Ahmet Haşim Yollar Şiiri

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 7 Mart 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    YOLLAR

    Bir lamba hüzniyle
    Kısıldı altın ufuklarda akşamın güneşi;
    Söndü göllerde aks-i girye-veşi
    Gecenin âvdet-i sükûniyle..

    Yollar
    Ki gider kimsesiz, tehî, ebedi,
    Yollar
    Hep birer hatt-ı pür sûkt oldu
    Akşamın sine-i gubârında.
    Onlar
    Hangi bir belde-i hayâle gider,
    Böyle sessiz ve kimsesiz şimdi?

    Meftûr
    Ve muhteriz yine bir
    nefha-i hayâl esiyor;
    Bu nefha dalları bîtâb ü bîmecâl uyutur.
    Sonra eyler giyâhı nâlende,
    Sonra âgûş-ı ufk içinde ölür...

    Ey kalb!
    Seni öldürmesin bir sâye-i şeb,
    İşte bir dest-i sâhir ü mahfî
    Sana nûr-ı nücûmu indirdi.

    Kuruldu işte, mesâfât içinde, lâl-i mesâ
    Bütün meâbid-i hiss ü meâbid-i hülyâ
    Bütün meâbid-i meçhule-i ümîd-i beşer...

    Gurûb içinde bir eşkâl-i bîhudud-ı zeheb
    Zücâc-ı san'at ü fikretle yükselirler hep;
    Büyük denizlere benzer eteklerinde sükût,
    Sükût-ı nâ-mütenâhi, sükût-ı na-mahdût,
    Sükût-ı afv u emel.

    Bir el
    Derîçelerde bir altın ziyâ yakıp indi.
    Aktı âb-ı sükûta yıldızlar
    Bütün sular zehebî lerzelerle işlendi.

    Tâ öteden,
    Şimdi zer gözleriyle tâ öteden,
    Gam-ı ervâhı vecde da'vet eder
    Bütün meâbid-i meçhule-i ümîd-i beşer.
    Bütün meâbid-i vecdin soluk ilaheleri
    Birer birer iniyor gözlerinde rüyalar;
    Dudaklarında ziyâdâr ve muhteriz titrer
    Akşamın buse-i huzû-eseri.

    oluk ve gölgeli simalarında reng-i mesâ
    Nakşeder bir teheyyüc-i rüyâ:
    Biri yorgun semâ-yı lâle bakar,
    Biri bir gölge meşy ü gâşyile
    Miyâh-ı râkide-i samt ü hâb içinde akar;
    Biri bir erganûn-ı eb'âdı
    Dinliyor gölgelerde ser-be-zemin,
    Biri altın gözüyle, güyâ ki,
    Sana ey kalb-i mübhem ü bâkî
    "Gel!" diyor.
    Lakin
    İniyor
    İşte leylin zalâm-ı bîdâdı...

    Yollar
    Ah ey kimsesiz giden yollar,
    Yolların ey sükût-ı hüzn-eseri,
    Bugünün inmeden şeb-i kederi,
    Meâbid-i emel ü histe sönmeden bu ziyâ,
    Ölmeden onların ilaheleri,
    Ah gitmez mi, kimsesiz, sessiz
    Yollar,
    Ah gitmez mi hatt-ı sâkitiniz,
    Şimdi zer gözleriyle, tâ öteden
    Tâ öteden
    Gam-ı ervâhı vecde da'vet eden
    Uzak meâbid-i pür-nûr-ı vecd ü rüyâya
    Ki câ-be-câ kapıyor bâb-ı vâ'dini sâye...

    Ahmet Haşim
     



Sayfayı Paylaş