2012 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Ne Zaman?

Konusu 'Güncel Konular' forumundadır ve BaRıŞ tarafından 23 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. BaRıŞ Well-Known Member


    2012'de cumhurbaşkanı seçimi olacak mı?
    Cumhurbaşkanlığı seçimi 2012'de olacak mı?
    2012 Cumhurbaşkanlığı Seçimi ne zaman
    2012 cumhurbaşkanı seçimi
    cumhurbaşkanlığı seçimi ne zaman

    Üç bilinmeyenli denklem: Cumhurbaşkanı seçimi

    Bilinmeyen üç konu
    Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bilinmeyen üç nokta var. Birincisi Gül’ün görev süresi 5 yıl mı 7 yıl mı olacak? İkincisi her iki durumda da Gül tekrar aday olabilecek mi? Üçüncüsü ise Gül değilse Cumhurbaşkanlığı makamina kim çıkacak? Çok basit gibi görünen bu soruların cevabı aslında Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.

    Gül’ün seçilmesi
    Gül, 2007 genel seçimlerinden sonra toplanan meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçilmişti. Ancak 2007 seçimlerinden hemen önce yapılan bir anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından ve 5 yıllık süre için seçilmesi öngörülmüştü. Değişiklik 367’nin altında kalınca referanduma gidilmesi kararı alınmıştı.

    Üzerinde durulmamıştı
    Seçimden önceki parlamento tarafından kabul edilen anayasa değişikliğinin referandumu seçimlerden sonra yapılmış ve halk değişikliği onaylamıştı. O günlerde akıllara “Gül’ün görev süresi yeni duruma göre mi yoksa eskisine göre mi olacak” sorusu gelmişti elbette ama üzerinde fazla durulmamıştı. Oysa zaman akıp geçti.

    5 yıl mı 7 yıl mı?
    Öncelikli tartışma şu; Gül’ün görev süresi ne kadar? 5 yıl mı 7 yıl mı? İki görüş de kendi içinde mantıklı. Gül parlamento tarafından 7 yıllığına seçildi. Referandumda kabul edilen 5 yıllık süre, bir sonraki cumhurbaşkanını için geçerlidir. Gül görevdeki 7 yılını bitirir, ondan sonra ilk kez halk tarafından seçilecek kişinin görev süresi 5 yıl olur.

    Anayasa önemli
    Buna karşı Gül’ün süresinin 5 yıl olduğunu söyleyenlerin savı da çok yanlış değil. Çünkü Gül anayasa değişikliği ile ilgili referandum yapılmadan, zorunlu olarak eski yasaya göre seçildi. Asıl olan Anayasa maddesidir ve orada Cumhurbaşkanlığının görev süresinin 5 yıl olduğu yazılmaktadır artık. Demek ki Gül’ün süresi 5 yıldır.

    Bir ekleme daha
    Her iki duruma göre, Abdullah Gül’ü ilgilendiren bir nokta daha var. Gül ister 5 yıl ister 7 yıl görevde kalsın, görevi bittiğinde yeniden aday olabilecek midir? Bu konuda iki görüş var. Gül 5 yıl görevde kalırsa yeniden ama bir kereliğine daha aday olabilir. Yok eğer 7 yıl görevde kalırsa eski anayasa gereği bir daha aday olma şansı yoktur.

    Kim seçilecek?
    Gelelim üçüncü bilinmeyene. Bu, kesin bilinmese de tahmini çok zor olmayan bir durum. Herkes biliyor ki bu makam için AKP’den tek aday var, o da Tayyip Erdoğan. Son seçim ve 12 Eylül referandumu sonuçları göz önüne alındığında Erdoğan’ın birinci turda olmasa da ikinci turda seçilmesi en yakın ihtimal. Tabii seçim seçimdir.

    Basit karmaşa
    Görüldüğü gibi çok basit gibi görünen bir konu ne kadar çetrefilli hale gelebiliyor. Bunun tek nedeni var. 2007’de öyle ya da böyle Gül Cumhurbaşkanı seçilemeyince, anayasa gereği seçime gidilmiş, ancak AKP bunun intikamını almak için Anayasa’yı değiştirerek Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini sağlamıştı.

    2007 seçim korkusu
    2007’de Gül’ü cumhurbaşkanı seçtirme konusunda bozguna uğratılan AKP o günlerde büyük telaş içindeydi. Zorunlu olarak seçimlere gidilecek olması AKP’de endişe yaratıyordu. Çünkü milyonların katıldığı Cumhuriyet mitingleri korku yaratmıştı ve seçimlerde iktidarı kaybetme endişesi büyük paniğe neden oluyordu.

    27 Nisan can simidi
    AKP’nin bu korkusu dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın bir gece yarısı “kendi başıma yazdım” dediği muhtıra niteliğindeki bir açıklama ile yerini büyük bir umuda bıraktı. Doğal olarak toplumun her kesimi bu muhtıra gibi “şey”e tepki gösterdi, AKP “her şey bitti” derken yeniden dünyaya gelmiş gibi oldu.

