Ahmet Haşim Bir Günün Sonunda Arzu Şiiri

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 7 Mart 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Bir Günün Sonunda Arzu

    Gün Batımı
    Yorgun gözümün halkalarında
    Güller gibi fecr oldu nümayan,
    Güller gibi… sonsuz, iri güller
    Güller ki kamıştan daha nalan;
    Gün doğdu yazık arkalarında!
    Altın kulelerden yine kuşlar
    Tekrarını ömrün eder i’lan.
    Kuşlar mıdır onlar ki her akşam
    Alemlerimizden sefer eyler?
    Akşam, yine akşam, yine akşam
    Bir sırma kemerdir suya baksam;
    Üstümde sema kavs-i mutalsam!
    Akşam, yine akşam, yine akşam
    Göllerde bu dem bir kamış olsam!


    Ahmet Haşim bu şiirinde de olduğu gibi “akşam, gurup (güneşin batış anı), şafak (güneşin doğuş anı), ay, yıldız, gece, orman, kuş, gül, deniz ve göl” motiflerini çokça kullanır. Şair yukarıdaki metinden de anlaşılacağı üzere bu motiflerden aslında hayallerini ve duygularını açıklamakta yararlanır. Yani söz konusu sözcükleri gerçek anlamlarıyla kullanmaz. O sözcüklere kendisi yeni anlamlar katar. Ondan birer sembol olarak yararlanır.

    Yukarıdaki metinde de şair, eşyanın gün ışığındaki görünüşüyle ilgilenmek yerine, akşam güneşinin renk ve ışıklarını ve bunları insanın algılayışını vermeye çalışmıştır. Şiirde “gül, kuş, su, göl, kamış” gibi doğaya özgü öğelerin kullanılması şairin çevresi veya özlemleri, hayalleri hakkında bilgi vermektedir. Şair bu sözcüklerden hareketle şiirinde doğayı kendi algılayışına göre betimlemektedir. Sözcüklerle kendine özgü bir resim çizmektedir. Bu resim, sözcüklere yüklediği sembolik anlamlardan oluşmaktadır.

    Bu metinde düşünce ve hayal değil musiki öne çıkmaktadır. “Aksam sözcüklerinin sıkça tekrarlanması bu musikiyi pekiştirmektedir. Bireyselliği, şiirde anlam kapalılığını ve müziksele yakın uyumu savunan Haşim’in simgeciliğinin yanı sıra, anlatımcılığın ve dışavurumculuğun etkisinde kaldığı da belirtilmelidir. Bunlar da şairin, sembolist ve empresyonist akımların etkisinde olduğunu gösterir.

    Uzak ve bilinmez diyarlara özlem ve çok defa psikolojik yorumlara dayanan renkler ve musiki hissedilir. Bu metin aruzun me-fa û lü / me fâ î lü / fe û lün” kalıbıyla yazılmıştır. Ancak şiir, gerek içerik gerekse biçimsel açıdan Divan şiiri geleneğiyle örtüşme-mekîedir. Şairin etkilendiği akımlara bakılırsa bu metin Fecri-i Âti döneminin ürünüdür.

    Bu metinde olduğu gibi Fecr-i Âti sanatçıları şiirde daha çok, aşk ve doğa temalarını işlemişlerdir. Aruz ölçüsünü ve serbest müstezat biçimini yaygın olarak kullanmışlardır. Bu şiirin konusuna baktığımızda şairin “Sanat, sanat içindir.” anlayışını benimsediğini görmekteyiz.

    Bütün bu nitelikler göz önünde bulundurulduğunda bu metnin Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı Dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır. Şairin etkilendiği akım, şiirin dili, konusu ve biçimsel özelliklerine bakınca da bu metnin, Fecr-i Âti edebiyatı ürünü olduğu anlaşılmaktadır. Bu metnin ait olduğu dönemi belirlemekte “dil anlayışı, sanat anlayışı, eserin yaratıcısının belli olması” ölçütlerinden yararlanılmıştır.
     



Sayfayı Paylaş