10.Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 158-162 EKOYAY

Konusu 'Edebiyat 10. Sınıf' forumundadır ve EmRe tarafından 27 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Arkadaşlar EKOYAY Türk Edebiyatı kitabı sayfa 158-162 arası yapamayanlar için yardımcı olur umarım.
    Not: Lütfen eksik veya hatalı gördüğünüz yerleri yorum ekleyerek belirtiniz.

    DİNİ-TASAVVUFİ TÜRK ŞİİRİ
    1.METİN

    İLAHİ
    a-Bilmek istersen seni
    a-Can içre ara canı
    a-Geç canından bul anı
    b-Sen seni bil sen seni

    c-Kim bildi ef'alini
    c-Ol bildi sıfatını
    c-Anda gördü zatını
    b-Sen seni bil sen seni

    d-Görünen sıfatındır
    d-Anı gören zatındır
    d-Gayri ne hacetindir
    b-Sen seni bil sen seni

    e-Kim ki hayrete var
    e-Nura müstağrak oldu
    e-Tevhid-i zatı buldu
    b-Sen seni bil sen seni

    f-Bayram sözünü bildi
    f-Bileni anda buldu
    f-Bulan ol kendi oldu
    b-Sen seni bil sen seni
    Hacı Bayram Veli

    1. İlahi adlı metnin ana duygusu “ilahi aşktır”. Tema dönemin tasavvuf düşüncesi ve şairin kişiliğini yansıtmaktadır.
    2. Hacı Bayram-ı Veli kendi özünü bilmiş yani yabancılaşmadan kurtularak aslına ulaşmış , ikilikten kurtulmuş ve tevhidi bulmuştur.Bu durumda O hem bilen hem de bilinen olmuştur.Bilen ve bilinen ikiliği kalkmış zati tevhid elde edilmiştir.Bulan yine Hacı Bayram-ı Veli’nin kendisi olmuştur.Bu dünyada gerçeği bulamayan kendi özüne ulaşamayan kimseler öbür dünyada karanlıkta kalacaklardır. turkeyarena.net Bu dünyada özüne yabancı kalan ahirette yabancılaşmanın bedelini ödeyecektir. Tabii olarak öze ulaşmanın birinci şartı İslam’ı tam olarak yaşamak ve bu şekilde nefsani duygulardan arınmaktır. İslamı tam olarak yaşamayan kimselerin öze dönmesi mümkün değildir. Kısaca öze dönüş yaşanarak elde edilir. Bir sufinin manevi olarak ilerlerken çeşitli makamlardan geçtiğini çeşitli gizli halleri öğrendiğini biliyoruz. Bunlar tamamen yaşanarak elde edilen tecrübelerdir. Hacı Bayram-ı Veli Hz.leri de bu manevi tecrübeleri kendi şiirinde bu şekilde anlatmaya çalışmıştır.

    AHENK UNSURLARI
    ölçü: 7’li hece ölçüsü
    Uyak: Aşağıda gösterilmiştir.
    redif: Aşağıda gösterilmiştir.
    Sese dayalı edebi sanatlar: “n” sesleriyle aliterasyon ve birimin son dizesiyle tekrir sanatı yapılmıştır.
    YAPI UNSURLARI
    Nazım birimi: dörtlük
    Nazım birimi sayısı: 5
    Uyak şeması: Aaab/cccb/dddb/eeeb/…
    Tema: İLAHİ AŞK
    Nazım türü: İLAHİ

    İLAHİ NAZIM TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ
    - Herhangi bir tarikatın izini taşımaksızın Allah'ı öven şiirlere denir.
    - Daima özel bir ezgi ile söylenir.
    - Divan şiirindeki tevhit ve münacaatın Halk Edebiyatındaki karşılığıdır.
    - En ünlü şairi Yunus Emre'dir.
    - Değişik tarikatlara göre "deme, nefes, ayin" gibi adlar alır.
    - Şekil olarak koşma biçimindedir. Yani dörtlüklerden oluşur.
    - Son dörtlükte şairin adı veya mahlası geçer.
    - Genelde 7'li hece ölçüsü kullanılır. Bazı ilahilerde aruz vezni kullanılmıştır. Aruz vezninin kullanıldığı ilahiler gazel şeklindedir.​

