Allah’ın gölgesidir.) [Taberani] mealindeki hadislerde geçen gölge himaye demektir. Sultan, Allah’ın gölgesidir demek, (Sultan Allah’ın emirlerini uygulamak yetkisine sahip) demektir. (Din, kılıçların gölgesi altındadır) hadis-i şerifi ise, (Din, devletin himayesi ile yayılır) demektir. Nasıl ki, Beytullah [Allah’ın evi] kelimesini, hâşâ Allah’ın barındığı ev olarak anlamıyorsak, gölge, el, yüz, istiva gibi kelimeleri de böyle anlamak gerekir.


    Yanlış düşünenlere cevaplar

    İbni Teymiyeci diyor ki: İbni Kayyım en-Nuniyye şiirinde Allah Arş’a oturdu diye açıklıyor.

    CEVAP

    İbni Kayyım, İbni Teymiye’nin talebesidir. Onun açıklaması ölçü olamaz. Çünkü hocasının mücessimeden olduğunu Ehl-i sünnet âlimleri bildiriyor. Dört mezhep imamı ne demiş? İmam-ı Gazali ve İmam-ı Rabbani ne demiş? Bunlar önemli. Hepsi de Allah mekandan münezzeh diyor. Bunu yukarıdaki yazımızda açıklamıştık.

    İbni Teymiyeci diyor ki: “Ehl-i sünnet vel cemaate göre yüce Allah’ın kendi zatı hakkında haber verdiği şekilde Arş’ı, üzerinde yüce zatının bildiği bir keyfiyet ile yarattıklarından ayrı olmak üzere istiva etmiştir. Nitekim imam Malik ve başkaları da, istiva haktır, ancak keyfiyeti meçhuldür (nasıllığı bilinemez.) Ehl-i sünnet vel cemaat, Onun Arş’ın üzerinde oluşu herhangi bir mahlukun, bir başka mahlukun üzerinde oluşu gibidir, demiyor. Burada ve Allah’ın diğer sıfatlarında da uydukları kaide şudur: Onun benzeri hiçbir şey yoktur ve o her şeyi işitendir, görendir. (Şura 11)”

    CEVAP

    Şu açıklaması bile, kendini tezata düşürüyor. Madem Allahü teâlâ insanlara hiç benzemiyor, onun benzeri yoktur. O halde nasıl Allah Arş’ta oturuyor denebilir? İstiva, insanların oturması gibi nasıl kabul edilebilir. Kendisi de itiraf ediyor ki, Ehl-i sünnet âlimleri, istiva haktır, keyfiyeti meçhuldür, yani nasıl olduğu bilinmez dedi. Peki meçhul olan, bilinmeyen şey hakkında nasıl kesin konuşulabilir? İbni Teymiye, bu meçhulleri bilinmeyenleri kesin olarak söylüyor, Allah oturur, yürür, iner çıkar diyerek mücessime fırkasından olduğunu gizlememiştir. Bunun için Ehl-i sünnet âlimleri ona kâfir demiştir. Yed=el kelimesi de, istiva kelimesi gibidir. Yed var ama keyfiyeti meçhuldür. İmam-ı Gazali hazretleri bunu şöyle açıklıyor:

    (Allahü teâlâ, mekandan münezzehtir. İstiva demek, Arş’a hükümran olması, Arş’ı hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti” demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Yedullahtaki yed kelimesini el gibi düşünmemelidir. Mesela “Falanca şehir, filanca valinin elinde” denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. İstiva, vech gibi kelimeler böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]

    İbni Teymiyeci, Bektaşinin yaptığı gibi, Hadid suresinin dördüncü âyetinin yarısını almış, Nerede olsanız, O sizinle beraberdir kısmını gizleyerek şöyle yazmıştır:

    (O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arş’a istiva edendir.) [Hadid 4]

    Halbuki âyet tam olarak Vehhabi mealine göre şöyledir:

    (O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istiva edendir. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.) [Hadid 4]

    Diyanetin mealinde ise, (Arş’a istiva eden) yerine (Arş’a hükmeden) denmiş. Doğrusu da budur. Vehhabi meali de yanlış değildir. Ama istivayı, Arş’ta oturuyor gibi tevil etmek yanlıştır. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir kısmı da tevil edilmezse, hâşâ Allah her yerde herkesle beraber anlaşılır. Ehl-i sünnet âlimleri Allah mekandan münezzeh diye açıklamışlardır. İbni Teymiyeci de, âyetin bu kısmını, tevil ediyor da, ilk kısmını tevil etmiyor. Halbuki âyet müteşabihtir, tevili gerekir.


    İbni Teymiyeci âyetleri değiştiriyor
    Denize düşen, yılana sarılır. İbni Teymiyeci de yalana sarılıyor. Bir âyeti şöyle değiştirmiş: (Allah semadan bütün dünya işlerini idare eder.) [Secde 5]

    CEVAP

    Vehhabi meali bile şöyle diyor: (Allah, gökten yere kadar her işi yönetir.) [Secde 5]

    İbni Teymiyeci, gökten yere kadar olanları idare etmeyi, gökten idare diye değiştiriyor. Bir âyeti de şöyle değiştirmiş: (Üstlerindeki Rablerinden korkarlar.) [Nahl 50]

    Halbuki Diyanet’in mealinde şöyle deniyor:

    (Fevklerinde olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.) [Nahl 50]

    Rablerinden korkan kim? Âyette geçen fevk ne demek? Fevk, rütbesi üstün demektir. Peygamberler insanların fevkindedir. Allah ise peygamberlerin de, meleklerin de fevkindedir. H. Basri Çantay, (Kahir ve hakim olan Rablerinden korkarlar) diyor. Muteber tefsirlerde ise şöyle deniyor: Kendi güçlerinin üstünde olan Rablerinin gücünden korkarlar; çünkü helak edici azap gökten iner. Melekler, yeryüzünden yukarıda olmalarına rağmen korktuklarına göre yerdekilerin daha önce korkması lazım gelir. Burada meleklerin olduğunun delili, âyetteki (emrolundukları şeyleri yaparlar) ifadesidir. Meleklerin hepsi emre uyar, insanların hepsi emrolunana uymazlar. (Kurtubi)
     



  2. Ehli_Hadis New Member

    ﴿ الرَّحْمنُ عَلََى العَرْشِ اسْتَوَى ﴾

    Rahman arş üzerinde istiva etmiştir’ (Tâhâ, 20/5)

    ﴿ أَأَمِنتُمْ مَنْ فِي السَّمَاءِ... ﴾

    ‘Gökte olandan emin mi oldunuz…’ (Mülk, 67/16)

    ( أَلاَ تَأمنُوني وأَنا أَمينُ مَنْ في السَّماءِ؟ )

    Nebî s a v ’in: ‘Bana güvenmiyor musunuz? Hâlbuki ben semadakinin eminiyim. Bunu Buhârî ve Muslim rivayet etmişlerdir. Buhârî, (4351) ve Müslim, (1064).

