11. Sınıf 2. Dönem Dil Ve Anlatım Ders Notları

Konusu 'Dil ve Anlatım 11. Sınıf' forumundadır ve Balako tarafından 8 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. Balako Well-Known Member


    Haber Yazıları: İlgi çekici gelişmeleri olayların iletişim veya yayın organlarının aracılığıyla insanlara duyurmak üzere yazılmış yazılara haber yazıları denir.

    • Haber toplayan ve haber yazılarını kaleme alan kişilere muhabir denir.
    • İyi bir haber yazısı kolay anlaşılır, ilginç, duyulmamış, önemli, doğru ve güncel olmalıdır.
    • Sıradan olaylar haber değeri taşımaz.
    • Haber yazıları "5N1K" yani "Ne? Ne Zaman? Nerede? Nasıl? Neden? ve Kim?" sorularına yanıt verecek içerikte olmalıdır.
    • Gazeteler, radyo ve televizyonlar haber kaynaklarının başında ajanslar (haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş) yer alır.
    • Haber yazılarının yalın ve açık bir anlatımı vardır.
    • Haber yazılarında öğretici ve açıklayıcı anlatım türlerinden yararlanılır.
    • Haber yazılarında dil, göndergesel işlevde kullanılır.

    Fıkra (Köşe Yazısı): Bir yazarın toplumu ilgilendiren günlük olaylar ve sorunlarla ilgili kişisel görüşlerini yansıtan, gazetelerde yayımlanan kısa yazılara fıkra denir.

    • Fıkraların, spor, doğa, eğitim, siyaset, ekonomi gibi geniş bir konu alanı vardır.
    • Gazeticilikle doğan, gazete dendiğinde akla gelen ilk tür fıkradır.
    • Fıkralarda makalelerde olduğu gibi konuyu derinlikli inceleme, yargıları delillerle ispat etme amacı güdülmez.
    • Fıkralar; makaleler gibi ciddi bir üslup taşımaz. Genellikle okuyucuyu sıkmayan, yalın, kısa ve etkili cümlelerle kurulmuş mizahi bir üslup kullanılır.
    • Bizde fıkra türünün başarılı ilk örneklerini Serveti Fünun döneminde bağımsız bir yazar olan Ahmet Rasim vermiştir. Falih Rıfkı ATAY, Hüseyin Cahit YALÇIN, Peyami SAFA, Çetin ALTAN, Oktay AKBALI, Şevket RADO, Hasan PULUR gibi yazarlarda çeşitli gazetelerde fıkralar yazmışlar ve yazmaktadırlar.

    Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı'ndaki Fıkra Türündeki Eserler

    Şehir Mektupları - Ahmet Rasim
    Gurabbahane-i Laklakan, Bize Göre - Ahmet Haşim
     



  2. Balako Well-Known Member

    Cümlede Anlam

    Cümle, bir düşünceyi, bir duygu, bir haberi tam olarak anlatan sözcük veya sözcük öbeğidir. Cümlede anlam bölümünde şu konular ele alınacaktır.

    Konular

    1) Cümlenin Konusu
    2) Cümlede Vurgu
    3) Cümlede Anlam İlişkileri
    a) Koşul (Şart) Cümlesi
    b) Neden Sonuç Cümlesi
    c) Amaç Sonuç Cümlesi
    d) Açıklama Cümlesi
    4) Cümle Anlamı ile ilgili Kavramlar
    a) Karşılaştırma Cümleleri
    b) Eleştiri Cümleleri
    c) Özeleştiri Cümleleri
    d) Varsayım Cümleleri
    e) Olasılık (İhtimal) Cümleleri
    f) Önyargı Cümleleri
    g) Özgünlük Cümleleri
    h) Değerlendirme Cümleleri
    ı) Üslup Cümleleri
    5) Cümlede Yakın Anlamlılık
    6) Cümle Tamamlama
    7) Kanıtlanabilirlik Açısından Yargılar
    a) Öznel Yargı
    b) Nesnel Yargı
    8) Anlatım Yönüyle Cümleler
    a) Doğrudan Anlatım
    b) Dolaylı Anlatım
    9) Cümlede Biçim-Anlam İlişkisi
    10) Tanımlama ve Tanım Cümleleri
    11) Atasözleri ve Özdeyişleri

    1) Cümlenin Konusu (İçerik):

    Bir cümleyi anlayabilmenin en kolay yolu o cümlenin konusunu belirlemektir. Cümlenin konusunu belirlerken bu cümlede "Ne üzerinde durulmaktadır?" veya "Ne anlatılmaktadır?" sorularına yanıt aranır.

    Örnek: Yazar, bu romanda iç aleminde gizli kalmış, duygu ve tutkularını dile getirmiş.

    Yukarıdaki cümlede yazarın romanda duygu ve tutkularını anlattığı görülmektedir.

