Ahmet Selçuk İLKAN Şiirleri

Konusu 'Karışık Şiirler' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 10 Ocak 2016 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    Ahmet Selçuk İLKAN Tüm Şiirleri

    Ayrılık Çanları


    Ayrılık çanları çalsa ansızın
    Elveda sevgilim diyecek misin?
    Önünde diz çöksem, gitme kal desem
    Bakmadan ardına gidecek misin?

    Ayrı yönde akan ırmaklar gibi
    Dalından uçuşan yapraklar gibi
    Ümitsiz, çaresiz aşıklar gibi
    Kalbinden aşkımı silecek misin?
    Son ümidi yere serecek misin?

    Kendini boş yere teselli edip
    Sevdadır nasılsa geçici deyip
    Yaşlı gözlerini gizlice silip
    Bakıp da yüzüme gülecek misin?


    Beni Unutamazsın

    Beni unutamazsın bilirim, beni unutamazsın
    Denizin durgunluğu, gözlerimi
    Coşkunluğu, saçlarımı hatırlatır
    Kulaklarını tırmalar sesim, hayatından silemezsin
    Beni unutamazsın bilirim.

    Parkın tozlu yollarında yalnız dolaşacaksın
    Mutsuz gökyüzünde bir-iki yıldız, ışık tutacak karanlığına
    Delikanlının biri uzanacak ellerine ansızın
    Çaresizliğine, yalnızlığına irkileceksin
    Ve daha sonra tarakta kalan saçlardan anlayacaksın ihtiyarladığını
    Dudaklarının pembeliği solacak
    Cilâsı çıkmış bir mobilya gibi eskiyecek güzelliğin
    Kahrolacaksın!
    Ve bir gün gelip, beni anlayacaksın.
    Oysa; vakit çoktan geçmiş olacak

    Ama sen yine de sözlerime aldırma.
    Gözlerin zamansız ıslanmasın.
    Çünkü, artık çocuk değilsin
    Güneşin nereden doğduğunu bilirsin
    Başka bir İstanbul olmadığını bilirsin
    Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin
    Ama gitmek istiyorsan, yine de sen bilirsin...


    Bu Nasıl Ayrılık

    bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda
    gözlerin kal diyor, dudakların git.
    bakışın anahtar, ellerin kilit,
    gözlerin aç diyor, dudakların git.

    ayrılık dönüşü olmayan bir nehir
    yalnızlık bomboş bir şehir.
    kaç sevda kül oldu böyle kimbilir,
    gözlerin kal diyor, dudakların git.

    gidersem bir daha dönmeyeceğim,
    kalırsam kalbime yenileceğim.
    çözemedim seni delireceğim.
    gözlerin kal diyor diyor, dudakların git.

    duvardan insin mi resimlerimiz,
    yabancı olsun mu isimlerimiz.
    ya deli dolu günlerimiz,
    anılar kal diyor, dudakların git.

    bu roman da biter belki birazdan,
    ne aşklar yıkıldı gururdan nazdan.
    ağlıyor besteler yine hicazdan,
    şarkılar kal diyor, dudakların git...


    Nankör

    Hani ''pazara kadar'' değil
    ''Mezara kadardı'' aşkımız
    Gel gör ki
    ''Pazartesine'' kadar bile sürmedi
    Senin gibi nankörden
    Başka ne beklenirdi


    Gidebilirsin

    Madem ki içinde o ateş söndü
    Bir daha yakmadan gidebilirsin
    Aklımda kalmasın bu son bakışlar
    Yüzüme bakmadan gidebilirsin

    Yıllardır verdiğin kederi görme
    Üstüme yıktığın kaderi görme
    Ömrümden çaldığın günleri görme
    Beni de görmeden gidebilirsin

    Sen düşün yaranı kimler saracak
    Sen düşün gönlünü kim avutacak
    Bir an önce kaybol oldu olacak
    Bir veda etmeden gidebilirsin

    Demek ben suçluyum bir tek sen haklı
    Ben zalim bir düşman sense zavallı
    En güzeli alıp beni asmalı
    Beni affetmeden gidebilirsin

    Zorlama kendini veda etmeye
    Zorlama gözünden yaşlar dökmeye
    Mecbur da değilsin birşey demeye
    Hiç bir şey demeden gidebilirsin...


    Yakılacak Adam

    ''İlk ateşi sen yaktın
    Son yangın da senden olsun
    Senin canın sağolsun...''