    ( فآتى باب الجنة فيفتح لى فآتى ربى  هو على كرسيه أو سريره فأخر ساجدا. )

    ‘Cennetin kapısına götürülürüm ve bana kapı açılır. Rabbim c.c kürsüsü veya divanı üzerinde gelir ve ben secdeye kapanırım.’

    Ebû Ahmed el-Assal, el-Ma‘rife adlı eserinde kuvvetli bir isnad ile Enes ’dan rivayet etmiştir. Bkz. Zehebî, el-‘Uluv, (sy. 36).

    ﴿ تَعْرُجُ الْمَلاَئِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ. ﴾

    ‘Melekler ve Rûh, ona, süresi elli bin yıl olan bir günde yükselirler.’ (Me‘âric, 70/4)

    ﴿ إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ ﴾

    ‘Güzel sözler O’na çıkar.’ (Fâtır, 35/10).

    1-Enes ra rivayet ettiği Hadiste şöyle buyrulmaktadır : Cahş kızı Zeyneb,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,in diğer hanımlarına karşı övünerek şöyle derdi :

    Sizi (Peygamber efendimizle) akrabalarınız evlendirdi.Ama beni yedi kat semanın üstünden Allah evlendirdi.

    (*)-Bu sahih bir hadis olup bunu Buhari tevhid bölümünde rivayet etmiştir.

    2-Sa,d b.Ebi Vakkas,ın rivayet ettiği hadis te :Buna göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Sa,d Muaz,a şöyle demiştir.

    Sen onların arasında yedi semanın üstünde el-Melik olan Allah,ın hükmü ile hüküm verdin.(*)

    (*)-Hadisi Beyhaki el-Esma ve,s-Sıfat (s.420 de rivayet etmiş olup senedi hasendir.Bu hadisin aslı Buhari ve Müslim,in Sahih,lerinde Ebu Said el-Hudri,nin rivayeti olarak muhtasar bir şekilde zikredilmiştir.

    3-Mücahid,den dedi ki : İbn Abbas,a : Bir takım kimseler kader hakkında ileri geri konuşuyorlar denilince,şöyle dedi : Bunlar kitabı yalanlıyorlar.Eğer onlardan birisini saçlarından yakalayacak olursam onun perçemini yolarım .Şüphesiz Allah,hiçbir varlığı yaratmadan önce Arşı üzerinde idi.Sonra yaratıkları yarattı ve kıyamet gününe kadar ne olacaksa hepsini yazdı.İşte insanlar da takdir edilip bitirilmiş bir işe uygun olarak haraket etmektedirler (*)

    (*)-Hadisin senedi Sahih tir. El-Acurri bu hadisi eş-Şeri,a adlı eserinde (s.293) el-Lalekai es-Sünne (I,91/b) de İbn Kudame de el-Uluv adlı eserinde (169/a) de tahric etmiş bulunmaktadır.

    4-Selman el-Farisi den dedi ki Rasülullah sallallahu aleyhi ce sellem şöyle buyurdu :

    Şüphesiz Rabbinizin hayası pek çok ve O pek kerimdir.Kulu kendisine dua etmek üzere ellerini kaldırdığı takdirde onları içlerinde hiçbir şey olmaksızın bomboş geri çevirmekten haya eder (*)

    (*)-Hadis sahih tir.Mişkatu,l-Mesabih (2244) Sahıhu Ebnu Davud (133) ve et-Terğib,de (II,273)

    5-Katade b.en-Numan,ın rivayet ettiği hadise göre o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,i şöyle buyururken dinlemiştir :

    Allah mahlukatı yaratmayı bitirdikten sonra Arşı üzerine istiva etti (*)

    (*)-Ravileri sika olup hadisi Ebu Bekir el-Hallal,es-Sünne adlı eserinde rivayet etmiştir.Hadisin senedi Buhari,nin şartına göre sahih tir.

    6-Sabit el-Bunani,den dedi ki Davud aleyhisselam namazı uzun kılar,sonra rükü yapar,sonra başını semaya kaldırıp arkasından şöyle dua ederdi :

    Ey semayı imar eden,başımı kölelerin rablerine (efendilerine) baktığı gibi sana doğru kaldırıyorumiey semanın sakini (*)

    (*)-Hadisin senedi sahih tir.Bu hadisi el-Lalekai es-Sünne de (I,92/b) rivayet etmiş İbn Kudame el-Makdisi de ondan naklen İsbatu Sıfati,l-Uluvv lillahi Teala adlı cüzünde (162/b) de nakletmiştir.Musannıfımızın da bu hadisi onun yoluyla nakletmiş bulunmaktadır.Hadisin senedinde asıl nüshada (Muhtasar,ın metninde )bazı kelimler düşmüştür)Bunları İbn Kudame,nin eserinden telafi edilir.Müellif bu hadisin Sabit el-Bunani den gelen rivayet yoluyla,el-Erba,in adlı eserinde sahih olduğunu (178/a) belirtmiştir.(Muhtasar el-Uluvv li,l-Aliyyi,l-Azim )

    7-İbn Abbas,tan dedi ki : Kürsi iki ayağın konulduğu yerdir.Arşın miktarını ise hiç kimse takdir edemez .(*)

    (*)-Bunun Ravileri sikadır.Sahih,mevkuf bir rivayettir.Bunu İbn Huzeyme et-Tevhid adlı eserinde (s.71-72) Darimi er-Reddu ale,l-Merisi adlı eserinde (s.71-73-74) Ebu Cafer b.Ebi Şeybe el-Arş adlı eserinde (114/b) Abdullah Ahmed,es-Sünne (s71) de Süfyan,dan,o Ammar ed-Duhni,den o Müslim el-Batin,den,o Said b.Cübeyr,den o ondan (İbn Abbas,tan) diye rivayet etmiştir.Bu sahih bir sened olup bütün ravileride sikadır.Bu hususta Yusuf b.Ebu İshak da Ammar ed-Duhni,den diye ona mutabaat etmiş olup bunu da Ebu,ş-Şeyh el-Azame,de (33/a) rivayet etmiş olduğu gibi yine onun eserinde (36/2) de Ebu Zerr,in rivayet ettiği merfu bir hadis olarak şahidi de bulunmaktadır.

