Abdülkerîm Cîlî

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve OrKuN tarafından 28 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. OrKuN Well-Known Member


    ABDÜLKERÎM CÎLÎ

    Bağdad'da yetişen İslâm âlimlerinden ve büyük velîlerden. Ehl-i sünnet âlimlerinin ve evliyânın en büyüklerinden olan Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin torununun oğludur. İsmi, Abdülkerîm bin İbrâhim bin Abdülkerîm el-Cîlî el-Kâdirî olup, lakabı Takıyyüddîn'dir. 1365 (H.767) senesinde Bağdad'a bağlı Ciyl kasabasında doğdu. 1428 (H.832) senesinde vefât etti. Vefâtı için başka târihler de rivâyet edilmiştir.

    Küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Çok zekî ve kavrayışı yüksekti. Bu sebeple onu ilimde ilerlemesi için Zebid bölgesine gönderdiler. Burada büyük âlim ve evliyâ Şerefüddîn İsmâil bin İbrâhim el-Cebertî dersler veriyordu. Abdülkerîm derhâl talebeleri arasına girerek derslerini tâkibe başladı. Kısa zamanda hocasının teveccühlerini kazandı. Bilhassa hadîs, fıkıh ve tasavvufta yüksek derecelere ulaştı.

    Hanbelî mezhebinde bulunan Abdülkerîm Cîlî hazretleri bundan sonra hocasından aldığı işâretle insanlara doğru yolu, Ehl-i sünnet vel-cemâat yolunu öğretmeye başladı. Yine hocasının izni ve tasarrufu ile; Îmân-ı Kâmil adını verdiği eserini yazmaya başladı.

    Abdülkerîm Cîlî hazretleri, talebelerini, bilhassa nefsin ve şeytanın aldatmalarına karşı çok uyarır, dikkatli olmalarını öğütler ve hocalarının sözünden hiç çıkmamalarını sıkı sıkıya tenbih ederdi. İblisin şöyle dediğini bildirirdi: "Vallahi, bana göre bin âlimi aldatmak, îmânı kavi bir ümmiyi aldatmaktan daha kolaydır."

    O insanlar üzerinde şeytanın hîle ve aldatmalarını şu şekilde özetler ve müslümanların uyanık bulunmalarını isterdi.

    Şeytan avam tabakasına yâni ilmi olmayan müslümanlara önce şehvete dâir işlerin sevgisini aşılamaya çalışır. Böylece kalp duygularını öldürür. Sonra dünyâ sevgisini vererek dünyâlık kazanmaya sevkeder. Böylece bu insanların bütün gâyeleri dünyâ talebi olur. Çünkü cehâletle dünyâ sevgisi bir araya gelmiştir.

    Sâlih kimseler iyi ameller işlediklerinde şeytan harekete geçer. Onlara işledikleri ameli güzel gösterir. Böylece onları ucba ve kendini beğenmişliğe sürükler. Sonunda hiç bir âlimin öğüt ve nasîhatini dinlemezler. İblis onları bu hâle getirdikten sonra şöyle der: "Başkaları sizin ibâdetinizin binde birisini yapsa kurtulur". Bu telkinlere kananlar amellerini azaltırlar. İstirâhat yolunu tutarlar. Kendilerini yüceltirler, başkalarını hafife alırlar. Artık bu hâlleri onları peşpeşe günâha sürükler.

    Şeytân âlimi aldatmak için ise onun ilmi ile devreye girer. Söylediği her sözün hak olduğunu anlatır. Senin gibisi yok diye telkin eder. Şeytan bu yoldan gitmekle çok muvaffak olur. Büyük İslâm âlimlerine tâbi olmayıp ilimlerine güvenenlerden pek azı bu hîleden kurtulabilir.

    Talebelerine buyurduğu ve eserlerinde yazdığı bâzı kıymetli sözleri şunlardır:

    "Allahü teâlânın azametini, büyüklüğünü ilimler kavrayamaz. Celâlinin hakîkatını fehimler, düşünceler idrâk edemez. İlim sâhibi olan, O'nu idrâkten, anlamaktan yana aczini, çâresizliğini îtirâf etti."

    "Aklın nûru îmân nûrundan azdır. Sebebine gelince, akıl kuşu hikmet kanatları ile uçar. Hikmet ise delillerden ibârettir. Deliller ise ancak eseri belli şeylere götürür."

    "Bir kimse Allahü teâlânın kendisini gördüğüne yakîn olarak inanırsa, âzâlarını ve kalbini günâh işlere kaptırmaz."

    "İnsanın kemâl derecesine ulaşıp, tasavvuf makamlarında ilerlemesi, Allahü teâlâyı bilmesine bağlıdır. Bu ise ancak seçilmişlere veya bir mürşidin, yol gösterici rehberin huzurunda yetişenlere nasîb olur."

    Abdülkerîm Cîlî, yüksek dedelerinin yoluna sımsıkı bağlı olan, olgun ve kâmil bir velî idi. Allahü teâlânın ve O'nun dostlarının âşığı idi. Bu aşk ve muhabbet ile çok güzel şiirler söylemiştir. İnsân-ı Kâmil fî Ma'rifet-il-Evâhir vel-Evâil başta olmak üzere, çok kıymetli eserler yazdı. Eserlerinden bâzıları şunlardır: El-Kehfû ver-Rakîm fî Şerhi Bismillâhirrahmânirrahîm, Menâzır-ul-İlâhiyye, Sefer-ul- Garîb, Hakîkat-ül-Yakîn, Merâtib-ül-Vücûd, Şerhu Müşkilât-il-Fütûhât- il-Mekkiyye, Kemâlât-ül-İlâhiyye fis-Sıfât-il-Muhammediyye, Nâmûs-ül- A'zam vel-Kâmûs-ul-Akdem, Kâ'be Kavseyn ve Mültekâ en-Nâmûseyn, El-İsfâr, Kenz-ül-Mektûm, Hakîkat-ül-Hakâik, Dürret-ül-Ayniyye fiş- Şevâhid-il-Gaybiyye, Nevâdir-ül-Ayniyye fil-Bevadir-il-Gaybiyye.

    1) Mu'cem-ül-Müellifîn; c.5, s.313
    2) El-A'lâm; c.4, s.50
    3) Esmâ-ül-Müellifîn; c.1, s.610
    4) Îzâh-ul-Meknûn; c.1, s.79, 412, c.2, s.148,388, 681
    5) Keşf-üz-Zünûn; s.181,740,1525,1568,1650, 1922
    6) Mu'cemü'l-Matbûat; c.1, s.728-29
    7) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.13, s.92
     



Sayfayı Paylaş