Adeti Biten Kadın Gusül Abdesti Almadan Eşi ile Birlikte Olabilirmi

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve OrKuN tarafından 13 Ekim 2010 başlatılmıştır.

  1. OrKuN Well-Known Member


    Adeti biten kadın gusül abdesti almadan eşi ile birlikte olabilir mi? Birlikte olduktan sonra gusül alsa olur mu? Yoksa önce gusül abdesti alması mı gerekiyor?

    Bakara suresinin 222. ayetinde Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

    “Sana kadınlardaki kanamaları soruyorlar. De ki, o bir eziyettir; kanamanın olduğu günlerinde onları rahat bırakın. Temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın. Tertemiz oldular mı, onlara Allah‘ın size buyurduğu yerden yaklaşın. Allah tevbe edenleri sever, tertemiz olanları da sever.”

    Yukarıdaki ayete göre adet esnasında yasak olan cinsel ilişkinin helal olabilmesi için iki şart bulunmaktadır:

    1. Kadının adetinin bitmesi gerekir.

    2. Kadının tertemiz olması, yani gusletmesi/yıkanması gerekir.

    Adeti sona eren kadın gusletmedikçe kendisiyle cin*sî münasebette bulunmanın helâl olma*dığı hususunda Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri başta olmak üzere ulemanın büyük çoğunluğu görüş birliğine varmıştır. Yalnız Hanefîler, adet kanının belirli âdet süresinin sonunda kesilmesi halinde bir namaz vakti geçtikten sonra gusül yapıl*masa da cinsî münasebetin caiz olacağı*nı söylemişlerdir. (Yunus Vehbi Yavuz, “Hayız”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c: 17, s: 53.)

    Hanefilere göre adetin azami süresi olan on gün geçince, boy abdesti almadan da cinsel ilişkide bulunmak helal olur. Fakat adeti bu süreden daha kısa olan bir kadının, adeti bitip kanının kesilmesiyle hemen cinsel ilişkide bulunması helal olmaz. Böyle bir durumda cinsel ilişkide bulunmanın helal olabilmesi için kadının ya gusletmiş olması veya üzerinden bir namaz vakti geçmiş olması veyahut da bir özründen dolayı teyemmüm edip onunla nafile de olsa bir namaz kılması gerekir. (Mehmet Şener, “Hayız”, İslam’da İnanç İbadet Ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, İlmî Müşavir Ve Redaktör: İbrahim Kâfi Dönmez, İstanbul, 1997, c: 2, s: 218)

    Ebu Hanife’nin bu görüşte olmasının delili şudur:

    “Allah Teâlâ’nın, “Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın” hitabı, onlara yaklaşmayı yasak*lamış ve bu yasağın, onların adetten kesilmeleriyle son bulacağını ifade et*miştir. Kadınların adetten kesilmeleri bu yasağın sona ermesine sebep olunca, adetleri sona erdiğinde yasağın söz konusu olmaması gerekir.”

    Râzî, tefsirinde el-Kâdî’nin (muhtemelen Kadı Abdulcebbâr ?), Ebû Hanife’nin görüşüne şu şekilde cevap verdiğini kaydeder:

    “Eğer Cenab-ı Hak ayette sadece, “Temizleninceye kadar” ifadesini söylemiş olsay*dı, sizin söylediğiniz son derece uygun olurdu. Ama Hak Teâlâ bu emrine, “İyice temizlendiklerinde…” kaydını da ilâve edince, bu iki ifadenin hepsi birden bu yasağın sona erme sebebi olmuş olur. Bu, bir kimse “Eve gi*rinceye kadar, falancayla konuşma. Girdikten sonra gönlü hoş olursa onunla konuş” demesi gibidir. O kimsenin konuşabilmesinin, bu iki şartın ikisine bir*den bağlanmış olması gerekir. Bu böyle olunca, adetten kesildikten sonra onun mutlaka temizlenmesi de gerekir. (Fahreddin er-Razi, et-Tefsiru’l-Kebir, c: 6, s: 419, Bakara suresi 222. ayetin tefsiri)

    Delillere bakıldığında çoğunluğun görüşünün isabetli olduğu, yani âdeti biten kadının gusül abdesti almadan eşi ile ilişkiye giremeyeceği anlaşılmaktadır.
     



Sayfayı Paylaş