    Örnek: Makalemde kanser hastalığı ve bu hastalığın erken teşhisle nasıl yenileceği ile ilgili birçok açıklama bulabilirsiniz.

    2) Cümlede Vurgu:

    Bir cümlede özellikle vurgulanan, sözcük yada söz grubu yüklemin önünde yer alır. Yükleme en yakın söz en çok vurgulanandır.

    I. Dün uçakla Ankara'ya gittim.
    II. Dün Ankara'ya uçakla gittim.
    III. Ankara'ya uçakla dün gittim.

    UYARI: "De, ki" bağlacı ve "mi" soru edatı vurguyu yanına geldiği sözcüğe çeker.

    Örnek: Dün mü dersanede sınav vardı?
    Örnek: Dün dersanede mi sınav vardı?
    Örnek: Ben ki seni ne çok sevmiştim.
    Örnek: Ali de bizimle gelecek.

    Cümle içindeki soru sözcüklerinde vurgu cümleye soru anlamı katan sözcüklerdendir. Ayrıca yüklemin isim soylu sözcük yada sözcüklerden oluşması durumunda vurgu yüklemdedir.

    Örnek: Dün kim seni aradı?
    Örnek: Bütün çocuklar çok mutluydu.

    3) Cümlede Anlam İlişkileri:
    a) Koşul (Şart) Cümleleri: Bir olayın, durumun ya da eylemin gerçekleşmesinin başka bir olay duruma veya eyleme bağlı olmasıdır.

    Örnek: Terliyken su içersen hastalanırsın.
    Örnek: Bu şiiri okuyunca seni hatırlıyorum.
    Örnek: Gemi de yer bulursak Sinop'a gideceğiz.
    Örnek: İhtiyacım olan parayı en kısa sürede ödemek üzere ordan ayrıldım.
    Örnek: İlaçlarımı düzenli kullandı mı hemen iyileşir.

    b) Neden-Sonuç Cümleleri: Bir yargının, nedeniyle (gerekçesiyle) birlikte verilmesidir. Yargının, "Niçin yapıldığı?, hangi gerekçeyle gerçekleştiği" belirtilir.

    Örnek: Gürültü fazla olduğu için soruları çözemedim. (Niçin çözemedim?)
    Örnek: Okuma yazması olmadığından herkes onu kandırıyordu.
    Örnek: Ben yarime gül demem gülün ömrü az olur.

    UYARI: Türkçe'de 3 çeşit "ki" vardır.

    1) Bağlaç olan "ki": Atatürk diyor ki:....
    2) Sıfat yapan "ki": Evdeki hesap çarşıya uymaz.
    3) İlgi zamiri olan "ki": Benim kalemim yeni seninki eski.

    Örnek: Havalar soğuduğundan göçmen kuşlar yurdu terk etti.

    c) Amaç-Sonuç Cümlesi: Eylemin hangi amaçla gerçekleştiğini bildiren cümlelerdir. "Hangi amaçla?" sorusunun yanıtı bu cümleleri buldurur.

    Örnek: Ders çalışmak için erken kalktım.
    Örnek: Aradığı kitabı bulmak üzere kütüphaneye gitti.

    d) Açıklama Cümlesi: Bir yargıda anlatılmak isteneni başka bir yargıyla açıklayan veya bir durumu yorumlayarak ondan farklı anlamları çıkaran cümlelerdir.

    Örnek: Çok soru çözmek faydalıdır, öğrencilere hız kazandırır.
    Örnek: Beni bu akşam arayacaktı; demek ki işi çıktı.

    4) Cümle Anlamı ile ilgili Kavramlar:
    a) Karşılaştırma Cümleleri: Karşılaştırma, bir yada birden fazla varlık, kavram yada durumun ortak yada farklı yönlerini gözler önüne serilmesidir.

    Örnek: Kardeşim benden akıllıdır. (Kendisini kardeşiyle karşılaştırmıştır.)
    Örnek: Ahmet Haşim'in bu şiiri diğerleri kadar duygusal değil.
    Örnek: Yahya Kemal'in en güzel şiiri "Sessiz Gemi"dir.
    Örnek: Ona aldığım kitap daha çok benim işime yaradı.
    Örnek: Bu olay senden çok beni üzdü.

    b) Eleştiri Cümleleri: Belli bir olay, durum, kişi yada varlık hakkında görüş belirtmektedir. Eleştiriler olumlu ya da olumsuz olabilir. Test sınavlarında genellikle olumsuz gelmektedir.

    Örnek: Sadece gençlere seslenen bu yapıtında kalıcı olacağını düşünmüyorum. (Olumsuz.)
    Örnek: Özgün anlatımı ve içerik zenginliği yapıtı farklı kılmış. (Olumlu.)
    Örnek: Romancı süslü anlatıma yöneldiği için yapıtında yaratıcılığa düşmüş.
    Örnek: Çengelköy defteri, konusu ve anlatımıyla herkesin beğenisini kazanan başarılı bir yapıt.

    c) Özeleştiri Cümleleri: Kişinin kendisini veya kendisinin de içinde bulunduğu grubu olumsuz anlamla eleştirmesidir.