    NEFES
    a-Ey özün insan bilen
    b-Var edep öğren edep
    a-Ey edep erkân bilen
    b-Var edep öğren edep
    “bilen” redif “-an” tam uyak

    c-Edeptir asl-ı taat
    c-Küllî sıfat cümle zât
    c-Varlığın edebe sat
    b-Var edep öğren edep
    “at” tam uyak

    d-Gel Hakk’a olma asi
    d-Tâ gide gönlün pası
    d-Dört kitabın manası
    b-Var edep öğren edep

    e-Gaflet içinden uyan
    e-Edepsiz olma ey can
    e-Edeptir asl-ı iman
    b-Var edep öğren edep
    "an" tam uyak

    g-Kaygusuz Abdal uyan
    g-Aşkı bil aşka boyan
    g-Şöyle demiştir deyen
    b-Var edep öğren edep
    "n" yarım uyak

    Bazı Sözcüklerin Anlamları
    Erkân: Rükünler, esaslar, kaideler.
    Asl-ı taat: Kulluğun aslı, özü.
    Küllî sıfat cümle zât: Bütün vasıflar, tüm esaslar.
    Asl-ı iman: İmanın temeli.
    Hak: Doğru, gerçek, hakikat.
    Hakk: Allah Tealâ.​

    Sayfa 160
    4.
    AHENK UNSURLARI
    ölçü: 7’li hece ölçüsü
    Uyak: Yukarıda gösterilmiştir.
    redif: Yukarıda gösterilmiştir.
    Sese dayalı edebi sanatlar: “n” sesleriyle aliterasyon “e” sesleriyle asonans ve birimin son dizesiyle tekrir sanatı yapılmıştır.
    YAPI UNSURLARI
    Nazım birimi: dörtlük
    Nazım birimi sayısı: 5
    Uyak şeması: abab/cccb/dddb/eeeb/…
    Tema: İLAHİ AŞK
    Nazım türü: NEFES

    3.Etkinlik
    NEFES TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ
    -Bektaşî şairlerinin yazdıkları tasavvufî şiirlerdir.
    -Nefeslerde genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücut (varlığı birliği) kavramı anlatılır. Bunun yanı sıra Hz. Muhammet ve Hz. Ali için övgüler de söylenir.
    -Nefeslerde kalenderane ve alaycı bir üslûp göze çarpar.
    -Edebiyatımızda Pir Sultan Abdal nefesleriyle ünlüdür.
    5. Anlam ve ses kaynaşmasından oluşan birimler belli bir tema etrafında (ilahi aşk) etrafında bir araya getirilmiştir ve temayı verecek şekilde düzenlenmiştir. turkeyarena.net
    6. "canından geçmek", can içre canı aramak” anda zatını görmek” tevhid-i zat”, “nura müstağrak olmak” , özünü bilmek” külli sıfat, cümle zat”, varlığını ebede satmak” gaflet içinden uyanmak”,”aşka boyanmak” gibi kelime gruplarına dini-tasavvufi anlamlar yüklenmiştir.Bu söz grupları tasavvufi düşünceyi en iyi biçimde yansıtmak, anlamı pekiştirmek içindir.
    7. Metinlerdeki didaktik ögeler:
    - Can içre ara canı
    - Sen seni bil sen seni
    - Var edeb öğren edeb
    - Varlığını ebede sat
    - Gel olma Hakk’a asi
    - Gaflet içinden uyan
    - Aşkı bil aşka boyan
    - Edebdir imanın aslı
    Metinlerdeki didaktik unsurlar yalın, açık sade bir şekilde ifade edilmiştir.
    8. Metinlerin temaları öğretici bir ifade tarzıyla ele alınmıştır.
    9.Yunus Emre’nin ilahisi de Hacı Bayram-ı Veli’nin ilahisi de kullanılan imgeler, dil ve söyleyiş bakımından birbirine çok benzemektedir.Her ikisinde de açık, sade yalın bir dil kullanılmıştır. Her iki şiir de tasavvuf geleneğini yansıtmaktadır.
    10.
    Halk şiirine benzeyen yönleri
    - Dörtlük nazım birimi
    - Hece ölçüsü
    - Sade ve yalın halk dili
    - Uyak düzenleri
    - Kulak için kafiye anlayışı
    Divan şiirine benzeyen yönleri
    - Bent nazım birimi
    - Tasavvuf geleneği
    - İlahi aşk teması
     