    8-İbn Mes,ud r a rivayet ettiği hadis Dedi ki : Arş suyun üstünde Allah da Arşın üstündedir.Amellerinizden hiçbir şey O,na gizli kalmaz (*)

    Nu hadisi es-Sünne adlı eserinde İmam Ahmed,in oğlu Abdullah ,Ebu Bekir b.el-Munzir,Ebu Ahmed el-Assal,Ebu Kasım et-Taberani,Ebu Şeyh,Ebu,l-Kasım el-Lalekai,Ebu Ömer et-Talemenki ve Ebu Bekr el-Beyhaki Ebu Ömer b.Abdulberr telif ettikleri eserlerinde rivayet etmişlerdir(*)

    (*)-Hadisin senedi Sahih tir.el-Esma ve,s-Sıfat (s.401) de yine İbn Huzeyme (s.70) Darimi (s.105) Ebu,ş-Şeyh el-Azame )vr.34/b) Lalekai.Şerhu Usüli İ,tikadi Ehl,s-Sünne (I/91/B) Süneyd b.Davud sahih bir senetle rivayet etmişlerdir.

    9-Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,in ashabından bir takım kimseler Yüce Allah,ın Sonra semaya istiva etti :buyruğu hakkında şöyle dedikleri nakledilmiştir :

    Şüphesiz Yüce Allah,ın Arşı su üstünde idi.Sudan önce hiçbir şey yaratmamıştı.Diğer mahlukatı yaratmak isteyince,sudan bir duman çıkarttı.O duman yükseldi.Sonra suyu kuruttu ve onu arz yaptı.Daha sonra arzı ayırdı.onu yedi arz haline getirdi ve nihayet şunları söyledi.Aziz ve Celil olan Allah yaratmayı istediği şeyleri yaratıp bitirince Arş,ın üzerine istiva etti (*)

    (*)-Bunu İbn Cerir et-Taberi Tefsir,inde ve Beyhaki es-Sıfat,ta rivayet etmiştir.Senedi ceyyiddir.Beyhaki (s.379-380) de yer almaktadır.İbn Huzeyme de aynı şekilde (s.243) de rivayet etmiştir.
     
  3. Ehli_Hadis New Member

    ☼ ULUV MESELESİ VE SIFATLAR HAKKINDA ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ CEHM,İN ONUN GÖRÜŞÜNÜN ORTAYA ÇIKTIĞI SIRALARDA İMAMLARIN SÖYLEDİKLERİ ☼

    Yaşadığı Dönemde Şam Diyarının Alimi Ebu Amr Abdurrahman b.Amr el.Evza,i (157)

    Ebu Abdillah el-Hakim el-Evza,i den şöyle dediğini rivayet etmektedir.Bizler-ki tabiunun çokça bulunduğu bir zaman idi-şöyle derdik.Şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah Arşının üstündedir,Biz sünnette O,nun sıfatlarına dair gelmiş buyruklara da iman ederiz.(*)

    (*)-(SENEDİ SAHİHTİR)-el-Beyhaki bunu el-Esma ve,s-Sıfat (s.408) de rivayet etmiştir. Ravileri imam ve sika kimselerdir.

    Horasan Alimi Mukatil b.Hayyan (…150 den önce)

    Abdullah b.Ahmed b.Hanbel es-Sünne adlı eserinde babasından rivayet etmektedir.O Nuh b.Meymun,dan o Bukeyr b.Maruf,tan o Mukatil b.Hayyan,dan Yüce Allah,ın:Üç kişi fısıldaşmayıversin.Muhakkak O,onların dördüncüleridir.(Mücadele 58/7)buyruğu hakkında şunları söylemiştir.O Arşı üzerindedir,ilmi onlarla birliktedir.(*)

    (*)-(SENEDİ HASENDİR)-Bu es-Sünne )s.71) de yer almaktadır.Ebu Davud,da bunu aynı şekilde el-Mesail adlı eserinde (s.263) İmam Ahmed,den el-Lelekai (1,92/b) de Beyhaki (s.430-431) de kaydetmektedir.Beyhaki bir başka rivayetinde bunu Mukatil b.Hayyan,dan o ed-Dahhak,tan diye böylece rivayet etmiş bulunmaktadır.Bu aynı zamanda el-Acurri,nin de (s.289) rivayetidir.

    Şeyhu,l-İslam Ahmed b.Hanbel (164/241)

    Ebu Bekr el-Hallal,ın hocası Yusuf b.Musa el-Kattan dedi ki Ebu Abdullah,a Allah yedinci semanın üstünde Arşı üzerinde yarattıklarından ayrı ama kudreti ve ilmi ile her yerdedir öyle mi diye sorulunca o şu cevabı verdi Evet o Arşı üzerindedir ve hiçbir şey onun ilminin dışında değildir.

    (SENEDİ SAHİHTİR) Bunu el-Hallal rivayet etmiştir.Burada sözü edilen el-Kattan Buhari,nin hocalarından sika birisidir.(253) yılında vefat etmiştir.Bunu da ondan Hallal dinlemiştir.

    Horasan,ın Şeyhi Kuteybe b.Said (150-240)

    Ebu Ahmed el-Hakim ve müfessir Ebu Bekr en-Nekkaş-ki lafız ona aittir-dedi ki:Bize Ebu,l-Abbas es-Serrac tahdis edip dedi ki Kuteybe b.Said,i şöyle derken dinledim Bu İslam sünnet ve,l cemaat arasında imam olan kimselerin kabul ettikleri kanaattir.

