Ahmed Resmi Efendi Kimdir Kısaca

Konusu 'Hakkında Bilgi' forumundadır ve Seçkin tarafından 7 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Seçkin Well-Known Member


    Ahmed Resmî Efendi, Küçük Kaynarca Anlaşması'nın müzakere ve imzasında Osmanlı Devleti heyetine reislik gibi kadersiz bir vazife ile tarihe geçmiş, ancak öncesinde Viyana ve Berlin'de önemli sefaret görevlerinde bulunmuş Osmanlı devlet adamıdır. Devlet adamlığının yanı sıra Sefaretname'si ve Osmanlı reisülküttabları ve kızlarağaları hakkındaki biyografik eserleri ile de tanınmış, önemli bir yazardır. Türkiye'nin ilk Berlin büyükelçisidir.

    Sefaretnamesinin özellikle Berlin izlenimlerini ve yol güzergahını içeren kısımları, daha önce (1720) Paris'e gönderilen Türkiye'nin ilk Paris Büyükelçisi Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin tecrübeleriyle benzerlik taşımakta ve iki eser birbirlerini tamamlamaktadır. Her iki yazar da, tiyatroyu -"komedya denilen hayalhâneleri"- keşfederler, kadınlarla erkeklerin birlikte eğlendikleri bir ortama uyum sağlamakta güçlük çekerler. Tıpkı Paris halkı gibi Berlinliler de gördükleri ilk Türk olan Ahmed Efendi'yi, başında balkabağından büyükçe kavuğu, kaftanı ve maiyetinin şatafatıyla, pencerelerinden bir Şark tiyatrosunu izler gibi seyrederler.

    Ahmed Resmî Efendi 1700 yılında Girit’te Resmo kentinde doğmuştur. Tahsilini tamamlamak üzere İstanbul’a gelmiş, reisülküttablardan Mustafa Efendinin yanında yetişmiş ve daha sonra onun damadı olmuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra devlet hizmetine girdi. Sırasıyla Selanik, İstanbul ve Gelibolu baruthanelerinde nezaret görevleri ile kethüdalıklarda ve dışişleriyle alakalı görevlerde bulundu. Sultan III. Mustafa’nın tahta çıkışını bildirmek üzere Avusturya’ya elçi olarak gönderildi (1757). Daha sonra maliye tezkirecisi ve Anadolu muhasebecisi olarak vazifelendirildi.

    Prusya Kralı II. Frederik'in ülkesinde gerçekleştirdiği reformları duyan padişah tarafından, Prusya ile Rusya arasındaki yakınlaşmanın Osmanlı Devleti açısından getireceği riskleri incelemek, yolu üzerinde bulunan Osmanlı himayesindeki Lehlilere teminat vermek üzere elçi olarak Berlin’e gönderildi (1763). Böylece Osmanlı Devleti'nin ilk Berlin Büyükelçisi oldu. Bu vazifesini büyük bir titizlik ve dikkatle yapan Ahmed Resmi Efendi, İstanbul’a döndüğünde, sadaret mektupçuluğuna tayin edildi. Arkasından çavuşbaşı, matbah ve tersane emini ve ruznameci oldu. 1769’da sadrazam kethüdalığına getirildi ise de kısa süre sonra sadaret değişikliği yüzünden eski vazifesine döndü. 1771’de tekrar sadaret kethüdalığına atandı. Bu görevde iken Küçük Kaynarca Anlaşması'nın müzakere ve imzasında Osmanlı heyeti reisi oldu. İstanbul’a dönüşünde matbah emaneti, şıkk-ı sani defterdarlığı, cizye muhasebeciliği ve ruznamecilik vazifelerinde bulundu. 1783 Ağustos sonlarında İstanbul’da vefat etti.


    Abaza Paşa


    Abaza Paşa, asi Halep Valisi Canbolatoğlu'nun hazinedarı iken onun yenilgiye uğraması sırasında yakalanmış, ancak Yeniçeri Ağası Halil Ağa'nın aracılığı ile bağışlanmıştı. 1621 yılında Erzurum Beylerbeyi olan Abaza Paşa, Sultan İkinci Osman'ın öldürülmesi üzerine yeniçerileri padişah katili ilan etti. Etrafına topladığı sekbanlarla Erzurum'da yeniçerileri ortadan kaldırmaya çalıştı.

    Yeniçeri Ocağı aleyhine İstanbul ve Anadolu'da ortaya çıkan hareket dolayısıyla askerler arasında büyük bir huzursuzluk başlamıştı. Abaza Paşa bir yandan sancaklara kendi adamlarını tayin ederken, diğer yandan da halktan vergi toplamaya başladı. Kısa zamanda çevresine 30.000 kişi toplamayı başaran Abaza Paşa, ele geçirdiği yeniçeri, topçu, cebeci ve acemi oğlanı gibi ocak mensuplarını öldürttü. Şebinkarahisar ve Sivas'ı ele geçirdi. Daha sonra da Ankara üzerine yürüdü ve şehri kuşattı.

    Osmanlı kuvvetleri, Sultan Dördüncü Murad'ın tahta çıkmasından sonra Abaza Paşa'yı Kayseri yakınlarındaki Karasu mevkiinde mağlup etti. Abaza Paşa, bu yenilgiden sonra Erzurum'a dönerek kalesine sığındı. Abaza Paşa yeniçeri düşmanlığından vazgeçmiyordu. Sadrazam Hüsrev Paşa, 1628 yılında düzenlediği sefer sonunda Abaza Paşa'yı teslim aldı. Sultan Dördüncü Murad tarafından affedilen Abaza Paşa, Bosna valiliğine tayin edildi. Ancak tekrar isyan etmek gibi bir niyeti olduğu söylentileri padişah tarafından duyulunca 1634 yılının Ağustos ayında idam edildi.
     



Sayfayı Paylaş