    Örnek: "Süslü anlatıma sığınmam bir hataydı." diyor yazar.
    Örnek: O günlerde şiirin bir sözcük sanatı olduğunu anlayamamıştık.
    Örnek: Şimdi düşünüyorum da Ülkü Tamer için bir özel sayı hazırlamalıydık.

    d) Varsayım Cümleleri: Olmamış bir durum veya olayı akıl yürütmek için olmuş gibi değerlendirmeye varsayım denir. Varsayım cümlelerinde "tutki, varsayalım ki, diyelim ki, ola ki, farz et" gibi sözler kullanılır.

    Örnek: Bir film izlediğini kabul edelim, o filmde ne anladığını anlatabilirsin.
    Örnek: O gün öyle ki araba arıza yaptı.
    Örnek: Tut ki dünya turuna çıkıyorsun, ilk önce hangi ülkeyi görmek isterdin?
    Örnek: Diyelim ki Ankara'da bir iş buldunuz.

    e) Olasılık (İhtimal) Cümleleri: Bir eylemin gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğinin kesin olmamasına denir. Tahmin cümlelerinde olasılık anlamı vardır. Bu tür cümlelerde "sanırım, belki, olsa olsa, galiba, olacak ki, herhalde" gibi sözler kullanılır.

    Örnek: Havalar öyle kötü ki ekinlerin biçileceği şüpheli bu yıl.
    Örnek: Bugün bizi arayabilir.
    Örnek: Belki o da çok üzgündür.
    Örnek: Çocuk okuldan dönmüş olmalı.
    Örnek: Sanırım, bu yıl sınavı kazanırım.

    f) Önyargı Cümleleri: Herhangi bir konuda sağlıklı bir değerlendirme yapılmadan söylenen olumlu veya olumsuz hüküm bildiren cümlelerdir.

    Örnek: Bu çocuk çok iyi bir sanatçı olacaktır. (Olumlu önyargı.)
    Örnek: Bu çocuk adam olmaz. (Olumsuz önyargı.)
    Örnek: Yemeği annen yaptıysa çok güzeldir.
    Örnek: Yazar, bu öyküyle çok tepki toplayacaktır.
    Örnek: Diğer filmleri yıllarca etkileyecek bir sinema filmi çekiyorum.

    g) Özgünlük Cümleleri: Sanatçının kendine özgü bir yol oluşturmasıdır. Başkasına benzememe, sıra dışılık, orjinallik, yenilikçi bir tavır sergileme, taklitçi olmama, farklılık ifadeleri, özgünlüğü çağrıştıran niteliklerdir.

    Örnek: Ben öyle bir yoldan gitmeliyim ki başkası daha önce oradan geçmemiş olsun.
    Örnek: O, kendi çizgisini bulmuş, ender sanatçılarımızdandır.
    Örnek: Altında imzası olmasa bile onun şiirlerini hemen tanıyabiliriz.

    h) Değerlendirme Cümleleri: Bir sanatçı yada sanat eserinin bir inceleme sonunda önemini, niteliklerini, iyi yada kötü yönlerini ortaya koymaktır.

    Örnek: Bir tiyatroda oyuncular bütün yeteneklerini kullanarak rollerinin hakkını veriyor.
    Örnek: "Yaban", o güne kadar aydınların hiç gitmediği Anadolu'yu farklı bir bakışla dile getirmiş.

    ı) Üslup Cümleleri: Bir yazarın yada şairin dili kullanma biçimine üslup denir. Üslup, "Bu sanatçı duygu ve düşüncelerini nasıl anlatıyor?" sorusunun cevabıdır. Üsluba yazarını veya şairin sözcük seçimi anlatım tarzıda diyebiliriz.

    Örnek: Yabancı sözcüklere ve söz sanatlarına çokca yer vermesi yapıtın anlayışlığını zedelemiş.
    Örnek: Unutulmaya yüz tutmuş deyimlere onun şiirlerinde sıkça rastlarız.
    Örnek: Bu sanatçı yer yer kısa cümlelerle anlatıma akıcılık kazandırıyor.

    5) Cümlede Yakın Anlamlılık:

    Bir düşünce veya yargı farklı farklı sözcükler ve cümle kuruluşlarıyla ifade edilebilir. Dolayısıyla bir cümlenin eş anlamlısı veya yakın anlamlısı bulunabilir.

    Örnek: "Başarı, kişiden kişiye değişebilen bir kavramdır." cümlesini şu şekilde de söylemek mümkündür:

    Göreceli bir kavramdır başarı.
    Başarı yoruma açık bir kavramdır.

