Akademicilik (Akademizm)

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve RüzGaR tarafından 25 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Akademicilik (Akademizm)

    Resmi olarak son şeklini bulmuş sayılan bir estetik gerçeğe, geleneklere bağlılık.

    En eski çağlardan beri, zanaatçıların, kendi teknik bilgi ve güzellik anlayışlarını nesilden nesle aktarmak maksadıyla öğrenci ve çırak yetiştirmeleri tabii sayılmıştır. Güzel sanatlar öğretiminin kaynağı da budur. Ortaçağda, manastırlara bağlı birçok atelye bu teknik bilgilen ve güzellik anlayışını bir kanun haline getirmeye çalıştı.

    Keşiş Theophile'in Traite des Divers Arts (Çeşitli Sanatlar üzerinde inceleme) adlı kitabı bunun bir örneğidir. Çok geçmeden, ressamlar, heykeltraşlar, hattâ mimarlar, keşişlerin dogmacılığını reddetmeye ve üyesi bulundukları sanatçılar ve zanaatkarlar birliğini, kendi üyelerini bizzat yetiştirmek hakkını almak için yaptığı mücadelede desteklemeye başladılar. XIV. yy. da, loncalar bu hakkı elde etti. Fakat, bu sefer de onların vasiliği hoş karşılanmadı.

    XVI. yy. da Floransa ve Bologna'da, Carracci'ler ve Leonardo da Vinci, birtakım akademiler kurdular; bunların maksadı sadece öğrencilerine mesleki eğitim sağlamak değil, aynı zamanda doğrudan doğruya güzel'in incelenmesini ve tarifini yapmaktı.

    Fransa kralının, Fontainebleau sarayını süslemek için çağırttığı İtalyan sanatçıları, Fransa'ya bu yeni düşünce tarzını yaydılar; bunların kurdukları çeşitli atelyeler hep birlikte gerçek bir akademi meydana getiriyordu; Loire şatolarını inşa edenler, çok geçmeden, bu atelyelerin tesirinde kalmaya başladılar. Bu atelyelerde, güzelliğin en üstün derecesine eskiçağ sanatçılarının işlediği insan vücudunda erişildiği öğretiliyordu.

    Belvedere heykeli, Laocoon, Neron'un evindeki freskler kopya ediliyor, Roma'ya yolculuk günden güne şart oluyordu; Vitruvius'un ilham ettiği. Vignola'nın Regole dei Cinque Ordini di Architettura'sı (Mimari'nin Beş Düzeninin Kuralları) inşaatçıların kutsal kitabı oldu. Fransa kralı bu hareketi teşvikle yetiniyor, çıkan kavgalarda taraf tutmuyordu. Bu kavgaların asıl sebebi de, loncaların, güzellik üretimi alanında, bir manevi disiplininin, sağlam bir el işçiliğinden daha geçerli olabileceğini kabule yanaşmamalarıydı.

    Fransa'da gerçek akademicilik XVII. yy. da doğdu, devlet doktrini haline geldi ve bütün Avrupa'ya yayılmaya başladı. İlkin Bağımsız Resim ve Heykel akademisi olan ve 1648'de kurulan Kraliyet akademisi öğretim yapma hakkını hemen aldı; bu hak 1655'te tekel haline geldi ve serbest atelye açma izni Akademinin onayına bağlandı (1663). Akademide öğretimin temeli eskiçağ deseninin örnek alınmasıydı. Çizginin kullanılışından ışık-gölge karışımına, düzenlemeye, renge varıncaya kadar her şeyin nazariyatı yapıldı.

    1664'te, Büyük Roma mükâfatının konması; bir sanatçının ancak Ebedi Şehir'de (Roma) yıllarca çalıştıktan sonra sanatçılığa lâyık olabileceği fikrinden doğmuştur. XIX. yy. da akademiciler, Büyük Roma mükâfatını verme imtiyazını yardımcı jüri üyeleriyle paylaşmak zorunda kaldılar. Güzel Sanatlar Yüksek okulunu doğrudan doğruya ve tek başlarına yönetme hakkı da yavaş yavaş ellerinden alındı.

    Akademinin savaş açtığı romantikler, gerçekçiler, sonra da empresyonistler, güzel sanatların resmi bir öğretim konusu olarak ele alınmasını faydasız buldular. XX. yy. da bu öğretim gitgide liberalizme ve seçmeciliğe (eklektizm) yöneldi.
     



Sayfayı Paylaş