    Bilmeliydim
    Bir sabah çekip gideceğini
    Dünyayı başıma yıkıp gideceğini bilmeliydim
    Ve sen daha kırmadan bu aşkın kalemini
    Ben herşeye eyvallah deyip
    Çekip gitmeliydim bu şehirden

    Ben yakılacak adamım bu şehirde
    Sana böyle yandığım için
    Ben asılacak adamım bu şehirde
    Seni böyle sevdiğim için

    Oysa
    Neler öğretti hayat bana
    Gülerken ağlamayı
    Sırtımdan vurulmayı
    Aç susuz yaşamayı...
    Daha neleri öğretti hayat bana
    Bir sana yalvarmayı öğrenemedim
    Bir de seni unutmayı

    Ben yakılacak adamım bu şehirde
    Sana böyle yandığım için
    Ben asılacak adamım bu şehirde
    Seni böyle sevdiğim için

    Sen sahte mutlulukların süslü prensesi
    Sen sosyetik barların şımarık sokak kedisi
    Sen mutluluğun korkak faresi
    Sen hep aynı gecelerin
    Hep aynı şarkıların
    Hep aynı masaların vazgeçilmez mezesi
    Senin cirit attığın sokaklarda
    Ne gezer aşkın vefanın gölgesi
    Çek git artık!
    Yaşanmasın bir daha aşkın böylesi
    Çek git artık!
    Bitsin burada bu aşkın hikayesi

    Oysa
    Bir yudum mutluluğun için
    Yollarına bir ömür serdim
    Oysa
    Bir gelişin için
    Sokaklarına binlerce sabır ektim
    Hasretse hasret
    Acıysa acı
    Uğrunda en kralını çektim
    Üstelik yalnız ve tektim
    Senin bir taş olduğunu nereden bilecektim?

    Biliyorsun...
    Seni bebekler gibi sevdim
    Seni çiçekler gibi sevdim
    Seni melekler gibi sevdim
    Çünkü sen
    Tapılacak kadındın (!) bu devirde
    Oysa ben
    Sana böyle yandığım için
    Sana böyle kandığım için
    Seni böyle sevdiğim için
    Asılacak adamım bu şehirde
    Yakılacak adamım bu şehirde

    Git git artık...
    Güle güle! ...


    Biz ne ayrılıklar görmüş adamız

    Gitmek istiyorsan gidebilirsin
    Biz ne ayrılıklar görmüş adamız
    Çekinme sende vur sırtımdan
    beniBiz ne ihanetler görmüş adamız
    Aldırma sen benim yalnızlığıma
    Aldırma sen benim gözyaşlarıma
    Boşver sende kalmış yarınlarıma
    Biz kadere çelme takmış adamız.
    Sevsen gidemezdin sevsen bırakamaz
    Sevsen çıldırdın seven ne yapmaz
    Git bu ateşte beni kül etmez yakmaz
    Biz ne cehennemler görmüş adamız
    Hadi daha çabuk daha acele
    Git başka kollara git güle güle
    Sende unutursun adımı bile
    Biz ne vefasızlar görmüş adamız
    Hep aynı hikaye hep aynı masal
    Sen bu şarkıyı git başka yerde çal
    Al yanı başımdan gölgenide al
    Biz ne yalnızlıklar görmüş adamız


    Sen Başka Yerdesin

    O güzel aşkımız ne yazıkki bitti
    Sen başka kalptesin ben başka kalpte
    Aramıza artık ayrılık girdi
    Sen başka yerdesin ben başka yerde

    Kader ipliğini sar yumak yumak
    Bir hayalmiş bize mutlu yaşamak
    Sevgilim şu acı sonumuza bak
    Sen başka koldasın ben başka kolda

    Yüzümüz gülsede ağlar kalbimiz
    Ne yazık ayrıldık artık ikimiz
    Bir volkan misali yanar içimiz
    Sen başka yerdesin ben başka yerde


    Sen bu şiiri okurken


    Çoktan bu şehirden gitmiş olacağım
    Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası
    Ne de telefonların çalacak gece yarısı
    Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık
    Kaprislerinin hedef tahtası...
    Seni sana
    Beni bir akıl hastanesine
    Bırakıp gideceğim bu şehirden

    Nasılsa kavuşamadım sana
    Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım
    Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu
    Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın
    Ne yaptımsa
    Bir türlü yaranamadım sana
    Artık adressiz
    Işıksız
    Ve öylesine ıssızım
    Dünlerin kadar eskiyim
    Verdiğin acılar kadar paslıyım
    İşte çıkıp gidiyorum hayatından
    Nasılsa farketmez senin için
    Belki çok şanslı
    Belki de en yaslıyım...

