2. Dünya Savaşının Türkiye'ye Sosyal ve Kültürel Etkileri

Konusu 'Tarih' forumundadır ve RüzGaR tarafından 16 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    2. Dünya Savaşının Türkiye'ye Sosyal ve Kültürel Etkileri
    -Türkiye savaşa girmemiş, ancak savaştan olumsuz yönde etkilenmiştir. Savaş boyunca büyük bir ordu silah altında tutulmuş. Ekonomi durmuş, fiyatlar hızla artmış, birçok madde bulunamaz hale gelmiş veya karaborsaya düşmüştür.

    -Savaş sonrası tüm dünyada esmeye başlayan özgürlük ve demokrasi rüzgarlarına, gerekse savaş sıkıntılarının getirdiği toplumsal tepkilere seyirci kalınmadı. 1946'da çok partili hayata geçildi.

    -Türkiye, izlediği taktik sayesinde savaştan en az zararla çıkmayı başardı. Türkiye gerek Müttefik gerekse Mihver Devletlerden gelen baskılara karşı koyarak tarafsızlığını korumuştur.

    -Türkiye, izlediği siyasetle milli bağımsızlığından taviz vermeyeceğini ispatlamıştır.

    -Türkiye, sonu belli olmayan maceralara girerek toprak büyütmek meraklısı olmadığını göstermiştir.

    -Savaş sonunda Türkiye, Müttefik Devletlerin yanında resmen yer aldı.

    -Birleşmiş Milletler Bildirisine imza atarak bu örgütün üyesi oldu.

    Türkiye II. Dünya Savaşı’nın dışında kalmayı başarmasına rağmen ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda birçok olumsuzluk yaşamıştır.

    Türkiye, tarafsızlığını koruyabilmek için çalışan nüfusunun önemli bir bölümünü silah altına alınca, üretimde azalma olmuştur. Ülke gelirinin önemli bir bölümü savunma giderlerine ayrıldığından savaş öncesinde planlanan çalışmalar ve sanayi yatırımları bir süre ertelenmiştir. Savaş döneminde Türkiye, Refik Saydam ve Şükrü Saraçoğlu hükümetleri tarafından yönetilmiştir.

    Refik Saydam Hükümeti Dönemi

    Refik Saydam Hükümeti döneminde Milli Korunma Kanunu çıkarılmıştır (Ocak 1940).
    Bu kanunun verdiği yetki ile üretim ve tüketim denetlenme çalışılmıştır.

    Bu kanun ile,

    -Savaş öncesi dönemde işçilere verilen bir takım haklar kaldırılmış,haftalık iş tatili ve işçilerin işlerinden ayrılma hakları ellerinden alınmıştır.

    -Kadın ve çoçukların çalışmasıyla ilgili bazı hükümler askıya alınmış, genel olarak bütün halka çalışma esası getirilmiştir.

    -1941 yılının başından itibaren üretilen tahılların tüketim ve tohumlu kısımlarının ayrılmasından sonra geriye kalan miktarın düşük ücret karşılığında Toprak Mahsulleri Ofisi’ne satılması zorunluluğu getirilmiştir.

    Hükümet düşük ücret karşılığında aldığı bu ürünleri (un ve kömür hariç) yüksek kar karşılığında satmıştır. Ancak bu durum küçük toprak sahiplerini zor durumda bırakmış, bunların bir bölümü şehirlere göç edince ekilen topraklar azalmıştır.

    Büyük toprak sahiplerinin ürettikleri ürünlerin hepsini devlete satmaması, devletin ordunun ve memurun beslenmesine önem verdiğinden belediyelere yeterli miktarda un verememesi büyük şehirlerde yiyecek sıkıntısının başlamasına yol açmıştır. Bu durum’da kara borsa problemine neden olmuştur.

    1942’de büyük kentlerde karne uygulamasına geçilmiştir. Ticaret Ofisi ve İaşe Müsteşarlığı gibi yeni örgütlenmeler temel tüketim mallarının karne ile dağıtımını denetlemiş bunun yanı sıra iç ve dış ticaret fiyatlarını belirlemişlerdir.

    Ekmek Karnesi

    İkinci Dünya Savaşı sırasında büyük şehirlerde kimin ne kadar ekmek alacağı hükümet tarafından belirleniyordu. Bu amaçla ekmek karnesi düzenlenmişti. Herkesin aldığı günlük ekmek miktarı karnesine işleniyordu ya da ekmek almak için kuponlar veriliyordu. Bu dönemde zeytin ve şeker gibi ürünler de karneyle dağıtılıyordu.

    Savaş şartlarından dolayı temel gıda ürünleri tasarruflu bir şekilde kullanılmasını gereği olması bu uygulamaya ortam hazırlamıştır. Bu durum büyük savaşların, savaşa girmeyen ülkeleri de ekonomik ve sosyal yönden olumsuz etkilediğini gösterir.

    Fiyat artışları ve karaborsa toplumu olumsuz yönde etkileyince hükümet propaganda yolu ile halkı küçük yerleşim merkezlerine gitmeye teşvik etti. Bu arada büyük toprak sahipleri ve aracı tüccarlar İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde pek çok gayrimenkul sahibi oldular. Bu savaş zenginlikleri ile birlikte çalgıcı gazino adı verilen eğlence yerleri ortaya çıktı. Ekonomik sıkıntılara rağmen bu yerlerde aşırı harcamalar yapıldı.

    Hükümetin savaş sırasında almaya çalıştığı ekonomik tedbirler tam anlamı ile başarılı olamamıştır.

