Aldatmalarda telefon kayıtları delil olarak kullanılır mı?

Konusu 'Hukuk Rehberi' forumundadır ve EmRe tarafından 21 Mayıs 2015 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Telefon kayıtlarının boşanma davasında delil olma niteliği

    Kayıtlardan anladığımız; konuşmaları bir araç ile kaydederse karşı tarafın rızası yoksa kullanılamaz (hukuka aykırı delil). Ancak kayıtlar telefona gelen mesajlar ise bir tutanakla tespit edilirse bu durumda kullanılabilir diye düşünüyorum.

    Ceza hukuku anlamında suç olarak öngörülen hareketlere ilişkin olarak iletişimin tespiti kararı verilebilmektedir. Yani bazı suçlara ilişkin olarak hakim kararıyla kişilerin cep telefonlarındaki mesaj içerikleri ve telefon görüşmeleri kayıt altına alınabilir ve delil olarak kullanılabilir. Ancak maalesef aynı durum boşanma davalarında geçerli değildir. 3. Kişilere ait telefon görüşmelerinin, sms kayıtlarının gsm operatörleri tarafından kaydedilmesi ve paylaşılması suçtur. Dolayısıyla bu tür delil mahiyetinde bilgi ve iletişimin tespitine ilişkin kararları ne operatör şirketleri ne de Aile mahkemesi hâkimi veremeyecektir. Dolayısıyla boşanma davasında tarafların telefon görüşmelerinin ve kısa mesaj (sms) içeriklerinin kaydını talep etme, geçmişe ait kayıtların mahkemeye getirtilmesini isteme gibi bir durumu mevcut hukuk sistemimiz uyarınca mümkün görülmemektedir. Ancak tabi ki boşanma davasına delil oluşturabilmesi için tarafların Aile mahkemesi kanalıyla gsm operatörü şirketlerden yalnızca eşlere ait telefon kayıtlarının celbini talep etmeleri mümkündür.

    * Aranan Numara
    * Arama Tarihi
    * Mesaj Gönderilen Numara
    * Mesaj Gönderme Tarihi

    Dolayısıyla taraflardan birinin hangi numaralar tarafından arandığına dair bilgilendirme talebine gsm operatörlerinin cevap vermemektedir.
     



  2. EmRe Well-Known Member

    Yardımcı olur umarım:

    YARGITAY 2.HD.2007/17220 E.-2008/13614 K.
    (Karar Tarihi : 20.10.2008)

    Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan14.10.2008 günü temyiz eden A_____İ_____D______ile vekili Av.G___T___ geldiler. Karşı taraf tebligata rağmen gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

    Olayda; davacı-davalı koca tarafından mahkemeye delil olarak sunulan, ses kayıtlarına ilişkin CD.'nin, davalının "özel hayatının gizliliği" ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği, bu nedenle delil olarak kullanılamayacağı ileri sürülmüş; mahkemece de; "davacı eşin delil olarak sunduğu ses kaydının davalının bilgisi dışında özel hayatın gizliliği ihlal edilerek hukuk dışı yollardan oluşturulduğu, bu sebeple itibar edilemeyeceği" kabul edilerek, "davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunduğunu gösteren başkaca bir delil de getirilmediği" gerekçesiyle davacı-davalı kocanın açtığı boşanma davasının reddine karar verilmiştir.

    Sunulan delil, eşlerin birlikte yaşadıkları konutta, davalının bilgisi dışında koca tarafından hazırlanan bir sistemle elde edilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucu, (CD)'deki ses kayıtlarının, orjinal olduğu, üzerinde ekleme, çıkarma, kesinti ve kopyalama bulunmadığı tesbit edilmiştir. Davalı-davacı, kayıt altına alınan konuşmaların kendisine ait olmadığına ilişkin bir iddia ileri sürmemekte, bu delilin özel hayatının gizliliği ihlal edilerek elde edildiğini belirterek karşı çıkmaktadır.

    Bir delilin elde edilişi, kişilerin Anayasa ile tanınmış hakların ihlali suretiyle gerçekleşmiş ise, onun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulü gerekeceğinde duraksama bulunmamaktadır. Delilin elde edilişinde hukuka uygunluk nedenleri varsa, o zaman kanuna aykırılık ortadan kalkar. Kuşkusuz Anayasaya göre; herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Anayasa m. 20/1) Ancak, evlilik birliğinde eşlerin, evliliğin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları da yasal bir zorunluluktur. (TMK. m.185/3) Eşlerden birinin, bu alana ilişkin özel yaşamı, evlilikle biraraya geldiği ve birlikte yaşadığı hayat arkadaşı olan diğer eşi de en az kendisininki kadar yakından ilgilendirir. O nedenle, evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp, aile yaşamı alanıdır. Bu alanla ilgili de eşlerin tek tek özel yaşamlarının değil bütün olarak aile yaşamının gizliliği ve dokunulmazlığı önem ve öncelik taşır. Bu bakımdan evliliğin yasal yükümlülükler alanı, diğer eş için dokunulmaz değildir. Bu nedenle, eşinin sadakatinden kuşkulanan davacı-davalının, birlikte yaşadıkları her ikisinin de ortak mekanı olan konutta, eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek, eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde bu suretle sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmayan davranışlarını tesbit etmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilemez ve hukuka aykırılık bulunduğu kabul olunamaz. Aksine, aile birliğine ilişkin ortak yaşanılan mekana davalının, meşru olmayan bir amaç için arkadaşlarını kabul etmesinde, aile hayatının gizliliğini ihlal söz konusudur. Bu bakımdan sözü edilen delilin elde edilişinde hukuka aykırılık bulunduğundan söz edilemez. O halde yapılan soruşturma ve toplanan delillerle; davalı-davacının; meşru olmayan bir amaç için karşı cins de dahil olmak üzere arkadaşlarını müşterek konuta aldığı ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerçekleşmiştir. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu koşullar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalı koca tarafından açılan boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır.

    KARAR : Davacı-davalı kocanın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre hükmün diğer yönlerinin incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 550,00YTL vekalet ücretinin Neşe'den alınıp Atilla İlhan'a verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
     

Sayfayı Paylaş