    Madem öyle işte böyle
    Muhtıra gibi açıklama ile birden güç ve moral kazanan AKP “Madem öyle işte böyle” diyerek, bir güç gösterisine kalkıştı ve “cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini” öngören bir anayasa değişikliğini Meclis’e sundu. Madde AKP’nin oylarıyla kabul edildi ama 367’nin altında kaldığı için referanduma götürülmesine karar verildi.

    Olan olmuştu artık
    Bugün henüz yeni yaşamaya başladığımız basit gibi görünen karmaşık sorunun temelinde yatan budur. Ancak AKP’liler o tarihlerde bu değişikliği sadece içlerindeki öfke duygusunu yatıştırmak için bu yaptıklarından sonuçlarını düşünmemişlerdi. Yeniden tek başlarına iktidara gelince, Gül’ü seçmekte bu kez hiç zorlanmadılar ama olan da olmuştu.

    Bilseler yapmazlardı
    Bana kalırsa AKP kurmayları o anayasa değişikliğini yaparken, 2007 seçimlerinden zaferle çıkacaklarını pek tahmin etmiyorlardı. “Madem bana seçtirmedin, ben de başına iş açayım, derdini halka anlat” mantığı ağır basmıştı. Eğer AKP, 367 olayı olmasa ve Gül’ü seçebilseydi, o anayasa değişikliğini asla yapmazdı.

    Hâlâ da çözülmedi
    O tarihlerdeki iki yazımda belirtmiştim; cumhurbaşkanını seçmek için yeni yöntem belirlendi ama nasıl yapılacağı bilinmiyor. Gül’ün görev süresi, halk tarafından yapılacak seçimin nasıl olacağı, propagandanın nasıl yapılacağı, adayların harcamalarının hangi biçimde olacağı meçhuldü. “Zaman var hallederiz” denildi hep.

    Kanunu hâlâ çıkmadı
    Yine basit gibi görülebilir ama, kanunu çıkmadığı cumhurbaşkanı seçiminin nasıl yapılacağı bilinmiyor. Aday olma ve aday gösterilme konuları bile kesin değil. En önemlisi cumhurbaşkanının yetkileri aynen duruyor. Bugünkü yetkileri taşıyan bir cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin bir önemi yok ki.

    Artık siyasi oluyor
    Cumhurbaşkanı eski anayasa maddesine göre devletin başıdır ve tarafsızdır. Oysa halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı artık siyasi bir kişiliktir ve anayasadaki “sorumsuzluk” tanımı geçerliliğini yitirecektir. Bu nedenle seçim yasasıyla birlikte en azından cumhurbaşkanının “Sorumsuzluk” tanımının kaldırılması gerekir.

    Halka ne vaat edecek?
    Şu anda cumhurbaşkanının yetkileri semboliktir. Devlette ağırlığı vardır hatta gerekirse bakanlar kuruluna bile başkanlık eder, ama halk tarafından seçilecek bir cumhurbaşkanının sembolik yetkileri olması düşünülemez. Seçim kampanyası başladığında adaylar sembolik görevleri olduğunu bilerek halka ne vaat edebileceklerdir?

    Başkanlık sistemi mi?
    Başbakan Erdoğan seçimlerden önce “Başkanlık sistemi düşünülebilir” demişti. Ama bunun için anayasada geniş çaplı bir değişiklik gerekiyor. Şu andaki tempoya bakarsak, yeni bir anayasanın hazırlanması çok uzak bir ihtimal. Meclis’in Erdoğan’a “başkanlık yetkileri vereceğini” düşünmek de en azından mantıkla bağdaşmıyor.

    Cazibesi yok
    Bu durumda 2012 veya 2014’te yapılacak bir seçimde Cumhurbaşkanı olmanın, seçilen kişiye vereceği büyük keyiften öte hiçbir anlamı yok. Kim seçilirse seçilsin, ülke yönetiminde ağırlıklı söz sahibi olması mümkün değil. Tayyip Erdoğan belki ilk başlarda biraz farklı tablo çizebilir ama sonunda yürütme organına karşı yenik düşer.

    Eskisine dönüş
    Şu anda hiç dillendirilmiyor ama, ben yazayım; belki de en mantıklı olanı bir anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanı seçimini tekrar Meclis’e vermektir. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi artık hoş bir fanteziden öte değildir. Onca masraf ve muhtemel gerginlik yerine Meclis’in bir uzlaşma sağlaması belki de en doğru olan yoldur.

    Aklıma takılan nokta
    Ancak burada aklıma takılan tek nokta şu; Erdoğan “Üç dönem görev yapma” sözü vermişti. Eğer cumhurbaşkanı olmazsa siyaseti bırakacak demektir. İşte bu faktör Erdoğan’ı zora sokabilir. Ama onun da çaresi var. “Halkım böyle istiyor” diyerek bir dönem daha devam ederse kim ne söyleyebilir ki?

    Alıntı: bilinmeyenli denklem: Cumhurbakan seimi - GAZETEVATAN.COM
     



Sayfayı Paylaş