Ahmet Paşa'nın Hayatı ve Edebi Kişiliği

Konusu 'Türkçe-Edebiyat' forumundadır ve RüzGaR tarafından 16 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Ahmet Paşa'nın Hayatı ve Edebi Kişiliği
    Ahmet Paşa, Sultan II. Murat saltanat dönemi kazaskerlerinden Veliyüddin bin İlyas Efendi’nın oğludur.

    Ahmet Paşa’nın nerede ve ne zaman doğduğu bilinmemekte ve değişik yerler ve tarihler ileri sürülmektedir. Latifi'nin Tezkere'sinde ve Gelibolulu Ali'nin Kühnü'l-ahbar adlı eserinde Bursa'da doğdugu yazılıdır. Sehî Tezkeresi ve Güldeste yazarı Beliğ ise onun Edirne'de doğduğunu söylerler. Aşikpaşa Tezkeresi yazarı ise, Ahmed Paşa'nın varisi olan amca oğlu Edirneli Nâzır Çelebi'den alınan bilgilere göre, Edirneli olduğunu bildirir. Fuad Köprülü'ye göre , "Edirne’de yaptırılan cami ve imaret vakfiyesinin Veliyüddin tarafından tanzim edildiği ve şairimizin memuriyet hayatı hakkındaki kayıtlar düşünülürse, bu tarihten (830/1426) biraz evvel ya da biraz sonra doğmuştur" (İslâm Ansiklopedisi Ahmet Paşa maddesi). Son zamanlara kadar Edirne’de 'Veliyüddin oğlu' ismini taşıyan bir mahallenin ve mescidin bulunması, Ahmed Paşa'nin Edirne'de doğduğuna dair bir sağlam bir ipucu sayılabilir.

    Ahmet Paşa eğitimini II. Murat döneminde Edirne’de yapmış ve o dönemde geçerli bilgiler yanında Arapça ve Farsça da öğrenmiştir. Eğitimini bitirdikten sonra, önce Bursa’da Muradiye Medresesi’ne müderris olarak tayin edilmiş ve sonra 1451 (hicri 855)de Edirne Kadısı görevine atanmışdır. Fatih Sultan II. Mehmed'in tahta geçmesinden sonra kazasker olmuş ve onun muhasipliği ve öğretmenliği görevlerinde bulunmuştur. Sonra vezirlik rütbesine yükselmiştir. Sehî, Latîfî, Şakâik, Hasan Çelebi, Beyânî Tezkirelerine göre Fatih’in hizmetkârlarından birine laf attığı için; diğer kaynaklara göre padişahin bir gözdesine göz koyduğu için ve Âşık Çelebi'ye gore ise birkaç fesatçının iftirasına uğradığı için gazaba gelen padişah tarafından vezaretten azledilmiş ve hapse atılmıştır ve hatta öldürülmesi çok olasılık kazanmıştır. Bu olayın ortaya çıkması büyük bir ihtimalle bir saray entrikası, rekabeti, iftirasi ve tevzirati sonucudur. Yine söylentiye göre Ahmed Paşa "Kerem" redifli 35 beyitten oluşan ünlü kasidesini padişaha sunmuş ve bu nedenle affedilmiştir. Fakat edebiyat tarihçisi Ali Nihad Tarlan "Kerem" redifli kasidenin yazılışının başka bir nedeni olduğunu ve anlatılan olayin olasılığı gayet az, bir güzel hikâye olmaktan ileri gitmediğini belirtmektedir.

    Ahmet Paşa, daha sonra otuz akçe yevmiyeli olarak ile Bursa’ya tayin edilip orada Orhaniye, Muradiye ve Emir Sultan medrese vakıflarının mütevelliliği ile görevlendirilmiştir. Sonra sırasıyla Sultanönü (Eskişehir), Tire ve Ankara'da sancak beyligi görevine atanmıştır. Fatih’in 1481’de ölümünden sonra II. Bayezid’in zamanında tekrar eski itibarını kazanıp Bursa’ya sancak beyi olarak tayin olunmuştur. O görevde iken 1496 (hicri 602) yılında Bursa'da ölmüş ve Muradiye Camii yanında kendi yaptırdığı medrese yanında gömülmüş ve sonradan bir türbe inşa edilmiştir.turkeyarena.com

    Ahmed Paşa'nin zeki, zarif,nuktedan ve hazircevap bir kisiligi oldugu belirtilmiştir. Ahmed Paşa yasadigi zamanlarda devrinin en büyükü şairi olarak kabul edilmiş ve saygı görmüştür.

    Edebî Kişiliği
    Ahmed Paşa hem gazel hem de kaside türlerinde başarılı eserler yaratmış; şarkı ve murabbada da olgun örnekler vermiştir. Dizeleri divan şiirinin söz ve anlam özellikleriyle örülüdür. İşlediği konular genellikle din dışı olup beşeri aşk konusundaki şiirler de Divan'inda önemli yer tutmaktadır. Dinî ve tasavvufî konulara rağbet göstermemiştir. Şiirleri gayet ahenklidir ve aruz veznini çok ustaca kullandığı görülür. Kendi çağında "şairlerin sultanı" diye anıldığı bilinmektedir. Bütün tezkereciler Ahmed Paşa'nin şiirlerinden takdirle bahsederler. Sonra gelen gelen nesil şairlerden Ahi, Lamii, Necati, Zati ve Baki ona nazireler yazmışlardır. XIX. yüzyılda Ziya Paşa, üç şairi, Ahmed Paşa, Necati ve Zati'yi, "Türki suhana temel komuşlar" olarak tarif etmiş ve Ahmet Paşa'nın "Şeyhi ile Necati arasında yetişen sairlerden en büyüğü" olduğunu ifade etmiştir. Şairin ünü Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarını aşmıştır.