    6) Cümle Tamamlama:

    Bir cümlede boş bıraklıan yerin uygun bir şekilde tamamlanması için cümlenin konusuna, düşünceye ve düşünce akışına dikkat etmek gerekir. Ardından seçeneklerdeki ifadelerin bu cümleye uyup uymadığına bakılır. Ayrıca boş bırakılan bölüme gelebilecek sözün örnek cümle ile dil ve anlam yönünden uyuşması gerekmektedir.

    Örnek: Bu ozan, başkalarını taklit etmemesine rağman hala ...

    Bu cümlede diğerlerine benzemeyen bir ozandan söz ediliyor. "Rağmen" sözcüğünden dolayı aşağıdaki gibi tamamlanarak söylenebilir: "Özgün bir sanatçı olarak tanınmıyor."

    7) Kanıtlanabilirlik Açısından Cümleler:
    a) Öznel Cümle: Kişisel görüş bildiren (tartışmaya açık) cümleler özneldir. Böyle cümlelerin doğru yada yanlış olduğu söylenemez.

    Örnek: Yahya Kemal'in en güzel şiiri "Nazar"dır.

    b) Nesnel Cümle: Doğruluğu ve yanlışlığı kişiye bağlı olarak değişmeyen cümlelerdir. Bu tür cümelerde yoruma ve duygulara yer yoktur.

    Örnek: Bu yapıtın 35. baskısının yapılması eleştirilere konu oldu. (Nesnel cümle.)
    Örnek: Nazlı Eray'ın "Aşk Artık Burada Oturmuyor" adlı kitabı fantastik türde bir yapıttır. (Nesnel cümle.)
    Örnek: Ana Yazım Klavuzu, Ömer Asım Aksoyun Başkanlığı'nda bir kurulca hazırlanmıştır. (Nesnel cümle.)
    Örnek: Dağ başında kar fırtınasına tutulmuş bir çicek gibi bakıyor bakışları. (Öznel cümle.)
    Örnek: Sanatçılar arasındaki olağanüstü uyum, onların müziğe olan eğilimlerinin bir kanıtıydı. (Öznel cümle.)
    Örnek: Bestecinin üslubunu bütün gün yönleriyle yansıtan bu yapıtı yepyeni bir yorumla sundular. (Öznel cümle.)
    Örnek: Sanatçılar iki bölümden oluşan bu yapıtı, yarın da bu salonda seslendirecekler. (Nesnel cümle.)

    8) Anlatım Yönüyle Cümleler:

    Bazı cümlelerin içinde başka birisine ait düşünceler, yargılar yer alabilir. Başkasına ait yargılar iki biçimde ifade edilir.

    a) Doğrudan Düz Anlatım: Başkasına ait sözün hiç değiştirilmeden olduğu gibi aktarılmasına denir.

    Örnek: Son günlerde hep: "Bu bölümü mutlaka kazanmalıyım." diyordu.

    b) Dolaylı Anlatım: Dolaylı anlatımda bir başkasının sözü anlatıcının kendi anlatım biçimine uygun biçimde aktarılır.

    Örnek: Andre Gide, sanatın konusunun insan olduğunu söyler.
    Örnek: Aynı hatayı bir daha yapmaması gerektiğini ifade etti.
    Örnek: Volteire: "İhtiraslar, geminin yelkenlerini şişiren rüzgardır. Kimi zaman gemiyi batırdığı olur ama onsuz gemi yerinden kıpırdayamaz." demiştir.
     
  3. Balako Well-Known Member

    9) Cümlede Biçim-Anlam İlişkisi:

    Bir eylemin gerçekleşmemesi, bir varlığın yada durumun olmaması cümlenin olumsuz olduğunu gösterir. Bunun dışında eylem gerçekleşiyorsa olumludur.

    a) Biçimce Olumluluk-Olumsuzluk: "-mez, -me, -siz" ekleri ve "yok, değil" sözcükleri cümleleri biçimce olumsuz yapar. Bu ek ve sözcükleri almayan cümleleri biçimce olumludur.

    Örnek: O, hiç yalan söylemez. (Olumsuz cümle.)
    Örnek: Onun en zor anlarında biz yanındaydık. (Olumlu cümle.)
    Örnek: Aradıkları bunlar değil. (Olumsuz cümle.)
    Örnek: Bu antoloji de şairin 3 şiiri yayımlanmış. (Olumlu cümle.)

    b) Anlamca Olumluluk-Olumsuzluk: Bazı cümlelerde biçimce olumsuzluk belirten ek yada sözcükler yer alır; fakat bu cümleler taşıdığı anlam yönünden olumlu olabilir. Yine aynı şekilde bir cümlede olumsuzluk belirten ek yada sözcük olmamasına karşın cümle olumsuz bir anlam taşıyabilir.