    II. Dünya Savaşı’nın Türk toplumu üzerindeki etkileri Türk edebiyatına da konu olmuştur.

    Savaştaki gelişmelere duyulan merak Türkiye’de radyonun yaygınlaşmasına ortam hazırlamıştır. Ankara Radyosu ve İstanbul Radyosu 1943’te sürekli yayın yapmaya başlamışlardır.

    Savaş ortamı milli duyguların güç kazanmasına ortam hazırlamıştır. Toplumdaki bu duyarlılık halk musıkisinin güçlenmesini sağladı. Bu süreçte başta Münir Nurettin ve Hafız Burhan olmak üzere pek çok sanatçı plaklarında türkülere yer vermişlerdir. 1940’ta İstanbul konservatuarı yeniden açıldı. Sanat musıkisi ile ilgilenenler daha büyük kitlelere ulaşmak için halk musıkisinden yararlandılar.turkeyarena.net Sadettin Kaynak, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Perihan Altındağ Sözeri dönemin en önemli sanatçıları oldular.

    II. Dünya Savaşı sırasında ekonomik alanda yapılamayan devlet harcamalarının bir kısmı eğitim ve kültüre ayrılmıştır. Savaş dönemindeki (1939 – 1945) eğitim yatırımları, cumhuriyetin ilanından savaşın çıktığı yıla kadar olan yatırımlardan daha fazladır.

    1940 yılında çıkarılan bir kanunla köylülerin kendi bölgelerine pratik bilgilerle eğitilmesini öngören Köy Enstitüleri kurulmuştur.

    Şükrü Saraçoğlu Hükümeti Dönemi

    Refik Saydam’ın ölümünden sonra başbakanlığa Şükrü Saraçoğlu getirilmiştir (Temmuz 1942).

    Şükrü Saraçoğlu Hükümeti Döneminde,

    - Piyasa üzerindeki sıkı denetim azaltılmıştır. Hububat fiyatlarının yükseltilmesi, ürünün genelde yüzde 25’inden fazlasının piyasa fiyatlarında satılması için çiftçilerin serbest bırakılması bu doğrultuda yapılmıştır.

    - İaşe Müsteşarlığı’nın kaldırılmasıyla gıda maddelerinin fiyat denetimleri hafifletilmiştir. Bu değişiklik şehirlerde fiyat artışlarına, çiftçi ve tüccarların kazançlarının artmasına yol açmıştır. Savaş yıllarındaki en yüksek enflasyon bu dönemde yaşanmıştır.

    - Hükümet, Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi’ni çıkararak aşırı kazanç elde edenlere ve yüksek enflasyona tedbir almak istemiştir.

    Varlık Vergisi (11 Kasım 1942)

    Varlık Vergisi ile toplam bütçe gelirlerinin üçte birinin toplanması öngörülmüştür. Bu vergi öncelikle ticaret ve sanayi ile uğraşan şehirler olmak üzere, çiftçi, esnaf ve üreticilerden alınmıştır. Vergiye itiraz hakkı yoktur. Vergi mükelleflerinin %87’sinin gayrimüslim olması tepkilere yol açmıştır. Vergisini ödemeyenlerin malları haczedilmiş, malları olmayanlar ise Erzurum Aşkale’ deki çalışma kamplarına gönderilmiştir. Varlık Vergisi Anadolu kökenli yeni zenginlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

    -Varlık Vergisi alınmayan çiftçilerden ise 1944 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi alınmıştır. Zor durumda bulunan köylülere büyük yük getiren bu vergi 1946’da kaldırılmıştır.

    - Bir milyona yakın insanın silah altında tutulması ve çiftçilikle kullanılan birçok hayvanın orduda yük hayvanı olarak kullanılması nedeniyle tarım faaliyetleri gerilemiştir.

    -Kırsal alanlarda yaşanan büyük sorunlar 1940-1945 arasında nüfus artış hızının azalmasında yol açmıştır.

    -Savaş sırasında, savaştan önceki ekonomik büyüme sürdürülememiştir.Dış ticaret fazlası nedeniyle altın ve döviz rezervleri artmıştır.Bu artış ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlamamıştır.Bunun nedenlerinden biri de sanayi ve ulaşım yatırımları için gerekli ithalatın yapılamamasıdır.Savaş nedeniyle 2.Beş yıllık Kalkınma Planı uygulamamış,daha önce başlanan sanayi yatırımları gerilemiştir.Savaş yıllarında milli gelirde (1942 hariç)sanayi ve tarım üretimi sürekli düşmüştür.

    -Milli kaynakların savunmaya ayrılması ve savaş zenginlerinin kazançlarını yatırım için harcamaması sermaye birikiminde gerilemeye yol açmıştır.

    -Savaş sonunda Türkiye’de demokratik yaşam biçiminin gelişmesine yönelik adımlar atılmış,çok partili hayata geçilmiştir.

    UYARI:

    Türkiye’de çok partili hayatın başlamasında,

    -İkinci Dünya Savaşı2nı demokrasiyi benimseyen Müttefik Devletler’in kazanması

    -Türkiye’nin San Francisco Konferansında her türlü demokratik hareketlerin gelişimine izin vereceğini açıklaması.

    -Batılı devletlerin yanlarında demokratik bir Türkiye görmek istemesi.

    -2.Dünya Savaşı dönemde ülkeyi tek parti olarak yöneten Cumhuriyet Halk Partisinin oldukça yıpranması.

    -Savaş nedeniyle enflasyonun artmasının halkın satın alma gücünü düşürmesi, özellikle kırsal alanlarda yaşayanların zor durumda kalması, etkili olmuştur.
     



Sayfayı Paylaş