    Ancak bazı edebiyat kritikleri Ahmed Paşa'yi orijinallikten uzak görerek İran şairlerinden çevirmiş olduğu beyitleri kendine mal etmekle suçlamışlardır.

    Ahmed Paşa'nın sanatının ve eserlerinin uygun bir şekilde değerlendirilmesi için aşırı övgü veya aşırı yerginin gerekmiyeceği şüphesizdir. Onun Türkçe divan şiirini yeni bir merhaleye ulaştırdığı ve onun için bir büyük sair sayılması gereği inkar edilemez.

    Eserlerinden Örnekler

    "Olmamış" redifli bir gazeli
    Bir dil mi kalmışdur bu tîr-i gamzeden kan olmamış

    Bir cân mı vardur ol keman ebruya kurbân olmamış

    Şol ömr kim sensüz geçer ol ömr zâyi ömr imiş

    Bir cân k'anun cânânı yok ol cân dahi cân olmamış

    Ne fitnedür yâ Rab bu kim bir dil-berün her gamzesi

    Bir demde bin cân almasa dirler bu fettan olmamış

    Zülfin gidermiş ol sanem kâfirliğin komaz henûz

    Zünnârıflı kesmiş velî dahi Müselmân olmamış

    Şehründe lâ'lün şevkine şol denlü kan ağlamışam

    Kim bir der ü divâr yok yâkuut ü mercan olmamış

    .........................

    Mecmû'-ı diller mecmaı zülfündür anı çözse bâd

    Cem'iyet-i hatır m'olur andan perîşân olmamış

    Gülden kohun alub seher âh itse Ahmed derd ile

    Bülbül bulınmaz bağda kim bağrı biryân olmamış

    (Vezin : Müstef’ilün müstef’ilün müstef’ilün müstef'ilün)


    yakup""

    "Safâca mısın" redifli bir gazeli
    Eyâ peri nicesin hoş musun safâca mısın

    Gele beri nicesin hoş musun safâca mısın

    Şeker dudaklı kamer yüzlü serv boyluların

    Semen-beri nicesin hoş musun safâca mısın

    Bahâr-ı hüsn ü behada belalı bülbülünün

    Gül-i teri nicesin hoş musun safâca mısın

    Bizimle bir nefes insanlık eyle soruşalım

    Gel ey peri nicesin hoş musun safâca mısın

    Sefer kılıp gelir Ahmet ki deye şehrimizin

    Güzelleri nicesin hoş musun safâca mısın?

    (Vezin: )


    "Kerem" redifli kasidesinden
    Der Medh-i Sultan Mehmed Hân

    Ey muhît-i keremün katresi ‘ummân-ı kerem

    Bâğ-ı cûd ebr-i kefünden tolu bârân-ı kerem

    Matla’-ı subh-ı zafer mihr-i zekâ ebr-i hayâ

    Felek izz ü ‘alâ dâver-i devrân-ı kerem

    Tâc bahş-ı ser-i sultân-ı salâtin-i cihân

    Zînet-i taht u nigîn Hazret-i sultân-ı kerem

    Zıll-ı Hakk Şâh Muhammed ki işiği gökinün

    Kem-terin ılduzı olur meh-i tâbân-ı kerem

    .....

    Ahmed’ün gam makası kesdi dilin şem’ gibi

    Sana Rûşen diyemez hâlini sultân-ı kerem

    ...


    (Vezin: Fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün)

    Not: Bazı kaynaklara göre Ahmet Paşa bu kasideyi padişaha hapisteyken yazarak affını istemiş ve ölüm cezasından kurtulmuştur.


    Murabba'dan
    Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül

    kuru sevdada yiler bî-pay gönül

    Dimedüm mi sana dolaşma ana hay gönül

    Vay gönül vay bu gönül vay gönül ey vay gönül


    Çin-i zülfünden umar nafe-i hoş-bûy murâd

    Bu hevâ yolına yıllarla yiler nite ki bâd

    Ol dahı sencileyin itmedi ben hastayı yâd

    vay gönül vay bu gönül vay gönül ey gönül


    Felegün nûş iderem nîşini sağarlar ile

    Doğradı har-ı cefa bağrumı hançerler ile

    Baş koşam dimez idüm ben dahı dilberler ile

    Vay gönül vay bu gönül vay gönül ey vay gönül

    ...

    Ahmed’em kim okınur nâmum ile nâme-i ışk

    Germdür sözlerümün sûzile hengâme-i ışk

    Dil elinden biçilübdür boyuma câme-i ışk

    Vay gönül vay bu gönül vay gönül ey vay gönül


    (Vezin: Feilâtün feilâtün feilâtün feilün)


    Not: Bu şiir Münir Nureddin tarafından Rast makamında bestelenmiştir.
     



  2. SeçiL Well-Known Member

    çok ama çok teşekkürler
     
  3. Beta722 Well-Known Member

    siteyi çok beğendim elinize sağlık
     

Sayfayı Paylaş