    Örnek: Yarın sabah sizi görmeye geleceğim. (Biçimce ve anlamca olumlu.)
    Örnek: Sorulan hiçbir soruyu belirlenen sürede çözemedi. (Biçimce ve anlamca olumsuz.)
    Örnek: Hastalandığında ne yanıma geldi ne telefon etti.
    Örnek: Onun bana yaptıklarını hatırlamıyor değilim.
    Örnek: Orman dikkatsizlik yüzünden yandı.

    Yüklemin kötü bir durum veya olayı bildirmesi olumlu veya olumsuzluğu belirlemez. Bunu belirleyen eylemin gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğidir.

    Örnek: Çık, çıkabilirsen bu işin içinden.
    Örnek: Ne ara ne sorarsın sen beni.
    Örnek: Zaman yok artık sevmeye, sevilmeye.

    10) Tanımlama ve Tanım Cümleleri:

    Bir kavramı, varlığın ne olduğunun ortaya konulmasıdır. Tanım cümleleri "Bu nedir?" sorusuna yanıt verir.

    Örnek: "Edebiyat, duyguların dile getirildiği sanat dalıdır."

    Bu cümle "Edebiyat nedir?" sorusunun yanıtıdır.

    Örnek: Deney, aklın babası, hafızanın anasıdır. (Deney nedir?)
    Örnek: Borç, köle olmanın başlangıcıdır. (Borç nedir?)
    Örnek: Her yarayı iyileştiren merheme çalışkanlık denir. (Çalışkanlık nedir?)
    Örnek: Zamir, ismin yerini tutan sözcüklerdir. (Zamir nedir?)

    11) Atasözleri ve Özdeyişler:

    Atalarımızın deneyimleriyle ortaya koydukları, öğüt bildiren özlü sözlerdir. Kalıplaşmış sözler oldukları için, atasözlerini oluşturan sözcükler değiştirilemez. Eş anlamlı da olsa yerine başka sözcük getirilemez.

    Örnek: Derdini söylemeyen derman bulamaz.

    Atasözleri genellikle mecaz anlam ifade eder.

    Örnek: Mum dibine ışık vermez. (Kendine değilde, başkalarına yardım edenleri kasteden Atasözü.)

    Bazı Atasözleri gerçek anlamıyla kullanılır.

    Örnek: Son pişmanlık fayda vermez.
    Örnek: Dost ile ye, iç alışveriş etme.
    Örnek: Bugünün işini yarına bırakma.
    Örnek: Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır.

    Bazı Atasözlerinde yargı hem gerçek hem mecaz anlamı düşündürebilir.

    Örnek: Ağaç yaşken eğilir.
    Örnek: Her yokuşun bir inişi vardır.
     
  4. Balako Well-Known Member

    Deneme: Yazarın özgürce seçtiği bir konu üzerinde kesin yargılara varmadan kendi görüşlerini, düşüncelerini anlattığı düz yazı türüne deneme denir.

    • Denemelerde yazar, kendi düşüncelerini kendi kendine konuşur gibi iddiasız bir şekilde anlatır. Öne sürülen düşünce yada tezin ispatlanması amaçlanmaz.
    • Denemenin inandırıcılığı içtenliğinden kaynaklanır.
    • Denemeci söyleyeceklerini kendi "Ben"inin süzgecinden geçirerek söyler.
    • Deneme yazarı ele aldığı konuya alışılmışın dışında bir pencereden öznel bir biçimde bakar. Konu alanı geniş olduğu için deneme; makale, eleştiri, fıkra gibi türlerle karıştırılabilir. Bu duruma da denemeyi üslubu ve diliyle ayırt edebiliriz.

    - Denemeler konularına göre üç sınıfa ayrılır.
    1. Kişisel Duyarlık ve Dikkati Konu Alan Denemeler
    2. Öğretici, Eleştirel Denemeler
    3. Sosyal ve Felsefi Konularda Kişisel Düşünceleri İfade Eden Düşünceler

    - 16. yy'da yaşayan Fransız Edebiyatçı Mountaine kaleme aldığı "Denemeler"le bu türün ilk örneğini vermiştir.

    İngiliz yaza Bacon'da deneme türündeki yazılarıyla tanınmıştır. Çağdaş Dünya Edebiyatı yazarlarından T.S. Eliot, E.C. Alain, Andre Gide denemeleri vardır.
    Deneme türü edebiyatımıza Tanzimat ve Serveti Fünun Dönemi'nde girmiştir.

    Ahmet Haşim'in fıkralarının bulunduğu bize göre bazı yazıları deneme türünün ilk örnekleri olarak kabul edilmektedir.
    Deneme türünün bizdeki ilk ustası Nurullah Ataç'tır.
    Suut Kemal Yetkin, Cemil Meriç, Salah Birsel, Sabahattin Eyüboğlu, Mehmet Kaplan bu türün en tanınmış yazarlarındandır.