    Biz Rabbimizi yedinci semada Arşının üzerinde biliriz.Nitekim Allah Celle Celaluhu :. اَلرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى Rahman Arşa istiva etmiştir : (Taha 20/5)
    Musa b.Harun da aynı şekilde Kuteybe,den şöyle dediğini nakletmektedir:Biz Rabbimizi yedinci semada Arşı üzerinde biliriz.

    İşte Kuteybe hem imam hem doğru sözlü birisi olarak bu mesele üzerine icma bulunduğunu nakletmektedir.Kuteybe Malik el-Leys Hammad b.Zeyd ve büyük ilim adamları ile karşılaşmış uzun bir dönem yaşamış hadis hafızları onu kapısında kalabalıklar oluşturmuşlardır.Bir adama:Bu kış mevsimi bizde kal ben de sana beş kişiden naklen yüz bin hadis çıkartayım demiş 240 yılında vefat etmiştir.(el-Uluvv li,l-Aliyyil-Azim (s.231)

    Bağdat,ın Şeyhi Muhammed b.Mus,ab el-Abid (….228)

    Ebu,l-Hasen Muhammed b.Attar dedi ki Muhammed b.Mus,ab el-Abid,i şöyle derken dinledim Senin konuşmadığını ahirette görülmeyeceğini idda eden bir kimse Senin zatını inkar eden birisidir.Şahadet ederim ki Sen Arşın üstündedisin.Yedi semanın üstündesin.Allah,ın düşmanı zındıkların söyledikleri gibi değilsin.

    (SENEDİ SAHİHTİR) Bunu Abdullah b.Ahmed sonra da Ebu,l-Hasen ed-Darakutni rivayet etmiştir.Es Sünne (s.34)de Ayrıca Hatip Bağdadi et-Tarih (III ,280) de Darakutni yoluyla rivayet etmiştir.Daha sonra İbn Sa,d,ın şöyle dediğini rivayet etmektedir.Muhammed b.Mus,ab Ebu Cafer künyelidir.Allah,ın kitabını güzel okuyan birisi idi.Hadis de dinlemiştir ilim adamı insanlarla oturup kalkmıştır.Yüce Allah,ın izniyle sika birisidir.Bağdat,ta 228 yılında vefat etmiştir:Bu ise Muhammed b.Mus,ab el-Karkasani,den başka birisidir.Muhammed b.el-Attar,nın biyografisini yine el-Hatip (III,203-204) de kaydetmiş ve Abdullah b.Ahmed,den onun hakkında sika birisidir dediğini rivayet etmiştir.bu sened sahih tir.

    Şeyhu,l-İslam Abdullah b.el Mübarek (118-181)

    Ali b.el-Hasen b.Şakik,den şöyle dediği sahih olarak rivayet edilmiştir.Abdullah b.el-Mubarek,e Aziz ve celil olan Rabbimizi nasıl tanırız diye sordum.Şu cevabı verdi: O yedinci semada Arşı üstündedir.Cehmiye,nin dediği gibi o işte burada yerdedir demeyiz.

    (SENEDİ SAHİHTİR) Darimi er-Reddu ale,l-Merisi,(s.24-103) er-Reddu ale,l-Cehmiyye (s.50) Abdullah b.Ahmed (s.7-25-35-72) de çeşitli yollardan İbn Şakik,ten diye rivayet etmişleridir,Zehebi el-Uluvda senedi sahih tir demektedir.Bu İbn el-Mübarek,ten ve Ahmed radıyallahu anh,den sabit sahih bir rivayettir.

    Hicret Yurdu (Medine) nin İmamı Malik (93-179)

    Abdullah b.Ahmed b.Hanbel er-Reddu ale,l-Cehmiyye,de şunu rivayet etmektedir Bana babam tahdis etti (Sonrada senedini) Abdullah b.Nafi,den diye zikrederek şunları söylediğini belirtti :

    Malik b.Enes dedi ki Allah semadadır ilmi her yerdedir.Hiç bir şey O,nun ilminin dışında değildir.

    (SENEDİ SAHİHTİR) Bunu Abdullah es-Sünne (s.5) de rivayet ettiği gibi Ebu Davud el-Mesail,de (s.263) el-Acurri (s.289) el-Lalekai (I/92/b) de rivayet etmiş olup senedi sahih tir.İmam Ahmed de el-Acurri,nin naklettiği bir rivayete göre bunu delil göstermiştir.

    El-Velid b.Müslim dedi ki el-Evza,i ye Malik b.Enes,e Sufyan es-Sevri,ye ve el-Leys b.Sa,d,a Allah,ın sıfatlarını ihtiva eden hadisler hakkında soru sordum.Hepsi bana Onları tefsir etmeksizin geldikleri gibi alınız dediler.
    Bunu bir topluluk el-Heysem b.Harice,den o el-Velid,den diye rivayet etmişlerdir.

    Malik döneminde Medinelilerin imamı es-Sevri Küfe,nin imamı el-Evza,i Dımaşk ahalisinin imamı el-Leys Mısır ahalisinin imamı idi Hepsi de Etbau,t Tabiinin büyüklerindendir Onlardan sonra Irak,ın fakihi Muhammed b.el-Hasen de bu hususta icma olduğunu nakletmektedir.

    (SENEDİ SAHİHTİR) Ravilerin hepsi sikadır.Zehebi el-Uluvv-(s.169)

    Büyük İlim Adamlarından Hafız Hammad b.Zeyd el-Basri (98-179)

    İmam Malik ile birlikte aynı yılda vefat etmiştir.

    Süleyman b.Harb dedi ki Hammad b.Zeyd,i şöyle derken dinledim Onlar bu sözleri ile semada bir ilah yoktur demek istiyorlardı Bununla Cehmiyye,yi kastetmektedir.

    Selef,in ve sünnet imamlarının hatta Ashab-ı Kiram,ın Allah,ın Rasülünün ve müminlerin söylediği Aziz ve Celil olan Allah,ın semada olduğu Allah,ın Arşı üzerinde olduğu Allah,ın semavatınnın üstünde olduğu O,nun dünya semasına indiği şeklindedir.Onların buna dair delilleri ise bu konudaki naslar ve rivayetlerdir.