    Artık
    Pusulam hasreti
    Saatim yalnızlığı
    Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana
    Neylersin
    Yolcu yolunda gerek
    Belki bundan sonra
    Belki senden donra
    Adam olur bu asi yürek
    Ve dersini alırda bu sevdadan
    Bir daha
    Boyundan büyük denizlere
    Asılmaz kürek

    Yarın bu saatlerde
    Ben yollarda olacağım
    Sen kim bilir kaçıncı uykuda
    Masal mavisi bir rüyada
    Ve elbette o korsan yüreğin
    Yine pusuda
    Oysa
    İlk defa sesimi duymayacaksın
    Sitemlerin sahipsiz
    Soruların cevapsız kalacak
    Belki ilk defa içini kemirecek yokluğum
    Tanımadığın bir duygu içini saracak
    Ve ilk defa kendinle hesaplaşacaksın
    Ne oldu?
    Ne oluyor?
    Ne olacak?

    Sonra
    Bir gözün kör
    Bir kulağın sağır
    Bir ayağın kırık
    Bir kolun kesik
    Düşeceksin yollara
    Yani baştan başa yarım
    Yani baştan başa eksik
    Bütün duvarlar üstüne yıkılacak
    Belki ilk defa
    ''Unutuldum'' diyerek için sızlayacak
    Ve sen bu şiiri okurken
    Ayrılığımız çoktan başlamış olacak
    Belki de tek tesellim
    Sana yazdığım bu son şiir olacak

    Ve kimbilir
    Unutulmuş bir gecede tam ortasında
    Başucundaki bir radyoda
    Uykusuz bir şair
    Yüreğini çınlatacak
    Ve bir daha fısıldayacak kulaklarına
    Sana adanmış bu satırları

    Bütün şehirler uyur
    İstanbul uyumaz
    Ve bir gün
    Bütün sevenlerin unutur seni
    Ama bu şair yürek
    Asla unutmaz


    Sen Vurdunda Ben Ölmedim mi?

    Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
    Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
    Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
    Sense araya korkular koydun.
    Yasaklar koydun...
    Bitmez tükenmez engeller koydun
    Şimdi nerdesin diye sakın sorma
    Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

    Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
    Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara
    Sen varken
    Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
    Otobüs duraklarına...
    Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
    Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
    Gidenlere küsmezdim
    Kalanlara acımazdım...
    Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim
    Masumdum, çocuklar gibi
    Böyle delirmezdim-küfretmezdim...
    Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
    Şimdi soruyorum sana
    Adı sevdaysa bu cehennemin
    Sen yaktın da ben yanmadım mı?

    Biliyorsun
    Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
    Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı
    Dağlara merdiven dayadım olmadı
    Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
    Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı
    Benden artık pes
    Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
    Nasılsa gidiyorsun
    Biliyorum git...
    Ama ardında
    Ağlayan bir çift göz
    Paramparça bir yürek
    Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
    Çek silahını-daya sırtıma
    Titrersem namerdim...
    Sen vurdun da ben ölmedim mi?


    Ve kaybetmek seni

    O seni düşünmek yok mu
    Geceler dolusu seni düşünmek
    Sarılmak karanlıklara sen diye
    Sen diye kucaklamak yorganı okşamak, öpmek

    O seni beklemek yok mu
    Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek
    Ahh, ayak sesleri, kapı gıcırtıları bilemezsin
    Bir defa yaşamaktır o, bin defa ölmek

    O seni özlemek yok mu
    Saçlarını, ellerini, dudaklarını özlemek
    Uzun uzun gözgöze gelmek seninle
    Seninle bir olmak, beraber olmak, sevişmek

    O seni gizlemek yok mu
    Kuşlardan, çiçeklerden bile kıskanıp gizlemek
    Seni saklamak içimde delice, divanece
    Öylece yaşamak seni, öylece sevmek

    Ve seni kaybetmek yok mu
    Bulduktan sonra seni kaybetmek
    İşte o beni yakan, yıkan, solduran
    Ses versem de duyamazsın artık
    Yüreğimde kan, gözlerimde kan, dudaklarımda kan
     



Sayfayı Paylaş