Akciğer Apsesi Hastalığı, Akciğer Apsesinin Tedavisi

Konusu 'Sağlık-Genel' forumundadır ve elif tarafından 15 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. elif Moderator


    Akciğer Apsesi Enfeksiyonu

    Akciğer apsesi akciğerlerdeki iltihaplı hastalıkların en tipik sonucudur. Tedavide antibiyotiklerin bugünkü gibi hemen her fırsatta kullanılmadığı dönemlerde kendine özgü gelişme çizgisi nedeniyle kolay tanı konan bir hastalıkken günümüzde tanışı zor, son derece karmaşık belirtiler veren bir hastalık haline gelmiştir.

    Tıbbın ilerlemesiyle genel durumu bozuk hastalaRIn uzun sürelerle yaşatılabilmesi eskiden pek rastlanmayan apse türlerine yol açmaktadır. Önceleri ender rastlanan apse türlerinin günümüzde çok yaygınlaşması da belirtilerin yorumunu güçleştirmektedir.

    HASTALIĞIN NEDENLERİ
    Akciğer apsesinin nedenleri iki başlık altında toplanabilir. Birinci grupta yer alan etkenler enfeksiyona yol açan çeşitli bakterilerdir, ikinci grupta ise apse gelişiminİ hazırlayıcı etkenler yer alır. Apseyi hazırlayıcı etkenlerin en önemlileri vücudun direncim azaltan hastalıklardır. Bunlara örnek olarak şeker hastalığı, kronik zehirlenmeler, vitamin eksiklikleri vb sayılabilir. Kronik bronş hastalıkları ise bu grup içinde ayrı bir önem taşır.

    HASTALIĞIN BELİRTİLERİ
    Hastalığın birbirini izleyen üç gelişim evresi ve bunlara koşut olarak ortaya çıkan klinik belirtileri vardır. Bu üç evre şöyle sıralanabilir:
    Apse oluşumu ve bu bölgede akciğer dokusunun yoğunlaşarak hava kaybetmesi.
    irinli akciğer dokusunun yumuşaması.
    irinli maddenin bronşlardan dışarıya atılması.

    Apse genellikle tek, daha seyrek olarak da birçok odakta birdenbire ortaya çıkar. Sürekli yüksek ateş, göğüste ağRI, öksürük, nefes darlığı, gittikçe artan miktarda kokusuz balgam çıkarma gibi belirtiler verir.

    Birkaç gün sonra hastalık yumuşama evresine girer. Hastanın genel durumu bozulur, ateşi hala yüksektir. Ağzından kan gelmeye başlar (hemoptizi). Balgam miktarı artar; irinli balgamın rengi gittikçe bulanıklasın Böylelikle üçüncü evreye girilir. Bu dönemde apsenin içindeki irinli madde kusma biçiminde bronşlardan dışarı atılır.

    Üçüncü evrede çekilen göğüs filminde duvarları kalınlaşmış, sınırları belirgin apse boşluğu açıkça görülebilir. Ayrıca bu dönemde çıkarılan çok kötü kokulu balgam kesin tanı konmasını kolaylaştıran önemli bir belirtidir. Hastanın kusma biçiminde balgam çıkarması çoğunlukla genel durumunda bir iyileşmeyle birlikte ortaya çıkan bir belirtidir, ama bu durum geçicidir.

    Kuşkusuz bütün apse türleri bu sırayı izleyerek gelişmez. Yukarıda da sözü edildiği gibi antibiyotik kullanımından sonra, klasik hastalık tablosu değişmiş ve apsenin evrelerim sıralamak güçleşmiştir. Olguların çoğunda hasta uygun tedavinin uygulanması sonucunda iyileşir. Daha kötü gidişli olgularda ise akciğerlerdeki apse boşluğu kapanmaz ve bu ortamda başka iltihapların gelişmesiyle kronikleşir. Günümüzde olguların çoğunda tam iyileşme sağlanmakta, apse odağmın tedavi edilmeden kendiliğinden kapandığı olgular da eskiden beri bilinmektedir.

    TANI
    İrinli akciğer hastalıklarında kesin tanının konması ve uygun tedaviye olabildiğince erken başlanması çok önemlidir. Radyolojik incelemelerin ve laboratuvar testlerinin yanı sıra bronkoskopi de yapılması tedavinin başarı oranım yükseltir, îrinli akciğer hastalıklarında röntgen filmlerine yansıyan görünümlere daha önce değinmiştik.

    Bronkoskopi de bu tür hastalıklarda vazgeçilmez bir tanı yöntemidir. Bronkoskopide bir aygıtla doğrudan hastalık odağına ulaşılarak doku örneği alınır. Bu örnek laboratuvara gönderilerek hastalığın etkeni olan bakteri araştırılır; etkenin hangi antibiyotiklere duyarlı, hangilerine dirençli olduğu belirlenir. Böylece tedavide daha etkili antibiyotiklerin kullanılması sağlanır. Balgamda hastalıkla ilgisiz başka bakterilerin de bulunması nedeniyle tanının tek basma balgam tahliline dayandırılması sağlıklı bir yöntem değildir.

    Tedavi

    A.Genel Ölçüler: Akciğer apsesi olan bir hastanın tedavisi derin sepsisli bir hasta için gerekli olan acil hayata döndürücü işlemler bütünüdür. Tedavi hidrasyonun düzeltilmesi ve ateşin kontrolünüde içerir. Bulgam acilen aerobik ve anaerobik organizmalar yönünden kültüre gönderilmelidir. Balgam veya trakea sıvısının boyalı smearlerinde görülen organizmalara göre uygun antibiyotik tedavisinede başlanabilir. Bronkoskopi drenajın sağlanması gayesi ile belirli aralarla tekrarlanabilir.

    B.Cerrahi Tedavi: Uygunsuz bronşial drenajın sebebiyle dirençli sepsisi olan cerrahi riskleri fazla hastalarda bazen eksternal kapalı drenaj düşünülebilir.

    Altta yatan sebeb kanser olmadığı müddetçe hastaların ancak %5′inden de az bir kısmına cerrahi tedavi gerekir. Tıbbi tedavi ile ilerleme sağlanana kadar cerrahi gereksizdir. Tüberküloz ve akciğer apsesi gibi nedenlere sekonder olarak gelişen Rasmussen anevrizmalı hastalarda olduğu gibi aşırı hemoptizisi olanlarda nadiren acil lobektomi gerekebilir.
     



Sayfayı Paylaş