    Cehmiyye,nin benimsediği kanaat ise Allah ve Tebareke ve Teala bütün mekanlardadır,şeklindedir.Yüce Allah onların söylediklerinden münezzehtir.Aksine biz nerede olursak olalım O ilmi ile bizimle beraberdir.

    (SENEDİ SAHİHTİR) Musannıf Hafız İbn Ebi Hatim er-Razi,nin rivayeti ile Kitabu,r-reddu ale,l Cehmiyye,de bunu böylece zikretmiştir.Biza babam tahdis etti bize Süleyman b.Harb bunu böylece Tahdis etti.Bunu ayrıca Abdullah b.Ahmed es-Sünne adlı eserinde (s.9-10) Süleyman dan böylece farklı iki rivayet yoluyla daha rivayet etmiştir. Senedi sahihtir.

    Müteahhir kelamcıların görüşüne gelince.Yüce Allah semada değildir.Arşın üzerinde de semavatın üstünde de arzda da? Ne alamin içindedir ne alemin dışındadır?O mahlukatından ayrıda değildir.onlara muttasıl da değildir.(ne alttadır ne üstte ne sağdadır ne de solda ne öndedir ne de arkada bu Bir alimin dediği gibi bunlar Mabudunu kaybetmişler yokluğa ibadet etmektedirler.)
    Sünnet ve eser ehli onlara derler ki:Biz bu hususlara dalmayız ve naslara uyarak sözünü ettiğiniz bu kanaatleri de söylemeyiz her ne kadar sizler iddia etseniz bile…Biz bununla birlikte sizin görüşünüzü kabul etmiyoruz.Çünkü bu olumsuz ifadeler yok olanın nitelikleridir. Allah,u Teala ise yokluk kavramından yüce ve münezzehtir.Akisine O hem vardır hem yaratıklarından ayrıdır.Kendi zatını nitelendirmiş olduğu Arşın üzerinde keyfiyeti bilinmeksizin bulunmak sıfatına sahiptir.

    Hafız Bişr b.Ömer ez-Zehrani (….207)

    Abdullah b.Şereveyh dedi ki ben İshak b.Ruhuye,yi şöyle derken dinledim Bize Bişr b.Ömer bildirip dedi ki Ben Müfessirlerden birden çok kimseyi şöyle derken dinlemişimdir.

    اَلرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى Arş,a istiva etti.Arşın üzerine yükseldi (demektir)

    (SENEDİ SAHİHTİR) Bu sika hafızlar ile müteselsilen gelen sahih bir senedir.Çünkü İshak b.Ruhuye,İmam Ahmed,in akranından meşhur sika bir hafızdır.Abdullah b.Şereveyh de aynı şekilde sika bir hafızdır.Asıl adı Abdullah.b.Muhammed b.Abdurrahman b.Şireveyh b.Esed el-Kuraşi el-Muttalibi en-Nisaburi,dir.Şerazatu-z-Zeheb (II/246) da şöyle denilmektedir.Hafızlardan birisidir.İshak b.Ruhuye,Ahmed b.Meni ve onların tabakasındaki alimlerden hadis dinlemiş pek çok eser tasnif etmiştir sika bir ravi idi.

    Ebu Cafer b.Ebu Şeybe (…297)

    Hafız Ebu Cafer Muhammed b.Osman b.Muhammed b.Ebu Şeybe el-Absi-ki dönemindeki Küfe Muhaddisi id.Onun hakkında konuşulmuştur-Arşa dair bir eser telif etmiştir.Şöyle demektedir :

    Hakledildiğine göre Cehmiyye şöyle der Allah ile mahlukatı arasında bir hicap yoktur.Onlar Arşın varlığını inkar etmiş Allah,ın üstte oluşunu kabul etmemiş ve şöyle demişlerdir.O her yerdedir.

    İlim Adamları ise .O sizinle beraberdir buyruğunu ilmi ilmi kastedilmiştir diye tefsir etmişlerdir.Diğer taraftan Allah,u Teala,nın Arşı yaratıp onun üzerine istiva ettiği hususu mütevatir olarak gelmiş bulunmaktadır.O mahlukatından ayrı,onlardan tamamıyla mütebayin (ayrı) olarak Arşın üstündedir.

    Ebu Cafer 297 yılında vefat etmiştir.Ahmed b.Yunus ve onun tabakasındakilere yetişmiştir.Bu eserin bir yazma nüshası Zahiriye Kütüphanesi,nde 297 hadis numarası ile kayıtlı bulunmaktadır.

    Zekeriya es-Saci (…307)

    Sünnete dair dört ciltlik el-İbanetü,l-Kübra adlı eserin musannıfı imam Ebu Abdillah b.Batta el-Ukberi dedi ki Bize Ebu,l-Hasen Ahmed b.Zekeriyya b.Yahya es-Saci tahdis edip dedi ki:Babam dedi ki :

    Ben kendileri ile karşılaştığımız hadis ehli olan arkadaşlarımızı islediğini gördüğüm sünnete uygun yol hakkında söylenecek sözün şu olduğunu öğrendim:Allah,u Teala Arşı üzerindedir semasındadır,mahlukatına nasıl dilerse öylece yaklaşır,Daha sonra da inanılan değer itikadi hususları sıraladı.
    Es-Saci Basra,nın şeyhi ve hafız idi .Ebu,l-Hasen-el-Eş,ari hadis ilmini ve Ehli sünnet sıfkalarının görüşlerini ondan öğrenmiştir.el-Müzeni,nin ve er-Rebi,nin yanında yolculuk yaparak her ikisinden fıkıh öğrenmiştir.İlelü,l-Hadis ve İhtilafu,l-Fukaha gibi eserleri vardır.Ebu,r-Rebi ez-Zehrani ve onun tabakasında olanlarla karşılaşmış 80 küsür yıl yaşamış ve 307 yılında vefat etmiştir.(el-Uluv (s.248)

    İmamların İmamı İbn Huzeyme (223-311)

    Hafız ebu Abdillah el-Hakim dedi ki Muhammed b.Salif b.Hani,yi şöyle derken dinledim İmamların imamı Ebu Bekr Muhammed b.İshak b.Huzeyme,yi şöyle derken dinledim

    Allah,ın yedi semasının üzerinde mahlukatından ayrı olarak Arşa istiva ettiğini kabul etmeyen bir kimse tövbe etmesi istenecek bir kafirdir.Tövbe ederse mesele yok aksi takdirde boynu vurulur ve kokuşarak kıble ehline ve zimmet ehline eziyet vermemesi için de bir çöplüğe atılır.