    Deneme Türündeki Önemli Eserler:

    Bize Göre / Ahmet Haşim
    Beş Şehir, Yaşadığım Gibi / Ahmet Hamdi Tanpınar
    Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Sözden Söze, Diyelim / Nurullah Ataç
    Günlerin Götürdüğü, Şiir Üzerine Düşünceler, Edebiyat Üzerine / Suut Kemal Yetkin
    Bu Ülke, Mağaradakiler / Cemil Meriç
    Mavi ve Kara / Sabahattin Eyüboğlu
    Boğaziçi Şıngır Mıngır, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu, Kahveler Kitabı / Salah Birsel

    Uyarı: Fıkralarda çoğunlukla geniş kitleyi ilgilendiren günlük olaylar üzerinde durulurken denemelerde her türlü konu üzerinde durulabilir. 2. Makalelerden farklı olarak denemelerde düşünceler kesin bir sonuca bağlanmaz. 3. Denemelerden sohbetlere göre daha ağırbaşlı bir dil kullanılır, sohbetlerde olduğu gibi nükteli bir üslup yoktur.
    Denemelerde de sohbetlerde de içtenlik ve samimiyet dikkat çeker. Denemelerde yazar kendi kendiyle konuşuyormuş gibi, söyleşilerde karşısında konuşuyormuş gibi bir üslupla yazar.
     
  5. Balako Well-Known Member

    Makale: Bir konuda bilgi verirken veya bir gerçeği savunurken türlü kanıtlardan faydalanan bunları bilimsel bir biçimde inceleyen gazete ve dergi yazılarına makale denir. Gazetenin ilk sayfasının ilk sütununda çıkan makaleye başmakale; yazarına da başyazar adı verilir. Başmakale de gazetenin tutumuna uygun fikirlerle günlük genel olaylar yer alır. Makalenin amacı toplumu ilgilendiren bir düşünceyi geniş halk kitlelerine yaymaktır. Makaleler bilgi vermeye ve fikirlerini açıklayıp, kanıtlamaya çalışan yazılardır. Bir fikri açıklayıp, kanıtlayarak zihinlere aşılamak için yazılır.

    • Makaleler her konuda yazılabilir; edebiyat ve sanat, sosyal, siyasal, askerlik, din ve ahlak, tıp ve sağlık, spor, kültür, tarih vb.
    • Makale türü edebiyatımıza Tanzimat Dönemi'nde gazete ile birlikte batıdan giren bir türdür. (Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi / Şinasi)
    • Makalenin amacı bilgi vermektir ama bu bilgi ansiklopedik bilgilerde çok farklıdır. Ansiklopedik bilgide tanıtma, açıklama, sıralama ve kesinleşmiş olma özellikleri vardır. Oysa makale de kişilik sezinleten bir anlatım, bir yorum ve inandırma eğilimi, bir amaç vardır.

    Makale yazarı:

    1. Kendi alanında geniş ve köklü bilgiye sahip olmalı.
    2. Sorunlara tarafsız bir gözle bakmalı.
    3. Dili iyi kullanmalı.
    4. Genel kültürü geniş olmalıdır.
     
  6. Balako Well-Known Member

    Eleştiri (Tenkit): Bir sanat, edebiyat veya düşünce eserinin içeriğini ve yapısını olumlu veya olumsuz yönleriyle örneklere ve belgelere dayalı olarak değerlendiren düz yazı türüne eleştiri denir.
    • Eleştiri yazarlarına eleştirmen, tenkit yazarı, münekkit denir.
    • Eleştirmen eleştireceği esere ön yargıyla yaklaşmamalıdır.
    • Eleştirilerde makaleler gibi giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
    • Dünya Edebiyatı'nda Boileau ve Saint Beauve eleştiri türünün önemli isimlerindendir.
    • Divan Edebiyatı'nda biyografi türünün yerini tutan teskirelerin eleştiri ile yakınlıkları da vardır.
    • Eleştiriler konularına göre 4 biçimde sınıflandırılır: Esere dönük eleştiri, sanatçıya dönük eleştiri, topluma dönük eleştiri, okura dönük eleştiri.

    1. Esere Dönük Eleştiri: Sanat, edebiyat ve düşünce eserini sadece eserin kendisinden yola çıkarak olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendiren eleştiri türüdür.

    2. Sanatçıya Dönük Eleştiri: Sanat, edebiyat veya düşünce eserini eleştirirken sanatçının yaşamından yaşadığı olaylardan yola çıkan eleştiri türüdür.

    3. Topluma Dönük Eleştiri: Sanat, edebiyat veya düşünce eserinin yazıldığı tarihsel ve toplumsal koşulların ölçüt alındığı eleştiri türüdür.

    4. Okura Dönük Eleştiri: Sanat, edebiyat veya düşünce eserini eleştirirken, eleştirmenin kendini eserin okuruyla özdeştirdiği, eserin kendi üzerinde yaptığı etkiyi tek ölçüt olarak kendi beğenisinin çıkış noktası yaptığı eleştiri türüdür.

