Ağlatan sözler

Konusu 'Karışık Sözler' forumundadır ve GuNaHKaR tarafından 18 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. GuNaHKaR Well-Known Member


    “Hayatta sevmem” dedin ya, bunun ahireti de var, umutlanıyor insan işte.

    “Zamana bırakalım her şeyi” dedi. Ya beni kime bırakacaksın, dedim sustu. Bir daha öldüm.

    Acılarıma sabır ve zaman sürdüm şimdi geçmelerini bekliyorum. İmkânsızı beklemek gibi…

    Adın ki en güzel kelimedir dağarcığımda ne zaman ansam; kelimelerim kendini asar darağacında.

    Ağlamak gözlerdeki yaşı boşaltır, acın ise hep taze kalır.

    Ağlayan kalbime yoktur derman, sensiz kaldım dinlemiyor gönül ferman, adını aldığımda ağzıma sözlerim ağlar o anda seviyorum seni bunu unutma!

    Ağlıyorsa gözlerim kurumuş aşkımızın yeşermesi içindir bebeğim sen anlamazsın ben anlatıyorum gözyaşlarıma seni.

    Ah be çocuk ah! Seninki, masalda ki pamuk prensese âşık olmak değil. Uyutulduğun ninnideki bostana giren danaya yüreğini vermek…

    Alt yapısı olmayan bir şehir gibiyim… Ne zaman hüzünlensem gözlerimi su basıyor. Ve ne zaman seni düşünsem, kalbimin trafiği aksıyor.

    Arada bir yokluyorsun sol yanımı. Öyle bir seni seviyorum dedin ki inan olsun kalbime indin.

    Aynı kitapları okur, aynı filmleri izler, aynı müzikleri dinlerdik. Herkesten farklıydık biz. Biz gerçekten ayrıydık. Şimdi ne okusam, ne izlesem, ne dinlesem hemen elim telefona gidiyor sonra o eskidendi diyorum çünkü biz artık gerçekten ayrıydık…

    Bakmayın öyle tabii ki de ağlamıyorum, giden sevgilinin ardından su döküyorum…

    Başkasını sevmen, bana acı verir mi sandın? Sen beni de sevmemiştin ki zaten. Çocuktum işte, öyle inanmıştım ki döneceğine.

    Bazen insan ‘Seni seviyorum’ diyemez. Sadece ‘Sana da iyi geceler’ demekle yetinir.

    Bazen sadece seninle konuşsun istersin. Ama o herkesle konuşur, sana susar.

    Benden su katılmamış şiirler istiyorsun. Kalem mi yazıyor sandın? Ben harfleri denizlerden söküp tek tek, gözlerimden süzüyorum göremiyorsun.

    Benim de zaten hiç gücüm yok, yüzüm yok, hiç umudum yok. Ama bil ki farklı bir hayaldi. İşkenceydi bazen, bazen çok güzeldi. Ama anlıyorum sesinden, kurtulmuşsun sen nokta konmuş, bitmiş en güzel hikâyem.

    Bırak hayatım bana kalsın al anılar sende kalsın ver sevgimi belki o zaman anlarsın!

    Bilsem ki bir daha hiç dönmeyecek, bilsem ki gözyaşım hiç dinmeyecek, utanmam sıkılmam mutsuzluğuma, şimdi sensiz cehennemde yaşlanacağım.

    Bin defa yalan olsan da inanırdım hep sana. Sen beni kandırmadın, ben sana inanmayı seçtim. Hepsi bu.

    Bir gün ölürsem haberim sana gelirse mezarımın başına sakın gelme sadece elini kalbine koy ve özür dile belki o zaman mutlu olurum.

    Bir sonraki sessizliğim senin için güzelim zamansız gelen ayrılıklar kalbimi yaralar ağlayan gözlerim elbet bir gün aşk acısı için değil hayat acısı için ağlar.

    Birisini unutmak zorundaysanız bunu sindire sindire yapın. Çünkü zamansız öldürdükleri yürekte amansız dirilir.

    Biz de unutmuş gibi yaparız. Hiç kırılmamış, hiç ağlamamış gibi.

    Boğazıma takıldı sevdan. Üç kere sırtıma vur helal de, alışık değilim harama ondan olacak herhalde.

    Bu kentin en tenha yeri kalbimdir şimdi.

    Canı yanan sabretsin, canı yakan, canının yanacağı günü beklesin!

    Çalacak bir kapım yok, mutluluğa hasretim. Artık sokaklar benim, görüyorsun değil mi?

    Çok sahiplenmeden seveceksin mesela. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi.

    Dünyaları sığdırırdım yüreğime. Derdin bana bir zamanlar. Dünyaları sığdırırken yüreğine, beni sığdıramadın mı?

    Eğer bir insanı gerçekten unutmak istiyorsan onunla yaşadıklarını değil, onun sana yaşattıklarını hatırla.

    Eskiden karanlıklardan ve yağmurlardan korkardım şimdi ise yağmurlar gözyaşım oldu, karanlıklar ise sırdaşım oldu.

    Eyvallah ne güzel bir sözdür. Bazen kabulleniş, bazen boş veriş, bazen yol veriş; ama sonunda hep bir rahata eriş.

    Geçirdiğimiz günlerde güldüğümüz yerlerde şimdi hazan rüzgârları esiyor gidiyorum rüzgârın estiği yere.