    (SENEDİ SAHİHTİR) Bunu el-Haravi de Zemmu-l-Kelam (VI.124/b) de bir başka yoldan İbn Hani,den diye rivayet etmiştir.o sika birisidir.

    Arap Dili İmamı Sa,leb ….(/291)

    Hafız Ebu,l-Kasım el-Lalekai es-Sünne adlı eserinde şöyle diyor : Ben Darakutni,nin kendi el yazısıyla İshak el-Kazi,den yazılı olarak şunu buldum.(*)
    Ebu,l-Abbas es-Sa,leb,i şöyle derken dinledim :

    اسْتَوَى İsteva: istiva etti –(bir şey) eğri olmasa dahi ona yöneldi demektir.Sonra semaya istiva etti Ona yöneldi demektir ama عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى isteva ale,l-Arş : Arşa istiva etti yani yükseldi demektir.

    (*) el-Kazi Bağdat kasabalarından birisi olan Kaze,ye nispettir.Adı İshak b.Ahmed b.Muhammed Ebu,l-Hüseyn,dir el-Hatib (IV.440) da onun biyografisini verdikten sonra şöyle demektedir.Sika birisi idi İbn Rezkaveyh bize onu zahid diye nitelemiştir.346 yılında vefat etmiştir,Ondan gelen bu rivayet el-Lalekai (I.92/a) de yer almaktadır.

    Fakif Ebu Cafer et-Tirmizi Adı Muhammed b.Ahmed.bNasr,dır Sika ve fazilet sahibi birisidir.Şafi,i meshebine mensuptur.(201/295)

    Mansur b.Muhammed b.Mansur el-Kazzaz dedi ki Ebu Hafs b.Şahin,in babası Ebu,t-Tayyib Ahmed,i şöyle derken dinledim :

    Ebu Cafer et-Tirmizi,nin yanında idim Birisi ona Rab Teala,nın nüzülü hadisi ile ilgili olarak O nun üstünde bir yükseklik kaldığı halde nüzül nasıl olur şeklinde bir soru sorunca şu cevabı verdi :

    Nüzül akıl ile bilinen bir şeydir.Keyfiyeti ise bilinemez ona iman etmek vacibtir ona dair soru sormak da bid,attir.

    Bağdat,ın kendi zamanındaki fakihi ve alimi doğru söylemiştir.Çünkü nüzülün mahiyeti hakkında soru sormak gereksiz bir külfete girmektir.Zira soru ancak dilde bilinmeyen bir kelime hakkında olur.Aksi takdirde inmek,konuşmak,işitmek,görmek,ilim,isteva gibi ifadeler dinleyen için açık seçik ifadelerdir.Hiçbir benzeri bulunmayan bunlarla nitelenecek olursa sıfat mevsufa (niteleme nitelenene) tabi olur.Bunun keyfiyeti ise insanlar tarafından bilinemez.

    (SENEDİ SAHİHTİR) Bunu musannıf Ebu Bekir el-Hatib,e ulaşan senediyle rivayet etmiştir.Ebu Bekir el-Hatib de bunu Tarih,u-Bağdad (I/365) te şöylece rivayet etmektedir.Bana el-Hasen b.Ebi Talib tahdis edip dedi ki Bize Ebuil-Hasen Mansur b.Muhammed b.Mansur el-Kazzaz bildirdi…….Bu hepsi de sika olan ravilerin yer aldığı bir senedir.Bunların biyografileri Tarüh,u-Bağdad,ta verilmiştir.el-Hasen b.Ebi Talib ise el-Hasen b.Muhammed b.el-Hasen b.Ali Ebü Muhammed el-Hallal olup 439 yılında vefat etmiştir.

    Büyük İlim Adamı Ebu Bekir ed-Dab,i (342)

    Ebu Abdillah el-Hakim dedi ki: Fakif Ebu Bekr Ahmed b.İshak ed-Dab,i en-Nisaburi dedi ki :

    Araplar kullanımda (ala) yerinde fi,yi de kullanırlar Yüce Allah (فَسِيحُوا فِى اْلاَرْضِ ) Yeryüzünde dolaşınız (Tevbe 9/2) (وَلاُصَلِّبَنَّكُمْ فِى جُذُوعِ النَّخْلِ ) Ve andolsun sizleri hurma ağaçları dallarında asacağım (Taha 20/17) diye buyurmaktadır.Burada ise ale,l-ard yerin üstünde ve ale,n-nahl hurma ağaçları üstünde demektir.Yüce Allah,ın (مَنْ فِى السَّمَآءِ ) men fi,s-sema: gökte olan buyruğu da böyledir ki bu da men ale,l-Arş:Arşın üstünde olan anlamındadır.Nitekim Rasülullah s a v,den sahih olarak gelen haberler de böyledir.el-Uluv (s.272/273)

    İmam Ebu Bekr el-Acurri (280/360)

    Hafız zahid Allah,ın Beyt-i Haram,ında mücavirlik yapmış bulunan Ebu Bekr Muhammed b.el-Hüseyn el-Acurri eş-Şeri,atu fi,s-Sünne adlı eseri telif etmiştir.Bu eserin başlıklarından birisi de Hululiyye Meshebinden Sakındırma adını taşımakta sonra şunları söylemektedir :

    İlim ehlinin benimsediği kanaate göre Allah-u Teala semavatının üstünde,Arşının üzerindedir.İlmi her şeyi kuşatmıştır.Yüce göklerde yarattığı her şeyi,yedi yerde bulunan şeyi ilmiyle kuşatmıştır.Kulların amelleri O,na yükseltilir.

