Acaba bizleri günaha sevkeden etken şeytan mıdır? yoksa nefsimiz midir?

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 10 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Günah konusunda seytan ve nefis ikiz kardestirler, hangisinden kurtulmak daha kolay peki derseniz tabi ki seytandan kurtulmak oldukca kolaydir. Nitekim Yüce Rabbimiz de Nisa Süresinde mealen "onun hilesi pek zayiftir" buyuruyor. Gönülden cekilen bir besmele seytani kisiden uzaklastirir, fakat nefsi emmarenin zararlarindan kurtulmak o kadar kolay degildir. Şeytanin bile kendi nefsi vardir, dergah-i ilahiden kovulmasina sebep olan da kendi nefsiydi, gururlandi, kendini büyük gördü ve bu nedenle sonsuza kadar lanete ugrayanlardan oldu.

    Ayrıca Rabbimiz şu ayetlerle şeytan hakknda bize yol gösteriyor, etkisinin zayıf olduğunu ve vesveseye düştüğümüzde ne yapmamız gerektiğini hatırlatıyor:

    "Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur. Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir."(Nahl Suresi, 99-100)

    "(Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va'detmez." (Nisa Suresi, 120)

    "Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir." (Araf Suresi, 200-201)

    Bu ayetlerde müminlerin, şeytanın vesevese ve iğvasına karşı uyanık olması gerektiği öğütlenerek bizlere kolay yol gösterilmektedir. Gerçek iman sahipleri için bulunmaz hazine değerindeki bu ayetler en zor anlarımızda bizim imdadımıza yetişecektir. Anlaşılan şu ki, mümin kullar uzun uzun oturup şeytandan gelen vesveseleri düşünerek vakit kaybetmez, söz konusu vesveselerle Allah'ın razı olmayacağı, bir mümine yakışmayacak sıkıntılı, hüzünlü, korkulu bir ruh haline girmezler. Hemen Allah'ı ve Kuran ayetlerini düşünerek şeytanın fısıldamalarından kurtulurlar.

    Nefsi terbiye etmek ise daha zordur, bazen 40 yil sürebilir, kimileri ömrü boyunca bunu basaramaz, öyle ya hic caba sarfedilmeyen birsey nasil basarilir ki... Ama kimileri de bu yola bask koyar, bir mürsidi kamilin elinden tutar, onun tavsiyelerine uyar, bilir ki nefsin iğvasina karsi koymak icin kendi kuvveti yetmez, ona söz gecirecek olan yalnizca Allahü Tealadir, öyleyse bu is icin Rabbimizin görevlendirdigi büyük zatlarda ancak menfaat vardir...

    Kisi, O mübarek insanlarin tavsiye ve sohbetleriyle, hatta devrimizdeki Gavsi Zaman gibi ulularin tek bir nazariyla Rabbine yönelir, ibadetin zevkine varir, günahin cirkinligini anlar, Allahin merhametinin büyüklügünün de farkina varir...

    Gavsı Sani Hazretlerine (k.s.) bir gün sormuslar: Efendim seytan bize cok vesvese veriyor, ondan nasil kurtulacagimizi bilemiyoruz? Sultanim, elini sallayarak demis, ondan kurtulmak kolaydir, siz nefsinizi terbiye etmeye bakin, giris yollarini kapatmaya calisin, asil vesvese kaynagi nefsimizdedir..

    Demek ki kisi nefsini saflastirmaya calisirsa artik dünya bile ona boyun eger, Sen nefsine karsi gel, nefsin yaraticisi da sana dünyayi ve ahireti versin... Yine söyle bir söz var, nefsini hos eden, dinini hor eder, yani nefsin isteklerine uydugun halde dinini yasaman mümkün degildir.

    Yine büyüklerden bir zata sormuslar, biz nefsimizin dediklerini mi yapalim, yoksa onun istemediklerini mi... Mubarek cevap vermis, ikisi de degil, bazen olur nefsiniz Allahin emrettigi birseyi isteyebilir, bulundugu ortama ve zamana göre bu degisir, onun sahibi Allahdir, sizler Allahin emirlerini iyi ögrenip, Rabbinizin seriatine göre hareket edin, nefsinizle ugrasmayin, onu düsünmeyin, moralinizi bozmayin, yalnizca Allahin emirlerine ram olun, bu yaptiklarinizla Allahin hosnutlugunu kazanirsiniz, bu arada nefsiniz de salaha kavusur insallah...

    Rabbimiz bizi nefsimizin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyursun,
    Huzuruna, bizden razı olduğu cihetle tatmin olmuş (mutmainne) bir nefisle varmayı nasip eylesin..
     



Sayfayı Paylaş