    • Eleştirmenin tavır ve tutumuna göre eleştiriler "öznel eleştiri" ve "nesnel eleştiri" olmak üzere ikiye ayrılır.
    • Öznel eleştirilerde eleştirmen, kendi beğeni ölçülerine göre eleştiri yapar. Okura veya sanatçıya dönük eleştirirler öznel eleştirilerdir.
    • Nesnel eleştirilerde eleştirmen kişisel beğenilerden, yargılarından uzak, tarafsız bir eleştiri yapar. Topluma ve esere dönük eleştiri nesnel eleştirileridir.
    • Bizde batılı anlamda eleştiri örnekleri Tanzimat ile birlikte başlar.

    • Namık Kemal'in 1874'de Tasvir-i Efkar'da yayımlanan "Lisan-ı Osmanî'nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir" başlıklı yazı ilk eleştiri yazımızdır.
    • Ziya Paşa'nın "Şiir ve İnşa" makalesi bir eleştiri örneğidir. Tanzimat Edebiyatı'nda Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Naci, Beşir Fuat; Serveti Fünun Dönemi'nde Ahmet Şuaib, Hüseyin Cahit Yalçın; Milli Edebiyat Dönemi'nde Ali Canip Yöntem, Mehmet Fuat Köprülü, Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin; Cumhuriyet Dönemi'nde Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan, Suut Kemal Yetkin, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarlar eleştiriler yazmışlardır.

    Eleştiri Türündeki Önemli Eserler
    Tahrib-i Harabat, Takip / Namık Kemal
    Takdir-i Elhan / Recaizade Mahmut Ekrem
    Demdeme / Muallim Naci
    Kavgalarım / Hüseyin Cahit Yalçın

    Tartışmacı Anlatım

    • Bir düşünceye karşı çıkışı ifade eden anlatımlardır.
    • Bir paragrafta karşıt bir düşünce yoksa bu paragrafa tartışma paragrafı diyemeyiz.
    • Tartışmacı anlatım da farklı bakış açılarının olabileceği konular ele alınır.
    • Tartışma paragraflarında karşıt düşüncelere de yer verilir; bu yer verilişin ardıdan "fakat, ama, üstelik, çünkü" gibi bağlaçlarla başlayan cümlelerle karşı düşüncenin yanlışlığı ortaya konulmaya çalışılır.
    • Tartışmacı anlatım da karşıt görüş sahibine veya okura seslenen, sorular soran bir üslup kullanılır.
    • Örnek, çocukluğunda kaşif olmayı düşleyenlerin kimsenin ayak basmadığı topraklara gitmeyi isteyişi gibi neredeyse yazıyla uğraşan herkes de o güne kadar kimsenin yazmadığı cümleler yazma peşinde. Peki bu mümkün müdür sence? Hiç kimsenin yazmadığı cümle yazılabilir mi? Kimileri bunu deneyebilir, ama gramer kuralları doğrultusunda ilerleyeceği için daha önce hiç yazılmamış anlamlı bir cümle yazmak neredeyse imkansızdır. İşte bu sebepten yazarlar artık üsluba ve konulara daha çok önem vermelidir.

    Röportaj

    • Bir olayı, durumu veya sorunu araştırma, inceleme, gezi görme ve soruşturma yöntemleriyle aydınlatmayı amaçlayan gazete yazılarına röportaj denir.
    • Konularına göre röportajlar "bir yer konu alan", "eşyayı konu alan" ve "insanı konu alan" röportajlar olarak çeşitlere ayrılır.
    • Röportajlar sunuş biçimi bakımından "Amerikan Röportajı" ve "Alman Röportajı" olmak üzere ikiye ayrılır.
    • Amerikan Röportajı'nda yazıya çarpıcı bir giriş yapılır. En son söylenmesi gereken sözler en başta söylenir.
    • Alman Röportajı'nda ise röportaj yazarı, yazıya kendini katar. Konuyu anlatırken kendini merkeze alır.
    • Röportaj da olay veya durumu aydınlatmak için fotoğraf, resim gibi belgelerden yararlanılır.
    • Röportaj da yalın ve dikkat çekici bir dil kullanılır.
    • Röportaj da gözlemin ve araştırmanın öne çıktığı bir yazı türüdür.
    • Röportajlar da öğreticilik, açıklama, tanıtma, öyküleme ve tasvir önemlidir.
    • Röportajlar yaşatarak öğretmeyi esas alan okuyucuyu yaşamla buluşturan bir türdür.
    • Röportajlarda dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılır.
    • Röportajlar haber yazılarının daha genişletilmiş halidir. Haber yazılarından farklı olarak röportajlarda yazarın kendi bilgi birikimi, duygu ve düşüncelerini de yazıda yansıtılır.
    • İnsanı konu alan röportajlarda biyografilerden farklı olarak yazarın duygu ve değerlendirmeleri de yer alır. Röportajlarda anlatılan kişi ile konuşmaya mutlaka yer verilirken, biyografilerde konuşmaya yer verilmeyebilir.
    • Röportaj da öyküleme, soru-cevap gibi çeşitli anlatım biçimleri kullanılır.