    Gel de birbirimizin kadrini bilelim. Çünkü ansızın ayrılacağız birbirimizden.

    Gelecekten de pek umutlu değilim artık. Adı gelecek olsa ne olur, seninle gelmedikten sonra.

    Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış. Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi… Ellerin bir martı, telaşlı ve ürkek. Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken…

    Gül şimdi ağlayan gözlerime bakarak gül! Yarınların için gül çektiğim acılar için gül sen hep gül beni düşünme gülüm.

    Günler sensiz geçer oldu, yüreğim benden gider oldu. Baharı beklerken güzelim, hep güneşi arar oldum. Her şeyin bir sonu var ama sonu yok ki düştüğüm yerin. Sana değil artık güzelim, ah ölüme koşar içim.

    Güzel olsan da kalmaz bu dünya, mecnun olsan da güvenmem artık sana, artık herkes kendi yoluna ben seçtim yolumu sana elveda!

    Havam bozulmaya başladı yine. Gözlerim de dolmaya. Sanırım içimde bir yerlere sen yağdı gece gece. Serçe kadar yüreğimin, gökyüzü kadar sancısı var bu gece.

    Her şeyin kıymetini bilirim ben. Bana ışığın kıymetini göstermen için dünyamı karartmana gerek yok.

    Kalbime saray inşa etmeye çalışman çok güzel bir davranış. Ama keşke temeli atıp, derince kazdıktan sonra bırakıp gitmeseydin…

    Keşke yanımda olsaydın demiyorum, biliyorum ki; isteseydin olurdun.

    Kimine git dersin değerli olursun, kimini canından çok seversin gereksiz olursun.

    Kimseyi kırmayayım diyorum, bir de bakıyorum kendim paramparçayım.

    Kolumuzu ısırarak saatler yapardık küçükken, sanki zamanın canımızı acıtacağını anlarmış gibi.

    Mızıkçılık yapmadan, oyununun kuralına uyup, yalanlarına inanıyormuş gibi yaptım. Devam etmiştim beni sevdiğine inanmaya.

    Ne garip bir dünya bu. Aklımdasın diyen balıklar, ömrümsün diyen kelebekler gördüm.

    Ne garip bir hayatım ve yalnızlığım oldu. Depozitolu bir yalnızlıktı benimkisi. Kim alsa geri getirdi.

    Ne güzel demiş şair “Şimdi ben mutluluğa müebbet yesem, kesin yarın af çıkar.”

    Ne olurdu zamanla geçecek değil de zamanla gelecek deselerdi…

    Ömrümün her gününde, asırlık elem saklı… Adın kalbime mühür artık, dilde yasaklı!

    Örselenmiş bir çocukluk işte benim bütün hikâyem. Kaç sevda geçse de üzerinden bu yıkıntıları onaramazsın. İstersen hiç başlamasın geç kalmışız birbirimize, yanlış kapılarda geçmiş bunca yıl dönemeyiz artık ilk gençliğimize, istersen hiç başlamasın söz verelim kendimize.

    Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin.

    Sanma ki sevmekle usanır bu yürek. Kaderde varsa eğer, sevginle ölmesini de bilirim elbet. Zannetme ki beklemekle usanır yürek. Bir değil bin ömrüm olsa da beklemesini bilirim elbet.

    Sen kalmaya bir neden bulamadın ya, ben ölmeye ne bahaneler bulurum şimdi.

    Sen yine de bana, nasılsın? Diye sorma. İyiyim desem yalan olur; kötüyüm desem inancıma dokunur. En güzeli, şükre vurayım.

    Senin de sevdiğini sanmıştım. Ya da öyle olmasını istediğim için, kendimi buna inandırmıştım.

    Sorarlarsa beni sana; sevilmeden seviyordu de. Ne kadarda saftı de. O kadar seviyordu ki kaldıramadım de. İçin de bir ateş yaktım halen yanıyor de. Gitmeyince aramayınca eridi bitti de. Bir de dünyası vardı onu da ben kararttım de. Kendi eliyle bir çukur kazdı. Ben de gömdüm de!

    Şimdi sensizliğin naklen mutsuzluğum yayınlanıyor. Ve herkes çektiğim sensizlik acısını canlı izliyor. İnanır mısın be sevgilim, yokluğun reyting rekorları kırıyor.

    Uykusuz gecelerimde gözyaşlarımla yazdım adını kalbime güneşsiz günlerimde kanımla suladım resimlerimizi yeniden gelirsin diye!

    Uzaklaşmak iyidir. Birinden, bir şeyden… Uzaklaşmak bazen, yakınlaşmaktan da iyi gelir.

    Üç yanlışım oldu. Tanıdım, güvendim, inandım! Bir doğrum oldu. Sevdim ama üç yanlış, bir doğruyu sildi.

    Yağmur dökülüyor şehrime. Bardaktan boşalırcasına. Bu son diyorum bu son! Her defasında bitirdiğim yerden başlıyorum yine sana aşka.

    Yalnızlığımda çoğalıp, kalabalıkta eksiliyorum. Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığım; ne yana dönsem sana çarpıyorum.

    Yüreğim hep gururuyla övündü. Burada gidene dur denilmiyor!
     



Sayfayı Paylaş