  2. EmRe Well-Known Member

    Sayfa 161
    12. HACI BAYRAM-I VELİ
    - Ankara’da tarikat kurmuş bir bilgin ve şairdir.
    - İlahi ve şathiye tarzı birkaç şiiri günümüze kadar ulaşmıştır.
    - Sade ve coşkun bir dili vardır.
    - Hece ölçüsü yanında aruzu da kullanmıştır.
    KAYGUSUZ ABDAL
    -Asıl adı Alaaddin Gaybi’dir. “Sarayi” adını da kullanmıştır.
    - Efsaneye göre Alanya Beyi’nin oğlu iken tasavvufu tercih etmiştir.
    - Şiirlerinde Yunus Emre etkisi sezilir.
    - Hece ölçüsüyle ve sade bir dille ilahiler, nefesler ve şathiyeler ilginçtir. Aruzla da yazdığı şiirleri vardır.
    - Manzum ve mensur eserleri vardır.
    Manzum olanlar:
    - Gülistan
    - Minbernâme
    - Gevhernâme
    Mensur Olanlar:
    - Budalanâme
    - Kitâb-ı Miglate
    - Vücûdnâme
    14. Metnilerin yazılış amacı dini-tasavvufi düşünceyi yaymaktır.​

    ANLAMA-YORUMLAMA
    1. Efal: işler, ameller
    Sıfat:Arapça, özellik, nitelik, vasıf kalite gibi anlamlan olan bir kelime, mevsûftan ayrılmayan şeye sıfat denir. Bir şeyde sıfat bulunmadan, ona vasıflanmış (mevsûf) denmez, iki türlü sıfat vardır. 1)Sıfat-ı Fadaliyye: Hayat gibi zata ait sıfatlar onun dışındakilere ait sıfatlar.
    2) Sıfat-ı Fâdiliyye: Kerem gibi hem zat, hem de İlâhî sıfatlar için asıl olanı "Rahman" sıfatıdır. Zira bu sıfat, şümul ve alanı bakımından Allah isminin mukabilindendir. İkisi arasındaki fark; Rahman'ın umumu ile birlikte vasfiyye'nin zuhur yeriyken, Allah, ismiyye'nin zuhur yeridir.
    ZAT:ALLAH
    HAYRET:Hayret, derin düşünce ve Allah huzurunda, hakikat ehlinin ve ariflerin kalplerine gelen bir hâldir.
    TEVHÎD:Arapça, birleşmek demektir. Cürcanî, Allah'ın zâtını, akılla tasavvur olunan, zihni olarak hayal edilebilen herşeyden uzak tutmak, diye tarif eder. Yine ona göre, tevhîd üç şeyde olur: 1. Allah'ı rubûbiyetle tanımak, 2. Vahdaniyetle ikrar etmek, 3. Eş ve benzer olanları O'ndan nefyetmek
    iki çeşit tevhid vardır: 1. Kusûdî tevhîd : Sadece Allah'ı kastetmek istemek veya Allah'ın istediğini istemek. Yani kulun ve Allah'ın iradesinin bir noktada birleşmesine kusûdî tevhîd denir. Bu, kulun iradesini Hakk'ın irâdesinde eritmesi şeklinde de tanımlanır. 2. Şuhûdî tevhîd : Salikin vecd halinde masivayı terkederek sadece Hakk'ı görmesidir. Buna, vicdanî ve zevkî tevhid de denir.
    NUR:Arapça, ışık demektir. en-Nûr, Esma-yı Hüsna'dan biridir. Allah'ın zahir ismi ile tecellisine, nur denir. Kainattaki suretlerde ortaya çıkan vücuddur.
    EDEP:Arapça, iyi ahlak, güzel terbiye, utanma, zarafet, usluluk, insanlara kavlen, fi'len güzel davranışta bulunmaktan ibarettir. Cürcanî'ye göre, hatanın her çeşidinden sakınmayı bilmektir. Edeb'den, şeriat, hizmet ve Hakk'ın edebi anlaşılır, ilki, dinin zahirine, şekli unsurlarına tam anlamıyla riayet etmek, ikincisi hizmette ileri gitmekle birlikte yaptıklarını görmemek (yani kendine mal edip ucube düşmemek), üçüncüsü Allah'a ve kendine ait olanı bilmekdir. Mutasavvıflar, genelde iki türlü edeb kabul ederler: Birincisi şeklî, zahirî edeb ki; ameli riyadan, münafıklıktan, yağcılıktan korumaktır. İkincisi de batınî edebtir ki; kalpteki şehvet, itiraz, irâdede zayıflık vs. gibi olumsuz şeyleri temizlemekten ibarettir. Edebler sünnetleri güçlendirmek içindir. Sünnetler vacibleri, vacibler de farzları güçlendirir. Farzlar ise imanı korumak içindir.
    GAFLET:Kulun Allah'tan habersiz olması hali.
    AŞK:HAKİKİ AŞK ALLAH AŞKI…​