    Şayet: Üç kişi fısıldaşmayıversin,Muhakkak O onların dördüncüleridir.buyruğunun anlamı nedir diye sorulacak olursa şöyle cevap verilir :

    Maksat Onun ilmidir.Allah Arşının ütündedir.ilmiyle onların fısıltılarını kuşatmıştır.İlim ehli bunu böylece tevsir etmiştir.Ayetin başı da sonu da O,nun Arşı üstünde olduğu halde,beraber oluştan kastın ilmi olduğuna delil teşkil etmektedir.Müslümanların kabul ettiği görüş budur.

    Sonra şöyle demektedir Bize İbn Mahled tahdis etti bize Ebu Davud tahdis etti,bize Ahmed b.Hanbel tahdis etti,bize Süreyh b.en-Numan tahdis etti,bize Abdullah b.Nafi tahdis edip dedi ki :

    Malik dedi ki:Allah semadadır.İlmi ise her yerdedir.Onun ilminden bulunmadığı hiçbir yer yoktur.(eş-Şeri,a (285-289)

    El-Acurri fakih muhaddis,rivayetleri iyi bilen güzel eserler tasnif etmiş birisidir.Bir süre Mescid,i-Haram,da mücavirlik yapmıştır.el-Kecci,den Ebu Şuayb el-Harrani,den ve onların çağdaşlarından rivayet nakletmiştir.Hacca giden birçok kimse ondan hadis almıştır.360 yılında vefat etmiştir.

    İbn Batta (304-387)

    Çağdaşı Hanbelilerin hocası imam zahid Ebu Abdillah b.Batta el-Ukberi,kendisinin derlemiş olduğu üç ciltlik el-İbane adlı eserinde yer alan,Allah,ın Arşı üzerinde mahlukatından ayrı olarak bulunduğuna.ilminin de mahlukatını kuşatmış olduğuna dair başlık altında şunları söylemektedir.
    Ashab ve tabiinden olan Müslümanlar,Allah,ın semavatı üzerinde Arşı üstünde mahlukatından ayrı olduğu hususunda icma etmişlerdir.Yüce Allah,ın Ve O sizinle beraberdir buyruğuna gelince bu ilim adamlarının dedikleri gibi O,nun ilmidir.Yüce Allah,ın O göklerde ve yerde Allah,tır buyruğunun anlamına gelince O göklerde Allah,tır yerde Allah,tır.(İlahtır) Bunun doğrulayıcı ifadesi de Yüce Allah,ın kitabında yer almaktadır: O gökte de ilah olandır yerde de ilah olandır.
    Cehmiyye mensubu kişi,Üç kişi fısıldaşmayıversin muhakkak O onların dördüncüleridir buyruğunu delil göstererek şöyle der Şüphesiz Allah (bizimle beraberdir ve bizim aramızdadır)

    İlimler ise burada O nun ilminin söz konusu olduğunu belirterek tefsir etmiştir.Daha sonra Yüce Allah aynı ayetin sonunda Şüphesiz Allah her şeyi çok iyi bilendir buyurmaktadır.Diğer taraftan İbn Batta kendi senedleri ile burada maksat O,nun ilmidir,diyenlerin görüşlerini sıralamaktadır.Bu kimseler ise ed-Dahhak,es-Sevri,Nuaym b.Hammad,Ahmed b.Hanbel ve İshak b.Ruhuye ,dir.(el-Uluvv li,l-Aliyyi,l-Azim (s.280/281)

    Ebu Nuaym el-Asbahani (336-430)

    Hilyetü,l-Evliya adlı eserin müellifi büyük hafız Ebu Nuaym Ahmed b.Abdullah b.Ahmed el-Asbahani el,İ-itikad adlı eserinde der ki :

    Bizim yolumuz kitaba sünnete ve ümmetin icmaiına uyan selefin izlediği yoldur.Onların arasında şu da vardır.

    Nihayet şunları da söyler Arş hakkında Allah,ın üzerinde istiva ettiği ile ilgili sabit olmuş olan hadisler gereğince kanaat belirtirler,onları herhangi bir keyiflendirme ve temsil söz konusu olmaksızın sabit kabul ederler.Yüce Allah,ın yarattıklarından ayrı olduğuna,yaratılmışların da O,ndan ayrı olduğuna inanırlar.Allah onların içine hulül etmez onlara karışmaz,O arzı (yer) üzerinde değil semasında Arşı üzerine istiva etmiştir.

    İşte bu imam kanaat hakkında icma bulunduğunu nakletmiş bulunmaktadır.Allah,a hamdolsun (Zehebi el-Uluvv li,l-Aliyyi,l-Azim (s.289-290)

    Ebu,l-Kasım el-Lalekai (..418)

    Kabarık bir cilt olan Şerhu İ,tikadi Ehli,s-Sünne,nin sahibi.İmam hafız,Ebu,l-Kasım Hibetullah b.el-Hasen et-Taberi eş-Şafi,i der ki :

    Yüce Allah,ın Rahman Arşa istiva etti: buyruğu hakkında ve Allah,ın Arşı üzerinde olduğuna dair gelmiş rivayetler Aziz ve Celil olan Allah Güzel söz O,na yükselir.Gökte olanın…emin mi oldunuz?....Ve O,kullarının üstünde kahir olandır.diye buyurmaktadır.İşte bu ayetler O,nun Semada olduğuna,ilminin ise her yerde olduğuna delildir.Bu Ömer,İbn Mes,ud,İbn Abbas,Ümmü Seleme,den tabiinden Rabi,a Süleyman et-Teymi ve Mukatil b.Hayyan,dan rivayet edilmiştir.Malik es-Sevri ve Ahmed de bu görüşü belirtmişlerdir.(Şerhu İ-tikadi Ehli,s-Sünne (I 90/a)

    El-Lalekai ilim deryalarından Şafi,ilerin büyüklerinden birisi idi.418 yılında vefat etti

    İbn Abdilberr (368-463)

    İmambüyük alim Mağrib,in hafızı Ebu Ömer Yusuf b.Abdullah b.Abdilberr en-Nemri el-Endelusi-et-Temhid,el-İstizkar,el-İsti,ab,el-İlm ve son derece değerli eserlerin müellifi-el-Muvatta,da yer alan nuzül hadisini şerhederken şunları söylemektedir.