    Röportaj Türündeki Önemli Eserler

    Ha Bu Diyar / Fikret Otyan
    Bu Diyar Baştan Başa / Yaşar Kemal
    Kan Çiçekleri / Dursun Akçam

    Not: Röportaj ile gezi yazısını karıştırmamak gerekir: gezi yazısında amaç, gezilen yerlerle ilgili izlenimleri anlatmaktır. Gezi yazılarında insanlarla konuşmalara, fotoğraflara pek yer verilmez. Röportaj da ise amaç, bir olayı bir kişiyi, bir nesneyi veya durumu aydınlatmaktır.
    İnsanlarla konuşmalara da yer verilir.
     
  7. Balako Well-Known Member

    Mülakat

    • Bir konuyla ilgili olarak bir veya daha fazla kişiyle soru-cevap biçiminde gerçekleştirilen görüşme yazılarına mülakat (görüşme) denir.
    • Mülakat bir konuşma türüdür ancak bir tartışma türü değildir.
    • Mülakat ünlü kişileri çeşitli yönleriyle tanıtmak ya da herkesi ilgilendiren bir konuyu aydınlatmak amacıyla uzmanlarla yapılan görüşmedir.
    • Mülakatın yapılacağı kişi belirlendikten sonra, araştırma ve hazırlık yapılır, sorular belirlenir.
    • Mülakatlarda konuşmalar, cevaplar olduğu gibi yazıya geçirilir. Yazar kendi yorumunu mülakata katmaz.
    • Mülakat yazarı, mülakat yapacağı kişi ile ilgili bir hazırlık yapar, onun hayatı ve eserleri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olur. Mülakatlarda söyleşmeye bağlı anlatım türü kullanılır.
    • Mülakat yazarı sorularını tarafsız bir bakış açısıyla önceden hazırlar.
    • Mülakatta açık ve yalın bir dil kullanılır.
    • Türk Edebiyatı'nda Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar Ki" adlı eseri mülakat türünün ilk örneğidir.

    Mülakat Türündeki Önemli Eserler

    Diyorlar Ki, Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal Paşa ile Mülakat / Ruşen Eşref Ünaydın
    Bugün De Diyorlar Ki / Hikmet Feridun Es
    Yahya Kemal'le Sohbetler / Sermet Sami Uysal
    Edebiyatçılarımız Konuşuyor / Yaşar Nabi Nayır
    Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar / Mustafa Baydar

    Not: Röportaj ile mülakatı karıştırmamak gerekir. Mülakat bir kişi ile soru-cevap şeklinde yapılan görüşmeye denir. Röportajlar da kişisel duygu ve değerlendirmelere de yer verirken, mülakatlarda her şey olduğu gibi aktarılır, mülakatı yapan kendi yorumlarını yazıya aktarmaz.
     
  8. Balako Well-Known Member

    Nutuk (Söylev)

    • Bir topluluk önünde bilgi vermek, bir sorunu tartışmak için yapılan çoşkulandırıcı, etkili ve inandırıcı konuşmalara nutuk (söylev, hitabet) denir.
    • Nutuk türünde konuşma yapan kişiye hatip (söylevci) denir.
    • Söylevler, siyasi, askeri, akademik, dinsel veya hukuksal olarak ayrılır.
    • Söylevlerin giriş bölümü kısa, çarpıcı ve vurgulu olmalıdır.
    • Hatipler konuşurken jest ve mimiklerin, vurgu ve tonlamalarına dikkat etmeli ve dinleyicinin nabzını tutmalıdır.
    • Söylevlerde konuşmacı, dinleyici kitlesini etkilemeyi, kendi düşüncesine çekmeyi amaçlar.
    • Söylevlerde dil, alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.
    • Söylevler inandırıcı, etkileyici ve çoşturucu olmalıdır.
    • "Perikles, Aiskhines, Demosthenes, Cicero, Bossuet" bu türün en tanınmış isimleridir.
    • Türk Edebiyatı'nda nutuk türünün ilk örneği Göktürk Hitabeleri'dir.
    • Mustafa Kemal ATATÜRK, Mehmet Akif ERSOY, Abdullah Suphi TANRIÖVER, Halide Edip ADIVAR önemli söylevcilerimizdendir.

    Nutuk Türündeki Önemli Eserler

    Nutuk / Mustafa Kemal ATATÜRK
    Gençliğe Hitabe / Mustafa Kemal ATATÜRK
    Göktürk Hitabeleri / Yollug Tigin
     
  9. Misafir Guest

    ne olur bunu bana bulun pazartesi son hocaya teslim etmem lazım
     

Sayfayı Paylaş