    Tasavvufi şiirde soyut düşüncenin bu tür sembollerle ifade edilmesinin sebebi duyularla algılanamayacak “varlık, yaradılış, ilâhî öz, bu dünya, öte dünya, sonsuzluk, yok olmak, ölümsüzlük” vb. kavramın açıklanmasını sağlamaktır. Sûfiler sembollerden, teorik ve pratik bilgi arasında bağ kurmak; maddeden mânâya, zâhirden bâtına, somuttan soyuta, kutsal olmayandan kutsala geçişi sağlamak; ortak duygu, düşünce, davranış modeli oluşturmak ve bunları ifade etmek; sûfi kimliğini paylaşmak vb. amaçlarla yararlanır ve özellikle “bilgi aktarma aracı olarak kullanırlar”…
    2. Hacı Bayram-ı Veli’nin burada iki senden bahsettiğini görüyoruz. Bunlardan birincisi nefs dediğimiz beşeri ‘BEN’ ,diğeri ruh dediğimiz ilahi ‘BEN’ dir. İnsanın Allah’tan kopup gelen ilahi yönüne ulaşması için nefsinden uzaklaşması, o yönünü aşması gerekir.
    Canından geçmekle insan kendi özüne ulaşır.Sen seni bil sen seni mısrası şu sözü hatırlatır; ‘Kendini bilen Rabbini bilir’.Zira insanın özü ilahi asla bağlıdır.Oradan gelmiş oraya dönecektir. Gaflet, Allah’ı unutup ondan habersiz yaşamak demektir. Böyle bir gafleti dağıtıp huzuru elde etmenin yolu, tahkiki imanı elde etmekle mümkündür.
    3. Metinlerin yazılış amacı Allah aşkını ifade etmek ve tasavvuf düşüncesini geniş halk kitlelerine ulaştırmak olduğundan konuşma diline yakın, yalın sade bir dil kullanılmıştır.
    4. Mutasavvıf şairlerin düşüncelerini şiirle dile getirmesinin sebepleri:
    - Sözlü edebiyat geleneği
    - Mutasavvıfların yüreklerindeki inanç ve coşkuyu dile getirecek en uygun türün şiir olması
    - Mutasavvıflar (örneğin Yunus Emre) derin ve yoğun düşüncelerin insanıdır. Yaşadığı dönemdeki halkın bilgi düzeyi bu yoğunluğu ve derinliği kavrayabilecek düzeyde değildi. Şifahi bir kültür vardı. Üstelik Yunus’un şiirlerinin muhatabı gönüllerdi. Gönüle hitap edebilecek tek dil ise, şiir dilidir. Yunus bir “sehl-i mümteni” ustalığıyla derin fikirleri halkın hayatından aldığı benzetme ve mecazlarla onların idrak seviyelerine göre anlatmayı başarmış bir bilge şairdir.
    - Şiirin insanlar tarafından kolay benimsenmesi ve hafızalarda kalma yani ezberlenebilme özelliği
    5. Allah aşkını en lirik şekilde etkileyici, yalın,sade şiirsel bir dille getirdikleri ve kendilerine mahsus bir ezgiyle söylendikleri için ilahi tarzındaki şiirler halk tarafından kolayca ezberlenip sevilmektedir.
    6. İlk bakışta yazılması kolay gibi görünen bu metinlerin yazmak ve anlamak için belli bir kültür birikimi olması gerekir.
    7. Bu metinlerde öğretici unsurlar ön plandadır. turkeyarena.net
    8. İlahi ve nefeslerin ezgisiyle okunması bu şiirlerin etkisini güçlendirmektedir.
    9. Dini-tasavvufi Türk şiirinde içerik özellikleri daha önemlidir.
    10.
    - Tasavvufi halk şiiri geleneğinde sanatsal kaygı ikinci planda tutulmuş, daha çok tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacı güdülmüştür. Bu yönüyle bu tür şiirlerde didaktik unsurlar ağır basmaktadır.
    - Toplumsal görev üstlenmesi
    - Temel kaynağının İslam dini ve tasavvuf düşüncesi olması
    11. Dinî tasavvufi halk şiiri, halk edebiyatı ile divan edebiyatı arasında bu iki edebiyatı birbirine yaklaştıran, her iki edebiyatın hitap ettiği ayrı ayrı zümreleri birleştiren bir edebiyat köprüsü vazifesini görmüştür.​

    Sayfa 162
    DEĞERLENDİRME
    1. Dini-tasavvufi şiirlerin yazılış amaçları
    - Tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacıyla yazılırlar.
    - Halkı aynı düşünce etrafında kenetlemek, onların hoşgörü içinde bir arada yaşamalarında kilit rol oynamak
    2. (Y)
    3. (Y)
    4. (D)
    5. nefes
    6. hem aruz hem hece
    7. (A)
    8. (C)​
     

Sayfayı Paylaş