    Bu sahih bir hadistir.Hadis alimleri sıhhati hususunda ihtilaf etmemişlerdir.Bu hadiste Allah,u Teala,nın semada yedi semanın üstünde,Arşın üzerinde olduğuna delil vardır.Nitekim cemaat da böyle demiştir.(el-Erba,in adlı eserinde (179/a) belirttiği üzere el-Muvatta şerhinde böyle demiştir.

    Kadı Ebu Ya,la (380-458)

    Irak,ın alimi Ebu Ya,la Muhammed b,el-Huseyn b.el-Ferra el-Bağdadi el-Hanbeli 458 yılında vefat etmiştir.

    Kadı Ebu Ya,la cariye ile ilgili hadisi söz konusu ettikten sonra şunları söylemektedir :

    Bu haber ile ilgili açıklamalar iki fasıla ayrılır :

    Birincisi,Allah,u Teala hakkında, O nerededir,diye sormanın caiz oluşu.
    İkincisi ise,O,nun semada olduğuna dair haber vermesinin caiz oluşu.Nitekim Yüce Allah bize kendisinin semada olduğunu haber vererek:Gökte olanın sizi yere geçirmesinden emin mi oldunuz? Ve O,Arşın üzerindedir. diye buyurmaktadır.(Muhtasar el-Uluvv li,l-Aliyyi,l-Azim (s.298-299-300 )

    Beyhaki (384-458)

    Birçok eserin müellifi imam Şeyhu,l-İslam Ebu Bekr Ahmed b. el-Hüseyn b.Ali el-Beyhaki el-Mu,tekad adlı eserinde der ki :

    İsteva hakkında açıklama Yüce Allah Rahman Arşa isteva etti buyurmuştur ve başka yerde de Sonra Arşa isteva etti : O kullarının üstünde kahir olandır.Üstlerindeki Rablerinden korkarlar,Güzel söz O,na yükselir,Gökte olanın…emin mi oldunuz ? buyurmaktadır.Bu buyruğunda da göğün üzerinde olanı kastetmiştir.Nitekim Yüce Allah fi cuzui,n-nahli /Hurma dallarında diye buyurmuş olmakla birlikte (buyruk ala cuzui,n-nahli hurma dallarının üzerinde anlamındadır.) (*)

    Yine Yüce Allah,ın Fesihu fi,l-ardi / yerde dolaşın buyruğu da ale,l-ard /yerin üzerinde dolaşın demektir.Yukarıda olan her bir şey semadır.Arş ise semaların en yükseğidir.Buna göre ayet Siz Arşın üzerinde olandan emin mi oldunuz,demektir.Nitekim bu anlamı diğer ayetlerde çok açık bir şekilde ifade etmiştir.

    Bizim yazmış olduğumuz bu ayeti kerimeler,Cehmiyye mensubu olan kimseler arasından,Allah zatı ile her yerdedir,diyen kimselerin görüşünü çürütmek için yeteri kadar delil teşkil etmektedir.

    Yüce Allah,ın: Nerede olursanız O sizinle beraberdir buyruğu ile O,ilmi ile beraber olduğunu kastetmiş,zatıyla beraberliği kastetmiş değildir.(el-İ-tikad ala Mezhebi,s-Selef Ehli,s-Sünne ve,l-Cema,a (s.42-43)

    (*)-Beyhaki,nin el-İ-tikad adlı eserinde (s.42)

    Fakih Nasr el-Makdisi (410 civarı-490)

    İmam zahid Şeyhu,l-İslam Ebu,l-Feth Nasr b.İbrahim el-Makdisi eş-Şafi,i.Sünnete dair bir ciltlik eseri olan el-Hucce adlı kitabında şöyle diyor .
    Şüphesiz Allah,u Teala,kitabında buyurduğu gibi Arşı üzerinde istiva etmiştir.Mahlukatından ayrıdır. .(Muhtasar el-Uluvv li,l-Aliyyi,l-Azim (s.303)

    Ebu,l-Hasen el-Kerci (458-532)

    Büyük ilim adamı Şeyhu,l-İslam el-Herevi,nin arkadaşı Ebu,l-Hasen (Muhammed b.Abdülmelik) meşhur akidesinin baştaraflarında şöyle diyor :

    Hadis ashabının akidesi pek yükseklere çıkarılmıştır

    Allah,ın dinine mensup olanları en yüksek mertebelere

    Onların akidelerine göre şüphesiz ilah zatıyla

    Arşı üzerindedir.Bununla birlikte bütün gaybları da bilir.

    Rabbin istivası akıl ile kavranılır

    Ama keyfiyeti hakkında yaşlıların bilgisizliği gibi bilgisiz kalınır.

    Bu kaside 200 beytten daha fazla uzunca bir kasidedir. Bu kasidenin şairi el-Kerci,Şafi,i fakihlerinin büyüklerindendi el-Kerci 532 yılında vefat etmiştir.( Muhtasar el-Uluvv li,l-Aliyyi,l-Azim (s.310)

    Şeyh Abdülkadir (471-562)

    Şeyhu-l-İslam Irak,ın şeyhi vaizlerin efendisi,Ebu Muhammed Abdülkadir b.Salih b Cenegidost el-Cili el-Hanbeli bir ciltlik el-Gunye adlı eserinde şöyle diyor .
    Ayetlerle ve delillerle kısaca yaratıcıyı bilmeye gelince bu O,nun bilinmesi ve Allah,ın bir ve tek olduğuna kesin olarak iman edilmesi demektir.Nihayet şunları söyler :

    O,Arşın üzerine istiva etmiştir.Mülkü ihtiva etmiş,ilmiyle eşyayı kuşatmıştır.Güzel söz O,na yükselir,Salih ameli de yukarıya kaldırır. O,nun her yerde olduğunu söyleyerek nitelendirmek caiz değildir.Aksine O,semada Arşın üstündedir.denilir.Nitekim Yüce Allah : Rahman Arşa istiva etmiştir buyurmuştur.Bunu herhangi bir Te,vil yapmaksızın mutlak olarak söylemek gerekir.Allah,u Teala,nın Arşın üzerinde oluşu,kendisine risalet verilmiş her nebiye indirilen kitapta zikredilmiş bir husustur.Arşın üzerinde oluşunun da keyiflendirilmesi söz konusu değildir.
     

Sayfayı Paylaş